عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ أَنَّهُ قَالَ: كَانَ إِبْرَاهِيمُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوَّلَ النَّاسِ ضَيَّفَ الضَّيْفَ، وَأَوَّلَ النَّاسِ اخْتَتَنَ، وَأَوَّلَ النَّاسِ قَصَّ الشَّارِبَ، وَأَوَّلَ النَّاسِ رَأَى الشَّيْبَ، فَقَالَ: يَا رَبِّ، مَا هَذَا؟ فَقَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى: وَقَارٌ يَا إِبْرَاهِيمُ. فَقَالَ: يَا رَبِّ، زِدْنِي وَقَارًا. وَزَادَ رَزِينٌ: وَكَانَ يَوْمَئِذٍ ابْنَ عِشْرِينَ وَمِائَةِ سَنَةٍ، وَعَاشَ بَعْدَ ذَلِكَ ثَمَانِينَ سَنَةً.
Yahya İbnu Saîd'in anlattığına göre, Saîd İbnu'l-Müseyyeb'den (rahimehullah) şunu işitmiştir: "Hz. İbrahim (aleyhisselâm), misafir ağırlayan ilk kimse idi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi; bıyığını kesenlerin ilki, saçında aklık görenlerin ilki de o idi. Ak saçları görünce: 'Ya Rabbi, bu nedir?' diye sormuş; Rabbi de: 'Bu vakardır, ey İbrahim!' demiş. O da: 'Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!' diyerek duada bulunmuştur." Rezîn şunu ilave etmiştir: "Bu sırada Hz. İbrahim 120 yaşındaydı. Bundan sonra 80 yıl daha yaşadı."