حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ غَزَوْنَا جَيْشَ الْخَبَطِ وَأُمِّرَ أَبُو عُبَيْدَةَ فَجُعْنَا جُوعًا شَدِيدًا فَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا مَيِّتًا لَمْ يُرَ مِثْلُهُ يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ عَظْمًا مِنْ عِظَامِهِ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Habat ordusuyla gazaya çıktık. Başımıza Ebû Ubeyde kumandan tayin edilmişti. Şiddetli bir açlığa düştük. Derken deniz, benzeri görülmemiş, Anber denilen ölü bir balığı kıyıya attı. Yarım ay boyunca ondan yedik. Ebû Ubeyde, balığın kemiklerinden birini aldı; bir süvari onun altından geçti.