حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ وَهِيَ تُصَلِّي قَائِمَةً وَالنَّاسُ قِيَامٌ فَقُلْتُ مَا شَأْنُ النَّاسِ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا إِلَى السَّمَاءِ. فَقُلْتُ آيَةٌ. فَقَالَتْ بِرَأْسِهَا أَىْ نَعَمْ.
Esma şöyle demiştir: Aişe'nin yanına girdiğimde ayakta namaz kılıyordu. İnsanlar da ayaktaydı. Aişe'ye, "İnsanlara ne oluyor?" diye sordum. Başıyla gökyüzüne işaret etti. Ben, "Bir alamet mi?" diye sordum. O da başıyla, "Evet" anlamında işaret etti.