Kütüb-i Sitte

485 numaralı hadis

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: نَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ: {لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ} فِي قَوْلِ الرَّجُلِ: لَا وَاللَّهِ، وَبَلَى وَاللَّهِ. وَرُوِيَ عَنْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «هُوَ كَلَامُ الرَّجُلِ فِي بَيْتِهِ: كَلَّا وَاللَّهِ، وَبَلَى وَاللَّهِ». وَقَالَ مَالِكٌ: أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ فِي هَذِهِ أَنَّ اللَّغْوَ حَلِفُ الْإِنْسَانِ عَلَى الشَّيْءِ يَسْتَيْقِنُ أَنَّهُ كَذَلِكَ، ثُمَّ يُوجَدُ عَلَى غَيْرِ ذَلِكَ، فَلَا كَفَّارَةَ فِيهِ. وَالَّذِي يَحْلِفُ عَلَى الشَّيْءِ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ فِيهِ آثِمٌ كَاذِبٌ، لِيُرْضِيَ بِهِ أَحَدًا، أَوْ يَقْتَطِعَ بِهِ مَالًا، فَإِنَّ ذَلِكَ أَعْظَمُ مِنْ أَنْ تَكُونَ فِيهِ كَفَّارَةٌ.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Kur'ân'daki, 'Allah sizi (dil alışkanlığı olarak maksatsız yapılan) lağv yeminleriniz için müâheze etmez' ayeti, kişinin sözünde sıkça kullandığı 'vallahi evet', 'billahi hayır' gibi yeminleri için nâzil oldu." Yukarıdaki metin Buhârî'den alınmadır. Hadisi Ebu Dâvud, hem Hz. Peygamber'in (aleyhissalâtu vesselâm) sözü olarak hem de Hz. Aişe'nin (radıyallahu anhâ) sözü olarak iki şekilde rivayet etmiştir. İmam Mâlik, Muvatta'da bu hadisle ilgili olarak şunu söyler: "Bu mevzuda işittiğimin en güzeli şudur: Ayette geçen 'lağv', bir kimsenin öyle bildiği için bir şey hakkında yaptığı yemindir; ancak sonradan o şeyin bildiği gibi olmadığını anlar. Bu durumda yaptığı yemin için kefâret gerekmez. Ancak bir kimse de çıkıp günahkâr ve yalancı olduğunu bile bile, birilerini memnun etmek veya bir malı elde etmek için yemin ederse bu öylesine büyük bir günahtır ki bunun kefâreti yoktur."

Kütüb-i Sitte 485, Buhâri, Eyman 14, Tefsir, Maide 8; Ebu Dâvud, Eyman 7, (3254); Muvatta, Eyman 9, (2, 477).