حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، وَعَبْدِ الْحَمِيدِ، صَاحِبِ الزِّيَادِيِّ وَعَاصِمٍ الأَحْوَلِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ قَالَ خَطَبَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ فِي يَوْمٍ رَدْغٍ، فَلَمَّا بَلَغَ الْمُؤَذِّنُ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ. فَأَمَرَهُ أَنْ يُنَادِيَ الصَّلاَةُ فِي الرِّحَالِ. فَنَظَرَ الْقَوْمُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ فَقَالَ فَعَلَ هَذَا مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ وَإِنَّهَا عَزْمَةٌ.
Abdullah bin Hâris'ten şöyle nakledilmiştir: "İbn Abbas, yağmur yüzünden yolların çamur olduğu bir günde bize hutbe okudu. Müezzin 'Hayye ale's-salâh' sözüne gelince ona, 'Namazı konakladığınız yerde kılın,' diye seslenmesini emretti. Orada bulunanlar birbirlerine baktılar. Bunun üzerine İbn Abbas, 'Benden daha hayırlı biri böyle yapmıştı. Cuma namazı bağlayıcı bir emirdir,' dedi."