Sahih-i Buhârî

6288 numaralı hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ،‏.‏ وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةٌ فَلاَ يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ ‏"‏‏.‏

Abdullah r.a.'dan rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Üç kişi beraber oldukları takdirde, üçüncüsünü dışarıda bırakarak ikisi kendi aralarında gizlice konuşmasın." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Üçüncüyü dışarıda tutarak iki kişi kendi arasında gizlice konuşmaz." Yani bu iki kişi kendi aralarında gizlice konuşmamalıdırlar. Yüce Allah: "Ey iman edenler! Birbirinizle gizlice konuştuğunuz zaman günah, düşmanlık ve Nebi'ye isyan ile fısıldaşmayın... O hâlde müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Mücadele, 9-10) Bu iki ayeti zikretmekle, hadisin mefhumundan caiz olduğu anlaşılan gizlice konuşmanın, günah ve düşmanlık hakkında olmaması kaydı ile caiz olduğuna işaret etmektedir. "Ve Yüce Allah'ın: 'Ey iman edenler! Rasule gizli bir şey söyleyecek olursanız, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin... Allah her yaptığınızdan haberdardır.' (Mücadele, 12-13) buyruğu." Tirmizi, Ali'den bu buyruğun neshedildiğine dair hadis rivayet etmiştir. Süfyan İbn Uyeyne de Cami'inde Asım el-Ahvel'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Bu ayet nazil olunca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile gizlice konuşacak bir kimse mutlaka bir sadaka verirdi. Onunla gizlice ilk konuşan kişi Ali İbn Ebi Talib olmuştu. Bunun için de bir dinar sadaka vermişti. Daha sonra bu hususta ruhsat bildiren: "Mademki yapmadınız -ki Allah tevbenizi kabul etmiş bulunuyor- o hâlde..." (Mücadele, 13) buyruğu ile ruhsat nazil oldu. Bu hadis, ravileri sika olan mürsel bir hadistir. Nebi'ye merfu olarak bir başka şekilde Ali'den de rivayet edilmiştir. Bunu Tirmizi, sahih olduğunu belirterek, İbn Hibban ve İbn Merduye, Ali İbn Alkame yoluyla Ali'den rivayet etmiştir. Buna göre Ali r.a. dedi ki: "Bu ayet nazil olunca, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: 'Ne dersin, bir dinar sadaka versinler mi?' dedi. Ben: 'Buna güçleri yetmez.' dedim. Bu sefer: 'Yarım dinar hakkında ne dersin?' dedi. Ben: 'Buna da güçleri yetmez.' dedim. 'O hâlde ne kadar olsun?' diye sordu. Ben: 'Bir arpa ağırlığı kadar.' dedim. Allah Resulü: 'O, pek az bir miktardır.' dedi. Daha sonra 'Mademki çekindiniz...' ayeti nazil oldu. Ali: 'Benim sayemde bu ümmetin yükü hafifletildi.' dedi."

Sahih al Bukhari 6288