حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، قَالَ أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ، فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَفِيقًا، فَلَمَّا ظَنَّ أَنَّا قَدِ اشْتَهَيْنَا أَهْلَنَا أَوْ قَدِ اشْتَقْنَا سَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا بَعْدَنَا فَأَخْبَرْنَاهُ قَالَ " ارْجِعُوا إِلَى أَهْلِيكُمْ، فَأَقِيمُوا فِيهِمْ، وَعَلِّمُوهُمْ، وَمُرُوهُمْ ـ وَذَكَرَ أَشْيَاءَ أَحْفَظُهَا أَوْ لاَ أَحْفَظُهَا ـ وَصَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ، وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ ".
Malik b. Huveyris şöyle anlatmıştır: Biz yaşları birbirine yakın gençler topluluğu olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik ve onun yanında yirmi gece kaldık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem son derece hassas ve ince yürekli idi. Konukluğumuzun uzamasından, ailelerimizi özlediğimizi anlayınca yahut ailelerimize özlem duyduğumuzu anlayınca geride kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de haber verdik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ailelerinizin yanına dönünüz, onların içinde ikamet ediniz, onlara dinî bilgileri öğretiniz, onlara dinî vecibelerini eda etmelerini ve haramlardan çekinmelerini emrediniz" buyurdu. Ebu Kılabe şöyle dedi: Malik b. Huveyris bana Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in daha birçok vasiyetini bildirdi. Ben onların bir kısmını ezberimde tutuyor, bir kısmını da tutamıyorum. Malik b. Huveyris, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şunları da buyurduğunu bildirdi: "Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız öylece namaz kılınız. Namaz vakti gelince, biriniz size ezan okusun, en büyüğünüz de size imamlık etsin."
Sahih al Bukhari 7246
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ مِنْ سَحُورِهِ، فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ ـ أَوْ قَالَ يُنَادِي ـ لِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ، وَيُنَبِّهَ نَائِمَكُمْ، وَلَيْسَ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا ـ وَجَمَعَ يَحْيَى كَفَّيْهِ ـ حَتَّى يَقُولَ هَكَذَا ". وَمَدَّ يَحْيَى إِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَتَيْنِ.
Yahya'nın Teymi, Ebu Osman isnadıyla İbn Mesud'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi birinizi müezzin Bilal'in ezanı sahur yemeğini yemekten alıkoymasın. Çünkü Bilal gece vakti ezan okur -veya gece vakti nida eder.- Bunu teheccüd namazı kılanları sahur yemeğine döndürmek ve uykuda olanlarınızı da (sahur yemeğine) uyandırmak için okur. Fecr şöyle demek değildir." Yahya iki avucunu birleştirip, şöyle diye açıklayıp göstermiştir. Sonra iki şehadet parmağını yan yana getirerek "fecir böyle olmaktır" demiştir.
Sahih al Bukhari 7247
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُنَادِي بِلَيْلٍ، فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُنَادِيَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ".
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bilal gece vakti nida eder. Siz İbn Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyiniz, içiniz."
Sahih al Bukhari 7248
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ خَمْسًا فَقِيلَ أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ قَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالُوا صَلَّيْتَ خَمْسًا. فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ بَعْدَ مَا سَلَّمَ.
Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere öğle namazını beş rekat olarak kıldırdı. Kendisine "Namazda artırılma mı yapıldı?" diye soruldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Neden sordunuz?" dedi. Sahabiler "Beş rekat olarak kıldırdınız" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verdikten sonra iki sehv secdesi yaptı.
Sahih al Bukhari 7249
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنِ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَمْ نَسِيتَ فَقَالَ " أَصَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ ". فَقَالَ النَّاسُ نَعَمْ. فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ أُخْرَيَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ كَبَّرَ، ثُمَّ سَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ، ثُمَّ كَبَّرَ، فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ، ثُمَّ رَفَعَ.
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki rekattan sonra (selam verip) namazdan çıktı. Bunun üzerine Zülyedeyn denilen kişi kendisine "Ya Resulallah! Namaz kısaldı mı? Yoksa unuttunuz mu?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oradaki cemaate "Zülyedeyn doğru mu söyledi?" dedi. İnsanlar "Evet doğru söyledi!" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, iki rekat daha kıldırdı. Sonra selam verdi. Ondan sonra tekbir alıp namaz secdesi gibi veya ondan daha uzun bir secde yaptı, sonra başını secdeden kaldırdıktan sonra yine tekbir alıp namaz secdesi gibi bir secde daha yaptı. Sonra başını secdeden yukarı kaldırdı.
Sahih al Bukhari 7250
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَا النَّاسُ بِقُبَاءٍ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ إِذْ جَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ اللَّيْلَةَ قُرْآنٌ، وَقَدْ أُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ فَاسْتَقْبِلُوهَا. وَكَانَتْ وُجُوهُهُمْ إِلَى الشَّأْمِ فَاسْتَدَارُوا إِلَى الْكَعْبَةِ.
Abdullah ibn Ömer (radıyallahu anh) şöyle demiştir: İnsanlar Kubâ'da sabah namazı kılmaktalarken onlara bir kimse geldi de: "Rasûlullah’ın üzerine bu gece Kur'ân indirildi ve namazda Kâbe'ye yönelmesi emrolundu. Şimdi sizler de namazınızın içinde Kâbe tarafına yöneliniz!" dedi. Yüzleri Şam tarafına doğru yönelmişti. Oldukları vaziyette derhâl Kâbe tarafına döndüler.
Sahih al Bukhari 7251
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ صَلَّى نَحْوَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ سِتَّةَ عَشَرَ، أَوْ سَبْعَةَ عَشَرَ شَهْرًا، وَكَانَ يُحِبُّ أَنْ يُوَجَّهَ إِلَى الْكَعْبَةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا} فَوُجِّهَ نَحْوَ الْكَعْبَةِ، وَصَلَّى مَعَهُ رَجُلٌ الْعَصْرَ، ثُمَّ خَرَجَ فَمَرَّ عَلَى قَوْمٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ هُوَ يَشْهَدُ أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَّهُ قَدْ وُجِّهَ إِلَى الْكَعْبَةِ. فَانْحَرَفُوا وَهُمْ رُكُوعٌ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ.
Bera' şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret edip geldiğinde on altı veya on yedi ay Kudüs'teki Beytü'l-Makdis tarafına doğru namaz kıldırdı. Fakat her zaman kıblesinin Kâbe'ye karşı döndürülmesini arzu eder dururdu. Bunun üzerine Yüce Allah, "Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. İşte şimdi seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir" (Bakara 144) ayetini indirdi. Böylece kıble Kâbe tarafına yöneltildi. O gün sahabilerden biri ikindi namazını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Kâbe'ye doğru kılmıştı. Bu zat sonra çıktı ve Ensar'dan bir cemaate rastladı. Onlara, Nebi ile birlikte namaz kıldığına ve onun Kâbe'ye yöneltildiğine şehadet ederek haber verdi. Bunun üzerine onlar da ikindi namazında rükû hâlindeyken Kâbe'ye doğru döndüler.
Sahih al Bukhari 7252
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ الأَنْصَارِيَّ وَأَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ شَرَابًا مِنْ فَضِيخٍ وَهْوَ تَمْرٌ فَجَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ. فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أَنَسُ قُمْ إِلَى هَذِهِ الْجِرَارِ فَاكْسِرْهَا، قَالَ أَنَسٌ فَقُمْتُ إِلَى مِهْرَاسٍ لَنَا فَضَرَبْتُهَا بِأَسْفَلِهِ حَتَّى انْكَسَرَتْ.
Enes b. Malik şöyle anlatmıştır: Ben Ebu Talha el-Ensari, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Ubey b. Ka'b'a hurmadan yapılan fadih içkisi veriyordum. Bu sırada birisi geldi ve "İçki haram kılındı" dedi. Bunun üzerine Ebu Talha bana, "Ya Enes! Şu şarap küplerine doğru kalk da onları kır!" diye emretti. Enes, "Bu emir üzerine ben bize ait olan mihrasa doğru yöneldim ve onun alt kısmıyla küplere vurdum; nihayet kırıldılar" demiştir.
Sahih al Bukhari 7253
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَهْلِ نَجْرَانَ " لأَبْعَثَنَّ إِلَيْكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ ". فَاسْتَشْرَفَ لَهَا أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ.
Huzeyfe'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Necran halkına, "Size elbette hakkıyla emin olan bir kimse göndereceğim" buyurmuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinin her biri bu göreve kendisinin gönderilmesini bekledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise Ebu Ubeyde'yi gönderdi.
Sahih al Bukhari 7254
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينٌ، وَأَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ أَبُو عُبَيْدَةَ ".
Enes'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Her bir ümmetin güvendiği bir kimse vardır ve şu bizim ümmetimizin emini de Ebu Ubeyde'dir" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 7255
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ وَكَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِذَا غَابَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدْتُهُ أَتَيْتُهُ بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِذَا غِبْتُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدَ أَتَانِي بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Ömer şöyle demiştir: Ensardan bir adam vardı. O, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den ayrı ve uzakta bulunduğu zaman ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in meclisinde hazır bulunur ve o gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (söz, fiil ve hallerini) ona naklederdim. Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in meclisinden uzakta kaldığım zaman ise o zat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in meclisinde hazır bulunur ve o gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ilgili (söz, fiil ve halleri) bana naklederdi
Sahih al Bukhari 7256
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ جَيْشًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً، فَأَوْقَدَ نَارًا وَقَالَ ادْخُلُوهَا. فَأَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا، وَقَالَ آخَرُونَ إِنَّمَا فَرَرْنَا مِنْهَا، فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِينَ أَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا " لَوْ دَخَلُوهَا لَمْ يَزَالُوا فِيهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ". وَقَالَ لِلآخَرِينَ " لاَ طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةٍ، إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ".
Ali r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birliği hazırlayıp, başlarına birisini kumandan tayin etti. (Kişi) yolda odun toplatıp ateş yaktırdı ve askerlere "Bu ateşin içine girin!" dedi. Onlardan bir kısmı ateşe girmek istediklerinde diğerleri "Biz ateşten kaçıp (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sığınmış kimseleriz!)" dediler. Seferden dönüşte bu hadiseyi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zikrettiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ateşe girmek isteyenler için "Eğer ateşe girmiş olsalardı, kıyamet gününe kadar onun içinde kalırlardı" buyurdu. Diğerlerine hitaben de "Masiyet konusunda kula itaat yoktur. İtaat ancak makul ve meşru olan emirler (maruf) hakkındadır" buyurdu
Sahih al Bukhari 7257
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ وَزَيْدَ بْنَ خَالِدٍ أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid'in nakillerine göre iki kişi davalarını çözmesi için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e başvurdular
Sahih al Bukhari 7258
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ وَزَيْدَ بْنَ خَالِدٍ أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid'in nakillerine göre iki kişi davalarını çözmesi için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e başvurdular
Sahih al Bukhari 7259
وَحَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَعْرَابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ لِي بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَامَ خَصْمُهُ فَقَالَ صَدَقَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، اقْضِ لَهُ بِكِتَابِ اللَّهِ، وَأْذَنْ لِي. فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قُلْ ". فَقَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا ـ وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ ـ فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةٍ مِنَ الْغَنَمِ وَوَلِيدَةٍ، ثُمَّ سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى امْرَأَتِهِ الرَّجْمَ، وَأَنَّمَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ. فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا الْوَلِيدَةُ وَالْغَنَمُ فَرُدُّوهَا، وَأَمَّا ابْنُكَ فَعَلَيْهِ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَأَمَّا أَنْتَ يَا أُنَيْسُ ـ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ ـ فَاغْدُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا ". فَغَدَا عَلَيْهَا أُنَيْسٌ فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunduğumuz bir sırada birden bedevilerden bir adam ayağa kalktı ve "Ya Resulallah! Benim için Allah'ın kitabı ile hükmet!" dedi. Akabinde davalısı olan kişi de ayağa kalktı ve "Ya Resulallah! Hasmım doğru söyledi. Sen onun için Allah'ın kitabıyla hükmet ve konuşmak üzere bana izin ver!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona "Söyle!" buyurdu. O da şöyle dedi: "Benim oğlum bu kişinin yanında ücretle çalışan bir kimse idi. Oğlum bunun karısıyla zina etmiş. İnsanlar bana oğlumun recmedilmesi gerektiğini haber verdiler. Ben de bu adama oğlum adına yüz koyun ve bir de cariyeyi fidye vererek oğlumu bu cezadan kurtardım. Bundan sonra meseleyi bilenlere sordum. Onlar bana onun karısına recm cezası gerektiğini, benim oğluma da ancak yüz değnek vurulması ile bir yıl sürgüne gönderilme cezası gerektiğini haber verdiler." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Canım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki ben sizin aranızda elbette Allah'ın kitabıyla hükmedeceğim: Cariye ile koyunları geri veriniz. Senin oğluna gelince, onun cezası yüz sopa ve bir yıl sürgün edilmedir. Ey Uneys! Sen de bu adamın karısına git. Eğer kadın suçunu itiraf ederse onu recmet!" buyurdu. Uneys ertesi sabah kadına gitti. Kadın suçunu itiraf edince onu recmetti.
Sahih al Bukhari 7260
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَدَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ فَقَالَ " لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَحَوَارِيِّ الزُّبَيْرُ ". قَالَ سُفْيَانُ حَفِظْتُهُ مِنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ. وَقَالَ لَهُ أَيُّوبُ يَا أَبَا بَكْرٍ حَدِّثْهُمْ عَنْ جَابِرٍ، فَإِنَّ الْقَوْمَ يُعْجِبُهُمْ أَنْ تُحَدِّثَهُمْ عَنْ جَابِرٍ. فَقَالَ فِي ذَلِكَ الْمَجْلِسِ سَمِعْتُ جَابِرًا فَتَابَعَ بَيْنَ أَحَادِيثَ سَمِعْتُ جِابِرًا، قُلْتُ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ الثَّوْرِيَّ يَقُولُ يَوْمَ قُرَيْظَةَ فَقَالَ كَذَا حَفِظْتُهُ كَمَا أَنَّكَ جَالِسٌ يَوْمَ الْخَنْدَقِ. قَالَ سُفْيَانُ هُوَ يَوْمٌ وَاحِدٌ. وَتَبَسَّمَ سُفْيَانُ.
Cabir b. Abdullah r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek günü ashabına çağrıda bulundu. Zübeyr bu çağrıya icabet etti. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çağrısını tekrarladı, Zübeyr yine icabet etti. Sonra çağrısını bir kez daha tekrarladı, Zübeyr yine icabet etti. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Her nebinin bir havarisi vardır; benim havarim de Zübeyr'dir" buyurdu. Süfyan, "Bunu İbnü'l-Münkedir'den ezberledim" dedi. Eyyub ona, "Ey Ebu Bekir! Onlara Cabir'den hadis rivayet et. Çünkü bu topluluk senin kendilerine Cabir'den hadis rivayet etmeni istiyor" dedi. Bunun üzerine o mecliste, peş peşe rivayet ettiği hadislerde, "Cabir'i işittim" dedi. Süfyan'a, "Sevrî, Kurayza günü diyor" dedim. Süfyan, "Senin şu anda oturuyor olman gibi kesin olarak bunu Hendek günü diye ezberledim" dedi. Süfyan, "O, aynı gündür" dedi ve gülümsedi.
Sahih al Bukhari 7261
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَأَمَرَنِي بِحِفْظِ الْبَابِ فَجَاءَ رَجُلٌ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَإِذَا أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". ثُمَّ جَاءَ عُثْمَانُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ".
Ebu Musa r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçeye girdi, bana kapıyı bekleyip korumamı emretti. Biraz sonra bir adam geldi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına girmek için izin istedi. Ben bu isteği Nebi'ye arz ettim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona izin ver ve onu cennetle müjdele!" buyurdu. Bu gelen Ebu Bekir'di. Sonra Ömer geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu. Sonra Osman geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu.
Sahih al Bukhari 7262
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ جِئْتُ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ، وَغُلاَمٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْوَدُ عَلَى رَأْسِ الدَّرَجَةِ فَقُلْتُ قُلْ هَذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَأَذِنَ لِي.
Ömer r.a. şöyle demiştir: "Ben (kadınlardan ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i yüksekçe bir oda içinde buldum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bulunduğu odanın merdiveni başında siyah bir hizmetçisi vardı. Ona, 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyle, bu gelen Ömer b. el-Hattab'tır' dedim. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmeme izin verdi."
Sahih al Bukhari 7263
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بِكِتَابِهِ إِلَى كِسْرَى، فَأَمَرَهُ أَنْ يَدْفَعَهُ إِلَى عَظِيمِ الْبَحْرَيْنِ، يَدْفَعُهُ عَظِيمُ الْبَحْرَيْنِ إِلَى كِسْرَى، فَلَمَّا قَرَأَهُ كِسْرَى مَزَّقَهُ، فَحَسِبْتُ أَنَّ ابْنَ الْمُسَيَّبِ قَالَ فَدَعَا عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُمَزَّقُوا كُلَّ مُمَزَّقٍ.
Abdullah b. Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir mektubunu Kisra'ya gönderdi ve mektubu götüren elçisine, onu Kisra'ya vermek üzere Bahreyn'in büyük emirine teslim etmesini emretti. Kisra mektubu okuyunca yırttı. İbn Şihab şöyle devam etti: "Ben, Said b. el-Müseyyeb'in, 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların tamamen parçalanmaları için beddua etti' dediğini sanıyorum."
Sahih al Bukhari 7264
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ " أَذِّنْ فِي قَوْمِكَ ـ أَوْ فِي النَّاسِ ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ أَنَّ مَنْ أَكَلَ فَلْيُتِمَّ بَقِيَّةَ يَوْمِهِ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ أَكَلَ فَلْيَصُمْ ".
Seleme b. el-Ekva'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Eslem kabilesinden bir adama, "Aşure günü kavminin içinde veya insanların içinde, 'Her kim yemek yediyse gününün kalanını yemeyerek tamamlasın. Bir şey yememiş olan kimse de oruç tutsun!' diye ilan et" buyurdu.
Sahih al Bukhari 7265
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ،. وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يُقْعِدُنِي عَلَى سَرِيرِهِ فَقَالَ إِنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ لَمَّا أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ الْوَفْدُ ". قَالُوا رَبِيعَةُ. قَالَ " مَرْحَبًا بِالْوَفْدِ وَالْقَوْمِ، غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ نَدَامَى ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ كُفَّارَ مُضَرَ، فَمُرْنَا بِأَمْرٍ نَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ، وَنُخْبِرُ بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا فَسَأَلُوا عَنِ الأَشْرِبَةِ، فَنَهَاهُمْ عَنْ أَرْبَعٍ وَأَمَرَهُمْ بِأَرْبَعٍ أَمَرَهُمْ بِالإِيمَانِ بِاللَّهِ قَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَا الإِيمَانُ بِاللَّهِ ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ ـ وَأَظُنُّ فِيهِ ـ صِيَامُ رَمَضَانَ، وَتُؤْتُوا مِنَ الْمَغَانِمِ الْخُمُسَ ". وَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ، وَالْحَنْتَمِ، وَالْمُزَفَّتِ، وَالنَّقِيرِ، وَرُبَّمَا قَالَ الْمُقَيَّرِ. قَالَ " احْفَظُوهُنَّ، وَأَبْلِغُوهُنَّ مَنْ وَرَاءَكُمْ ".
Ebu Cemre şöyle demiştir: İbn Abbas beni kendi seriri üzerine oturturdu ve bana şöyle derdi: Abdulkays elçileri (Bahreyn taraflarından) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldikleri zaman "Heyet kimlerdendir?" diye sordu. Onlar "Biz Rebiadanız" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hoş geldiniz! Allah sizi utandırmasın, pişman etmesin!" diye dua etti. Bunun üzerine onlar "Ya Resulallah! Seninle bizim aramızda kafir olan Mudar kabileleri var. (Sık sık sana gidip gelemeyebiliriz.) Onun için bize (kestirme bir şey) emret de o sebeple bizler cennete girelim ve onu kendi kabilemiz mensuplarına öğretelim!" dediler. Bu arada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içkilerin hükmünü de sordular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara dört şeyi yasak etti ve dört şeyi de emretti. Onlara yalnız Allah'a iman etmeyi emrettikten sonra "Yalnız Allah'a iman etmek ne demektir bilir misiniz?" diye sordu. Onlar "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ortaksız ve yalnız olarak Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek -ravi dedi ki: Zannederim burada Ramazan orucu da vardır- ganimetlerden beşte birini vermenizdir" buyurdu ve onlara dört şeyi yasak etti: Bunlar dubba, hantem, müzeffet ve nakir (denilen kaplara konulan hurma veya üzüm) şırasıdır. Burada İbn Abbas "müzeffet" yerine "mukayyer" demiş de olabilir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunları ezberleyin ve arkanızda bıraktığınız kavim ve kabilelerinize tebliğ ediniz!" buyurdu.
Sahih al Bukhari 7266
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي الشَّعْبِيُّ أَرَأَيْتَ حَدِيثَ الْحَسَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَاعَدْتُ ابْنَ عُمَرَ قَرِيبًا مِنْ سَنَتَيْنِ أَوْ سَنَةٍ وَنِصْفٍ فَلَمْ أَسْمَعْهُ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ هَذَا قَالَ كَانَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيهِمْ سَعْدٌ فَذَهَبُوا يَأْكُلُونَ مِنْ لَحْمٍ، فَنَادَتْهُمُ امْرَأَةٌ مِنْ بَعْضِ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ فَأَمْسَكُوا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا ـ أَوِ اطْعَمُوا ـ فَإِنَّهُ حَلاَلٌ ـ أَوْ قَالَ لاَ بَأْسَ بِهِ. شَكَّ فِيهِ ـ وَلَكِنَّهُ لَيْسَ مِنْ طَعَامِي ".
Tevbe el-Anberi şöyle demiştir: Şa'bi bana "Sen Hasan-ı Basri'nin şu hadisi rivayet ettiğini biliyor musun? Ben İbn Ömer'in meclisinde ona yakın olarak bir buçuk veya iki sene kadar oturdum da İbn Ömer'i şu hadisten başka Nebi (s.a.v.)'den hadis rivayet ederken işitmedim: İbn Ömer dedi ki: Aralarında Sa'd b. Ebi Vakkas olmak üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden bazıları bir et yemeğe gittiler. Tam bu sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşlerinden biri onlara 'O et bir keler etidir!' diye seslendi. Bunun üzerine sahabiler o eti yemekten vazgeçtiler. Bunu duyan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ondan yiyin -veyahut onu taam edin- çünkü o helaldir -veya- onda herhangi bir sakınca yoktur.' -Ravi bu iki cümlede yani 'helaldir' mi dedi, yoksa 'sakıncası yoktur' mu dedi, şüphe etmiştir.- 'Fakat keler benim alışık olduğum yiyeceklerimden değildir' buyurdu" demiştir.
Sahih al Bukhari 7267