وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، وَابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي كُلُّهُمْ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ مُبَارَكٍ وَابْنِ أَبِي زَائِدَةَ ثُمَّ تَلاَ ابْنُ عُمَرَ { فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ} وَقَالَ فِي هَذَا نَزَلَتْ .
Bize, bu hadîsi Ebû Küreyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Mübarek ile İbni Ebî Zaide haber verdiler. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. Bunların her biri Abdülmelik'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir. İbni Mübarek ile İbni Ebî Zaide hadîsinde: «Sonra İbni Ömer: ‘Her nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır.’ âyet-i kerimesini okudu ve ‘Bu âyet bunun hakkında nazil oldu.’ dedi.» ibaresi vardır.