حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Umre, bir sonraki umreye kadar ikisi arasında işlenen günahlara kefarettir. Mebrur haccın karşılığı ise ancak cennettir."
Sahih al Bukhari 1773
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ خَالِدٍ، سَأَلَ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ الْعُمْرَةِ، قَبْلَ الْحَجِّ فَقَالَ لاَ بَأْسَ. قَالَ عِكْرِمَةُ قَالَ ابْنُ عُمَرَ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ أَنْ يَحُجَّ. وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي عِكْرِمَةُ بْنُ خَالِدٍ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ مِثْلَهُ. حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ عِكْرِمَةُ بْنُ خَالِدٍ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ مِثْلَهُ.
İkrime İbn Halid, Abdullah İbn Ömer'e hacdan önce umre yapmanın hükmünü sordu. Abdullah İbn Ömer, "Bir sakıncası yoktur." dedi. İkrime, Abdullah İbn Ömer'in şöyle dediğini nakletti: "Nebi, hac yapmadan önce umre yaptı."
Sahih al Bukhari 1774
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ الْمَسْجِدَ، فَإِذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ جَالِسٌ إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ، وَإِذَا نَاسٌ يُصَلُّونَ فِي الْمَسْجِدِ صَلاَةَ الضُّحَى. قَالَ فَسَأَلْنَاهُ عَنْ صَلاَتِهِمْ. فَقَالَ بِدْعَةٌ. ثُمَّ قَالَ لَهُ كَمِ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرْبَعً إِحْدَاهُنَّ فِي رَجَبٍ، فَكَرِهْنَا أَنْ نَرُدَّ عَلَيْهِ. قَالَ وَسَمِعْنَا اسْتِنَانَ، عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ فِي الْحُجْرَةِ، فَقَالَ عُرْوَةُ يَا أُمَّاهُ، يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ. أَلاَ تَسْمَعِينَ مَا يَقُولُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ. قَالَتْ مَا يَقُولُ قَالَ يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اعْتَمَرَ أَرْبَعَ عُمَرَاتٍ إِحْدَاهُنَّ فِي رَجَبٍ. قَالَتْ يَرْحَمُ اللَّهُ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَا اعْتَمَرَ عُمْرَةً إِلاَّ وَهُوَ شَاهِدُهُ، وَمَا اعْتَمَرَ فِي رَجَبٍ قَطُّ.
Mücahid şöyle dedi: Ben ve Urve İbn Zübeyr mescide girdik. Abdullah İbn Ömer'in Aişe'nin odasının yanında oturduğunu, insanların da mescitte kuşluk namazı kıldıklarını gördük. Bu namazın hükmünü Abdullah İbn Ömer'e sorduk. O, "Bidattir." dedi. Sonra Urve ona, "Nebi kaç defa umre yaptı?" diye sordu. O, "Dört defa umre yaptı; bunlardan biri Receb ayındaydı." diye cevap verdi. Sözüne karşı çıkmak istemedik. Aişe'nin odasında dişlerini misvakladığını işittik. Urve, "Anneciğim, ey müminlerin annesi! Ebu Abdurrahman'ın ne dediğini işitmiyor musun?" dedi. Aişe, "Ne diyor?" diye sordu. Urve, "Nebi'nin, biri Receb ayında olmak üzere dört defa umre yaptığını söylüyor." dedi. Aişe, "Allah Ebu Abdurrahman'a merhamet etsin. Nebi hangi umreyi yaptıysa o da yanında bulundu; fakat Nebi Receb ayında hiç umre yapmadı." dedi.
Sahih al Bukhari 1775
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ الْمَسْجِدَ، فَإِذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ جَالِسٌ إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ، وَإِذَا نَاسٌ يُصَلُّونَ فِي الْمَسْجِدِ صَلاَةَ الضُّحَى. قَالَ فَسَأَلْنَاهُ عَنْ صَلاَتِهِمْ. فَقَالَ بِدْعَةٌ. ثُمَّ قَالَ لَهُ كَمِ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرْبَعً إِحْدَاهُنَّ فِي رَجَبٍ، فَكَرِهْنَا أَنْ نَرُدَّ عَلَيْهِ. قَالَ وَسَمِعْنَا اسْتِنَانَ، عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ فِي الْحُجْرَةِ، فَقَالَ عُرْوَةُ يَا أُمَّاهُ، يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ. أَلاَ تَسْمَعِينَ مَا يَقُولُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ. قَالَتْ مَا يَقُولُ قَالَ يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اعْتَمَرَ أَرْبَعَ عُمَرَاتٍ إِحْدَاهُنَّ فِي رَجَبٍ. قَالَتْ يَرْحَمُ اللَّهُ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَا اعْتَمَرَ عُمْرَةً إِلاَّ وَهُوَ شَاهِدُهُ، وَمَا اعْتَمَرَ فِي رَجَبٍ قَطُّ.
Mücahid şöyle dedi: Ben ve Urve İbn Zübeyr mescide girdik. Bir de baktık Abdullah İbn Ömer, Aişe'nin odasının yanında oturuyor, insanlar da mescitte kuşluk namazı kılıyorlardı. Biz bu namazı Abdullah İbn Ömer'e sorduk. O, "Bidattir." dedi. Sonra Urve ona, "Nebi kaç kere umre yaptı?" diye sordu. O, "Dört kere umre yaptı. Bunlardan biri Receb ayında idi." diye cevap verdi. Biz onun sözünü reddetmek istemedik. Aişe'nin odasında dişlerini misvakladığını işittik. Urve, "Anneciğim, ey müminlerin annesi! Ebu Abdurrahman'ın ne dediğini işitiyor musun?" dedi. Aişe, "Ne diyor?" diye sordu. Urve, Nebi'nin biri Receb ayında olmak üzere dört kere umre yaptığını söylediğini bildirdi. Aişe şöyle dedi: "Allah Ebu Abdurrahman'a merhamet etsin. Nebi'nin yaptığı her umrede o da hazır bulundu. Nebi, Receb ayında hiç umre yapmadı."
Sahih al Bukhari 1776
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَجَبٍ.
Urve İbn Zübeyr şöyle dedi: Aişe'ye Nebi'nin umresini sordum. O, "Nebi Receb ayında umre yapmadı." dedi.
Sahih al Bukhari 1777
حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ حَسَّانٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، سَأَلْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ كَمِ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرْبَعٌ عُمْرَةُ الْحُدَيْبِيَةِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، حَيْثُ صَدَّهُ الْمُشْرِكُونَ، وَعُمْرَةٌ مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، حَيْثُ صَالَحَهُمْ، وَعُمْرَةُ الْجِعْرَانَةِ إِذْ قَسَمَ غَنِيمَةَ أُرَاهُ حُنَيْنٍ. قُلْتُ كَمْ حَجَّ قَالَ وَاحِدَةً.
Katade şöyle dedi: Enes'e, "Nebi kaç kere umre yaptı?" diye sordum. Enes şöyle dedi: "Dört kere yaptı: Müşriklerin kendisine engel olduğu Zilkade ayındaki Hudeybiye umresi, müşriklerle anlaştığı ertesi yılın Zilkade ayında yaptığı umre ve Huneyn ganimetlerini dağıttığı Ci'rane umresi." Ben, "Kaç kere hac yaptı?" diye sordum. Enes, "Bir kere." dedi.
Sahih al Bukhari 1778
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَيْثُ رَدُّوهُ، وَمِنَ الْقَابِلِ عُمْرَةَ الْحُدَيْبِيَةِ، وَعُمْرَةً فِي ذِي الْقَعْدَةِ وَعُمْرَةً مَعَ حَجَّتِهِ.
Katade şöyle dedi: "Enes'e Nebi'nin umrelerini sordum. O şöyle cevap verdi: Müşriklerin kendisini geri çevirdiği yıl yaptığı umre, ertesi yıl yaptığı Hudeybiye umresi, Zilkade ayında yaptığı bir umre ve haccıyla birlikte yaptığı bir umre."
Sahih al Bukhari 1779
حَدَّثَنَا هُدْبَةُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، وَقَالَ، اعْتَمَرَ أَرْبَعَ عُمَرٍ فِي ذِي الْقَعْدَةِ إِلاَّ الَّتِي اعْتَمَرَ مَعَ حَجَّتِهِ عُمْرَتَهُ مِنَ الْحُدَيْبِيَةِ، وَمِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ، وَمِنَ الْجِعْرَانَةِ، حَيْثُ قَسَمَ غَنَائِمَ حُنَيْنٍ، وَعُمْرَةً مَعَ حَجَّتِهِ.
Hemmam şöyle dedi: Nebi dört umre yaptı. Hac ile birlikte yaptığı umre dışında hepsi Zilkade ayında idi: Hudeybiye umresi, ertesi yıl yaptığı umre, Huneyn ganimetlerini dağıttığı Ci'rane umresi ve haccıyla birlikte yaptığı umre.
Sahih al Bukhari 1780
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَأَلْتُ مَسْرُوقًا وَعَطَاءً وَمُجَاهِدًا. فَقَالُوا اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذِي الْقَعْدَةِ قَبْلَ أَنْ يَحُجَّ. وَقَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذِي الْقَعْدَةِ، قَبْلَ أَنْ يَحُجَّ مَرَّتَيْنِ.
Ebu İshak şöyle dedi: Mesruk, Ata ve Mücahid'e sordum. Onlar, "Nebi hac yapmadan önce Zilkade ayında umre yaptı." dediler. Ebu İshak, "Bera İbn Azib'in, 'Nebi hac yapmadan önce Zilkade ayında iki defa umre yaptı.' dediğini işittim." dedi.
Sahih al Bukhari 1781
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ يُخْبِرُنَا يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ سَمَّاهَا ابْنُ عَبَّاسٍ، فَنَسِيتُ اسْمَهَا " مَا مَنَعَكِ أَنْ تَحُجِّي مَعَنَا ". قَالَتْ كَانَ لَنَا نَاضِحٌ فَرَكِبَهُ أَبُو فُلاَنٍ وَابْنُهُ ـ لِزَوْجِهَا وَابْنِهَا ـ وَتَرَكَ نَاضِحًا نَنْضَحُ عَلَيْهِ قَالَ " فَإِذَا كَانَ رَمَضَانُ اعْتَمِرِي فِيهِ فَإِنَّ عُمْرَةً فِي رَمَضَانَ حَجَّةٌ ". أَوْ نَحْوًا مِمَّا قَالَ.
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Nebi, ensardan bir kadına, "Bizimle hac yapmana engel olan nedir?" diye sordu. Kadın, "İki su taşıma devemiz vardı. Kocam ile oğlu birine bindiler, diğerini de su taşımamız için bıraktılar." dedi. Nebi, "Ramazan geldiğinde umre yap. Çünkü Ramazan ayında yapılan umre hac gibidir." yahut buna benzer bir söz buyurdu.
Sahih al Bukhari 1782
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَافِينَ لِهِلاَلِ ذِي الْحَجَّةِ فَقَالَ لَنَا " مَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُهِلَّ بِالْحَجِّ فَلْيُهِلَّ وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُهِلَّ بِعُمْرَةٍ فَلْيُهِلَّ بِعُمْرَةٍ، فَلَوْلاَ أَنِّي أَهْدَيْتُ لأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ ". قَالَتْ فَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ، وَكُنْتُ مِمَّنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، فَأَظَلَّنِي يَوْمُ عَرَفَةَ، وَأَنَا حَائِضٌ، فَشَكَوْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ارْفُضِي عُمْرَتَكِ، وَانْقُضِي رَأْسَكِ وَامْتَشِطِي، وَأَهِلِّي بِالْحَجِّ ". فَلَمَّا كَانَ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ أَرْسَلَ مَعِي عَبْدَ الرَّحْمَنِ إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ مَكَانَ عُمْرَتِي.
Aişe şöyle dedi: Zilhicce hilali doğarken Nebi ile birlikte yola çıktık. Nebi bize, "Sizden hac için telbiye getirmek isteyen hac için, umre için telbiye getirmek isteyen de umre için telbiye getirsin. Yanımda hedy kurbanı getirmemiş olsaydım umre için telbiye getirirdim." buyurdu. İçimizden kimileri umre, kimileri de hac için telbiye getirdi. Ben umre için telbiye getirenlerdendim. Âdetli olduğum hâlde Arefe günü geldi. Durumumu Nebi'ye arz ettim. O, "Umreni bırak, saçlarını çöz ve tara, ardından hac için telbiye getir." buyurdu. Muhassab'da konaklama gecesi geldiğinde Abdurrahman'ı benimle Tenim'e gönderdi. Ben de önceki umremin yerine umre için telbiye getirdim.
Sahih al Bukhari 1783
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ عَمْرَو بْنَ أَوْسٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهُ أَنْ يُرْدِفَ عَائِشَةَ، وَيُعْمِرَهَا مِنَ التَّنْعِيمِ. قَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً سَمِعْتُ عَمْرًا، كَمْ سَمِعْتُهُ مِنْ عَمْرٍو.
Abdurrahman İbn Ebu Bekir'den nakledildiğine göre Nebi, ona Aişe'yi devesinin terkisine bindirip Tenim'den umre yaptırmasını emretti. Süfyan bir defasında, "Amr'ı dinledim. Bunu Amr'dan ne kadar da çok dinledim!" dedi.
Sahih al Bukhari 1784
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، عَنْ حَبِيبٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَطَاءٍ، حَدَّثَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَهَلَّ وَأَصْحَابُهُ بِالْحَجِّ وَلَيْسَ مَعَ أَحَدٍ مِنْهُمْ هَدْىٌ، غَيْرَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَطَلْحَةَ، وَكَانَ عَلِيٌّ قَدِمَ مِنَ الْيَمَنِ، وَمَعَهُ الْهَدْىُ فَقَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لأَصْحَابِهِ أَنْ يَجْعَلُوهَا عُمْرَةً، يَطُوفُوا بِالْبَيْتِ، ثُمَّ يُقَصِّرُوا وَيَحِلُّوا، إِلاَّ مَنْ مَعَهُ الْهَدْىُ، فَقَالُوا نَنْطَلِقُ إِلَى مِنًى وَذَكَرُ أَحَدِنَا يَقْطُرُ فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا أَهْدَيْتُ، وَلَوْلاَ أَنَّ مَعِي الْهَدْىَ لأَحْلَلْتُ ". وَأَنَّ عَائِشَةَ حَاضَتْ فَنَسَكَتِ الْمَنَاسِكَ كُلَّهَا، غَيْرَ أَنَّهَا لَمْ تَطُفْ بِالْبَيْتِ قَالَ فَلَمَّا طَهُرَتْ وَطَافَتْ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَنْطَلِقُونَ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ، وَأَنْطَلِقُ بِالْحَجِّ فَأَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ أَنْ يَخْرُجَ مَعَهَا إِلَى التَّنْعِيمِ، فَاعْتَمَرَتْ بَعْدَ الْحَجِّ فِي ذِي الْحَجَّةِ، وَأَنَّ سُرَاقَةَ بْنَ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ لَقِيَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْعَقَبَةِ، وَهُوَ يَرْمِيهَا، فَقَالَ أَلَكُمْ هَذِهِ خَاصَّةً، يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " لاَ، بَلْ لِلأَبَدِ ".
Cabir İbn Abdullah'tan nakledildiğine göre Nebi ve ashabı hac için telbiye getirdiler. Nebi ile Talha dışında hiç kimsenin yanında hedy kurbanı yoktu. Ali, yanında hedy kurbanıyla Yemen'den geldi ve "Nebi ne için telbiye getirdiyse ben de onun için telbiye getirdim." dedi. Nebi, yanında hedy kurbanı bulunanlar dışındaki ashabına niyetlerini umreye çevirmeleri, Kâbe'yi tavaf ettikten sonra saçlarını kısaltıp ihramdan çıkmaları için izin verdi. Onlar, "Cinsel organlarımızdan meni damlarken Mina'ya mı gideceğiz?" dediler. Bu söz Nebi'ye ulaşınca şöyle buyurdu: "İşimin sonradan anladığım yanını önceden bilseydim hedy kurbanı getirmezdim. Yanımda hedy kurbanı olmasaydı ihramdan çıkardım." Aişe âdet gördü ve Kâbe'yi tavaf dışında bütün hac ibadetlerini yerine getirdi. Temizlenip tavaf ettikten sonra, "Ey Allah'ın Resulü! Siz umre ve hac yapmış olarak dönüyorsunuz, ben ise yalnız hac yapmış olarak mı döneceğim?" dedi. Bunun üzerine Nebi, Abdurrahman İbn Ebu Bekir'e Aişe ile Tenim'e gitmesini emretti. Aişe de hacdan sonra Zilhicce ayında umre yaptı. Süraka İbn Malik İbn Cuşum, Nebi Akabe cemresini taşlarken onunla karşılaştı ve "Ey Allah'ın Resulü! Bu yalnızca size mi özgüdür?" diye sordu. Nebi, "Hayır, sonsuza kadar geçerlidir." buyurdu.
Sahih al Bukhari 1785
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَافِينَ لِهِلاَلِ ذِي الْحَجَّةِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُهِلَّ بِعُمْرَةٍ فَلْيُهِلَّ، وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُهِلَّ بِحَجَّةِ فَلْيُهِلَّ، وَلَوْلاَ أَنِّي أَهْدَيْتُ لأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ ". فَمِنْهُمْ مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، وَمِنْهُمْ مِنْ أَهَلَّ بِحَجَّةٍ، وَكُنْتُ مِمَّنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، فَحِضْتُ قَبْلَ أَنْ أَدْخُلَ مَكَّةَ، فَأَدْرَكَنِي يَوْمُ عَرَفَةَ، وَأَنَا حَائِضٌ، فَشَكَوْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " دَعِي عُمْرَتَكِ، وَانْقُضِي رَأْسَكِ وَامْتَشِطِي، وَأَهِلِّي بِالْحَجِّ ". فَفَعَلْتُ، فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ أَرْسَلَ مَعِي عَبْدَ الرَّحْمَنِ إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَرْدَفَهَا، فَأَهَلَّتْ بِعُمْرَةٍ مَكَانَ عُمْرَتِهَا، فَقَضَى اللَّهُ حَجَّهَا وَعُمْرَتَهَا، وَلَمْ يَكُنْ فِي شَىْءٍ مِنْ ذَلِكَ هَدْىٌ، وَلاَ صَدَقَةٌ، وَلاَ صَوْمٌ.
Aişe şöyle dedi: Nebi ile birlikte Zilhicce hilaline rastlayacak şekilde yola çıktık. Nebi şöyle buyurdu: "Kim umre için telbiye getirmek isterse getirsin, kim hac için telbiye getirmek isterse getirsin. Yanımda hedy kurbanı bulunmasaydı umre için telbiye getirirdim." İçimizden kimileri umre, kimileri de hac için telbiye getirdi. Ben de umre için telbiye getirmiştim. Mekke'ye girmeden önce âdet oldum ve Arefe gününe âdetli olarak ulaştım. Nebi'ye durumumu arz ettim. O, "Umreni bırak, saçlarını çöz ve tara, hac için telbiye getir." buyurdu. Ben de öyle yaptım. Muhassab gecesi Abdurrahman'ı benimle Tenim'e gönderdi; beni terkisine aldı ve önceki umremin yerine umre için telbiye getirdim. Böylece Allah haccımı ve umremi tamamladı. Bunların hiçbirinde hedy, sadaka veya oruç gerekmedi.
Sahih al Bukhari 1786
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، وَعَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالاَ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَصْدُرُ النَّاسُ بِنُسُكَيْنِ وَأَصْدُرُ بِنُسُكٍ فَقِيلَ لَهَا " انْتَظِرِي، فَإِذَا طَهُرْتِ فَاخْرُجِي إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَهِلِّي ثُمَّ ائْتِينَا بِمَكَانِ كَذَا، وَلَكِنَّهَا عَلَى قَدْرِ نَفَقَتِكِ، أَوْ نَصَبِكِ ".
İbn Avn'ın Kasım İbn Muhammed'den ve İbrahim'in Esved'den naklettiğine göre ikisi de Aişe'nin şöyle dediğini aktardı: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar iki ibadeti tamamlayarak dönüyor, ben ise bir ibadetle dönüyorum." Ona şöyle denildi: "Bekle. Temizlenince Tenim'e çık ve umre için telbiye getir. Sonra falan yerde yanımıza gel. Ancak onun sevabı yaptığın harcama yahut çektiğin yorgunluk ölçüsündedir."
Sahih al Bukhari 1787
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا أَفْلَحُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ خَرَجْنَا مُهِلِّينَ بِالْحَجِّ فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ، وَحُرُمِ الْحَجِّ، فَنَزَلْنَا سَرِفَ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ " مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ، فَأَحَبَّ أَنْ يَجْعَلَهَا عُمْرَةً، فَلْيَفْعَلْ وَمَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ فَلاَ ". وَكَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرِجَالٍ مِنْ أَصْحَابِهِ ذَوِي قُوَّةٍ الْهَدْىُ، فَلَمْ تَكُنْ لَهُمْ عُمْرَةً، فَدَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ " مَا يُبْكِيكِ ". قُلْتُ سَمِعْتُكَ تَقُولُ لأَصْحَابِكَ مَا قُلْتَ فَمُنِعْتُ الْعُمْرَةَ. قَالَ " وَمَا شَأْنُكِ ". قُلْتُ لاَ أُصَلِّي. قَالَ " فَلاَ يَضُرَّكِ أَنْتِ مِنْ بَنَاتِ آدَمَ، كُتِبَ عَلَيْكِ مَا كُتِبَ عَلَيْهِنَّ، فَكُونِي فِي حَجَّتِكِ عَسَى اللَّهُ أَنْ يَرْزُقَكِهَا ". قَالَتْ فَكُنْتُ حَتَّى نَفَرْنَا مِنْ مِنًى، فَنَزَلْنَا الْمُحَصَّبَ فَدَعَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ " اخْرُجْ بِأُخْتِكَ الْحَرَمَ، فَلْتُهِلَّ بِعُمْرَةٍ، ثُمَّ افْرُغَا مِنْ طَوَافِكُمَا، أَنْتَظِرْكُمَا هَا هُنَا ". فَأَتَيْنَا فِي جَوْفِ اللَّيْلِ. فَقَالَ " فَرَغْتُمَا ". قُلْتُ نَعَمْ. فَنَادَى بِالرَّحِيلِ فِي أَصْحَابِهِ، فَارْتَحَلَ النَّاسُ، وَمَنْ طَافَ بِالْبَيْتِ، قَبْلَ صَلاَةِ الصُّبْحِ، ثُمَّ خَرَجَ مُوَجِّهًا إِلَى الْمَدِينَةِ.
Aişe şöyle dedi: Hac için telbiye getirerek hac aylarında ve hac yasaklarının geçerli olduğu dönemde yola çıktık. Serif'e vardığımızda Nebi ashabına, "Yanında hedy kurbanı bulunmayan ve bunu umreye çevirmek isteyen kimse öyle yapsın; yanında hedy bulunan ise yapmasın." buyurdu. Nebi'nin ve güçlü olan bazı sahabilerin yanında hedy kurbanı vardı; dolayısıyla onlarınki umre olmadı. Ben ağlarken Nebi yanıma geldi ve, "Seni ağlatan nedir?" diye sordu. "Ashabına söylediklerini işittim; umreden alıkonuldum." dedim. "Neyin var?" diye sordu. "Namaz kılamıyorum." dedim. Şöyle buyurdu: "Bunun sana zararı yok. Sen Âdemoğullarının kızlarından birisin; diğer kadınlar için yazılan senin için de yazılmıştır. Haccına devam et; umulur ki Allah sana umreyi de nasip eder." Mina'dan ayrılıp Muhassab'a ininceye kadar bu şekilde kaldım. Nebi Abdurrahman'ı çağırıp, "Kız kardeşini Harem'in dışına çıkar; umre için telbiye getirsin. Sonra tavafınızı tamamlayın. Sizi burada bekliyorum." buyurdu. Gecenin ortasında geldik. "Bitirdiniz mi?" diye sordu. "Evet." dedim. Ardından ashabına hareket emri verdi. İnsanlar ve sabah namazından önce Kâbe'yi tavaf edenler hareket edip Medine'ye yöneldiler.
Sahih al Bukhari 1788
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ يَعْنِي، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ وَعَلَيْهِ أَثَرُ الْخَلُوقِ أَوْ قَالَ صُفْرَةٍ فَقَالَ كَيْفَ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصْنَعَ فِي عُمْرَتِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَسُتِرَ بِثَوْبٍ وَوَدِدْتُ أَنِّي قَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ. فَقَالَ عُمَرُ تَعَالَ أَيَسُرُّكَ أَنْ تَنْظُرَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الْوَحْىَ قُلْتُ نَعَمْ. فَرَفَعَ طَرَفَ الثَّوْبِ، فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ لَهُ غَطِيطٌ وَأَحْسِبُهُ قَالَ كَغَطِيطِ الْبَكْرِ. فَلَمَّا سُرِّيَ عَنْهُ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنِ الْعُمْرَةِ اخْلَعْ عَنْكَ الْجُبَّةَ وَاغْسِلْ أَثَرَ الْخَلُوقِ عَنْكَ، وَأَنْقِ الصُّفْرَةَ، وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكِ ".
Safvan İbn Ya'la İbn Ümeyye'nin babasından naklettiğine göre Nebi Cirane'deyken, üzerinde cübbe ve güzel kokunun yahut sarı rengin izi bulunan bir adam geldi. Adam, "Umremde ne yapmamı emredersin?" diye sordu. Bunun üzerine Allah Nebi'ye vahiy indirdi ve üzeri bir örtüyle örtüldü. Ben, vahiy indirilirken Nebi'yi görmeyi arzuluyordum. Ömer, "Gel, Allah vahiy indirirken Nebi'ye bakmak ister misin?" dedi. "Evet." dedim. Örtünün bir kenarını kaldırdı. Baktığımda Nebi'den genç devenin solumasına benzer bir ses geliyordu. Vahyin ağırlığı kalkınca Nebi, "Umreyi soran kişi nerede? Cübbeni çıkar, üzerindeki güzel kokunun izini yıka, sarı rengi gider ve haccında yaptıklarını umrende de yap." buyurdu.
Sahih al Bukhari 1789
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا يَوْمَئِذٍ حَدِيثُ السِّنِّ أَرَأَيْتِ قَوْلَ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا} فَلاَ أُرَى عَلَى أَحَدٍ شَيْئًا أَنْ لاَ يَطَّوَّفَ بِهِمَا. فَقَالَتْ عَائِشَةُ كَلاَّ، لَوْ كَانَتْ كَمَا تَقُولُ كَانَتْ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَطَّوَّفَ بِهِمَا. إِنَّمَا أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِي الأَنْصَارِ كَانُوا يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ، وَكَانَتْ مَنَاةُ حَذْوَ قُدَيْدٍ، وَكَانُوا يَتَحَرَّجُونَ أَنْ يَطُوفُوا بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَلَمَّا جَاءَ الإِسْلاَمُ سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا}. زَادَ سُفْيَانُ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ هِشَامٍ مَا أَتَمَّ اللَّهُ حَجَّ امْرِئٍ وَلاَ عُمْرَتَهُ لَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ.
Hişam İbn Urve'nin babasından naklettiğine göre o, henüz gençken Nebi'nin eşi Aişe'ye şöyle sordu: "Yüce Allah'ın, ‘Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın sembollerindendir. Kim Kâbe'yi hacceder veya umre yaparsa bu ikisini tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur.’ buyruğuna göre bu ikisini tavaf etmeyen kimseye bir sorumluluk olmadığını düşünüyorum." Aişe şöyle dedi: "Hayır! Senin dediğin gibi olsaydı ayette, ‘Bu ikisini tavaf etmemesinde kendisine bir günah yoktur.’ denirdi. Bu ayet, Menat için telbiye getiren Ensar hakkında indirildi. Menat, Kudeyd hizasındaydı. Onlar Safa ile Merve arasında tavaf etmekten çekiniyorlardı. İslam gelince bunu Nebi'ye sordular. Bunun üzerine Yüce Allah, ‘Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın sembollerindendir. Kim Kâbe'yi hacceder veya umre yaparsa bu ikisini tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur.’ ayetini indirdi." Süfyan ile Ebu Muaviye, Hişam'dan şu ilaveyi nakletti: "Safa ile Merve arasında tavaf etmeyen kimsenin haccını da umresini de Allah tamamlamaz."
Sahih al Bukhari 1790
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاعْتَمَرْنَا مَعَهُ فَلَمَّا دَخَلَ مَكَّةَ طَافَ وَطُفْنَا مَعَهُ، وَأَتَى الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ وَأَتَيْنَاهَا مَعَهُ، وَكُنَّا نَسْتُرُهُ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ أَنْ يَرْمِيَهُ أَحَدٌ. فَقَالَ لَهُ صَاحِبٌ لِي أَكَانَ دَخَلَ الْكَعْبَةَ قَالَ لاَ. قَالَ فَحَدِّثْنَا مَا، قَالَ لِخَدِيجَةَ. قَالَ " بَشِّرُوا خَدِيجَةَ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ لاَ صَخَبَ فِيهِ وَلاَ نَصَبَ ".
Abdullah İbn Ebu Evfa şöyle dedi: Nebi umre yaptı, biz de onunla birlikte umre yaptık. Mekke'ye girince Kâbe'yi tavaf etti, biz de onunla birlikte tavaf ettik. Safa ile Merve'ye gitti, biz de onunla birlikte gittik. Mekkelilerden birinin ona taş atmasına karşı onu koruyorduk. Bir arkadaşım Abdullah'a, 'Kâbe'ye girdi mi?' diye sordu. Abdullah, 'Hayır.' dedi. Arkadaşım, 'Hatice hakkında ne söylediğini bize anlat.' dedi. Abdullah şöyle dedi: Nebi, 'Hatice'yi, içinde gürültü ve yorgunluk bulunmayan, inciden yapılmış bir cennet eviyle müjdeleyin.' buyurdu.
Sahih al Bukhari 1791
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاعْتَمَرْنَا مَعَهُ فَلَمَّا دَخَلَ مَكَّةَ طَافَ وَطُفْنَا مَعَهُ، وَأَتَى الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ وَأَتَيْنَاهَا مَعَهُ، وَكُنَّا نَسْتُرُهُ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ أَنْ يَرْمِيَهُ أَحَدٌ. فَقَالَ لَهُ صَاحِبٌ لِي أَكَانَ دَخَلَ الْكَعْبَةَ قَالَ لاَ. قَالَ فَحَدِّثْنَا مَا، قَالَ لِخَدِيجَةَ. قَالَ " بَشِّرُوا خَدِيجَةَ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ لاَ صَخَبَ فِيهِ وَلاَ نَصَبَ ".
Abdullah İbn Ebu Evfa şöyle dedi: Nebi umre yaptı, biz de onunla birlikte umre yaptık. Mekke'ye girince Kâbe'yi tavaf etti, biz de onunla birlikte tavaf ettik. Safa ile Merve'ye gitti, biz de onunla birlikte gittik. Mekkelilerden birinin ona taş atmasına karşı onu koruyorduk. Bir arkadaşım Abdullah'a, 'Kâbe'ye girdi mi?' diye sordu. Abdullah, 'Hayır.' dedi. Arkadaşım, 'Hatice hakkında ne söylediğini bize anlat.' dedi. Abdullah şöyle dedi: Nebi, 'Hatice'yi, içinde gürültü ve yorgunluk bulunmayan, inciden yapılmış bir cennet eviyle müjdeleyin.' buyurdu.
Sahih al Bukhari 1792
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَأَلْنَا ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ رَجُلٍ، طَافَ بِالْبَيْتِ فِي عُمْرَةٍ، وَلَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، أَيَأْتِي امْرَأَتَهُ فَقَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَطَافَ بِالْبَيْتِ سَبْعًا، وَصَلَّى خَلْفَ الْمَقَامِ رَكْعَتَيْنِ، وَطَافَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ سَبْعًا، وَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ. قَالَ وَسَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ فَقَالَ لاَ يَقْرَبَنَّهَا حَتَّى يَطُوفَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ.
Amr İbn Dinar şöyle dedi: İbn Ömer'e, umre sırasında Kâbe'yi tavaf ettiği hâlde Safa ile Merve arasında tavaf etmeyen bir kimsenin eşiyle birlikte olup olamayacağını sorduk. İbn Ömer şöyle dedi: Nebi Mekke'ye geldi, Kâbe'yi yedi defa tavaf etti, makamın arkasında iki rekât namaz kıldı ve Safa ile Merve arasında yedi defa tavaf etti. Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır. Cabir İbn Abdullah'a da sorduk. O, 'Safa ile Merve arasında tavaf etmedikçe eşine yaklaşmasın.' dedi.
Sahih al Bukhari 1793
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَأَلْنَا ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ رَجُلٍ، طَافَ بِالْبَيْتِ فِي عُمْرَةٍ، وَلَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، أَيَأْتِي امْرَأَتَهُ فَقَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَطَافَ بِالْبَيْتِ سَبْعًا، وَصَلَّى خَلْفَ الْمَقَامِ رَكْعَتَيْنِ، وَطَافَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ سَبْعًا، وَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ. قَالَ وَسَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ فَقَالَ لاَ يَقْرَبَنَّهَا حَتَّى يَطُوفَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ.
Amr İbn Dinar şöyle dedi: İbn Ömer'e, umre sırasında Kâbe'yi tavaf ettiği hâlde Safa ile Merve arasında tavaf etmeyen bir kimsenin eşiyle birlikte olup olamayacağını sorduk. İbn Ömer şöyle dedi: Nebi Mekke'ye geldi, Kâbe'yi yedi defa tavaf etti, makamın arkasında iki rekât namaz kıldı ve Safa ile Merve arasında yedi defa tavaf etti. Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır. Cabir İbn Abdullah'a da sorduk. O, 'Safa ile Merve arasında tavaf etmedikçe eşine yaklaşmasın.' dedi.
Sahih al Bukhari 1794
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْبَطْحَاءِ وَهُوَ مُنِيخٌ فَقَالَ " أَحَجَجْتَ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " بِمَا أَهْلَلْتَ ". قُلْتُ لَبَّيْكَ بِإِهْلاَلٍ كَإِهْلاَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَحْسَنْتَ. طُفْ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ أَحِلَّ ". فَطُفْتُ بِالْبَيْتِ، وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، ثُمَّ أَتَيْتُ امْرَأَةً مِنْ قَيْسٍ، فَفَلَتْ رَأْسِي، ثُمَّ أَهْلَلْتُ بِالْحَجِّ. فَكُنْتُ أُفْتِي بِهِ، حَتَّى كَانَ فِي خِلاَفَةِ عُمَرَ فَقَالَ إِنْ أَخَذْنَا بِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُنَا بِالتَّمَامِ، وَإِنْ أَخَذْنَا بِقَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّهُ لَمْ يَحِلَّ حَتَّى يَبْلُغَ الْهَدْىُ مَحِلَّهُ.
Ebu Musa el-Eşari şöyle dedi: Nebi Batha'da devesini çöktürmüşken yanına vardım. Bana, 'Hac yaptın mı?' diye sordu. 'Evet.' dedim. 'Ne için telbiye getirdin?' diye sordu. 'Nebi'nin telbiye getirdiği şey için telbiye getirdim.' dedim. Nebi, 'İyi yaptın. Kâbe'yi ve Safa ile Merve'yi tavaf et, sonra ihramdan çık.' buyurdu. Kâbe'yi ve Safa ile Merve'yi tavaf ettim. Ardından Kays kabilesinden bir kadının yanına gittim, o da başımdaki bitleri ayıkladı. Sonra hac için telbiye getirdim. Ömer'in halifeliğine kadar insanlara bu yönde fetva veriyordum. Ömer şöyle dedi: 'Allah'ın kitabını esas alırsak o bize tamamlamayı emrediyor. Nebi'nin sözünü esas alırsak o da hedy kurbanı kesim yerine ulaşıncaya kadar ihramdan çıkmadı.'
Sahih al Bukhari 1795
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، مَوْلَى أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، كَانَ يَسْمَعُ أَسْمَاءَ تَقُولُ كُلَّمَا مَرَّتْ بِالْحَجُونِ صَلَّى اللَّهُ عَلَى مُحَمَّدٍ لَقَدْ نَزَلْنَا مَعَهُ هَا هُنَا، وَنَحْنُ يَوْمَئِذٍ خِفَافٌ، قَلِيلٌ ظَهْرُنَا، قَلِيلَةٌ أَزْوَادُنَا، فَاعْتَمَرْتُ أَنَا وَأُخْتِي عَائِشَةُ وَالزُّبَيْرُ وَفُلاَنٌ وَفُلاَنٌ، فَلَمَّا مَسَحْنَا الْبَيْتَ أَحْلَلْنَا، ثُمَّ أَهْلَلْنَا مِنَ الْعَشِيِّ بِالْحَجِّ.
Ebu Bekir'in kızı Esma'nın azatlısı Abdullah, Esma'nın Hacun'a her uğradığında şöyle dediğini duyardı: 'Allah, Muhammed'e rahmet etsin. Onunla birlikte burada konakladık. O gün yükümüz hafif, bineklerimiz ve azığımız azdı. Ben, kız kardeşim Aişe, Zübeyr ve falan ile falan umre yaptık. Kâbe'yi tavaf edince ihramdan çıktık. Ardından akşamleyin hac için telbiye getirdik.'
Sahih al Bukhari 1796
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَفَلَ مِنْ غَزْوٍ أَوْ حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ يُكَبِّرُ عَلَى كُلِّ شَرَفٍ مِنَ الأَرْضِ ثَلاَثَ تَكْبِيرَاتٍ، ثُمَّ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، آيِبُونَ تَائِبُونَ عَابِدُونَ سَاجِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ، صَدَقَ اللَّهُ وَعْدَهُ وَنَصَرَ عَبْدَهُ وَهَزَمَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ ".
Abdullah İbn Ömer'den nakledildiğine göre Nebi, bir gazadan, hacdan veya umreden dönerken yüksekçe bir yere her çıktığında üç defa tekbir getirir, ardından şöyle derdi: 'Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na aittir ve O'nun her şeye gücü yeter. Bizler dönüyor, tövbe ediyor, kulluk ve secde ediyor, Rabbimize hamdediyoruz. Allah vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti ve orduları tek başına bozguna uğrattı.'
Sahih al Bukhari 1797
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ اسْتَقْبَلَتْهُ أُغَيْلِمَةُ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَحَمَلَ وَاحِدًا بَيْنَ يَدَيْهِ وَآخَرَ خَلْفَهُ.
İbn Abbas şöyle dedi: Nebi Mekke'ye geldiğinde Abdülmuttaliboğullarının küçük çocukları onu karşıladı. Nebi bunlardan birini önüne, diğerini arkasına bindirdi.
Sahih al Bukhari 1798
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَجَّاجِ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا خَرَجَ إِلَى مَكَّةَ يُصَلِّي فِي مَسْجِدِ الشَّجَرَةِ، وَإِذَا رَجَعَ صَلَّى بِذِي الْحُلَيْفَةِ بِبَطْنِ الْوَادِي وَبَاتَ حَتَّى يُصْبِحَ.
İbn Ömer'den nakledildiğine göre Nebi Mekke'ye giderken Mescid-i Şecere'de namaz kılardı. Döndüğünde ise Zülhuleyfe'de, vadinin ortasında namaz kılar ve sabaha kadar orada kalırdı.
Sahih al Bukhari 1799
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاَ يَطْرُقُ أَهْلَهُ، كَانَ لاَ يَدْخُلُ إِلاَّ غُدْوَةً أَوْ عَشِيَّةً.
Enes şöyle dedi: Nebi ailesinin yanına geceleyin gelmez, ancak sabah veya akşam gelirdi.
Sahih al Bukhari 1800
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَطْرُقَ أَهْلَهُ لَيْلاً.
Cabir şöyle dedi: Nebi, kişinin geceleyin ailesinin yanına gelmesini yasakladı.
Sahih al Bukhari 1801
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُمَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ، فَأَبْصَرَ دَرَجَاتِ الْمَدِينَةِ أَوْضَعَ نَاقَتَهُ، وَإِنْ كَانَتْ دَابَّةً حَرَّكَهَا. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ زَادَ الْحَارِثُ بْنُ عُمَيْرٍ عَنْ حُمَيْدٍ حَرَّكَهَا مِنْ حُبِّهَا. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ جُدُرَاتٍ. تَابَعَهُ الْحَارِثُ بْنُ عُمَيْرٍ.
Enes şöyle dedi: Nebi yolculuktan döndüğünde Medine'nin yüksek yerlerini görünce devesini hızlandırır, başka bir binek üzerindeyse Medine'yi sevdiği için onu harekete geçirirdi.
Sahih al Bukhari 1802
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِينَا، كَانَتِ الأَنْصَارُ إِذَا حَجُّوا فَجَاءُوا لَمْ يَدْخُلُوا مِنْ قِبَلِ أَبْوَابِ بُيُوتِهِمْ، وَلَكِنْ مِنْ ظُهُورِهَا، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ، فَدَخَلَ مِنْ قِبَلِ بَابِهِ، فَكَأَنَّهُ عُيِّرَ بِذَلِكَ، فَنَزَلَتْ {وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا}.
Ebu İshak şöyle dedi: Bera'nın şöyle dediğini işittim: Bu ayet bizim hakkımızda indi. Ensar haccedip döndüklerinde evlerine kapılarından değil, arkalarından girerlerdi. Ensar'dan bir adam gelip evine kapısından girdi ve bundan dolayı ayıplandı. Bunun üzerine, ‘İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Asıl iyilik, takva sahibi kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin.’ ayeti indi.
Sahih al Bukhari 1803
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ، يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ وَنَوْمَهُ، فَإِذَا قَضَى نَهْمَتَهُ فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: ‘Yolculuk azaptan bir parçadır; kişinin yemesine, içmesine ve uyumasına engel olur. Sizden biri ihtiyacını giderince ailesine dönmekte acele etsin.’
Sahih al Bukhari 1804
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ بِطَرِيقِ مَكَّةَ، فَبَلَغَهُ عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ شِدَّةُ وَجَعٍ فَأَسْرَعَ السَّيْرَ، حَتَّى كَانَ بَعْدَ غُرُوبِ الشَّفَقِ نَزَلَ، فَصَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعَتَمَةَ، جَمَعَ بَيْنَهُمَا، ثُمَّ قَالَ إِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ، وَجَمَعَ بَيْنَهُمَا.
Zeyd İbn Eslem babasından şöyle nakletti: Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer ile birlikteydim. Safiyye binti Ebu Ubeyd'in ağır hastalandığı haberi ona ulaşınca yolculuğu hızlandırdı. Şafak kaybolduktan sonra konakladı; akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı. Ardından, ‘Nebi'nin yolculukta acele ettiği zaman akşam namazını erteleyip akşam ile yatsı namazlarını birleştirdiğini gördüm.’ dedi.
Sahih al Bukhari 1805