عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ قَالَ: كُنَّا نَتَكَلَّمُ فِي الصَّلَاةِ، يُكَلِّمُ الرَّجُلُ صَاحِبَهُ وَهُوَ إِلَى جَنْبِهِ فِي الصَّلَاةِ، حَتَّى نَزَلَتْ: {وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ}، فَأُمِرْنَا بِالسُّكُوتِ وَنُهِينَا عَنِ الْكَلَامِ.
Zeyd İbnu Erkam (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Biz, namaz kılarken konuşurduk. Öyle ki herkes kendi yanındakine bir şeyler söyleyebilirdi. Derken şu âyet nazil oldu: 'Allah'ın divanına tam huşû ve tâatle durun' (Bakara 238). Böylece sükût etmekle emrolunduk ve konuşmaktan menedildik."