عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَخْبِرْنِي عَنِ الْهِجْرَةِ، فَقَالَ: «وَيْحَكَ، إِنَّ شَأْنَ الْهِجْرَةِ شَدِيدٌ، فَهَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ؟» قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: «فَهَلْ تُؤَدِّي صَدَقَتَهَا؟» قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: «فَاعْمَلْ مِنْ وَرَاءِ الْبِحَارِ، فَإِنَّ اللَّهَ لَنْ يَتِرَكَ مِنْ عَمَلِكَ شَيْئًا».
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Bir bedevi gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü! Bana hicretten haber ver!' dedi. Aleyhissalatu vesselam: 'Vah sana! O ağır bir iştir. Senin develerin var mı?' dedi. Adam, 'Evet!' deyince: 'Zekatlarını veriyor musun?' diye sordu. Adam yine 'Evet!' deyince: 'Öyleyse sen o uzaklarda kal ve çalış, zira Allah senin amelinden hiçbir şeyi eksiltmeyecektir.' buyurdu."