Konu

Cennet Şarabı

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ

Aralarında, kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır;

45,46. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ

İçenlere dokunmaz, ondan sarhoş da olmazlar.

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

يَتَنَازَعُونَ ف۪يهَا كَأْسًا لَا لَغْوٌ ف۪يهَا وَلَا تَأْث۪يمٌ

Orada karşılıklı kadeh alıp verirler, ama o içecek ne saçmalamaya yol açar ne de günah işlemeye.

Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ

Çevrelerinde kaynaktan doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle sonsuza dek hizmet sunacak gençler dolaşır.

17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًاۚ

İyiler ise içindekine güzel koku katılmış bir kadehten içecekler;

İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْج۪يرًا

Bir su kaynağı ki Allah’ın has kulları istedikleri yerlere akıtarak ondan bol bol içerler.

Bir pınar ki Allah’ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ

Her birinin etrafında gümüş kaplar, billûr kadehler, gümüş beyazlığında şeffaf kupalar dolaştırılır; ölçülerini de isteklerine göre belirlerler.

Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.

عَيْنًا ف۪يهَا تُسَمّٰى سَلْسَب۪يلًا

Oradaki selsebil denilen bir pınardan.

Orada bir pınar ki ona “selsebil” adı verilir.

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازًاۙ

İtaatsizlikten sakınmış olanlar için artık murada erme zamanıdır.

31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ

Onlara mühürlenmiş, mührü de misk olan nefis bir içki sunulur. Yarışanlar, işte bunlar için yarışsınlar.

Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ

O içkinin karışımı tesnîmden, yani Allah’a yakın olanların içecekleri bir kaynaktandır.

Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ

Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.