Sahih-i Müslim

3728 numaralı hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ هَذِهِ الأَحَادِيثَ الثَّلاَثَةَ، قَالَ قَالَتْ زَيْنَبُ دَخَلْتُ عَلَى أُمِّ حَبِيبَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَ أَبُوهَا أَبُو سُفْيَانَ فَدَعَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ بِطِيبٍ فِيهِ صُفْرَةٌ خَلُوقٌ أَوْ غَيْرُهُ فَدَهَنَتْ مِنْهُ جَارِيَةً ثُمَّ مَسَّتْ بِعَارِضَيْهَا ثُمَّ قَالَتْ وَاللَّهِ مَا لِي بِالطِّيبِ مِنْ حَاجَةٍ غَيْرَ أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏"‏ لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ تُحِدُّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ زَيْنَبُ ثُمَّ دَخَلْتُ عَلَى زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ حِينَ تُوُفِّيَ أَخُوهَا فَدَعَتْ بِطِيبٍ فَمَسَّتْ مِنْهُ ثُمَّ قَالَتْ وَاللَّهِ مَا لِي بِالطِّيبِ مِنْ حَاجَةٍ غَيْرَ أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏"‏ لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ تُحِدُّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ زَيْنَبُ سَمِعْتُ أُمِّي أُمَّ سَلَمَةَ، تَقُولُ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَتِي تُوُفِّيَ عَنْهَا زَوْجُهَا وَقَدِ اشْتَكَتْ عَيْنُهَا أَفَنَكْحُلُهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا كُلَّ ذَلِكَ يَقُولُ لاَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا هِيَ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ وَعَشْرٌ وَقَدْ كَانَتْ إِحْدَاكُنَّ فِي الْجَاهِلِيَّةِ تَرْمِي بِالْبَعَرَةِ عَلَى رَأْسِ الْحَوْلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمَيْدٌ قُلْتُ لِزَيْنَبَ وَمَا تَرْمِي بِالْبَعَرَةِ عَلَى رَأْسِ الْحَوْلِ فَقَالَتْ زَيْنَبُ كَانَتِ الْمَرْأَةُ إِذَا تُوُفِّيَ عَنْهَا زَوْجُهَا دَخَلَتْ حِفْشًا وَلَبِسَتْ شَرَّ ثِيَابِهَا وَلَمْ تَمَسَّ طِيبًا وَلاَ شَيْئًا حَتَّى تَمُرَّ بِهَا سَنَةٌ ثُمَّ تُؤْتَى بِدَابَّةٍ حِمَارٍ أَوْ شَاةٍ أَوْ طَيْرٍ فَتَفْتَضُّ بِهِ فَقَلَّمَا تَفْتَضُّ بِشَىْءٍ إِلاَّ مَاتَ ثُمَّ تَخْرُجُ فَتُعْطَى بَعَرَةً فَتَرْمِي بِهَا ثُمَّ تُرَاجِعُ بَعْدُ مَا شَاءَتْ مِنْ طِيبٍ أَوْ غَيْرِهِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Malik'e, Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Humeyd b. Nâfi'den, o da Zeyneb bint Ebî Seleme'den naklen okudum. Zeyneb ona şu üç hadisi haber vermiş. Humeyd dedi ki: Zeyneb şöyle dedi: Babası Ebû Süfyan vefat ettiği zaman Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcesi Ümmü Habîbe'nin yanına girdim. Ümmü Habîbe, içinde sarılık bulunan halûk veya başka bir koku getirtti; ondan bir cariyeye sürdü, sonra iki yanağına dokundurdu. Ardından: Vallahi benim kokuya ihtiyacım yoktur. Ancak Resûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde şöyle buyururken işittim: «Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, bir ölü için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Yalnız kocası için dört ay on gün yas tutar.» dedi. Zeyneb dedi ki: Sonra kardeşi vefat ettiği zaman Zeyneb bint Cahş'ın yanına girdim. Bir koku getirtti ve ondan sürdü. Sonra: Vallahi benim kokuya ihtiyacım yoktur. Ancak Resûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde şöyle buyururken işittim: «Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, bir ölü için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Yalnız kocası için dört ay on gün yas tutar.» dedi. Zeyneb dedi ki: Annem Ümmü Seleme'yi şöyle derken işittim: Bir kadın Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek: Yâ Resûlallah! Kızımın kocası vefat etti; kızımın gözünden de rahatsızlığı var. Ona sürme çekelim mi? diye sordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır!» buyurdu. Kadın bunu iki veya üç defa sordu; Resûlullah her defasında: «Hayır!» buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: «Bu müddet sadece dört ay on gündür. Hâlbuki sizden biri cahiliye devrinde bir yılın sonunda bir tezek atardı.» Humeyd dedi ki: Zeyneb'e: Bir yılın sonunda tezek atmak nedir? diye sordum. Zeyneb şöyle cevap verdi: Bir kadının kocası vefat ettiği zaman küçük bir kulübeye girer, en kötü elbiselerini giyer ve üzerinden bir yıl geçinceye kadar hiçbir kokuya ve başka bir şeye dokunmazdı. Sonra ona eşek, koyun veya kuş gibi bir hayvan getirilir; kadın onunla bedenini ovalardı. Bedenini ovaladığı hayvanın ölmemesi pek seyrek olurdu. Sonra kadın dışarı çıkar, kendisine bir tezek verilir, o da bunu atardı. Bundan sonra dilediği kokuyu veya başka şeyi kullanmaya dönerdi.

Sahih Muslim 3728