حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفٌ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَفِّي بَيْنَ كَفَّيْهِ التَّشَهُّدَ، كَمَا يُعَلِّمُنِي السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ. وَهْوَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْنَا، فَلَمَّا قُبِضَ قُلْنَا السَّلاَمُ. يَعْنِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
İbn Mes'ud'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, elim onun iki eli arasında olduğu halde, Kur'an'dan bir sureyi öğretircesine bana teşehhüdü şöylece öğretti: et-Tahiyyatu lillahi vessalavatu vettayyibat; esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh; esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihin. Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluh: Bütün esenlik dilekleri, güzel dualar ve övgüler yalnız Allah'ındır. Ey Nebi! Selam sana, Allah'ın rahmetleri ve bereketleri de üzerine olsun. Selam bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür. Allah Rasulü aramızdayken biz böyle derdik. Ama ruhu kabzedildikten sonra esselamu alennebiyyi demeye başladık." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Eli tutup yakalamak, musafahanın ileri derecesidir. İlim adamlarına göre bu müstehaptır. Ama elin öpülmesi hususunda görüş ayrılıkları vardır. Malik hem bunu hem de bu hususta gelen rivayetleri kabul etmemiştir. Başkaları ise el öpmeyi caiz kabul etmiş ve Ömer'den gelen şu rivayeti delil göstermişlerdir: "Düşmanın önünden kaçtıkları gazadan Medine'ye geri döndüklerinde, biz savaş kaçkınlarıyız, demişlerdi. Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: Hayır, aksine sizler taktik gereği geri çekilip tekrar hücum edenlersiniz. Ben müminlerin kendisine sığındığı birliğim, buyurdu. Ömer dedi ki: Biz de onun elini öptük." İbn Battal devamla dedi ki: "Ebu Lübabe, Ka'b İbn Malik ve iki arkadaşı, Allah tevbelerini kabul edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini öpmüştür." Bunu el-Ebheri zikretmiş bulunmaktadır. Ebu Ubeyde de Medine'ye geldiğinde Ömer radıyallahu anhın elini öpmüştü. Zeyd İbn Sabit de İbn Abbas'ın bineğinin özengisini tutunca İbn Abbas onun elini öpmüştü. el-Ebheri dedi ki: Malik'in el öpmeyi mekruh görmesi, tekebbür ve kendisini azametli görmek suretinde olması halindedir. Ama dinine bağlılığı, ilmi ya da şerefi dolayısıyla Allah'a yakınlık isteği ile bir kimsenin elini öperse bu caizdir. İbn Battal dedi ki: Tirmizi'nin Safvan İbn Assal yoluyla gelen hadisteki rivayetine göre: "İki Yahudi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip ona dokuz alamete dair soru sordular..." hadisini zikretmekte ve hadisin sonunda: "İki Yahudi onun elini, ayağını öptüler" denilmektedir. Tirmizi de: Bu hasen, sahih bir hadistir, demiştir. Derim ki: İbn Ömer hadisini Buhari el-Edebü'l-Müfred'de ve Ebu Davud rivayet etmişlerdir. Ebu Lübabe ile ilgili hadisi Beyhaki ed-Delail'de ve İbnü'l-Mukri rivayet etmişlerdir. Ka'b ve iki arkadaşına dair hadisi İbnü'l-Mukri, Ebu Ubeyde ile ilgili hadisi Cami'inde Süfyan, İbn Abbas ile ilgili hadisi Taberi ve İbnü'l-Mukri, Safvan ile ilgili hadisi de Nesai, İbn Mace ve sahih olduğunu belirterek el-Hakim rivayet etmişlerdir. Hafız Ebu Bekir İbnü'l-Mukri, bizim de sema yoluyla aldığımız "el öpme"ye dair bir cüz toplamış olup bunda pek çok hadis ve eseri kaydetmiş bulunmaktadır. Bu husustaki hadislerin en ceyyidlerinden birisi de ez-Zari el-Abdi ile ilgili hadistir. Bu zat Abdülkays heyetinde bulunuyordu. O şöyle demiştir: "Biz kaldığımız yerlerden alelacele gidip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini ve ayağını öpmeye koyulduk." Üsame İbn Şerik rivayet ettiği hadiste şöyle demektedir: "Kalkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini öptü." Hadisin senedi kavidir. Cabir'in rivayet ettiği hadiste de "Ömer kalkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini öptü" demektedir. Nevevi dedi ki: Bir adamın zahitliği ve salih bir kimse oluşu sebebiyle yahut ilmi, şerefi, kendisini haramlardan koruması ve buna benzer dinî sebepler için elini öpmek mekruh değildir, hatta müstehaptır. Eğer zenginliği, gücü kuvveti ya da dünya ehli nezdindeki makam ve mevkii dolayısıyla olursa ileri derecede mekruhtur. Ebu Said el-Mütevelli ise: Caiz olmaz, demiştir.