حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ بْنَ سَعْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، يُحَدِّثُ سَعْدًا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمْ بِالطَّاعُونِ بِأَرْضٍ فَلاَ تَدْخُلُوهَا، وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا فَلاَ تَخْرُجُوا مِنْهَا ". فَقُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَهُ يُحَدِّثُ سَعْدًا وَلاَ يُنْكِرُهُ قَالَ نَعَمْ.
İbrahim b. Sa'd'dan, dedi ki: Ben Usame b. Zeyd'i Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dediğine dair hadisi naklederken dinledim: "Sizler bir yerde Taun hastalığının çıktığını işitirseniz oraya girmeyiniz. Eğer sizin bulunduğunuz yerde o hastalık baş gösterirse oradan çıkıp gitmeyiniz." Ben (ravilerden Habib b. Ebi Sabit), İbrahim b. Sa'd'e: Sen Usame'yi bu hadisi (baban) Sa'd'e naklederken dinledin ve o da bunu reddetmiyordu, öyle mi, dedim. O: Evet, dedi.