حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَتَاهُ رَجُلاَنِ فِي فِتْنَةِ ابْنِ الزُّبَيْرِ فَقَالاَ إِنَّ النَّاسَ قَدْ ضُيِّعُوا، وَأَنْتَ ابْنُ عُمَرَ وَصَاحِبُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَمَا يَمْنَعُكَ أَنْ تَخْرُجَ فَقَالَ يَمْنَعُنِي أَنَّ اللَّهَ حَرَّمَ دَمَ أَخِي. فَقَالاَ أَلَمْ يَقُلِ اللَّهُ {وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ } فَقَالَ قَاتَلْنَا حَتَّى لَمْ تَكُنْ فِتْنَةٌ، وَكَانَ الدِّينُ لِلَّهِ، وَأَنْتُمْ تُرِيدُونَ أَنْ تُقَاتِلُوا حَتَّى تَكُونَ فِتْنَةٌ، وَيَكُونَ الدِّينُ لِغَيْرِ اللَّهِ. وَزَادَ عُثْمَانُ بْنُ صَالِحٍ عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي فُلاَنٌ، وَحَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَمْرٍو الْمَعَافِرِيِّ، أَنَّ بُكَيْرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَهُ عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنْ تَحُجَّ عَامًا وَتَعْتَمِرَ عَامًا، وَتَتْرُكَ الْجِهَادَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، وَقَدْ عَلِمْتَ مَا رَغَّبَ اللَّهُ فِيهِ قَالَ يَا ابْنَ أَخِي بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ إِيمَانٍ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَالصَّلاَةِ الْخَمْسِ، وَصِيَامِ رَمَضَانَ، وَأَدَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ. قَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَلاَ تَسْمَعُ مَا ذَكَرَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ {وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا} {إِلَى أَمْرِ اللَّهِ} {قَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ} قَالَ فَعَلْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ الإِسْلاَمُ قَلِيلاً، فَكَانَ الرَّجُلُ يُفْتَنُ فِي دِينِهِ إِمَّا قَتَلُوهُ، وَإِمَّا يُعَذِّبُوهُ، حَتَّى كَثُرَ الإِسْلاَمُ فَلَمْ تَكُنْ فِتْنَةٌ. قَالَ فَمَا قَوْلُكَ فِي عَلِيٍّ وَعُثْمَانَ قَالَ أَمَّا عُثْمَانُ فَكَأَنَّ اللَّهَ عَفَا عَنْهُ، وَأَمَّا أَنْتُمْ فَكَرِهْتُمْ أَنْ تَعْفُوا عَنْهُ، وَأَمَّا عَلِيٌّ فَابْنُ عَمِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَتَنُهُ. وَأَشَارَ بِيَدِهِ فَقَالَ هَذَا بَيْتُهُ حَيْثُ تَرَوْنَ.
Rivayete göre İbn Zübeyr fitnesi sırasında İbn Ömer'e iki adam gelip, "İnsanlar helak oldu. Sen Ömer'in oğlu ve Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem sahabisisin. Seni ortaya çıkmaktan alıkoyan nedir?" dediler. İbn Ömer, "Allah'ın kardeşimin kanını haram kılması beni alıkoyuyor." diye cevap verdi. İki adam, "Allah, 'Fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın!' buyurmadı mı?" dediler. İbn Ömer şöyle dedi: "Biz fitne kalmayıncaya ve din Allah'a ait oluncaya kadar savaştık. Siz ise fitne ortaya çıkıncaya ve din Allah'tan başkasına ait oluncaya kadar savaşmak istiyorsunuz." Osman b. Salih, İbn Vehb'den rivayete şunu da ekledi: Bana bir kimse ile Hayve b. Şüreyh, Bekir b. Amr el-Meâfirî'den haber verdi. Bükeyr b. Abdullah'ın Nâfi'den naklettiğine göre bir adam İbn Ömer'e gelerek, "Ey Ebû Abdurrahman! Seni bir yıl hac, bir yıl umre yapmaya ve Allah azze ve celle yolunda cihadı terk etmeye sevk eden nedir? Oysa Allah'ın cihada ne kadar teşvik ettiğini biliyorsun." dedi. İbn Ömer, "Ey kardeşimin oğlu! İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'a ve Resulüne iman etmek, beş vakit namazı kılmak, ramazan orucunu tutmak, zekâtı vermek ve Beyt'i haccetmek." dedi. Adam, "Ey Ebû Abdurrahman! Allah'ın kitabında zikrettiği, 'Müminlerden iki grup birbiriyle savaşırsa aralarını düzeltin', 'Allah'ın emrine dönünceye kadar' ve 'Fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın' ayetlerini işitmiyor musun?" dedi. İbn Ömer şöyle cevap verdi: "Biz bunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaptık. O sırada İslam'ın mensupları azdı. Kişi dini yüzünden fitneye uğratılır, ya öldürülür ya da kendisine işkence edilirdi. Nihayet Müslümanlar çoğaldı ve fitne kalmadı." Adam, "Ali ve Osman hakkındaki görüşün nedir?" diye sordu. İbn Ömer, "Osman'a gelince, Allah onu affetmiş gibidir; fakat siz onun affedilmesini istemediniz. Ali'ye gelince, o Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem amcasının oğlu ve damadıdır." dedi. Sonra eliyle işaret ederek, "İşte gördüğünüz yerdeki ev onundur." dedi.