HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Buhârî

97 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Temenniler

20 hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنَّ رِجَالاً يَكْرَهُونَ أَنْ يَتَخَلَّفُوا بَعْدِي وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ مَا تَخَلَّفْتُ، لَوَدِدْتُ أَنِّي أُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kudreti sayesinde yaşadığım Allah'a yemin ederim ki şayet kendilerini bindirecek binekler bulamadığım ve benim ardımda geri kalmayı hoş görmeyen birtakım adamlar olmasaydı, Allah yolunda cihada giden hiçbir seriyyeden geri kalmazdım. Allah yolunda öldürülüp diriltilmeyi, sonra öldürülüp diriltilmeyi, sonra öldürülüp diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi ne kadar isterdim!"

Sahih al Bukhari 7226

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ وَدِدْتُ أَنِّي لأُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا، ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا، ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا ‏"‏‏.‏ فَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَقُولُهُنَّ ثَلاَثًا أَشْهَدُ بِاللَّهِ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kudreti sayesinde yaşadığım Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda çarpışıp öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi ne kadar isterdim!" Ebu Hureyre bunları üç defa söyler ve "Allah'a şehadet ederim" derdi.

Sahih al Bukhari 7227

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ كَانَ عِنْدِي أُحُدٌ ذَهَبًا، لأَحْبَبْتُ أَنْ لاَ يَأْتِيَ ثَلاَثٌ وَعِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ، لَيْسَ شَىْءٌ أُرْصِدُهُ فِي دَيْنٍ عَلَىَّ أَجِدُ مَنْ يَقْبَلُهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Benim Uhud dağı kadar altınım olsaydı, ondan yanımda bir dinar bulunduğu halde üzerimden üç gece geçmesini istemezdim. Ancak zimmetimdeki bir borç dolayısıyla ayırıp da onu kabul edecek kimseyi bulmak maksadıyla saklamış olduğum altın müstesnadır."

Sahih al Bukhari 7228

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا سُقْتُ الْهَدْىَ، وَلَحَلَلْتُ مَعَ النَّاسِ حِينَ حَلُّوا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İşime dair sonradan bildiğimi önceden bilseydim kurbanlık sevk etmez ve insanlar {ihramdan} çıktıkları zaman elbette ben de onlarla birlikte çıkardım."

Sahih al Bukhari 7229

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَبَّيْنَا بِالْحَجِّ وَقَدِمْنَا مَكَّةَ لأَرْبَعٍ خَلَوْنَ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ، فَأَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَطُوفَ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَأَنْ نَجْعَلَهَا عُمْرَةً وَلْنَحِلَّ، إِلاَّ مَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ قَالَ وَلَمْ يَكُنْ مَعَ أَحَدٍ مِنَّا هَدْىٌ غَيْرَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَطَلْحَةَ، وَجَاءَ عَلِيٌّ مِنَ الْيَمَنِ مَعَهُ الْهَدْىُ فَقَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا نَنْطَلِقُ إِلَى مِنًى وَذَكَرُ أَحَدِنَا يَقْطُرُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا أَهْدَيْتُ، وَلَوْلاَ أَنَّ مَعِي الْهَدْىَ لَحَلَلْتُ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَلَقِيَهُ سُرَاقَةُ وَهْوَ يَرْمِي جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَنَا هَذِهِ خَاصَّةً قَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ لأَبَدٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَكَانَتْ عَائِشَةُ قَدِمَتْ مَكَّةَ وَهْىَ حَائِضٌ، فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَنْسُكَ الْمَنَاسِكَ كُلَّهَا، غَيْرَ أَنَّهَا لاَ تَطُوفُ وَلاَ تُصَلِّي حَتَّى تَطْهُرَ، فَلَمَّا نَزَلُوا الْبَطْحَاءَ قَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَنْطَلِقُونَ بِحَجَّةٍ وَعُمْرَةٍ وَأَنْطَلِقُ بِحَجَّةٍ‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ أَنْ يَنْطَلِقَ مَعَهَا إِلَى التَّنْعِيمِ، فَاعْتَمَرَتْ عُمْرَةً فِي ذِي الْحَجَّةِ بَعْدَ أَيَّامِ الْحَجِّ‏.‏

Cabir b. Abdullah şöyle anlatmıştır: Bizler (veda haccı yolunda) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le birlikte idik. Yalnız hac niyetiyle ihrama girdik ve zilhiccenin dördünde Mekke'ye geldik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize Kabe'yi tavaf, Safa ile Merve arasında sa'y yapmamızı ve bu haccımızı umre yapmamızı, ardından da -beraberinde kurbanlık bulunanlar hariç- ihramdan çıkmamızı emretti. Cabir şöyle devam etti: İçimizde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Talha'dan başka kimsenin beraberinde kurbanlık yoktu. Ali Yemen'den gelmiş, kurbanını beraberinde getirmişti. O, "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ihrama girdiği gibi ihramlandım" dedi. Bu sözü duyanlar, "Bizler Mina'ya cinsel isteklerimizi yerine getirerek giderken (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı kalacaktır)" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözleri işitince: "Eğer ben (hac aylarında umrenin caiz olduğunu şimdi) bildiğim gibi (ihrama girerken de) önceden bilmiş olsaydım, kurban sevk etmezdim. Yanımda kurbanım olmasaydı, şimdi (ben de sizin gibi) ihramdan çıkardım" buyurdu. Cabir şöyle dedi: Süraka b. Malik el-Müdlici, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Akabe cemresini taşlarken onunla karşılaştı da, "Ya Resulallah! Bu (haccı umreye çevirmek) bize mi mahsustur?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hayır, size mahsus değildir, ebedidir" buyurdu. Cabir şöyle devam etti: Hz. Aişe radıyallahu anha Mekke'ye adet halinde geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona bütün hac ibadetlerini yapmasını, yalnız temizleninceye kadar Kabe'yi tavaf etmemesini ve namaz kılmamasını emretti. Nihayet Batha denilen yere konakladıkları zaman Hz. Aişe radıyallahu anha (temizlendi ve tavaf etti ve), "Ya Resulallah! Sizler bir hac ve bir umre ile dönerken ben bir tek hac ile mi döneceğim?" dedi. Ravi şöyle devam etti: Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hz. Aişe radıyallahu anha'nın kardeşi Abdurrahman b. Ebi Bekr'e kız kardeşiyle birlikte Ten'im'e gitmesini emretti. Hz. Aişe radıyallahu anha, hac günlerinden sonra zilhicce ayında oradan ihrama girerek umre yaptı.

Sahih al Bukhari 7230

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ أَرِقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقَالَ ‏"‏ لَيْتَ رَجُلاً صَالِحًا مِنْ أَصْحَابِي يَحْرُسُنِي اللَّيْلَةَ ‏"‏‏.‏ إِذْ سَمِعْنَا صَوْتَ السِّلاَحِ قَالَ ‏"‏ مَنْ هَذَا ‏"‏‏.‏ قِيلَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ أَحْرُسُكَ‏.‏ فَنَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سَمِعْنَا غَطِيطَهُ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَتْ عَائِشَةُ قَالَ بِلاَلٌ أَلاَ لَيْتَ شِعْرِي هَلْ أَبِيتَنَّ لَيْلَةً بِوَادٍ وَحَوْلِي إِذْخِرٌ وَجَلِيلُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Abdullah b. Amir b. Rebi'a'nın nakline göre Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Medine'ye hicret ettiği zaman düşman saldırısından endişe ederek) bir gece uyuyamadı ve, 'Keşke sahabilerimden elverişli bir kişi bu gece benim için bekçilik etse!' dedi. Tam bu sırada biz ansızın bir silah sesi işittik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 'Bu kimdir?' diye sordu. Sa'd b. Ebi Vakkas, 'Ya Resulallah! Seni bekleyip korumak için geldim!' diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uykuya daldı. Hatta biz onun horladığını işittik." Ebu Abdullah el-Buhari şöyle dedi: Hz. Aişe radıyallahu anha'nın ifadesine göre Bilal şu şiiri söyledi: "Elâ leyte şi'rî hel ebîtenne leyleten / Bivâdin ve havlî izhirun ve celîlü. Geceler miyim bir gece, bilseydim keşke! Etrafımda izhir ve celîl otu ve ben Mekke vadisinde!" Hz. Aişe radıyallahu anha, "Ben Bilal'in bu sözlerini Nebi'ye haber verdim" dedi.

Sahih al Bukhari 7231

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَحَاسُدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ، فَهْوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ يَقُولُ لَوْ أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ هَذَا لَفَعَلْتُ كَمَا يَفْعَلُ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً يُنْفِقُهُ فِي حَقِّهِ فَيَقُولُ لَوْ أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ لَفَعَلْتُ كَمَا يَفْعَلُ ‏"‏‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، بِهَذَا‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İki şeyden başkasında karşılıklı olarak hased yoktur. Biri o kimsedir ki Allah ona Kur'an (ilmi) vermiş, o da gece ve gündüz saatlerinde Kur'an okur durur. Onu işiten kimse de 'Buna verilen bana verilse idi elbette ben de onun yaptığı gibisini yapardım' der. İkincisi de o kimsedir ki Allah ona mal vermiştir, o da malını hak yolunda sarf etmektedir. Onu gören kimse de 'Şuna verilen bana verilse idi elbette ben de onun yaptığı gibisini yapardım' der."

Sahih al Bukhari 7232

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ لَوْلاَ أَنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ ‏"‏ لَتَمَنَّيْتُ‏.‏

Nadr b. Enes'in nakline göre Enes şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i "Sakın ölümü temenni etmeyiniz" buyururken işitmiş olmasaydım muhakkak onu temenni ederdim, demiştir.

Sahih al Bukhari 7233

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ أَتَيْنَا خَبَّابَ بْنَ الأَرَتِّ نَعُودُهُ وَقَدِ اكْتَوَى سَبْعًا فَقَالَ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَدْعُوَ بِالْمَوْتِ لَدَعَوْتُ بِهِ‏.‏

Kays b. Ebi Hazim şöyle demiştir: Hastalığı sırasında Habbab b. el-Eret'i ziyarete gittik. Vücudunun yedi yerine dağlama tedavisi uygulamıştı. Habbab (hastalığının şiddetli ızdırabını ifade ederek) "Eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere ölümü temenni etmemizi yasaklamış olmasaydı muhakkak ölümü temenni ederdim!" dedi.

Sahih al Bukhari 7234

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ ـ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ عُبَيْدٍ مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَزْهَرَ ـ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ إِمَّا مُحْسِنًا فَلَعَلَّهُ يَزْدَادُ، وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ يَسْتَعْتِبُ ‏"‏‏.‏

Ebu Ubeyd'in -asıl adı Abdurrahman b. Ezher'in azatlısı Sa'd b. Ubeyd'dir- Ebu Hureyre'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbiriniz sakın ölümü temenni etmesin! Eğer o, salih bir kimse ise iyiliğinin artması umulur. Eğer kötü bir kimse ise tövbe edip Allah'ın rızasını kazanması umulur."

Sahih al Bukhari 7235

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْقُلُ مَعَنَا التُّرَابَ يَوْمَ الأَحْزَابِ، وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ وَارَى التُّرَابُ بَيَاضَ بَطْنِهِ يَقُولُ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا نَحْنُ، وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا، فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا، إِنَّ الأُلَى وَرُبَّمَا قَالَ الْمَلاَ قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا، إِذَا أَرَادُوا فِتْنَةً أَبَيْنَا ‏"‏ أَبَيْنَا يَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ‏.‏

Bera b. Azib şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ahzab gününde bizimle birlikte toprak taşıyordu. Yemin olsun ki toprağın onun karnının beyazlığını örttüğünü gördüm. Kendisi şöyle söylüyordu: "Sen olmasaydın biz doğru yolu bulamazdık; sadaka vermez, namaz kılamazdık. Üzerimize sekînet indir. Şüphesiz onlar -bazen de 'ileri gelenler' derdi- bize saldırdılar. Fitne çıkarmak istediklerinde biz karşı koyduk." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Biz karşı koyduk" derken sesini yükseltiyordu.

Sahih al Bukhari 7236

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ ـ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ ـ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى فَقَرَأْتُهُ فَإِذَا فِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ ‏"‏‏.‏

Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı ve kâtibi Salim Ebü'n-Nadr şöyle demiştir: Abdullah b. Ebu Evfa, Ömer b. Ubeydullah'a bir mektup yazdı. Bu mektubu okuduğumda içinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu gördüm: "Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz ve Allah'tan afiyet dileyiniz."

Sahih al Bukhari 7237

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ ذَكَرَ ابْنُ عَبَّاسٍ الْمُتَلاَعِنَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ أَهِيَ الَّتِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا امْرَأَةً مِنْ غَيْرِ بَيِّنَةٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ، تِلْكَ امْرَأَةٌ أَعْلَنَتْ‏.‏

Kasım b. Muhammed şöyle demiştir: İbn Abbas birbirine karşı lian yapan karı ve kocadan söz etti. Bunun üzerine Abdullah b. Şeddad ona "Bu kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'Bir kadını beyyinesiz olarak recm etseydim' buyurduğu kadın mıdır?" diye sordu. İbn Abbas "Hayır, o kadın (kötülüğü) açıktan yapan bir kadındı" demişti.

Sahih al Bukhari 7238

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ أَعْتَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْعِشَاءِ فَخَرَجَ عُمَرُ فَقَالَ الصَّلاَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، رَقَدَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ، فَخَرَجَ وَرَأْسُهُ يَقْطُرُ يَقُولُ ‏"‏ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي ـ أَوْ عَلَى النَّاسِ، وَقَالَ سُفْيَانُ أَيْضًا، عَلَى أُمَّتِي ـ لأَمَرْتُهُمْ بِالصَّلاَةِ هَذِهِ السَّاعَةَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَخَّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم هَذِهِ الصَّلاَةَ فَجَاءَ عُمَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَقَدَ النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ‏.‏ فَخَرَجَ وَهْوَ يَمْسَحُ الْمَاءَ عَنْ شِقِّهِ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّهُ لَلْوَقْتُ، لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي ‏"‏‏.‏ وَقَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا عَطَاءٌ لَيْسَ فِيهِ ابْنُ عَبَّاسٍ أَمَّا عَمْرٌو فَقَالَ رَأْسُهُ يَقْطُرُ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ يَمْسَحُ الْمَاءَ عَنْ شِقِّهِ‏.‏ وَقَالَ عَمْرٌو لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي‏.‏ وَقَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ إِنَّهُ لَلْوَقْتُ، لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي‏.‏ وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ata b. Ebi Rebah'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece yatsı namazını gece karanlığı olan ateme vaktine kadar geciktirdi. Bunun üzerine Ömer dışarı çıktı ve "Namaza gel Ya Resulallah! (Mesciddeki) kadınlar ve çocuklar uyudular!" diye seslendi. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem başı su damlayarak dışarı çıktı ve "Eğer ümmetime meşakkat verecek olmasaydım bu namazı işte bu vakitte kılmalarını emrederdim" buyurdu.

Sahih al Bukhari 7239

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ümmetime meşakkat vermiş olmasaydım, onlara mutlaka misvak kullanmalarını emrederdim" buyurmuştur.

Sahih al Bukhari 7240

حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ وَاصَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم آخِرَ الشَّهْرِ، وَوَاصَلَ أُنَاسٌ، مِنَ النَّاسِ فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ مُدَّ بِيَ الشَّهْرُ لَوَاصَلْتُ وِصَالاً يَدَعُ الْمُتَعَمِّقُونَ تَعَمُّقَهُمْ، إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَظَلُّ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ سُلَيْمَانُ بْنُ مُغِيرَةَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Enes şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ayının sonunda (iftar vaktinde yemeyip içmeyerek) visal orucu tuttu. Bunun üzerine birtakım insanlar da oruçlarını (arada bir şey yemeyerek) birbirine uladılar. Onların bu durumu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince "Eğer ay benim için uzatılsaydı, bu derinlemesine gidenlerin derinleştirmelerini terk edecekleri bir ulamayı muhakkak yapardım. Şüphesiz ben sizin gibi değilim. Rabbim beni doyurur ve içirir." buyurdu

Sahih al Bukhari 7241

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَقَالَ اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ، قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَيُّكُمْ مِثْلِي، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا ثُمَّ رَأَوُا الْهِلاَلَ فَقَالَ ‏"‏ لَوْ تَأَخَّرَ لَزِدْتُكُمْ ‏"‏‏.‏ كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem visal orucunu tutmayı yasak etti. Sahabiler "Ya Resulallah! Sen (bir günün orucunu öbür güne ekleyerek) visal orucu tutuyorsun!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sizin hanginiz bana benzer? Ben Rabbim beni doyurur ve bana su içirir halde gecelerim" buyurdu. Sahabiler oruçları birbirine eklemekten vazgeçmeyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oruçlarını bir gün, sonra bir gün daha (arka arkaya iki gün) birbirine ekledi. Sonra (üçüncü günü) hilali gördüler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (visal orucundan vazgeçmeyenleri azarlar gibi) "Eğer hilal gecikseydi sizin için (ders olsun diye) ben de o kadar daha artırırdım" buyurdu

Sahih al Bukhari 7242

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَدْرِ أَمِنَ الْبَيْتِ هُوَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَمَا لَهُمْ لَمْ يُدْخِلُوهُ فِي الْبَيْتِ قَالَ ‏"‏ إِنَّ قَوْمَكِ قَصَّرَتْ بِهِمُ النَّفَقَةُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَمَا شَأْنُ بَابِهِ مُرْتَفِعًا قَالَ ‏"‏ فَعَلَ ذَاكِ قَوْمُكِ، لِيُدْخِلُوا مَنْ شَاءُوا، وَيَمْنَعُوا مَنْ شَاءُوا، لَوْلاَ أَنَّ قَوْمَكِ حَدِيثٌ عَهْدُهُمْ بِالْجَاهِلِيَّةِ، فَأَخَافُ أَنْ تُنْكِرَ قُلُوبُهُمْ أَنْ أُدْخِلَ الْجَدْرَ فِي الْبَيْتِ، وَأَنْ أُلْصِقَ بَابَهُ فِي الأَرْضِ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e İsmail'in duvarını (Kabedeki Hicr-i İsmail'i) kastederek "Bu duvar Beytullahtan mıdır?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet (duvar, beyttendir)" dedi. Ben yine "(Kureyş) için ne mani vardı ki bu duvarı Beytullaha katmadılar?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kavminin (bu Hicr'i Kabe'ye katmaya) bütçeleri yetmedi. (Beyti daralttılar)" diye cevap verdi. Ben "Kabe'nin kapısı niçin bu kadar yüksektir?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kavmin dilediği kimseleri Beytullaha koymak, dilediklerini de koymamak için böyle yaptı" cevabını verdi. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ya Hz. Aişe radıyallahu anha! Kavmin cahiliyet devrine yakın olmasaydı, ben Hicr-i İsmail'i Beytullaha katmak, kapısını da yer seviyesine indirmek isterdim. Fakat böyle yapıldığında kavminin kalplerinin bunu yadırgamasından endişe ederim"

Sahih al Bukhari 7243

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْلاَ الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنَ الأَنْصَارِ، وَلَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ وَادِيًا ـ أَوْ شِعْبًا ـ لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hicret olmasaydı ben muhakkak Ensardan bir kişi olurdum. Eğer insanlar bir vadiye, Ensar bir başka vadiye veya bir dağ yoluna girseydi, muhakkak ki ben Ensar'ın vadisine veya dağ yoluna girerdim."

Sahih al Bukhari 7244

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنَ الأَنْصَارِ، وَلَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا، لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ وَشِعْبَهَا ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ أَبُو التَّيَّاحِ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الشِّعْبِ‏.‏

Abdullah b. Zeyd'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer hicret olmasaydı, elbette ben Ensardan bir kimse olurdum. İnsanlar bir vadiye yahut bir dağ yoluna girip gitselerdi, ben muhakkak Ensar'ın vadisine ve dağ yoluna giderdim!"

Sahih al Bukhari 7245