عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، كَانَ يَقُولُ: كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَكْرَهُ عَشْرَ خِلَالٍ: الصُّفْرَةَ، يَعْنِي الْخَلُوقَ، وَتَغْيِيرَ الشَّيْبِ، وَجَرَّ الْإِزَارِ، وَالتَّخَتُّمَ بِالذَّهَبِ، وَالتَّبَرُّجَ بِالزِّينَةِ لِغَيْرِ مَحِلِّهَا، وَالضَّرْبَ بِالْكِعَابِ، وَالرُّقَى إِلَّا بِالْمُعَوِّذَاتِ، وَعَقْدَ التَّمَائِمِ، وَعَزْلَ الْمَاءِ لِغَيْرِ أَوْ غَيْرِ مَحِلِّهِ أَوْ عَنْ مَحِلِّهِ، وَفَسَادَ الصَّبِيِّ غَيْرَ مُحَرِّمِهِ.
İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) on şeyi sevmezdi: Sarı, yani halük; yaşlılıkla ortaya çıkan akların rengini değiştirme; izârın kibirle yerde sürünmesi; altın yüzük takmak; teberrüc, yani kadınların ziynetlerini yersiz olarak göstermesi; zar atmak; Muavvizeteyn'den başka bir şey okuyarak rukye yapmak; akdü't-temâim, yani muska bağlamak; suyu (meniyi) mahallinden başka yere atmak; çocuğu ifsad etmek. Resülullah bunları haram kılmaksızın mekruh sayardı."