حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ وَلَقَدْ رَهَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم دِرْعَهُ بِشَعِيرٍ، وَمَشَيْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِخُبْزِ شَعِيرٍ وَإِهَالَةٍ سَنِخَةٍ، وَلَقَدْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " مَا أَصْبَحَ لآلِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ صَاعٌ، وَلاَ أَمْسَى ". وَإِنَّهُمْ لَتِسْعَةُ أَبْيَاتٍ.
Enes'ten nakledildiğine göre: Nebi zırhını arpa karşılığında rehin vermişti. Ben de Nebi'e arpa ekmeği ve kokusu değişmiş içyağı götürdüm. Onu, "Muhammed ailesinin yanında sabaha ancak bir sa' yiyecek çıkar, akşama da ancak bir sa' yiyecek çıkar." derken işittim. Oysa onlar dokuz hane idiler.
Sahih al Bukhari 2508
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ تَذَاكَرْنَا عِنْدَ إِبْرَاهِيمَ الرَّهْنَ، وَالْقَبِيلَ فِي السَّلَفِ، فَقَالَ إِبْرَاهِيمُ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اشْتَرَى مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَامًا إِلَى أَجَلٍ وَرَهَنَهُ دِرْعَهُ.
A'meş şöyle anlattı: İbrahim'in yanında selem akdindeki rehin ve kefili müzakere ettik. İbrahim, Esved'in Aişe'den naklettiğine göre Nebi'nin bir Yahudiden vadeli yiyecek satın alıp zırhını ona rehin verdiğini söyledi.
Sahih al Bukhari 2509
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لِكَعْبِ بْنِ الأَشْرَفِ فَإِنَّهُ آذَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم ". فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ أَنَا. فَأَتَاهُ فَقَالَ أَرَدْنَا أَنْ تُسْلِفَنَا وَسْقًا أَوْ وَسْقَيْنِ. فَقَالَ ارْهَنُونِي نِسَاءَكُمْ. قَالُوا كَيْفَ نَرْهَنُكَ نِسَاءَنَا، وَأَنْتَ أَجْمَلُ الْعَرَبِ قَالَ فَارْهَنُونِي أَبْنَاءَكُمْ. قَالُوا كَيْفَ نَرْهَنُ أَبْنَاءَنَا فَيُسَبُّ أَحَدُهُمْ، فَيُقَالُ رُهِنَ بِوَسْقٍ أَوْ وَسْقَيْنِ هَذَا عَارٌ عَلَيْنَا وَلَكِنَّا نَرْهَنُكَ اللأْمَةَ ـ قَالَ سُفْيَانُ يَعْنِي السِّلاَحَ ـ فَوَعَدَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ فَقَتَلُوهُ، ثُمَّ أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ.
Cabir bin Abdullah'tan nakledildiğine göre Allah Resulü, "Ka'b bin Eşref'in hakkından kim gelecek? Çünkü o Allah'a ve Resulü'ne eziyet etti." buyurdu. Muhammed bin Mesleme, "Ben." dedi. Ka'b'ın yanına giderek, "Bize selem yoluyla bir veya iki vesk vermeni istiyoruz." dedi. Ka'b, "Kadınlarınızı bana rehin bırakın." dedi. Onlar, "Sen Arapların en yakışıklısısın; kadınlarımızı sana nasıl rehin bırakalım?" dediler. Ka'b, "O hâlde oğullarınızı rehin bırakın." dedi. Onlar, "Oğullarımızı nasıl rehin bırakalım? Sonra onlardan birine sövülür ve 'Bir veya iki vesk karşılığında rehin bırakıldı.' denir. Bu bizim için utançtır. Fakat sana silahları rehin bırakalım." dediler. Ka'b onlara gelmek üzere söz verdi. Geldiğinde onu öldürdüler, ardından Nebi'e gelip durumu bildirdiler.
Sahih al Bukhari 2510
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ " الرَّهْنُ يُرْكَبُ بِنَفَقَتِهِ، وَيُشْرَبُ لَبَنُ الدَّرِّ إِذَا كَانَ مَرْهُونًا ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle derdi: "Rehin verilen bineğe masrafı karşılığında binilir ve rehin verilen sağmal hayvanın sütü içilir."
Sahih al Bukhari 2511
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. " الرَّهْنُ يُرْكَبُ بِنَفَقَتِهِ إِذَا كَانَ مَرْهُونًا، وَلَبَنُ الدَّرِّ يُشْرَبُ بِنَفَقَتِهِ إِذَا كَانَ مَرْهُونًا، وَعَلَى الَّذِي يَرْكَبُ وَيَشْرَبُ النَّفَقَةُ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Rehin verilen bineğe masrafı karşılığında binilir; rehin verilen sağmal hayvanın sütü masrafı karşılığında içilir. Binen ve sütü içen kimse masrafı karşılar."
Sahih al Bukhari 2512
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ اشْتَرَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَامًا وَرَهَنَهُ دِرْعَهُ.
Aişe'den nakledildiğine göre Allah Resulü bir Yahudiden yiyecek satın aldı ve zırhını ona rehin verdi.
Sahih al Bukhari 2513
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ كَتَبْتُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَكَتَبَ إِلَىَّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى أَنَّ الْيَمِينَ عَلَى الْمُدَّعَى عَلَيْهِ.
İbn Ebi Müleyke şöyle anlattı: İbn Abbas'a yazdım. O da bana Nebi'nin yeminin davalıya düştüğüne hükmettiğini yazdı.
Sahih al Bukhari 2514
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ـ رضى الله عنه مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ، يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} فَقَرَأَ إِلَى {عَذَابٌ أَلِيمٌ}.ثُمَّ إِنَّ الأَشْعَثَ بْنَ قَيْسٍ خَرَجَ إِلَيْنَا فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ فَحَدَّثْنَاهُ قَالَ فَقَالَ صَدَقَ لَفِيَّ وَاللَّهِ أُنْزِلَتْ، كَانَتْ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ خُصُومَةٌ فِي بِئْرٍ فَاخْتَصَمْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَاهِدُكَ أَوْ يَمِينُهُ ". قُلْتُ إِنَّهُ إِذًا يَحْلِفُ وَلاَ يُبَالِي. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ، ثُمَّ اقْتَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى {وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ}.
Ebu Vail şöyle anlattı: Abdullah, "Bir malı elde etmek için günahkâr olarak yemin eden kimse, Allah kendisine öfkeli olduğu hâlde O'nun huzuruna çıkar" dedi. Allah bunu doğrulamak üzere, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa satanlar..." ayetini, "Onlar için elem verici bir azap vardır" ifadesine kadar indirdi. Sonra Eş'as bin Kays yanımıza çıkıp, "Ebu Abdurrahman size ne anlatıyor?" diye sordu. Biz de ona anlattık. Eş'as şöyle dedi: "Doğru söyledi. Vallahi bu ayet benim hakkımda indirildi. Benimle bir adam arasında bir kuyu yüzünden anlaşmazlık vardı. Davamızı Allah Resulü'ne götürdük. Allah Resulü, 'Şahidini getir, yoksa onun yemini gerekir' buyurdu. Ben, 'Öyleyse yemin eder ve aldırmaz' dedim. Bunun üzerine Allah Resulü, 'Bir malı elde etmek için günahkâr olarak yemin eden kimse, Allah kendisine öfkeli olduğu hâlde O'nun huzuruna çıkar' buyurdu. Ardından Allah bunu doğrulayan ayeti indirdi." Sonra, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa satanlar..." ayetini, "Onlar için elem verici bir azap vardır" ifadesine kadar okudu.
Sahih al Bukhari 2515
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ـ رضى الله عنه مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ، يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} فَقَرَأَ إِلَى {عَذَابٌ أَلِيمٌ}.ثُمَّ إِنَّ الأَشْعَثَ بْنَ قَيْسٍ خَرَجَ إِلَيْنَا فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ فَحَدَّثْنَاهُ قَالَ فَقَالَ صَدَقَ لَفِيَّ وَاللَّهِ أُنْزِلَتْ، كَانَتْ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ خُصُومَةٌ فِي بِئْرٍ فَاخْتَصَمْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَاهِدُكَ أَوْ يَمِينُهُ ". قُلْتُ إِنَّهُ إِذًا يَحْلِفُ وَلاَ يُبَالِي. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ، ثُمَّ اقْتَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى {وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ}.
Ebu Vail şöyle anlattı: Abdullah, "Bir malı elde etmek için günahkâr olarak yemin eden kimse, Allah kendisine öfkeli olduğu hâlde O'nun huzuruna çıkar" dedi. Allah bunu doğrulamak üzere, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa satanlar..." ayetini, "Onlar için elem verici bir azap vardır" ifadesine kadar indirdi. Sonra Eş'as bin Kays yanımıza çıkıp, "Ebu Abdurrahman size ne anlatıyor?" diye sordu. Biz de ona anlattık. Eş'as şöyle dedi: "Doğru söyledi. Vallahi bu ayet benim hakkımda indirildi. Benimle bir adam arasında bir kuyu yüzünden anlaşmazlık vardı. Davamızı Allah Resulü'ne götürdük. Allah Resulü, 'Şahidini getir, yoksa onun yemini gerekir' buyurdu. Ben, 'Öyleyse yemin eder ve aldırmaz' dedim. Bunun üzerine Allah Resulü, 'Bir malı elde etmek için günahkâr olarak yemin eden kimse, Allah kendisine öfkeli olduğu hâlde O'nun huzuruna çıkar' buyurdu. Ardından Allah bunu doğrulayan ayeti indirdi." Sonra, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa satanlar..." ayetini, "Onlar için elem verici bir azap vardır" ifadesine kadar okudu.
Sahih al Bukhari 2516