حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ حِينَ يَشْرَبُهَا وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَالتَّوْبَةُ مَعْرُوضَةٌ بَعْدُ ".
Ebu Hureyre r.a.'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zina eden kimse, zina ettiği sırada mümin olduğu halde zina edemez. Hırsızlık eden kişi de hırsızlık yaparken mümin olduğu halde hırsızlık yapamaz. İçki içen, içki içerken mümin olduğu halde içemez. O bu günahları işledikten sonra tövbe (kapısı) hâlâ önündedir."