وَحَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَمْرٍو الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ عُمَرَ الْجُمَحِيُّ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " حَوْضِي مَسِيرَةُ شَهْرٍ وَزَوَايَاهُ سَوَاءٌ وَمَاؤُهُ أَبْيَضُ مِنَ الْوَرِقِ وَرِيحُهُ أَطْيَبُ مِنَ الْمِسْكِ وَكِيزَانُهُ كَنُجُومِ السَّمَاءِ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلاَ يَظْمَأُ بَعْدَهُ أَبَدًا " . قَالَ وَقَالَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ أَبِي بَكْرٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي عَلَى الْحَوْضِ حَتَّى أَنْظُرَ مَنْ يَرِدُ عَلَىَّ مِنْكُمْ وَسَيُؤْخَذُ أُنَاسٌ دُونِي فَأَقُولُ يَا رَبِّ مِنِّي وَمِنْ أُمَّتِي . فَيُقَالُ أَمَا شَعَرْتَ مَا عَمِلُوا بَعْدَكَ وَاللَّهِ مَا بَرِحُوا بَعْدَكَ يَرْجِعُونَ عَلَى أَعْقَابِهِمْ " . قَالَ فَكَانَ ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ أَنْ نَرْجِعَ عَلَى أَعْقَابِنَا أَوْ أَنْ نُفْتَنَ عَنْ دِينِنَا
Bize Dâvûd b. Amr Ed-Dabbî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Nâfi b. Ömer El-Cümahî, İbn Ebî Müleyke'den rivayet etti. Abdullah b. Amr b. Âs şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): «Havzım bir aylık yol mesafesindedir. Onun köşeleri birbirine eşittir. Suyu gümüşten daha beyaz, kokusu miskten daha güzeldir. Bardakları gökyüzünün yıldızları gibidir. Ondan kim içerse bir daha ebediyen susamaz.» buyurdular. Esmâ bint Ebî Bekir de Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu söyledi: «Ben havzın başında olacağım ve sizden bana gelenleri göreceğim. Bazı insanlar benden önce alıkonulacak. Ben: Ey Rabbim! Onlar bendendir ve benim ümmetimdendir, diyeceğim. Bana: Senden sonra neler yaptıklarının farkında değil misin? Vallahi onlar senden sonra gerisin geri dönmekten vazgeçmediler, denilecek.» Ravi dedi ki: İbn Ebî Müleyke şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Gerisin geri dönmekten veya dinimiz hususunda fitneye düşürülmekten sana sığınırız.»