عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا أَرْكَبُ الْأُرْجُوَانَ، وَلَا أَلْبَسُ الْمُعَصْفَرَ، وَلَا أَلْبَسُ الْقَمِيصَ الْمُكَفَّفَ بِالْحَرِيرِ». قَالَ: وَأَوْمَأَ الْحَسَنُ إِلَى جَيْبِ قَمِيصِهِ. قَالَ: وَقَالَ: «أَلَا وَطِيبُ الرِّجَالِ رِيحٌ لَا لَوْنَ لَهُ، أَلَا وَطِيبُ النِّسَاءِ لَوْنٌ لَا رِيحَ لَهُ».
İmrân İbnu Husayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Erguvanın üzerine oturmam, sarıya boyanmış elbiseyi giymem, ipekten kenar çekilmiş gömleği giymem.'" Râvi Hasan burada rivayeti keserek gömleğinin cebine işaret etti ve anlatmaya devam ederek Resûlullah'ın geri kalan sözlerini tamamladı: "Haberiniz olsun, erkeğin tîbi (sürünme maddesi) kokuludur, rengi yoktur; kadınların tîbi renklidir, kokusu yoktur." Râvilerden biri demiştir ki: "Bu yasak, kadının dışarı çıkma durumuyla ilgilidir. Evinde kocasının yanında olduğu takdirde istediği kokuyu sürünür."