حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُيَيْنَةَ، يَقُولُ أَوَّلُ مَنْ حَدَّثَنَا بِهِ ابْنُ جُرَيْجٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي آلُ، عُرْوَةَ عَنْ عُرْوَةَ، فَسَأَلْتُ هِشَامًا عَنْهُ فَحَدَّثَنَا عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُحِرَ حَتَّى كَانَ يَرَى أَنَّهُ يَأْتِي النِّسَاءَ وَلاَ يَأْتِيهِنَّ. قَالَ سُفْيَانُ وَهَذَا أَشَدُّ مَا يَكُونُ مِنَ السِّحْرِ إِذَا كَانَ كَذَا. فَقَالَ " يَا عَائِشَةُ أَعَلِمْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ أَفْتَانِي فِيمَا اسْتَفْتَيْتُهُ فِيهِ، أَتَانِي رَجُلاَنِ فَقَعَدَ أَحَدُهُمَا عِنْدَ رَأْسِي، وَالآخَرُ عِنْدَ رِجْلَىَّ، فَقَالَ الَّذِي عِنْدَ رَأْسِي لِلآخَرِ مَا بَالُ الرَّجُلِ قَالَ مَطْبُوبٌ. قَالَ وَمَنْ طَبَّهُ قَالَ لَبِيدُ بْنُ أَعْصَمَ، رَجُلٌ مِنْ بَنِي زُرَيْقٍ حَلِيفٌ لِيَهُودَ، كَانَ مُنَافِقًا. قَالَ وَفِيمَ قَالَ فِي مُشْطٍ وَمُشَاقَةٍ. قَالَ وَأَيْنَ قَالَ فِي جُفِّ طَلْعَةٍ ذَكَرٍ، تَحْتَ رَعُوفَةٍ، فِي بِئْرِ ذَرْوَانَ ". قَالَتْ فَأَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْبِئْرَ حَتَّى اسْتَخْرَجَهُ فَقَالَ " هَذِهِ الْبِئْرُ الَّتِي أُرِيتُهَا، وَكَأَنَّ مَاءَهَا نُقَاعَةُ الْحِنَّاءِ، وَكَأَنَّ نَخْلَهَا رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ ". قَالَ فَاسْتُخْرِجَ، قَالَتْ فَقُلْتُ أَفَلاَ أَىْ تَنَشَّرْتَ. فَقَالَ " أَمَا وَاللَّهِ فَقَدْ شَفَانِي، وَأَكْرَهُ أَنْ أُثِيرَ عَلَى أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ شَرًّا ".
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e büyü yapılmıştı. Öyle ki o, hanımlarına yaklaşmadığı halde onda onlara yaklaştığı izlenimi olurdu. Ravilerden Süfyan dedi ki: İşte bu, böyle olduğu takdirde sihirden dolayı en şiddetli rahatsızlık olur. Allah Rasulü: Ey Aişe! Allah'ın, benim kendisinden hakkında fetva sorduğum hususta bana fetva verdiğini biliyor musun? Bana iki adam geldi. Onlardan birisi başımın yanında, diğeri de ayaklarımın yanında oturdu. Başımın yanında oturan kişi diğerine: Bu adamın hâli nedir, diye sordu. O: Ona büyü yapılmıştır, dedi. Öbürü: Peki ona kim büyü yaptı, diye sordu. O: Yahudiler ile antlaşmalı Zureyk oğullarından bir adam olan Lebid b. el-A'sam, dedi. O da münafıktı. Sihri neyin içinde yapmış, diye sordu. O: Bir tarakta ve taranırken dökülen saçlarda, dedi. Bu sihir nerede, diye sordu. O: Zervan kuyusunda, büyükçe bir taşın altında, erkek hurma çiçeğinin kurumuş kapçığında, dedi. Aişe dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kuyuya gitti ve sonunda onu çıkardı. Daha sonra: İşte bana gösterilmiş olan kuyu budur. Onun suyu sanki kına ıslatılmış su gibi idi ve sanki etrafındaki hurma ağaçlarının başları da şeytanların başları gibidir, buyurdu. Sihir çıkarıldı. Aişe dedi ki: Ben: Sihirden kurtulmak için sana ilaç verilmedi mi, diye sordum. O şöyle dedi: Buna gelince, Allah'a yemin ederek söylüyorum ki Allah bana şifa vermiş bulunuyor ve ben insanlardan herhangi bir kimsenin aleyhine şerri harekete getirmek istemiyorum."