حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقُولُ فِي الصَّلاَةِ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ . فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا قَعَدَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِذَا قَالَهَا أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ " .
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk, “Bize haber verdi” tabirini kullandı. Ötekiler, “Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'tan naklen rivayet etti” dediler. Abdullah şunu söylemiş: Biz Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arkasında namaz kılarken, “Allah'a selam, filana selam” derdik. Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şunları söyledi: “Hiç şüphe yok ki selam Allah'ın kendisidir. Binaenaleyh biriniz namazda oturduğu vakit, ‘Bütün tahiyyeler, salavat ve tayyibat Allah'adır. Selam sana ey Nebi! Allah'ın rahmeti ve bereketleri de senin üzerine olsun. Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun! [Ettehiyyâtü lillâhi ve's-salavâtü ve't-tayyibât. Esselâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn]’ desin. Çünkü bunu dediğinde bu söz, gökte ve yerde Allah'ın her salih kuluna isabet eder. Bundan sonra, ‘Ben Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in Allah'ın kulu ve resulü olduğuna da şehadet ederim. [Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh]’ desin. Bundan sonra dilediğini istemekte muhayyerdir.”