Kütüb-i Sitte

860 numaralı hadis

عَنْ أَبِي ذَرٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَسْجِدَ، فَقَالَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ، إِنَّ لِلْمَسْجِدِ تَحِيَّةً». قُلْتُ: وَمَا تَحِيَّتُهُ؟ قَالَ: «رَكْعَتَانِ تَرْكَعُهُمَا». قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَلْ أُنْزِلَ عَلَيْكَ شَيْءٌ مِمَّا كَانَ فِي صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى؟ قَالَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ، قَدْ أَفْلَحَ مَنْ تَزَكَّى» حَتَّى بَلَغَ: «إِنَّ هَذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَى، صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى». قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا كَانَتْ صُحُفُ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى؟ قَالَ: «كَانَتْ عِبَرًا كُلُّهَا: عَجِبْتُ لِمَنْ أَيْقَنَ بِالْمَوْتِ ثُمَّ يَفْرَحُ، عَجِبْتُ لِمَنْ أَيْقَنَ بِالنَّارِ كَيْفَ يَضْحَكُ، عَجِبْتُ لِمَنْ رَأَى الدُّنْيَا وَتَقَلُّبَهَا بِأَهْلِهَا ثُمَّ يَطْمَئِنُّ إِلَيْهَا، عَجِبْتُ لِمَنْ أَيْقَنَ بِالْقَدَرِ ثُمَّ يَنْصَبُ، عَجِبْتُ لِمَنْ أَيْقَنَ بِالْحِسَابِ ثُمَّ لَا يَعْمَلُ».

Ebû Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescidde iken huzuruna girdim. Bana: "Ey Ebu Zerr, mescide tahiyye (selâm vermek) gerekir" buyurdu. Ben: "Mescide verilecek selâm nedir?" diye sorunca: "(Girince) kılacağın iki rek'at namazdır" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuflarında olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?" diye sordum, şu cevabı verdi: "Ey Ebu Zerr! (Evet, şu mealdeki âyetler indi deyip okudu:) 'Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını (âhiretten) üstün tutarsınız. Hâlbuki âhiret daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki sahifelerde, İbrahim ile Musa'nın sahifelerinde de vardır' (A'lâ, 14-19)." Ben tekrar sordum: "Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın (aleyhimâsselâm) suhuflarında ne vardı?" "Bunlarda, dedi, hep ibretli şeyler vardı. (Meselâ şöyle denmişti): 'Ölümü görüp bildiği hâlde gamsız kedersiz yaşayana şaşarım. Cehenneme kesinlikle inandığı hâlde gülene şaşarım. İçinde yaşayanlarla birlikte dünyanın devamlı değiştiğini görüp de ondan tatmin bulana şaşarım. Kadere inanıp da (haram helâl ayrımı yapmadan hırsla mal peşinde) yorulana şaşarım. Âhiret hesabına inanıp da o maksatla çalışmayana şaşarım.'"

Kütüb-i Sitte 860, Rezîn ilâvesidir, ed-Dürrü'l-Mensürda (6, 341) daha uzun olarak kaydedilmiştir.