حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، أَنَّ ابْنَ خَبَّابٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ كَانَ غَائِبًا، فَقَدِمَ فَقُدِّمَ إِلَيْهِ لَحْمٌ. قَالَ وَهَذَا مِنْ لَحْمِ ضَحَايَانَا. فَقَالَ أَخِّرُوهُ لاَ أَذُوقُهُ. قَالَ ثُمَّ قُمْتُ فَخَرَجْتُ حَتَّى آتِيَ أَخِي قَتَادَةَ ـ وَكَانَ أَخَاهُ لأُمِّهِ، وَكَانَ بَدْرِيًّا ـ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ إِنَّهُ قَدْ حَدَثَ بَعْدَكَ أَمْرٌ.
Kasım'dan rivayete göre İbn Habbab, kendisine Ebu Said'i şu hadisi naklederken dinlediğini haber vermiştir: "Ebu Said bir seferinde evinden uzakta idi. Seferden geri döndü. Ona bir et takdim edilerek: Bu bizim kestiğimiz kurbanlıkların etlerindendir, dediler. O: Bunu geri çekiniz. Ben onun tadına bakmam, dedi. Ebu Said dedi ki: Sonra kalkıp çıktım ve nihayet kardeşim Katade'nin yanına kadar vardım. Katade onun anne bir kardeşi olup Bedir'e katılan ashabdandı. Bunu ona nakledince o: Senden sonra yeni bir hal meydana geldi, dedi."