وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
Sonra kahrolası ne biçim ölçtü biçti!
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ
Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.”
“Bu, ancak insan sözüdür.”
فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
İşte bunlar inkârcılardır, günahkârlardır.
İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْغَاشِيَةِۜ
O kıyametin haberi sana geldi mi?
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ
Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.
13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.