Kütüb-i Sitte

5548 numaralı hadis

عَنْ هِلَالِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: سَمِعْتُ عَلِيًّا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَقُولُ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَخْرُجُ رَجُلٌ مِنْ وَرَاءِ النَّهْرِ يُقَالُ لَهُ الْحَارِثُ بْنُ حَرَّاثٍ، عَلَى مُقَدِّمَتِهِ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ مَنْصُورٌ، يُوَطِّئُ أَوْ يُمَكِّنُ لِآلِ مُحَمَّدٍ كَمَا مَكَّنَتْ قُرَيْشٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَجَبَ عَلَى كُلِّ مُؤْمِنٍ نَصْرُهُ، أَوْ قَالَ: إِجَابَتُهُ».

Hilâl İbnu Amr anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh'ı dinledim. Demişti ki: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Maverâünnehir'den bir adam çıkacak, ona el-Hâris İbnu Harrâs denecek. Ordusunun önünde Mansûr denen bir adam olacak. Bu zât Âl-i Muhammed için hazırlık yapacak veya hilafeti mümkün kılacaktır. Tıpkı Kureyş'in Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a imkân sağladığı gibi. Ona yardımcı olmak her mümine vâcip olmuştur veya ona icabet etmesi vâcip olmuştur.'"

Kütüb-i Sitte 5548, Ebu Davud, Mehdî 1, (2452).