حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، وَعَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالاَ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَصْدُرُ النَّاسُ بِنُسُكَيْنِ وَأَصْدُرُ بِنُسُكٍ فَقِيلَ لَهَا " انْتَظِرِي، فَإِذَا طَهُرْتِ فَاخْرُجِي إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَهِلِّي ثُمَّ ائْتِينَا بِمَكَانِ كَذَا، وَلَكِنَّهَا عَلَى قَدْرِ نَفَقَتِكِ، أَوْ نَصَبِكِ ".
İbn Avn'ın Kasım İbn Muhammed'den ve İbrahim'in Esved'den naklettiğine göre ikisi de Aişe'nin şöyle dediğini aktardı: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar iki ibadeti tamamlayarak dönüyor, ben ise bir ibadetle dönüyorum." Ona şöyle denildi: "Bekle. Temizlenince Tenim'e çık ve umre için telbiye getir. Sonra falan yerde yanımıza gel. Ancak onun sevabı yaptığın harcama yahut çektiğin yorgunluk ölçüsündedir."