Kütüb-i Sitte

5406 numaralı hadis

عَنْ لَيْلَى بِنْتِ قَانِفٍ الثَّقَفِيَّةِ قَالَتْ: كُنْتُ فِيمَنْ غَسَّلَ أُمَّ كُلْثُومٍ بِنْتَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَ وَفَاتِهَا، فَكَانَ أَوَّلُ مَا أَعْطَانَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْحِقَاءَ، ثُمَّ الدِّرْعَ، ثُمَّ الْخِمَارَ، ثُمَّ الْمِلْحَفَةَ، ثُمَّ أُدْرِجَتْ بَعْدُ فِي الثَّوْبِ الْآخِرِ. قَالَتْ: وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَالِسٌ عِنْدَ الْبَابِ، مَعَهُ كَفَنُهَا، يُنَاوِلُنَاهَا ثَوْبًا ثَوْبًا.

Leyla Bintu Kânif es-Sakafiyye anlatıyor: "Ben, Ümmü Külsûm Binti Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı yıkayan kadınlar arasında idim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da kapının yanında idi. Yanında Ümmü Külsûm'un kefeni vardı; bize parça parça veriyordu. İlk verdiği parça izâr idi. Sonra gömleği (dır'), sonra başörtüsünü (hımâr), sonra göğüs örtüsünü (milhafe) verdi. Ümmü Külsûm sonra bir başka giysinin içine konuldu."

Kütüb-i Sitte 5406, Ebu Dâvud, Cenâiz 36, (3157).