عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: مَنِ اشْتَكَى مِنْكُمْ شَيْئًا أَوِ اشْتَكَاهُ أَخٌ لَهُ، فَلْيَقُلْ: رَبُّنَا اللَّهُ الَّذِي فِي السَّمَاءِ، تَقَدَّسَ اسْمُكَ، أَمْرُكَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، كَمَا رَحْمَتُكَ فِي السَّمَاءِ فَاجْعَلْ رَحْمَتَكَ فِي الْأَرْضِ، اغْفِرْ لَنَا حُوبَنَا وَخَطَايَانَا، أَنْتَ رَبُّ الطَّيِّبِينَ، أَنْزِلْ رَحْمَةً مِنْ رَحْمَتِكَ وَشِفَاءً مِنْ شِفَائِكَ عَلَى هَذَا الْوَجَعِ فَيَبْرَأُ.
Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: 'Sizden kim bir rahatsızlığa yakalanır veya bir kardeşi rahatsızlanırsa şöyle desin: Rabbünallâhüllezî fi's-semâi, tekaddese ismüke, emrüke fi's-semâi ve'l-ardı, kemâ rahmetüke fi's-semâi fec'al rahmeteke fi'l-ardı. İğfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbü't-tayyibîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike alâ hâze'l-veca'i fe yebreu.' (Rabbimiz, gökte olan Allah'tır. Senin ismin mukaddestir. Emrin gökte ve yerdedir. Rahmetin gökte olduğu gibi rahmetini yerde de kıl. Günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Sen iyilerin Rabbisin. Bu ağrı üzerine rahmetinden bir rahmet ve şifandan bir şifa indir de iyileşsin.)"