HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Buhârî

97 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Namazda Yanılma

14 hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُحَيْنَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكْعَتَيْنِ مِنْ بَعْضِ الصَّلَوَاتِ ثُمَّ قَامَ فَلَمْ يَجْلِسْ، فَقَامَ النَّاسُ مَعَهُ، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ وَنَظَرْنَا تَسْلِيمَهُ كَبَّرَ قَبْلَ التَّسْلِيمِ فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ ثُمَّ سَلَّمَ‏.‏

Abdullah bin Buhayne şöyle demiştir: "Resulullah bir namazda bize iki rekât kıldırdıktan sonra oturmadan ayağa kalktı. Cemaat de onunla birlikte kalktı. Namazını tamamlayıp selam vermesini beklediğimiz sırada, selamdan önce tekbir getirerek oturduğu yerde iki secde yaptı, sonra selam verdi."

Sahih al Bukhari 1224

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُحَيْنَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ مِنِ اثْنَتَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ لَمْ يَجْلِسْ بَيْنَهُمَا، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ بَعْدَ ذَلِكَ‏.‏

Abdullah bin Buhayne şöyle demiştir: "Resulullah öğle namazının ikinci rekâtından sonra oturmadan ayağa kalktı. Namazını tamamlayınca iki secde yaptı, ardından selam verdi."

Sahih al Bukhari 1225

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ خَمْسًا فَقِيلَ لَهُ أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ فَقَالَ ‏ "‏ وَمَا ذَاكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ صَلَّيْتَ خَمْسًا‏.‏ فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ بَعْدَ مَا سَلَّمَ‏.‏

Abdullah şöyle demiştir: Resulullah öğle namazını beş rekât kıldı. Kendisine, "Namaza ilave mi yapıldı?" diye sorulunca, "Ne oldu?" dedi. Ona, "Beş rekât kıldınız." denildi. Bunun üzerine selam verdikten sonra iki secde yaptı.

Sahih al Bukhari 1226

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ أَوِ الْعَصْرَ فَسَلَّمَ، فَقَالَ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهَ أَنَقَصَتْ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ ‏ "‏ أَحَقٌّ مَا يَقُولُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَعَمْ‏.‏ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ أُخْرَيَيْنِ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ‏.‏ قَالَ سَعْدٌ وَرَأَيْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ صَلَّى مِنَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ فَسَلَّمَ وَتَكَلَّمَ ثُمَّ صَلَّى مَا بَقِيَ وَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ وَقَالَ هَكَذَا فَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre şöyle demiştir: Nebi bize öğle veya ikindi namazını kıldırıp selam verdi. Zü'l-Yedeyn ona, "Ey Allah'ın Resulü! Namaz mı kısaldı?" diye sordu. Nebi ashabına, "Söylediği doğru mu?" diye sordu. Onlar, "Evet." deyince iki rekât daha kıldırdı, ardından iki secde yaptı. Sa'd şöyle demiştir: Urve bin Zübeyr'in akşam namazını iki rekât kılıp selam verdiğini ve konuştuğunu gördüm. Sonra kalan rekâtı kıldı, iki secde yaptı ve "Nebi de böyle yaptı." dedi.

Sahih al Bukhari 1227

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ أَبِي تَمِيمَةَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنِ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَصَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ نَعَمْ‏.‏ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى اثْنَتَيْنِ أُخْرَيَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ كَبَّرَ فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ ثُمَّ رَفَعَ‏.‏

Ebu Hureyre şöyle demiştir: Resulullah iki rekâttan sonra namazdan ayrıldı. Zü'l-Yedeyn, "Ey Allah'ın Resulü! Namaz mı kısaldı, yoksa unuttunuz mu?" diye sordu. Resulullah, "Zü'l-Yedeyn doğru mu söyledi?" dedi. Cemaat, "Evet." deyince Resulullah kalkıp iki rekât daha kıldı, sonra selam verdi. Ardından tekbir getirerek önceki secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı, sonra başını kaldırdı.

Sahih al Bukhari 1228

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ، قَالَ قُلْتُ لِمُحَمَّدٍ فِي سَجْدَتَىِ السَّهْوِ تَشَهُّدٌ قَالَ لَيْسَ فِي حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ‏.‏

Seleme İbn Alkame'den rivayet edildiğine göre o Muhammed'e "sehiv secdesinde teşehhüd okunur mu?" diye sormuş, Muhammed "Ebu Hureyre'nin hadisinde bu yok" demiştir

Sahih al Bukhari 1228.2

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ ـ قَالَ مُحَمَّدٌ وَأَكْثَرُ ظَنِّي الْعَصْرَ ـ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ قَامَ إِلَى خَشَبَةٍ فِي مُقَدَّمِ الْمَسْجِدِ فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَيْهَا وَفِيهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ـ رضى الله عنهما ـ فَهَابَا أَنْ يُكَلِّمَاهُ وَخَرَجَ سَرَعَانُ النَّاسِ فَقَالُوا أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ وَرَجُلٌ يَدْعُوهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذُو الْيَدَيْنِ فَقَالَ أَنَسِيتَ أَمْ قَصُرَتْ فَقَالَ ‏ "‏ لَمْ أَنْسَ وَلَمْ تُقْصَرْ ‏"‏‏.‏ قَالَ بَلَى قَدْ نَسِيتَ‏.‏ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ كَبَّرَ فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَكَبَّرَ، ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ فَكَبَّرَ فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ‏.‏

Ebu Hureyre şöyle demiştir: Nebi öğleden sonra kılınan iki namazdan birini iki rekât kıldırıp selam verdi. Sonra mescidin ön tarafındaki bir tahtaya giderek elini üzerine koydu. Cemaat arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı; ancak onunla konuşmaya çekindiler. Acele edenler, "Namaz kısaldı." diyerek mescitten çıktılar. Nebi'nin Zü'l-Yedeyn diye adlandırdığı bir adam, "Unuttunuz mu, yoksa namaz mı kısaldı?" diye sordu. Nebi, "Unutmadım, namaz da kısalmadı." dedi. Zü'l-Yedeyn, "Hayır, unuttunuz." dedi. Bunun üzerine Nebi iki rekât daha kıldırıp selam verdi. Sonra tekbir getirerek namazdaki secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı; başını kaldırıp tekbir getirdi. Ardından başını yere koyup tekbir getirdi ve önceki secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı; sonra başını kaldırıp tekbir getirdi. Muhammed, "Büyük ihtimalle bu ikindi namazıydı." demiştir.

Sahih al Bukhari 1229

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُحَيْنَةَ الأَسْدِيِّ، حَلِيفِ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ فِي صَلاَةِ الظُّهْرِ وَعَلَيْهِ جُلُوسٌ، فَلَمَّا أَتَمَّ صَلاَتَهُ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ فَكَبَّرَ فِي كُلِّ سَجْدَةٍ وَهُوَ جَالِسٌ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ، وَسَجَدَهُمَا النَّاسُ مَعَهُ مَكَانَ مَا نَسِيَ مِنَ الْجُلُوسِ‏.‏ تَابَعَهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ فِي التَّكْبِيرِ‏.‏

Abdullah bin Buhayne el-Esedî şöyle demiştir: Resulullah öğle namazında oturması gerekirken ayağa kalktı. Namazını tamamlayınca selam vermeden önce, oturduğu halde her secdede tekbir getirerek iki secde yaptı. Cemaat de unuttuğu oturuşun yerine onunla birlikte bu iki secdeyi yaptı. İbn Cüreyc de İbn Şihab'dan secdelerde tekbir getirildiğini nakletmiştir.

Sahih al Bukhari 1230

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا نُودِيَ بِالصَّلاَةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لاَ يَسْمَعَ الأَذَانَ، فَإِذَا قُضِيَ الأَذَانُ أَقْبَلَ، فَإِذَا ثُوِّبَ بِهَا أَدْبَرَ فَإِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ أَقْبَلَ حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ الْمَرْءِ وَنَفْسِهِ يَقُولُ اذْكُرْ كَذَا وَكَذَا مَا لَمْ يَكُنْ يَذْكُرُ حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ إِنْ يَدْرِي كَمْ صَلَّى، فَإِذَا لَمْ يَدْرِ أَحَدُكُمْ كَمْ صَلَّى ثَلاَثًا أَوْ أَرْبَعًا فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهْوَ جَالِسٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre, Resulullah'tan şunu rivayet etmiştir: "Namaz için ezan okunduğunda şeytan, ezan sesini işitmemek için sesli sesli yellenerek arkasını dönüp gider. Ezan bittiğinde geri gelir. Kamet getirildiğinde yine dönüp gider. Kamet bittiğinde geri gelir. Namaz kılan kişinin zihnini, aslında aklında olmayan şeyleri ona hatırlatarak, 'Şunu hatırla, şunu da hatırla' diye meşgul eder. Öyle ki kişi kaç rekât kıldığını bilemez olur. Sizden biri kaç rekât kıldığını, üç mü dört mü kıldığını bilemezse oturduğu halde iki secde yapsın."

Sahih al Bukhari 1231

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا قَامَ يُصَلِّي جَاءَ الشَّيْطَانُ فَلَبَسَ عَلَيْهِ حَتَّى لاَ يَدْرِيَ كَمْ صَلَّى، فَإِذَا وَجَدَ ذَلِكَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre, Nebi'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Sizden biri namaz kılmak için kalktığında şeytan ona gelerek namazını karıştırır. Öyle ki kaç rekât kıldığını bilemez olur. Sizden biri bu durumla karşılaşırsa oturduğu halde iki secde yapsın."

Sahih al Bukhari 1232

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَزْهَرَ ـ رضى الله عنهم ـ أَرْسَلُوهُ إِلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقَالُوا اقْرَأْ عَلَيْهَا السَّلاَمَ مِنَّا جَمِيعًا وَسَلْهَا عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ صَلاَةِ الْعَصْرِ وَقُلْ لَهَا إِنَّا أُخْبِرْنَا أَنَّكِ تُصَلِّينَهُمَا وَقَدْ بَلَغَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهَا‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَكُنْتُ أَضْرِبُ النَّاسَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْهُمَا‏.‏ فَقَالَ كُرَيْبٌ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَبَلَّغْتُهَا مَا أَرْسَلُونِي‏.‏ فَقَالَتْ سَلْ أُمَّ سَلَمَةَ‏.‏ فَخَرَجْتُ إِلَيْهِمْ فَأَخْبَرْتُهُمْ بِقَوْلِهَا فَرَدُّونِي إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ بِمِثْلِ مَا أَرْسَلُونِي بِهِ إِلَى عَائِشَةَ‏.‏ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْهَا ثُمَّ رَأَيْتُهُ يُصَلِّيهِمَا حِينَ صَلَّى الْعَصْرَ، ثُمَّ دَخَلَ عَلَىَّ وَعِنْدِي نِسْوَةٌ مِنْ بَنِي حَرَامٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَأَرْسَلْتُ إِلَيْهِ الْجَارِيَةَ فَقُلْتُ قُومِي بِجَنْبِهِ قُولِي لَهُ تَقُولُ لَكَ أُمُّ سَلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ سَمِعْتُكَ تَنْهَى عَنْ هَاتَيْنِ وَأَرَاكَ تُصَلِّيهِمَا‏.‏ فَإِنْ أَشَارَ بِيَدِهِ فَاسْتَأْخِرِي عَنْهُ‏.‏ فَفَعَلَتِ الْجَارِيَةُ فَأَشَارَ بِيَدِهِ فَاسْتَأْخَرَتْ عَنْهُ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ ‏ "‏ يَا بِنْتَ أَبِي أُمَيَّةَ سَأَلْتِ عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ وَإِنَّهُ أَتَانِي نَاسٌ مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ فَشَغَلُونِي عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ اللَّتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ فَهُمَا هَاتَانِ ‏"‏‏.‏

Kureyb'den rivayet edilmiştir: İbn Abbas, Misver bin Mahreme ve Abdurrahman bin Ezher, Kureyb'i Aişe'ye göndererek şöyle dediler: "Ona hepimizden selam söyle ve ikindi namazından sonra kıldığı iki rekâtı sor. Ona, 'Bize senin bu iki rekâtı kıldığın bildirildi. Oysa Nebi'nin bunları yasakladığı haberi bize ulaştı' de." İbn Abbas, "Ömer bin Hattab ile birlikte bu iki rekâtı kılanları menederdik" dedi. Kureyb şöyle devam etti: Aişe'nin yanına gidip onların söylediklerini ilettim. Aişe, "Bunu Ümmü Seleme'ye sor" dedi. Beni gönderenlerin yanına dönüp Aişe'nin sözünü bildirdim. Onlar da Aişe'ye sormamı istedikleri şeyi Ümmü Seleme'ye sormam için beni ona gönderdiler. Ümmü Seleme şöyle dedi: "Nebi'nin bu iki rekâtı yasakladığını duydum. Sonra onun ikindi namazını kıldıktan sonra bu iki rekâtı kıldığını gördüm. Yanımda Ensar'dan Benî Haram kabilesine mensup kadınlar bulunduğu sırada odama girmişti. Cariyeyi yanına gönderip, 'Onun yanında dur ve kendisine: Ey Allah'ın Resulü! Ümmü Seleme, senin bu iki rekâtı yasakladığını duyduğunu, fakat şimdi bunları kıldığını gördüğünü söylüyor, de. Sana eliyle işaret ederse geride dur' dedim. Cariye bunu yaptı. Nebi de eliyle işaret edince cariye geride durdu. Nebi namazını bitirince, 'Ey Ebu Ümeyye'nin kızı! İkindiden sonra kıldığım iki rekâtı sordun. Abdülkays kabilesinden bazı kimseler geldiği için onlarla meşgul oldum ve öğle namazından sonra kıldığım iki rekâtı kılamadım. İşte bunlar o iki rekâttır' dedi."

Sahih al Bukhari 1233

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَلَغَهُ أَنَّ بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ كَانَ بَيْنَهُمْ شَىْءٌ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْلِحُ بَيْنَهُمْ فِي أُنَاسٍ مَعَهُ، فَحُبِسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَانَتِ الصَّلاَةُ فَجَاءَ بِلاَلٌ إِلَى أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ يَا أَبَا بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ حُبِسَ وَقَدْ حَانَتِ الصَّلاَةُ فَهَلْ لَكَ أَنْ تَؤُمَّ النَّاسَ قَالَ نَعَمْ إِنْ شِئْتَ‏.‏ فَأَقَامَ بِلاَلٌ وَتَقَدَّمَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ فَكَبَّرَ لِلنَّاسِ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْشِي فِي الصُّفُوفِ حَتَّى قَامَ فِي الصَّفِّ، فَأَخَذَ النَّاسُ فِي التَّصْفِيقِ، وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ لاَ يَلْتَفِتُ فِي صَلاَتِهِ، فَلَمَّا أَكْثَرَ النَّاسُ الْتَفَتَ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَشَارَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُهُ أَنْ يُصَلِّيَ، فَرَفَعَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ يَدَيْهِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَرَجَعَ الْقَهْقَرَى وَرَاءَهُ حَتَّى قَامَ فِي الصَّفِّ، فَتَقَدَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى لِلنَّاسِ فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَا لَكُمْ حِينَ نَابَكُمْ شَىْءٌ فِي الصَّلاَةِ أَخَذْتُمْ فِي التَّصْفِيقِ، إِنَّمَا التَّصْفِيقُ لِلنِّسَاءِ، مَنْ نَابَهُ شَىْءٌ فِي صَلاَتِهِ فَلْيَقُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ‏.‏ فَإِنَّهُ لاَ يَسْمَعُهُ أَحَدٌ حِينَ يَقُولُ سُبْحَانَ اللَّهِ إِلاَّ الْتَفَتَ، يَا أَبَا بَكْرٍ مَا مَنَعَكَ أَنْ تُصَلِّيَ لِلنَّاسِ حِينَ أَشَرْتُ إِلَيْكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ مَا كَانَ يَنْبَغِي لاِبْنِ أَبِي قُحَافَةَ أَنْ يُصَلِّيَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Sehl bin Sa'd es-Saidî şöyle rivayet etmiştir: Resulullah'a, Kuba'daki Benî Amr bin Avf kabilesinin mensupları arasında bir anlaşmazlık çıktığı haberi ulaştı. O da ashabından birkaç kişiyle birlikte onların arasını düzeltmek için gitti. Namaz vakti geldiği halde Resulullah henüz dönememişti. Bunun üzerine Bilal, Ebu Bekir'e gelerek, "Ey Ebu Bekir! Resulullah dönemedi ve namaz vakti girdi. İnsanlara imamlık yapar mısın?" diye sordu. Ebu Bekir, "İsterseniz yaparım" dedi. Bilal kamet getirdi, Ebu Bekir öne geçerek tekbir aldı. Bu sırada Resulullah geldi. Safların arasından geçerek ilk safa ulaştı ve orada namaza durdu. Cemaat, Ebu Bekir'i uyarmak için ellerini çırpmaya başladı. Ebu Bekir namaz kılarken sağına soluna bakmazdı. Cemaat ellerini çırpmayı artırınca dönüp baktı ve Resulullah'ı gördü. Resulullah ona namazı kıldırmaya devam etmesini işaret etti. Ancak Ebu Bekir ellerini kaldırıp Allah'a hamdetti, ardından geri geri yürüyerek safa girdi. Resulullah öne geçip namazı kıldırdı. Namazı bitirince cemaate dönerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Namazda bir durumla karşılaştığınızda neden ellerinizi çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara özgüdür. Namazda bir durumla karşılaşan kişi 'Sübhanallah' desin. Çünkü onun 'Sübhanallah' dediğini işiten kişi dönüp bakar. Ey Ebu Bekir! Sana işaret ettiğim halde insanlara namaz kıldırmaya devam etmene ne engel oldu?" Ebu Bekir, "Ebu Kuhafe'nin oğluna, Resulullah'ın önünde namaz kıldırmak yakışmaz" dedi.

Sahih al Bukhari 1234

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ وَهِيَ تُصَلِّي قَائِمَةً وَالنَّاسُ قِيَامٌ فَقُلْتُ مَا شَأْنُ النَّاسِ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا إِلَى السَّمَاءِ‏.‏ فَقُلْتُ آيَةٌ‏.‏ فَقَالَتْ بِرَأْسِهَا أَىْ نَعَمْ‏.‏

Esma şöyle demiştir: Aişe'nin yanına girdiğimde ayakta namaz kılıyordu. İnsanlar da ayaktaydı. Aişe'ye, "İnsanlara ne oluyor?" diye sordum. Başıyla gökyüzüne işaret etti. Ben, "Bir alamet mi?" diye sordum. O da başıyla, "Evet" anlamında işaret etti.

Sahih al Bukhari 1235

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِهِ وَهُوَ شَاكٍ جَالِسًا، وَصَلَّى وَرَاءَهُ قَوْمٌ قِيَامًا فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ أَنِ اجْلِسُوا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ، فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا ‏"‏‏.‏

Nebi'nin eşi Aişe şöyle demiştir: Resulullah hastayken evinde oturarak namaz kıldı. Bir grup sahabî de onun arkasında ayakta namaz kıldı. Nebi eliyle onlara "Oturun" anlamında işaret etti. Namaz bitince de şöyle buyurdu: "İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. O rükû yaptığında siz de rükû yapın. O başını kaldırdığında siz de kaldırın."

Sahih al Bukhari 1236