وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، جَمِيعًا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ بَكْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَاللَّفْظُ، لَهُمَا - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ لَمَّا بُنِيَتِ الْكَعْبَةُ ذَهَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَعَبَّاسٌ يَنْقُلاَنِ حِجَارَةً فَقَالَ الْعَبَّاسُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم اجْعَلْ إِزَارَكَ عَلَى عَاتِقِكَ مِنَ الْحِجَارَةِ . فَفَعَلَ فَخَرَّ إِلَى الأَرْضِ وَطَمَحَتْ عَيْنَاهُ إِلَى السَّمَاءِ ثُمَّ قَامَ فَقَالَ " إِزَارِي إِزَارِي " . فَشَدَّ عَلَيْهِ إِزَارَهُ . قَالَ ابْنُ رَافِعٍ فِي رِوَايَتِهِ عَلَى رَقَبَتِكَ . وَلَمْ يَقُلْ عَلَى عَاتِقِكَ .
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî ve Muhammed b. Hatim b. Meymun da tahdis etti. İkisi birlikte Muhammed b. Bekr'den şöyle dediğini nakletti: Bize İbn Cüreyc haber verdi. Bana İshak b. Mansur ile Muhammed b. Rafi' de tahdis etti. Lafız bu son ikisinindir. İshak, “Bize Abdurrezzak haber verdi,” derken İbn Rafi', “Bize tahdis etti,” demiştir. Bize İbn Cüreyc haber verdi. Bana Amr b. Dinar'ın haber verdiğine göre o, Cabir b. Abdullah'ı şöyle derken dinledi: Kâbe bina edildiğinde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Abbas taş taşımaya gittiler. Abbas, Nebi'ye (Sallallahu aleyhi ve Sellem): “Taşlardan korunmak için izarını omzuna koy,” dedi. Allah Resulü bunu yapınca yere yığılıp kaldı ve gözleri semaya doğru bakakaldı. Sonra ayağa kalkınca: “İzarım, izarım!” dedi ve izarını üzerine bağladı. İbn Rafi' rivayetinde, “İzarını boynuna koy,” demiş, “omzuna koy,” dememiştir.