حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ أُمِرْنَا أَنْ نَخْرُجَ فَنُخْرِجَ الْحُيَّضَ وَالْعَوَاتِقَ وَذَوَاتِ الْخُدُورِ. قَالَ ابْنُ عَوْنٍ أَوِ الْعَوَاتِقَ ذَوَاتِ الْخُدُورِ، فَأَمَّا الْحُيَّضُ فَيَشْهَدْنَ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَدَعْوَتَهُمْ، وَيَعْتَزِلْنَ مُصَلاَّهُمْ.
Ümmü Atiyye şöyle demiştir: "Bize bayram günlerinde musallaya çıkmamız emredildi. Biz de hayızlı kadınları, evlilik çağına gelmiş genç kızları ve odalarında bulunan genç kızları çıkarırdık." İbn Avn, "Evlilik çağına gelmiş ve odalarında bulunan genç kızları" demiştir. Hayızlı kadınlar ise Müslümanların cemaatine ve dualarına katılır, fakat musalladan uzak dururlardı.