Sahih-i Müslim

3508 numaralı hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرٌ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ - عَنِ الْجَعْدِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ بِأَهْلِهِ - قَالَ - فَصَنَعَتْ أُمِّي أُمُّ سُلَيْمٍ حَيْسًا فَجَعَلَتْهُ فِي تَوْرٍ فَقَالَتْ يَا أَنَسُ اذْهَبْ بِهَذَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْ بَعَثَتْ بِهَذَا إِلَيْكَ أُمِّي وَهْىَ تُقْرِئُكَ السَّلاَمَ وَتَقُولُ إِنَّ هَذَا لَكَ مِنَّا قَلِيلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ - قَالَ - فَذَهَبْتُ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنَّ أُمِّي تُقْرِئُكَ السَّلاَمَ وَتَقُولُ إِنَّ هَذَا لَكَ مِنَّا قَلِيلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ضَعْهُ - ثُمَّ قَالَ - اذْهَبْ فَادْعُ لِي فُلاَنًا وَفُلاَنًا وَفُلاَنًا وَمَنْ لَقِيتَ ‏"‏ ‏.‏ وَسَمَّى رِجَالاً - قَالَ - فَدَعَوْتُ مَنْ سَمَّى وَمَنْ لَقِيتُ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ عَدَدَ كَمْ كَانُوا قَالَ زُهَاءَ ثَلاَثِمِائَةٍ ‏.‏ وَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا أَنَسُ هَاتِ التَّوْرَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَدَخَلُوا حَتَّى امْتَلأَتِ الصُّفَّةُ وَالْحُجْرَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لِيَتَحَلَّقْ عَشَرَةٌ عَشَرَةٌ وَلْيَأْكُلْ كُلُّ إِنْسَانٍ مِمَّا يَلِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا - قَالَ - فَخَرَجَتْ طَائِفَةٌ وَدَخَلَتْ طَائِفَةٌ حَتَّى أَكَلُوا كُلُّهُمْ ‏.‏ فَقَالَ لِي ‏"‏ يَا أَنَسُ ارْفَعْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَرَفَعْتُ فَمَا أَدْرِي حِينَ وَضَعْتُ كَانَ أَكْثَرَ أَمْ حِينَ رَفَعْتُ - قَالَ - وَجَلَسَ طَوَائِفُ مِنْهُمْ يَتَحَدَّثُونَ فِي بَيْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ وَزَوْجَتُهُ مُوَلِّيَةٌ وَجْهَهَا إِلَى الْحَائِطِ فَثَقُلُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَى نِسَائِهِ ثُمَّ رَجَعَ فَلَمَّا رَأَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ رَجَعَ ظَنُّوا أَنَّهُمْ قَدْ ثَقُلُوا عَلَيْهِ - قَالَ - فَابْتَدَرُوا الْبَابَ فَخَرَجُوا كُلُّهُمْ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَرْخَى السِّتْرَ وَدَخَلَ وَأَنَا جَالِسٌ فِي الْحُجْرَةِ فَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ يَسِيرًا حَتَّى خَرَجَ عَلَىَّ ‏.‏ وَأُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَرَأَهُنَّ عَلَى النَّاسِ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ وَلَكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَادْخُلُوا فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلاَ مُسْتَأْنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏.‏ قَالَ الْجَعْدُ قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ أَنَا أَحْدَثُ النَّاسِ عَهْدًا بِهَذِهِ الآيَاتِ وَحُجِبْنَ نِسَاءُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ca‘fer, yani İbn Süleyman, Ca‘d Ebû Osman'dan, o da Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. Enes şöyle dedi: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlendi ve ailesiyle zifafa girdi. Annem Ümmü Süleym hays yaparak onu bir taş çanağa koydu ve: “Ey Enes! Bunu Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) götür ve: Annem bunu sana gönderdi, sana selâm ediyor ve ‘Ey Allah'ın Resûlü! Bu, bizden sana az bir ikramdır.’ diyor, de!” dedi. Ben de onu Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) götürerek: “Annem sana selâm ediyor ve ‘Ey Allah'ın Resûlü! Bu, bizden sana az bir ikramdır.’ diyor.” dedim. Resûlullah: “Onu bırak!” buyurdu. Sonra: “Git; falanı, falanı ve falanı, bir de karşılaştığın kimseleri benim için davet et!” buyurdu ve birtakım adamların adlarını söyledi. Ben de adlarını söylediklerini ve karşılaştığım kimseleri davet ettim.» Râvi dedi ki: Enes'e, «Kaç kişiydiler?» diye sordum. «Üç yüz kadar.» cevabını verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Ey Enes! Çanağı getir!» buyurdu. İnsanlar içeri girdiler; nihayet sofa ile oda doldu. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onar kişilik halkalar oluştursunlar ve herkes önünden yesin!» buyurdu. Onlar da doyuncaya kadar yediler. Bir grup çıkıyor, başka bir grup giriyordu. Nihayet hepsi yediler. Sonra bana: «Ey Enes! Kaldır!» buyurdu. Ben de kaldırdım. Çanağı bıraktığım sırada mı, yoksa kaldırdığım sırada mı daha çok yemek vardı, bilmiyorum. İçlerinden bazı gruplar Resûlullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinde oturup konuşmaya devam ettiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturuyor, hanımı da yüzünü duvara çevirmiş bulunuyordu. Bu kimseler Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ağır geldiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dışarı çıkarak hanımlarına selâm verdi, sonra geri döndü. Resûlullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geri döndüğünü görünce kendisine ağır geldiklerini anladılar. Hemen kapıya yönelerek hepsi çıktılar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi, perdeyi saldı ve içeri girdi. Ben ise odada oturuyordum. Çok geçmeden yanıma çıktı. Bu âyet indirilmişti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dışarı çıkarak onu insanlara okudu: “Ey iman edenler! Nebî'nin evlerine, yemeğin pişmesini beklemeksizin, size izin verilmedikçe girmeyin. Fakat davet edildiğiniz zaman girin; yemeği yediğinizde dağılın ve söze dalıp oyalanmayın. Çünkü bu hâliniz Nebî'yi incitiyordu...” Âyetin sonuna kadar okudu. Ca‘d dedi ki: Enes b. Mâlik şöyle söyledi: «Bu âyetlerin inişini insanların en son hatırlayanı benim. Nebî'nin hanımları da perde arkasına alındılar.»

Sahih Muslim 3508