Kütüb-i Sitte

750 numaralı hadis

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Hz. Musa (aleyhisselâm) son derece hayâ sahibi ve sıkı örtünen birisi idi. İstihyası (hayâ duygusunun fazlalığı) sebebiyle bedeninden hiçbir yer görülmezdi. Benî İsrail'den bazıları ona eziyette bulundu. Şöyle ki, bir gün aralarında: "Onun bu şekilde sıkı giyinmesine bedenindeki bir kusur sebep olmasın? Muhakkak ki o ya abraştır ya da debbelidir (hayasında şişme vardır) veya bir başka âfete mâruzdur" diye dedikodu yaptılar. Cenâb-ı Hak, Hz. Musa'yı bu dedikodularından tebrie etmek diledi. Yine bir gün Hz. Musa (aleyhisselâm), bir tenhada elbiselerini bir taş üzerine bırakıp tek başına suya girmiş, yıkanıyordu. Yıkanması tamam olunca giyinmek üzere çamaşırlarına doğru yürüdü. Tam bu sırada, üzerinde giyecekleri olduğu hâlde taş yuvarlanmaya başladı. Hz. Musa (aleyhisselâm) değneğini eline alıp taşı yakalamaya çalıştı. Bu sırada, "Elbisem ey kaya! Elbisem ey kaya!" diye de bağırıyordu. Taşın peşinden koşarken Benî İsrail'den bir cemaatin yanına kadar vardı. Hz. Musa'yı çıplak vaziyette gördüler; yaratılışça herkesten güzel ve kusursuz, dedikodulardan da berî idi. Kaya durdu. Hz. Musa (aleyhisselâm) çamaşırını alıp giydi. Sopasıyla taşa vurmaya başladı.' Ebu Hüreyre der ki: 'Allah'a kasem olsun, o taşta sopa darbeleri sebebiyle üç, dört veya beş tane darbe izi var.' Şu âyet bu hâdiseye işaret etmektedir: 'Ey iman edenler, siz de Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah indinde yüzlü (itibarlı) bir zât idi' (Ahzâb, 69)."

Kütüb-i Sitte 750, Buhârî, Gusl 20, Enbiya 27, Tefsir, Ahzâb 11, Müslim, Hayz 75 (339), zail, 55 (339); Tirmizî, Tefsir, Ahzâb (3219).