حَدَّثَنِي عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قُلْتُ لِلأَسْوَدِ هَلْ سَأَلْتَ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا يُكْرَهُ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ فَقَالَ نَعَمْ قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ قَالَتْ نَهَانَا فِي ذَلِكَ أَهْلَ الْبَيْتِ أَنْ نَنْتَبِذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ. قُلْتُ أَمَا ذَكَرْتِ الْجَرَّ وَالْحَنْتَمَ قَالَ إِنَّمَا أُحَدِّثُكَ مَا سَمِعْتُ، أَفَأُحَدِّثُ مَا لَمْ أَسْمَعْ
İbrahim'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben el-Esved'e: Müminlerin annesi Aişe'ye, içinde nebiz (şıra) yapılması mekruh olan kaplara dair bir soru sordun mu, dedim. O: Evet. Ben: Ey müminlerin annesi! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hangi kaplarda nebiz (şıra) yapılmasını nehyetti, diye sordum, dedi. O: Allah Resulü bize, yani ehl-i beytine, dubba (denilen kabak) ve müzeffet denilen (zift ile sırlanmış) kaplarda nebiz (şıra) yapmamızı nehyetti, dedi. Ben ona: O, testi ile el-hantem denilen testi türünü söz konusu etmedi mi, diye sordum. O da bana: Ben sana duyduğum şekilde hadisi naklediyorum. Sana duymadığımı hadis diye nakledebilir miyim, dedi."