حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا، فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا وَهْوَ بِالْعِرَاقِ، فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ فَصَلَّى، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " بِهَذَا أُمِرْتُ ". فَقَالَ عُمَرُ لِعُرْوَةَ اعْلَمْ مَا تُحَدِّثُ أَوَإِنَّ جِبْرِيلَ هُوَ أَقَامَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقْتَ الصَّلاَةِ. قَالَ عُرْوَةُ كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ. قَالَ عُرْوَةُ وَلَقَدْ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ، وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ.
İbn Şihâb'dan şöyle nakledilmiştir: Bir gün Ömer b. Abdülaziz namazı geciktirdi. Bu sırada Urve b. Zübeyr yanına gelerek ona şunu haber verdi: Muğîre b. Şu'be Irak'ta bulunduğu sırada bir gün namazı geciktirmişti. Bunun üzerine Ebu Mes'ûd el-Ensârî yanına girip şöyle dedi: "Ey Muğîre! Bu yaptığın nedir? Cebrâil'in inip namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını ve daha sonra, 'Ben bununla emrolundum' dediğini bilmiyor musun?" Ömer b. Abdülaziz, Urve'ye, "Ne rivayet ettiğini bil! Allah Resulü için namaz vakitlerini Cebrâil mi belirledi?" dedi. Urve, "Beşîr b. Ebu Mes'ûd da babasından böyle rivayet ederdi" dedi. Urve ayrıca şöyle dedi: "Âişe bana, Allah Resulü'nün ikindi namazını güneş henüz odasındayken, odadan çıkıp görünür hâle gelmeden önce kıldığını rivayet etti."
Sahih al Bukhari 521
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا، فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا وَهْوَ بِالْعِرَاقِ، فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ فَصَلَّى، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " بِهَذَا أُمِرْتُ ". فَقَالَ عُمَرُ لِعُرْوَةَ اعْلَمْ مَا تُحَدِّثُ أَوَإِنَّ جِبْرِيلَ هُوَ أَقَامَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقْتَ الصَّلاَةِ. قَالَ عُرْوَةُ كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ. قَالَ عُرْوَةُ وَلَقَدْ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ، وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ.
İbn Şihâb'dan şöyle nakledilmiştir: Bir gün Ömer b. Abdülaziz namazı geciktirdi. Bu sırada Urve b. Zübeyr yanına gelerek ona şunu haber verdi: Muğîre b. Şu'be Irak'ta bulunduğu sırada bir gün namazı geciktirmişti. Bunun üzerine Ebu Mes'ûd el-Ensârî yanına girip şöyle dedi: "Ey Muğîre! Bu yaptığın nedir? Cebrâil'in inip namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını; sonra Cebrâil'in namaz kıldığını, ardından Allah Resulü'nün namaz kıldığını ve daha sonra, 'Ben bununla emrolundum' dediğini bilmiyor musun?" Ömer b. Abdülaziz, Urve'ye, "Ne rivayet ettiğini bil! Allah Resulü için namaz vakitlerini Cebrâil mi belirledi?" dedi. Urve, "Beşîr b. Ebu Mes'ûd da babasından böyle rivayet ederdi" dedi. Urve ayrıca şöyle dedi: "Âişe bana, Allah Resulü'nün ikindi namazını güneş henüz odasındayken, odadan çıkıp görünür hâle gelmeden önce kıldığını rivayet etti."
Sahih al Bukhari 522
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبَّادٌ ـ هُوَ ابْنُ عَبَّادٍ ـ عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا إِنَّا مِنْ هَذَا الْحَىِّ مِنْ رَبِيعَةَ، وَلَسْنَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلاَّ فِي الشَّهْرِ الْحَرَامِ، فَمُرْنَا بِشَىْءٍ نَأْخُذْهُ عَنْكَ، وَنَدْعُو إِلَيْهِ مَنْ وَرَاءَنَا. فَقَالَ " آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ، وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ الإِيمَانِ بِاللَّهِ ـ ثُمَّ فَسَّرَهَا لَهُمْ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ، وَأَنْ تُؤَدُّوا إِلَىَّ خُمُسَ مَا غَنِمْتُمْ، وَأَنْهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُقَيَّرِ وَالنَّقِيرِ ".
Ebu Cemre, İbn Abbâs'tan şöyle nakletmiştir: "Abdülkaysoğullarının heyeti Allah Resulü'ne gelip, 'Biz Rabîa kabilesindeniz. Buraya ancak haram aylarda gelebiliriz. O hâlde bize öyle şeyler emret ki onlara tutunalım ve geride kalanlarımızı da bunlara davet edelim' dediler. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Size dört şeyi emrediyorum: Allah'a iman etmek; yani Allah'tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şehadet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek ve ganimet olarak elde ettiklerinizin beşte birini vermek. Size dübbâ, hantem, mukayyer ve nakîri de yasaklıyorum.'"
Sahih al Bukhari 523
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا قَيْسٌ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى إِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ.
Cerîr b. Abdullah'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah Resulü'ne namazı kılmak, zekâtı vermek ve her Müslümana içtenlikle öğüt vermek üzere biat ettim."
Sahih al Bukhari 524
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، قَالَ سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا عِنْدَ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْفِتْنَةِ قُلْتُ أَنَا، كَمَا قَالَهُ. قَالَ إِنَّكَ عَلَيْهِ ـ أَوْ عَلَيْهَا ـ لَجَرِيءٌ. قُلْتُ " فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصَّوْمُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ وَالنَّهْىُ ". قَالَ لَيْسَ هَذَا أُرِيدُ، وَلَكِنِ الْفِتْنَةُ الَّتِي تَمُوجُ كَمَا يَمُوجُ الْبَحْرُ. قَالَ لَيْسَ عَلَيْكَ مِنْهَا بَأْسٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، إِنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا. قَالَ أَيُكْسَرُ أَمْ يُفْتَحُ قَالَ يُكْسَرُ. قَالَ إِذًا لاَ يُغْلَقَ أَبَدًا. قُلْنَا أَكَانَ عُمَرُ يَعْلَمُ الْبَابَ قَالَ نَعَمْ، كَمَا أَنَّ دُونَ الْغَدِ اللَّيْلَةَ، إِنِّي حَدَّثْتُهُ بِحَدِيثٍ لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ. فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَ حُذَيْفَةَ، فَأَمَرْنَا مَسْرُوقًا فَسَأَلَهُ فَقَالَ الْبَابُ عُمَرُ.
A'meş, Şakîk kanalıyla Huzeyfe'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Ömer'in yanında oturuyorduk. Bize, 'Hanginiz Allah Resulü'nün fitne hakkındaki sözünü hatırlıyor?' diye sordu. Ben, 'Nasıl söylediyse öylece ben hatırlıyorum' dedim. Ömer, 'Sen bu konuda gerçekten cesursun' dedi. Ben, 'Kişinin ailesi, malı, çocuğu ve komşusu hususundaki fitnesine namaz, oruç, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak kefaret olur' dedim. Ömer, 'Ben bunu kastetmiyorum. Denizin dalgalanması gibi dalgalanacak fitneyi kastediyorum' dedi. Ben, 'Ey Müminlerin Emiri! Ondan sana bir zarar gelmeyecek. Seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır' dedim. Ömer, 'O kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?' diye sordu. 'Kırılacak' dedim. Bunun üzerine, 'Öyleyse bir daha asla kapanmaz' dedi. Biz Huzeyfe'ye, 'Ömer kapının ne olduğunu biliyor muydu?' diye sorduk. Huzeyfe, 'Evet, yarından önce bu gecenin bulunduğunu bildiği gibi biliyordu. Ben ona yanlış olmayan bir söz söyledim' dedi. Huzeyfe'ye kapının kim olduğunu sormaktan çekindik. Mesrûk'a sormasını söyledik. Huzeyfe, 'Kapı Ömer'dir' dedi."
Sahih al Bukhari 525
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَصَابَ مِنَ امْرَأَةٍ قُبْلَةً، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ {أَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَىِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ}. فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلِي هَذَا قَالَ " لِجَمِيعِ أُمَّتِي كُلِّهِمْ ".
İbn Mes'ûd'dan şöyle nakledilmiştir: "Bir adam bir kadını öpmüş, sonra Allah Resulü'ne gelip bunu haber vermişti. Bunun üzerine, 'Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir' [Hûd 11/114] âyeti nazil oldu. Adam, 'Ey Allah'ın Resulü! Bu yalnız benim için mi geçerlidir?' diye sordu. Allah Resulü, 'Ümmetimin tamamı için geçerlidir' buyurdu."
Sahih al Bukhari 526
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ الْوَلِيدُ بْنُ الْعَيْزَارِ أَخْبَرَنِي قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ، يَقُولُ حَدَّثَنَا صَاحِبُ، هَذِهِ الدَّارِ وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الْعَمَلِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ قَالَ " الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا ". قَالَ ثُمَّ أَىُّ قَالَ " ثُمَّ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ". قَالَ ثُمَّ أَىُّ قَالَ " الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ". قَالَ حَدَّثَنِي بِهِنَّ وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي.
Abdullah'tan şöyle nakledilmiştir: Allah Resulü'ne, 'Amellerin hangisi Allah'a daha sevimlidir?' diye sordum. O, 'Vaktinde kılınan namaz' diye cevap verdi. 'Sonra hangisi?' diye sordum. 'Ana babaya iyilik etmek' diye cevap verdi. 'Bundan sonra hangisi?' diye sordum. 'Allah yolunda cihad etmek' diye cevap verdi. Bana bunları anlattı. Daha fazlasını sorsaydım bana daha fazlasını da söylerdi.
Sahih al Bukhari 527
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَالدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهَرًا بِبَابِ أَحَدِكُمْ، يَغْتَسِلُ فِيهِ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسًا، مَا تَقُولُ ذَلِكَ يُبْقِي مِنْ دَرَنِهِ ". قَالُوا لاَ يُبْقِي مِنْ دَرَنِهِ شَيْئًا. قَالَ " فَذَلِكَ مِثْلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ، يَمْحُو اللَّهُ بِهَا الْخَطَايَا ".
Ebu Hüreyre'den şöyle nakledilmiştir: Allah Resulü, "Birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve o nehirde her gün beş kez yıkansa, ne dersiniz; üzerinde kirden bir şey kalır mı?" diye sordu. Oradakiler, "Kirinden hiçbir şey kalmaz" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü, "Beş vakit namaz da böyledir; Allah onlar sayesinde günahları siler" buyurdu.
Sahih al Bukhari 528
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَهْدِيٌّ، عَنْ غَيْلاَنَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَا أَعْرِفُ شَيْئًا مِمَّا كَانَ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. قِيلَ الصَّلاَةُ. قَالَ أَلَيْسَ ضَيَّعْتُمْ مَا ضَيَّعْتُمْ فِيهَا.
Enes, "Allah Resulü döneminde mevcut olan uygulamalardan hiçbirini tanımıyorum" dedi. Ona, "Ya namaz?" denilince, "Namazda da yaptıklarınızı yapmadınız mı?" diye cevap verdi.
Sahih al Bukhari 529
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ وَاصِلٍ أَبُو عُبَيْدَةَ الْحَدَّادُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي رَوَّادٍ، أَخِي عَبْدِ الْعَزِيزِ قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، يَقُولُ دَخَلْتُ عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ بِدِمَشْقَ وَهُوَ يَبْكِي فَقُلْتُ مَا يُبْكِيكَ فَقَالَ لاَ أَعْرِفُ شَيْئًا مِمَّا أَدْرَكْتُ إِلاَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ، وَهَذِهِ الصَّلاَةُ قَدْ ضُيِّعَتْ. وَقَالَ بَكْرٌ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي رَوَّادٍ نَحْوَهُ.
Abdülaziz'in kardeşi Osman b. Ebu Ravvâd'dan şöyle nakledilmiştir: "Zührî'nin şöyle dediğini işittim: Dımaşk'ta Enes b. Mâlik'in yanına gittim. Ağlıyordu. 'Seni ağlatan nedir?' diye sordum. Şöyle cevap verdi: 'Yetiştiğim dönemdeki uygulamalardan şu namaz dışında hiçbirini tanımıyorum; bu namaz da zayi edildi.'" Bekr, Muhammed b. Bekr el-Bürsânî'nin Osman b. Ebu Ravvâd'dan buna benzer bir rivayet naklettiğini söylemiştir.
Sahih al Bukhari 530
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا صَلَّى يُنَاجِي رَبَّهُ فَلاَ يَتْفِلَنَّ عَنْ يَمِينِهِ، وَلَكِنْ تَحْتَ قَدَمِهِ الْيُسْرَى ". وَقَالَ سَعِيدٌ عَنْ قَتَادَةَ لاَ يَتْفِلُ قُدَّامَهُ أَوْ بَيْنَ يَدَيْهِ، وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمَيْهِ. وَقَالَ شُعْبَةُ لاَ يَبْزُقُ بَيْنَ يَدَيْهِ وَلاَ عَنْ يَمِينِهِ، وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ. وَقَالَ حُمَيْدٌ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَبْزُقْ فِي الْقِبْلَةِ وَلاَ عَنْ يَمِينِهِ، وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ ".
Enes'ten nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Biriniz namaz kıldığı zaman Rabbine münacatta bulunur. Bu sebeple sağına değil, sol ayağının altına tükürsün." Saîd, Katâde'den şöyle nakletmiştir: "Önüne değil, soluna veya ayaklarının altına tükürsün." Şu'be şöyle demiştir: "Namaz kılan ne önüne ne de sağına tükürür; soluna veya ayağının altına tükürür." Humeyd, Enes kanalıyla Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kıble yönüne ve sağına değil, soluna veya ayağının altına tükürsün."
Sahih al Bukhari 531
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اعْتَدِلُوا فِي السُّجُودِ، وَلاَ يَبْسُطْ ذِرَاعَيْهِ كَالْكَلْبِ، وَإِذَا بَزَقَ فَلاَ يَبْزُقَنَّ بَيْنَ يَدَيْهِ وَلاَ عَنْ يَمِينِهِ، فَإِنَّهُ يُنَاجِي رَبَّهُ ".
Enes'ten nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Secdede itidalli olun. Biriniz köpek gibi kollarını yere yaymasın. Tükürmesi gerekirse önüne ve sağına tükürmesin. Çünkü o, Rabbine münacatta bulunmaktadır."
Sahih al Bukhari 532
حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ حَدَّثَنَا الأَعْرَجُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَغَيْرُهُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.وَنَافِعٌ مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ".
Ebu Hüreyre ile Abdullah b. Ömer'in azatlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: "Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır."
Sahih al Bukhari 533
حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ حَدَّثَنَا الأَعْرَجُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَغَيْرُهُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.وَنَافِعٌ مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ".
Ebu Hüreyre ile Abdullah b. Ömer'in azatlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: "Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır."
Sahih al Bukhari 534
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْمُهَاجِرِ أَبِي الْحَسَنِ، سَمِعَ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ أَذَّنَ مُؤَذِّنُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَقَالَ " أَبْرِدْ أَبْرِدْ ـ أَوْ قَالَ ـ انْتَظِرِ انْتَظِرْ ". وَقَالَ " شِدَّةُ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ، فَإِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ ". حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ.
Ebu Zer'den nakledildiğine göre Allah Resulü'nün müezzini öğle ezanını okumaya başladı. Allah Resulü, "Serinliğe bırak, serinliğe bırak" yahut "Bekle, bekle" buyurdu. Ardından, "Sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır. Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın" buyurdu. Ebu Zer, "Tepelerin gölgesini görünceye kadar bekledik" dedi.
Sahih al Bukhari 535
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلاَةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ". " وَاشْتَكَتِ النَّارُ إِلَى رَبِّهَا فَقَالَتْ يَا رَبِّ أَكَلَ بَعْضِي بَعْضًا. فَأَذِنَ لَهَا بِنَفَسَيْنِ نَفَسٍ فِي الشِّتَاءِ، وَنَفَسٍ فِي الصَّيْفِ، فَهُوَ أَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الْحَرِّ، وَأَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الزَّمْهَرِيرِ ".
Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır." Cehennem Rabbine, "Rabbim! Bir kısmım bir kısmımı yedi" diye şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah ona biri kışın, diğeri yazın olmak üzere iki nefes için izin verdi. Bunlar, hissettiğiniz en şiddetli sıcak ile en şiddetli zemheridir.
Sahih al Bukhari 536
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلاَةِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ". " وَاشْتَكَتِ النَّارُ إِلَى رَبِّهَا فَقَالَتْ يَا رَبِّ أَكَلَ بَعْضِي بَعْضًا. فَأَذِنَ لَهَا بِنَفَسَيْنِ نَفَسٍ فِي الشِّتَاءِ، وَنَفَسٍ فِي الصَّيْفِ، فَهُوَ أَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الْحَرِّ، وَأَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الزَّمْهَرِيرِ ".
Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır." Cehennem Rabbine, "Rabbim! Bir kısmım bir kısmımı yedi" diye şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah ona biri kışın, diğeri yazın olmak üzere iki nefes için izin verdi. Bunlar, hissettiğiniz en şiddetli sıcak ile en şiddetli zemheridir.
Sahih al Bukhari 537
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبْرِدُوا بِالظُّهْرِ، فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ ". تَابَعَهُ سُفْيَانُ وَيَحْيَى وَأَبُو عَوَانَةَ عَنِ الأَعْمَشِ.
Ebu Saîd'den nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: "Öğle namazını serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır." Süfyân, Yahyâ ve Ebu Avâne de A'meş'ten aynı rivayeti nakletmişlerdir.
Sahih al Bukhari 538
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُهَاجِرٌ أَبُو الْحَسَنِ، مَوْلًى لِبَنِي تَيْمِ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ، فَأَرَادَ الْمُؤَذِّنُ أَنْ يُؤَذِّنَ لِلظُّهْرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبْرِدْ ". ثُمَّ أَرَادَ أَنْ يُؤَذِّنَ فَقَالَ لَهُ " أَبْرِدْ ". حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ، فَإِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلاَةِ ". وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ تَتَفَيَّأُ تَتَمَيَّلُ.
Ebu Zer el-Gıfârî'den nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Allah Resulü ile birlikte bir seferdeydik. Müezzin öğle ezanını okumak istedi. Allah Resulü, 'Serinliğe bırak' buyurdu. Müezzin tekrar ezan okumak isteyince ona yine, 'Serinliğe bırak' buyurdu. Nihayet tepelerin gölgelerini gördük. Ardından Allah Resulü, 'Sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır. Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın' buyurdu." İbn Abbâs, "Tetefeyyeü, temeyyelü yani meyleder demektir" demiştir.
Sahih al Bukhari 539
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى الظُّهْرَ، فَقَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ، فَذَكَرَ السَّاعَةَ، فَذَكَرَ أَنَّ فِيهَا أُمُورًا عِظَامًا ثُمَّ قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَسْأَلَ عَنْ شَىْءٍ فَلْيَسْأَلْ، فَلاَ تَسْأَلُونِي عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ أَخْبَرْتُكُمْ مَا دُمْتُ فِي مَقَامِي هَذَا ". فَأَكْثَرَ النَّاسُ فِي الْبُكَاءِ، وَأَكْثَرَ أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي ". فَقَامَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُذَافَةَ السَّهْمِيُّ فَقَالَ مَنْ أَبِي قَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". ثُمَّ أَكْثَرَ أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي ". فَبَرَكَ عُمَرُ عَلَى رُكْبَتَيْهِ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا. فَسَكَتَ ثُمَّ قَالَ " عُرِضَتْ عَلَىَّ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ آنِفًا فِي عُرْضِ هَذَا الْحَائِطِ فَلَمْ أَرَ كَالْخَيْرِ وَالشَّرِّ ".
Enes b. Mâlik'ten nakledildiğine göre Allah Resulü, güneş batıya meylettiği sırada çıkıp öğle namazını kıldırdı. Sonra minbere çıktı, kıyametten ve o gün meydana gelecek büyük olaylardan söz etti. Ardından, "Kim bir şey sormak isterse sorsun. Bu makamımda bulunduğum sürece bana ne sorarsanız size haber vereceğim" buyurdu. İnsanlar çokça ağlamaya başladılar. Allah Resulü de tekrar tekrar, "Bana sorun" buyurdu. Abdullah b. Huzâfe es-Sehmî ayağa kalkıp, "Babam kim?" diye sordu. Allah Resulü, "Baban Huzâfe'dir" buyurdu. Sonra yine, "Bana sorun" buyurdu. Bunun üzerine Ömer dizleri üzerine çökerek, "Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan ve nebi olarak Muhammed'den razı olduk" dedi. Allah Resulü sustu, sonra, "Biraz önce cennet ile cehennem şu duvarın yüzeyinde bana gösterildi. Hayır ve şer bakımından onların benzerini görmedim" buyurdu.
Sahih al Bukhari 540
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الصُّبْحَ وَأَحَدُنَا يَعْرِفُ جَلِيسَهُ، وَيَقْرَأُ فِيهَا مَا بَيْنَ السِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ، وَيُصَلِّي الظُّهْرَ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ، وَالْعَصْرَ وَأَحَدُنَا يَذْهَبُ إِلَى أَقْصَى الْمَدِينَةِ ثُمَّ يَرْجِعُ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ، وَنَسِيتُ مَا قَالَ فِي الْمَغْرِبِ، وَلاَ يُبَالِي بِتَأْخِيرِ الْعِشَاءِ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ. ثُمَّ قَالَ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ. وَقَالَ مُعَاذٌ قَالَ شُعْبَةُ ثُمَّ لَقِيتُهُ مَرَّةً فَقَالَ أَوْ ثُلُثِ اللَّيْلِ.
Ebu Berze'den şöyle nakledilmiştir: Allah Resulü, bizden birinin yanında oturan kişiyi tanıyabildiği bir aydınlıkta sabah namazını kıldırır ve bu namazda altmış ile yüz âyet arasında okurdu. Öğle namazını güneş zevale erdiğinde kıldırırdı. İkindi namazını ise bizden biri Medine'nin en uzak yerine gidip döndüğünde güneş hâlâ canlılığını koruyacak bir vakitte kıldırırdı. Ebu Berze'nin akşam namazı hakkında ne söylediğini unuttum. Yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmeyi önemsemezdi. Daha sonra gecenin yarısına kadar, dedi. Muâz, Şu'be'nin şöyle dediğini nakletmiştir: Onunla başka bir defa karşılaştığımda, gecenin üçte birine kadar, dedi.
Sahih al Bukhari 541
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ـ يَعْنِي ابْنَ مُقَاتِلٍ ـ قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي غَالِبٌ الْقَطَّانُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالظَّهَائِرِ فَسَجَدْنَا عَلَى ثِيَابِنَا اتِّقَاءَ الْحَرِّ.
Enes b. Mâlik'ten şöyle nakledilmiştir: "Öğlenin en sıcak vakitlerinde Allah Resulü'nün arkasında namaz kıldığımızda sıcaktan korunmak için elbiselerimizin üzerine secde ederdik."
Sahih al Bukhari 542
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ـ هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى بِالْمَدِينَةِ سَبْعًا وَثَمَانِيًا الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ، وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ. فَقَالَ أَيُّوبُ لَعَلَّهُ فِي لَيْلَةٍ مَطِيرَةٍ. قَالَ عَسَى.
İbn Abbâs'tan şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü Medine'de öğle ile ikindi namazlarını sekiz rekât, akşam ile yatsı namazlarını da yedi rekât olarak kıldırdı." Eyyûb, "Belki yağmurlu bir gecedeydi" deyince Câbir b. Zeyd, "Olabilir" diye cevap verdi.
Sahih al Bukhari 543
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ لَمْ تَخْرُجْ مِنْ حُجْرَتِهَا. وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ عَنْ هِشَامٍ مِنْ قَعْرِ حُجْرَتِهَا.
Hişâm, babası Urve kanalıyla Âişe'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Allah Resulü, güneş henüz odamdan çıkmamışken ikindi namazını kılardı." Ebu Üsâme, Hişâm'dan naklettiği rivayette, "odanın dibinden çıkmamışken" demiştir.
Sahih al Bukhari 544
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا، لَمْ يَظْهَرِ الْفَىْءُ مِنْ حُجْرَتِهَا.
Âişe'den nakledildiğine göre Allah Resulü, güneş henüz onun odasındayken ve gölge odasından yükselmemişken ikindi namazını kılardı.
Sahih al Bukhari 545
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي صَلاَةَ الْعَصْرِ وَالشَّمْسُ طَالِعَةٌ فِي حُجْرَتِي لَمْ يَظْهَرِ الْفَىْءُ بَعْدُ. وَقَالَ مَالِكٌ وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَشُعَيْبٌ وَابْنُ أَبِي حَفْصَةَ وَالشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ.
Âişe şöyle demiştir: "Allah Resulü, güneş henüz odamdayken ve gölge daha yükselmemişken ikindi namazını kılardı." Mâlik, Yahyâ b. Saîd, Şuayb ve İbn Ebu Hafsa rivayetlerinde, "güneş yükselmeden önce" demişlerdir.
Sahih al Bukhari 546
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَوْفٌ، عَنْ سَيَّارِ بْنِ سَلاَمَةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَأَبِي، عَلَى أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ، فَقَالَ لَهُ أَبِي كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ فَقَالَ كَانَ يُصَلِّي الْهَجِيرَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الأُولَى حِينَ تَدْحَضُ الشَّمْسُ، وَيُصَلِّي الْعَصْرَ، ثُمَّ يَرْجِعُ أَحَدُنَا إِلَى رَحْلِهِ فِي أَقْصَى الْمَدِينَةِ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ ـ وَنَسِيتُ مَا قَالَ فِي الْمَغْرِبِ ـ وَكَانَ يَسْتَحِبُّ أَنْ يُؤَخِّرَ الْعِشَاءَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الْعَتَمَةَ، وَكَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا، وَكَانَ يَنْفَتِلُ مِنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ حِينَ يَعْرِفُ الرَّجُلُ جَلِيسَهُ، وَيَقْرَأُ بِالسِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ.
Seyyâr b. Selâme'den şöyle nakledilmiştir: "Babamla birlikte Ebu Berze el-Eslemî'nin yanına girdik. Babam ona, 'Allah Resulü farz namazları nasıl kılardı?' diye sordu. Ebu Berze şöyle cevap verdi: 'Sizin ilk namaz dediğiniz öğle namazını güneş zevale erdiğinde kılardı. İkindi namazını kılar, ardından bizden biri Medine'nin en uzak yerindeki evine dönerdi de güneş hâlâ canlılığını korurdu. Akşam namazı hakkında söylediğini unuttum. Sizin ateme dediğiniz yatsı namazını geciktirmeyi severdi. Yatsıdan önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı hoş görmezdi. Sabah namazından, kişinin yanındaki kimseyi tanıyabildiği vakitte ayrılır ve altmış ile yüz âyet arasında okurdu.'"
Sahih al Bukhari 547
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي الْعَصْرَ ثُمَّ يَخْرُجُ الإِنْسَانُ إِلَى بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ فَنَجِدُهُمْ يُصَلُّونَ الْعَصْرَ.
Enes b. Mâlik'ten şöyle nakledilmiştir: "Biz ikindi namazını kılardık. Sonra biri Amr b. Avf oğullarının bulunduğu yere gider ve onları ikindi namazını kılarken bulurdu."
Sahih al Bukhari 548
حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ صَلَّيْنَا مَعَ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ الظُّهْرَ، ثُمَّ خَرَجْنَا حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَوَجَدْنَاهُ يُصَلِّي الْعَصْرَ فَقُلْتُ يَا عَمِّ، مَا هَذِهِ الصَّلاَةُ الَّتِي صَلَّيْتَ قَالَ الْعَصْرُ، وَهَذِهِ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي كُنَّا نُصَلِّي مَعَهُ.
Ebu Bekir b. Osman b. Sehl b. Huneyf, Ebu Ümâme'nin şöyle dediğini işittiğini nakletmiştir: "Ömer b. Abdülaziz ile birlikte öğle namazını kıldık. Sonra çıkıp Enes b. Mâlik'in yanına girdik ve onu ikindi namazını kılarken bulduk. Ona, 'Amca! Kıldığın bu namaz nedir?' diye sordum. O, 'İkindidir. Bu, Allah Resulü ile birlikte kıldığımız namazdır' diye cevap verdi."
Sahih al Bukhari 549
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ حَيَّةٌ، فَيَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْعَوَالِي فَيَأْتِيهِمْ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ، وَبَعْضُ الْعَوَالِي مِنَ الْمَدِينَةِ عَلَى أَرْبَعَةِ أَمْيَالٍ أَوْ نَحْوِهِ.
Zührî, Enes b. Mâlik'in kendisine şöyle naklettiğini bildirmiştir: "Allah Resulü ikindi namazını güneş yüksek ve canlıyken kılardı. Ardından biri Avâlî'ye gider, oraya vardığında güneş hâlâ yüksekte olurdu. Avâlî'nin bazı yerleri Medine'ye dört mil veya ona yakın uzaklıktaydı."
Sahih al Bukhari 550
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي الْعَصْرَ ثُمَّ يَذْهَبُ الذَّاهِبُ مِنَّا إِلَى قُبَاءٍ، فَيَأْتِيهِمْ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ.
Enes b. Mâlik’in şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz ikindi namazını kılardık. Sonra içimizden biri Kuba’ya gider, oradakilere güneş hâlâ yüksekteyken ulaşırdı."
Sahih al Bukhari 551
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الَّذِي تَفُوتُهُ صَلاَةُ الْعَصْرِ كَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ ".
İbn Ömer’den Allah Resulü’nün şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "İkindi namazını kaçıran kimse, ailesini ve malını kaybetmiş kimse gibidir."
Sahih al Bukhari 552
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، قَالَ كُنَّا مَعَ بُرَيْدَةَ فِي غَزْوَةٍ فِي يَوْمٍ ذِي غَيْمٍ فَقَالَ بَكِّرُوا بِصَلاَةِ الْعَصْرِ فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَرَكَ صَلاَةَ الْعَصْرِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ ".
Ebu Melîh’ten şöyle nakledilmiştir: "Bulutlu bir günde bir gazvede Büreyde ile beraberdik. Bize, ‘İkindi namazını erken kılın! Çünkü Allah Resulü, kim ikindi namazını terk ederse amelinin boşa gideceğini buyurdu’ dedi."
Sahih al Bukhari 553
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَظَرَ إِلَى الْقَمَرِ لَيْلَةً ـ يَعْنِي الْبَدْرَ ـ فَقَالَ " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ كَمَا تَرَوْنَ هَذَا الْقَمَرَ لاَ تُضَامُّونَ فِي رُؤْيَتِهِ، فَإِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ لاَ تُغْلَبُوا عَلَى صَلاَةٍ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا فَافْعَلُوا ". ثُمَّ قَرَأَ {وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ}. قَالَ إِسْمَاعِيلُ افْعَلُوا لاَ تَفُوتَنَّكُمْ.
Cerîr’den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü ile birlikteydik. Bir gece aya, yani dolunaya baktı ve şöyle buyurdu: ‘Şu ayı gördüğünüz gibi kuşkusuz Rabbinizi de göreceksiniz ve O’nu görme konusunda sıkıntı çekmeyeceksiniz. Güneşin doğuşundan ve batışından önceki namazlara yenik düşmemeyi başarabilirseniz bunu yapın!’" Sonra, "Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini hamd ile tesbih et!" [Kâf 39] âyetini okudu. İsmail, "Bunu yapın, sakın bu namazları kaçırmayın!" dedi.
Sahih al Bukhari 554
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَتَعَاقَبُونَ فِيكُمْ مَلاَئِكَةٌ بِاللَّيْلِ وَمَلاَئِكَةٌ بِالنَّهَارِ، وَيَجْتَمِعُونَ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ وَصَلاَةِ الْعَصْرِ، ثُمَّ يَعْرُجُ الَّذِينَ بَاتُوا فِيكُمْ، فَيَسْأَلُهُمْ وَهْوَ أَعْلَمُ بِهِمْ كَيْفَ تَرَكْتُمْ عِبَادِي فَيَقُولُونَ تَرَكْنَاهُمْ وَهُمْ يُصَلُّونَ، وَأَتَيْنَاهُمْ وَهُمْ يُصَلُّونَ ".
Ebu Hureyre, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Gece melekleri ile gündüz melekleri aranızda nöbetleşir ve sabah namazı ile ikindi namazında bir araya gelirler. Sonra geceyi aranızda geçirenler yükselir. Allah, kullarını en iyi bilen olduğu hâlde onlara, ‘Kullarımı nasıl bıraktınız?’ diye sorar. Onlar da, ‘Yanlarından ayrılırken namaz kılıyorlardı; yanlarına vardığımızda da namaz kılıyorlardı’ diye cevap verirler."
Sahih al Bukhari 555
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَدْرَكَ أَحَدُكُمْ سَجْدَةً مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَلْيُتِمَّ صَلاَتَهُ، وَإِذَا أَدْرَكَ سَجْدَةً مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَلْيُتِمَّ صَلاَتَهُ ".
Ebu Hureyre, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Sizden biri güneş batmadan önce ikindi namazının bir secdesine yetişirse namazını tamamlasın. Güneş doğmadan önce sabah namazının bir secdesine yetişirse yine namazını tamamlasın."
Sahih al Bukhari 556
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّمَا بَقَاؤُكُمْ فِيمَا سَلَفَ قَبْلَكُمْ مِنَ الأُمَمِ كَمَا بَيْنَ صَلاَةِ الْعَصْرِ إِلَى غُرُوبِ الشَّمْسِ، أُوتِيَ أَهْلُ التَّوْرَاةِ التَّوْرَاةَ فَعَمِلُوا حَتَّى إِذَا انْتَصَفَ النَّهَارُ عَجَزُوا، فَأُعْطُوا قِيرَاطًا قِيرَاطًا، ثُمَّ أُوتِيَ أَهْلُ الإِنْجِيلِ الإِنْجِيلَ فَعَمِلُوا إِلَى صَلاَةِ الْعَصْرِ، ثُمَّ عَجَزُوا، فَأُعْطُوا قِيرَاطًا قِيرَاطًا، ثُمَّ أُوتِينَا الْقُرْآنَ فَعَمِلْنَا إِلَى غُرُوبِ الشَّمْسِ، فَأُعْطِينَا قِيرَاطَيْنِ قِيرَاطَيْنِ، فَقَالَ أَهْلُ الْكِتَابَيْنِ أَىْ رَبَّنَا أَعْطَيْتَ هَؤُلاَءِ قِيرَاطَيْنِ قِيرَاطَيْنِ، وَأَعْطَيْتَنَا قِيرَاطًا قِيرَاطًا، وَنَحْنُ كُنَّا أَكْثَرَ عَمَلاً، قَالَ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ هَلْ ظَلَمْتُكُمْ مِنْ أَجْرِكُمْ مِنْ شَىْءٍ قَالُوا لاَ، قَالَ فَهْوَ فَضْلِي أُوتِيهِ مَنْ أَشَاءُ ".
Sâlim b. Abdullah, babasının Allah Resulü’nü şöyle buyururken işittiğini nakletmiştir: "Sizin, sizden önceki ümmetlere nispetle dünyada kalışınız, ikindi namazı ile güneşin batışı arasındaki süre gibidir. Tevrat ehline Tevrat verildi; gün ortasına kadar onunla amel ettiler, sonra çalışmaktan âciz kaldılar ve kendilerine birer kırat verildi. Ardından İncil ehline İncil verildi; ikindi namazına kadar onunla amel ettiler, sonra çalışmaktan âciz kaldılar ve kendilerine birer kırat verildi. Sonra bize Kur’an verildi; güneş batıncaya kadar onunla amel ettik ve bize ikişer kırat verildi. Bunun üzerine iki kitap ehli, ‘Ey Rabbimiz! Bunlara ikişer kırat, bize ise birer kırat verdin; oysa biz daha çok çalıştık’ dediler. Allah, ‘Ücretinizden herhangi bir şeyi eksiltip size haksızlık ettim mi?’ diye sordu. Onlar, ‘Hayır’ dediler. Allah da, ‘Bu benim lütfumdur; onu dilediğime veririm’ buyurdu."
Sahih al Bukhari 557
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " مَثَلُ الْمُسْلِمِينَ وَالْيَهُودِ وَالنَّصَارَى كَمَثَلِ رَجُلٍ اسْتَأْجَرَ قَوْمًا يَعْمَلُونَ لَهُ عَمَلاً إِلَى اللَّيْلِ، فَعَمِلُوا إِلَى نِصْفِ النَّهَارِ، فَقَالُوا لاَ حَاجَةَ لَنَا إِلَى أَجْرِكَ، فَاسْتَأْجَرَ آخَرِينَ فَقَالَ أَكْمِلُوا بَقِيَّةَ يَوْمِكُمْ، وَلَكُمُ الَّذِي شَرَطْتُ، فَعَمِلُوا حَتَّى إِذَا كَانَ حِينَ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَالُوا لَكَ مَا عَمِلْنَا. فَاسْتَأْجَرَ قَوْمًا فَعَمِلُوا بَقِيَّةَ يَوْمِهِمْ حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ، وَاسْتَكْمَلُوا أَجْرَ الْفَرِيقَيْنِ ".
Ebu Musa, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Müslümanlarla Yahudi ve Hıristiyanların durumu şu örneğe benzer: Bir adam, geceye kadar çalışmaları için bir grup işçi tutar. Onlar gün ortasına kadar çalıştıktan sonra, ‘Senin ücretine ihtiyacımız yok’ derler. Bunun üzerine adam başka işçiler tutup onlara, ‘Günün kalanını tamamlayın; size şart koştuğum ücreti vereceğim’ der. Onlar da ikindi namazı vaktine kadar çalışıp, ‘Yaptığımız iş senin olsun’ derler. Sonra adam bir topluluk daha tutar. Bunlar güneş batıncaya kadar günün kalanında çalışır ve önceki iki grubun ücretini de tam olarak alırlar."
Sahih al Bukhari 558
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّجَاشِيِّ، صُهَيْبٌ مَوْلَى رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ سَمِعْتُ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، يَقُولُ كُنَّا نُصَلِّي الْمَغْرِبَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَيَنْصَرِفُ أَحَدُنَا وَإِنَّهُ لَيُبْصِرُ مَوَاقِعَ نَبْلِهِ.
Râfi‘ b. Hadîc şöyle demiştir: "Allah Resulü ile birlikte akşam namazını kılardık. Birimiz namazdan ayrıldığında oklarının düştüğü yerleri görebilirdi."
Sahih al Bukhari 559
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ قَدِمَ الْحَجَّاجُ فَسَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الظُّهْرَ بِالْهَاجِرَةِ، وَالْعَصْرَ وَالشَّمْسُ نَقِيَّةٌ، وَالْمَغْرِبَ إِذَا وَجَبَتْ، وَالْعِشَاءَ أَحْيَانًا وَأَحْيَانًا، إِذَا رَآهُمُ اجْتَمَعُوا عَجَّلَ، وَإِذَا رَآهُمْ أَبْطَوْا أَخَّرَ، وَالصُّبْحَ كَانُوا ـ أَوْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهَا بِغَلَسٍ.
Câbir b. Abdullah şöyle demiştir: "Allah Resulü öğle namazını günün en sıcak vaktinde, ikindi namazını güneş henüz parlakken, akşam namazını ise güneş battığında kıldırırdı. Yatsı namazını bazen erken, bazen geç kıldırırdı. Cemaatin toplandığını görünce erkene alır, geciktiğini görünce namazı geciktirirdi. Sabah namazını da ortalık henüz karanlıkken kıldırırdı."
Sahih al Bukhari 560
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْمَغْرِبَ إِذَا تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ.
Seleme şöyle demiştir: "Allah Resulü ile akşam namazını güneş ufukta kaybolunca kılardık."
Sahih al Bukhari 561
حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَبْعًا جَمِيعًا وَثَمَانِيًا جَمِيعًا.
İbn Abbas’tan şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü akşam ve yatsı namazlarını birlikte yedi rekât, öğle ile ikindi namazlarını da birlikte sekiz rekât olarak kıldı."
Sahih al Bukhari 562
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ ـ هُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو ـ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ الْمُزَنِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمُ الْمَغْرِبِ ". قَالَ الأَعْرَابُ وَتَقُولُ هِيَ الْعِشَاءُ.
Abdullah el-Müzenî, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bedeviler akşam namazınızın adı hususunda size üstün gelmesinler. Çünkü onlar bu namaza işâ derler."
Sahih al Bukhari 563
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَالِمٌ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً صَلاَةَ الْعِشَاءِ ـ وَهْىَ الَّتِي يَدْعُو النَّاسُ الْعَتَمَةَ ـ ثُمَّ انْصَرَفَ فَأَقْبَلَ عَلَيْنَا فَقَالَ " أَرَأَيْتُمْ لَيْلَتَكُمْ هَذِهِ فَإِنَّ رَأْسَ مِائَةِ سَنَةٍ مِنْهَا لاَ يَبْقَى مِمَّنْ هُوَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَحَدٌ ".
Abdullah b. Ömer’den şöyle nakledilmiştir: "Bir gece Allah Resulü bize, halkın ateme adını verdiği yatsı namazını kıldırdı. Namazı bitirdikten sonra bize yönelip şöyle dedi: ‘Bu gecenizi görüyor musunuz? Bu geceden itibaren yüz yılın sonunda, bugün yeryüzünde bulunanlardan hiç kimse hayatta kalmayacaktır.’"
Sahih al Bukhari 564
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو ـ هُوَ ابْنُ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ ـ قَالَ سَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ صَلاَةِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ يُصَلِّي الظُّهْرَ بِالْهَاجِرَةِ، وَالْعَصْرَ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ، وَالْمَغْرِبَ إِذَا وَجَبَتْ، وَالْعِشَاءَ إِذَا كَثُرَ النَّاسُ عَجَّلَ، وَإِذَا قَلُّوا أَخَّرَ، وَالصُّبْحَ بِغَلَسٍ.
Muhammed b. Amr’dan şöyle nakledilmiştir: "Câbir b. Abdullah’a Allah Resulü’nün hangi vakitlerde namaz kıldığını sorduk. O da şöyle cevap verdi: Öğle namazını günün en sıcak vaktinde, ikindi namazını güneş canlı ve parlakken, akşam namazını güneş batınca kılardı. Yatsı namazında cemaat çoğalırsa erken davranır, az olursa geciktirirdi. Sabah namazını ise karanlıkta kılardı."
Sahih al Bukhari 565
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ قَالَتْ، أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً بِالْعِشَاءِ، وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ يَفْشُوَ الإِسْلاَمُ، فَلَمْ يَخْرُجْ حَتَّى قَالَ عُمَرُ نَامَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ. فَخَرَجَ فَقَالَ لأَهْلِ الْمَسْجِدِ " مَا يَنْتَظِرُهَا أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ غَيْرُكُمْ ".
Urve, Âişe’nin kendisine şöyle haber verdiğini nakletmiştir: "Bir gece Allah Resulü yatsı namazını geciktirdi. Bu olay İslam’ın henüz yayılmadığı bir dönemde gerçekleşmişti. Ömer, ‘Kadınlar ve çocuklar uyudu’ deyinceye kadar Allah Resulü çıkmadı. Sonra mescide gelip cemaate, ‘Yeryüzünde sizin dışınızda bu namazı bekleyen kimse yoktur’ dedi."
Sahih al Bukhari 566
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَأَصْحَابِي الَّذِينَ، قَدِمُوا مَعِي فِي السَّفِينَةِ نُزُولاً فِي بَقِيعِ بُطْحَانَ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ، فَكَانَ يَتَنَاوَبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ كُلَّ لَيْلَةٍ نَفَرٌ مِنْهُمْ، فَوَافَقْنَا النَّبِيَّ ـ عليه السلام ـ أَنَا وَأَصْحَابِي وَلَهُ بَعْضُ الشُّغْلِ فِي بَعْضِ أَمْرِهِ فَأَعْتَمَ بِالصَّلاَةِ حَتَّى ابْهَارَّ اللَّيْلُ، ثُمَّ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِهِمْ، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ قَالَ لِمَنْ حَضَرَهُ " عَلَى رِسْلِكُمْ، أَبْشِرُوا إِنَّ مِنْ نِعْمَةِ اللَّهِ عَلَيْكُمْ أَنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ يُصَلِّي هَذِهِ السَّاعَةَ غَيْرُكُمْ ". أَوْ قَالَ " مَا صَلَّى هَذِهِ السَّاعَةَ أَحَدٌ غَيْرُكُمْ ". لاَ يَدْرِي أَىَّ الْكَلِمَتَيْنِ قَالَ. قَالَ أَبُو مُوسَى فَرَجَعْنَا فَفَرِحْنَا بِمَا سَمِعْنَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Musa’nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben ve gemiyle birlikte gelen arkadaşlarım Bakîu Buthân’a yerleşmiştik. Allah Resulü ise Medine’deydi. Her gece içimizden bir grup, yatsı namazında Allah Resulü’nün yanında bulunmak üzere nöbetleşirdi. Ben ve arkadaşlarımın sırası, Allah Resulü’nün bir işi bulunduğu geceye rastladı. Bu yüzden namazı gecenin iyice kararmasına kadar geciktirdi. Daha sonra çıkıp cemaate namaz kıldırdı. Namazı bitirince orada bulunanlara, ‘Acele etmeyin, sevinin! Allah’ın size nimetlerinden biri de şu anda sizden başka hiç kimsenin namaz kılmamasıdır’ veya ‘Şu anda sizden başka hiç kimse namaz kılmadı’ buyurdu. Ravi bu iki ifadeden hangisini söylediğini kesin olarak bilmiyordu. Ebu Musa sözlerini şöyle sürdürdü: Allah Resulü’nden duyduklarımız bizi sevindirmiş olarak döndük."
Sahih al Bukhari 567
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَ الْعِشَاءِ وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا.
Ebu Berze’den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü yatsı namazından önce uyumayı ve yatsı namazından sonra konuşmayı hoş görmezdi."
Sahih al Bukhari 568
حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْعِشَاءِ حَتَّى نَادَاهُ عُمَرُ الصَّلاَةَ، نَامَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ. فَخَرَجَ فَقَالَ " مَا يَنْتَظِرُهَا أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ غَيْرُكُمْ ". قَالَ وَلاَ يُصَلَّى يَوْمَئِذٍ إِلاَّ بِالْمَدِينَةِ، وَكَانُوا يُصَلُّونَ فِيمَا بَيْنَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ الأَوَّلِ.
Urve, Âişe’nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Allah Resulü yatsı namazını geciktirdi. Bunun üzerine Ömer, ‘Namaz! Kadınlar ve çocuklar uyudu’ diye seslendi. Sonra Allah Resulü çıktı ve, ‘Yeryüzünde sizden başka bu namazı bekleyen kimse yoktur’ buyurdu." Ravi şöyle demiştir: "O dönemde Medine dışında cemaatle namaz kılınmıyordu. İnsanlar bu namazı şafağın kaybolması ile gecenin ilk üçte biri arasındaki vakitte kılarlardı."
Sahih al Bukhari 569
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شُغِلَ عَنْهَا لَيْلَةً، فَأَخَّرَهَا حَتَّى رَقَدْنَا فِي الْمَسْجِدِ، ثُمَّ اسْتَيْقَظْنَا ثُمَّ رَقَدْنَا ثُمَّ اسْتَيْقَظْنَا، ثُمَّ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " لَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ غَيْرُكُمْ ". وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ لاَ يُبَالِي أَقَدَّمَهَا أَمْ أَخَّرَهَا إِذَا كَانَ لاَ يَخْشَى أَنْ يَغْلِبَهُ النَّوْمُ عَنْ وَقْتِهَا، وَكَانَ يَرْقُدُ قَبْلَهَا. قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ قُلْتُ لِعَطَاءٍ وَقَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً بِالْعِشَاءِ حَتَّى رَقَدَ النَّاسُ وَاسْتَيْقَظُوا، وَرَقَدُوا وَاسْتَيْقَظُوا، فَقَامَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ الصَّلاَةَ. قَالَ عَطَاءٌ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَخَرَجَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ الآنَ، يَقْطُرُ رَأْسُهُ مَاءً، وَاضِعًا يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ فَقَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ يُصَلُّوهَا هَكَذَا ". فَاسْتَثْبَتُّ عَطَاءً كَيْفَ وَضَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِهِ يَدَهُ كَمَا أَنْبَأَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ، فَبَدَّدَ لِي عَطَاءٌ بَيْنَ أَصَابِعِهِ شَيْئًا مِنْ تَبْدِيدٍ، ثُمَّ وَضَعَ أَطْرَافَ أَصَابِعِهِ عَلَى قَرْنِ الرَّأْسِ ثُمَّ ضَمَّهَا، يُمِرُّهَا كَذَلِكَ عَلَى الرَّأْسِ حَتَّى مَسَّتْ إِبْهَامُهُ طَرَفَ الأُذُنِ مِمَّا يَلِي الْوَجْهَ عَلَى الصُّدْغِ، وَنَاحِيَةِ اللِّحْيَةِ، لاَ يُقَصِّرُ وَلاَ يَبْطُشُ إِلاَّ كَذَلِكَ وَقَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ يُصَلُّوا هَكَذَا ".
Abdullah b. Ömer’den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü bir gece yatsı namazıyla meşgul olamadı ve namazı geciktirdi. Biz mescitte uyuduk, uyandık; sonra yine uyuyup uyandık. Nihayet Allah Resulü yanımıza çıktı ve, ‘Yeryüzünde sizin dışınızda namazı bekleyen hiç kimse yoktur’ buyurdu." İbn Ömer, uykunun kendisine üstün gelip namaz vaktini geçirmesinden korkmadığı sürece yatsıyı erken veya geç kılmayı önemsemezdi; bazen yatsıdan önce uyurdu. İbn Cüreyc, ‘Bunu Atâ’ya söyledim’ demiştir.
Sahih al Bukhari 570
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شُغِلَ عَنْهَا لَيْلَةً، فَأَخَّرَهَا حَتَّى رَقَدْنَا فِي الْمَسْجِدِ، ثُمَّ اسْتَيْقَظْنَا ثُمَّ رَقَدْنَا ثُمَّ اسْتَيْقَظْنَا، ثُمَّ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " لَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ غَيْرُكُمْ ". وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ لاَ يُبَالِي أَقَدَّمَهَا أَمْ أَخَّرَهَا إِذَا كَانَ لاَ يَخْشَى أَنْ يَغْلِبَهُ النَّوْمُ عَنْ وَقْتِهَا، وَكَانَ يَرْقُدُ قَبْلَهَا. قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ قُلْتُ لِعَطَاءٍ وَقَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً بِالْعِشَاءِ حَتَّى رَقَدَ النَّاسُ وَاسْتَيْقَظُوا، وَرَقَدُوا وَاسْتَيْقَظُوا، فَقَامَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ الصَّلاَةَ. قَالَ عَطَاءٌ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَخَرَجَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ الآنَ، يَقْطُرُ رَأْسُهُ مَاءً، وَاضِعًا يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ فَقَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ يُصَلُّوهَا هَكَذَا ". فَاسْتَثْبَتُّ عَطَاءً كَيْفَ وَضَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِهِ يَدَهُ كَمَا أَنْبَأَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ، فَبَدَّدَ لِي عَطَاءٌ بَيْنَ أَصَابِعِهِ شَيْئًا مِنْ تَبْدِيدٍ، ثُمَّ وَضَعَ أَطْرَافَ أَصَابِعِهِ عَلَى قَرْنِ الرَّأْسِ ثُمَّ ضَمَّهَا، يُمِرُّهَا كَذَلِكَ عَلَى الرَّأْسِ حَتَّى مَسَّتْ إِبْهَامُهُ طَرَفَ الأُذُنِ مِمَّا يَلِي الْوَجْهَ عَلَى الصُّدْغِ، وَنَاحِيَةِ اللِّحْيَةِ، لاَ يُقَصِّرُ وَلاَ يَبْطُشُ إِلاَّ كَذَلِكَ وَقَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ يُصَلُّوا هَكَذَا ".
Abdullah b. Ömer’den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü bir gece yatsı namazıyla ilgilenemedi. Bu yüzden namazı o kadar geciktirdi ki biz mescitte uyuduk, sonra uyandık, daha sonra tekrar uyuyup uyandık. Nihayet Allah Resulü yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: ‘Yeryüzünde sizin dışınızda bu namazı bekleyen kimse yoktur.’" İbn Ömer, uykunun kendisine üstün gelip namaz vaktini geçirmesinden korkmadığı sürece yatsı namazını erken veya geç kılmayı önemsemezdi. Yatsı namazından önce uyuduğu da olurdu. İbn Cüreyc, ‘Bunu Atâ’ya söyledim’ demiştir.
Sahih al Bukhari 571
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ الْمُحَارِبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَخَّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْعِشَاءِ إِلَى نِصْفِ اللَّيْلِ، ثُمَّ صَلَّى ثُمَّ قَالَ " قَدْ صَلَّى النَّاسُ وَنَامُوا، أَمَا إِنَّكُمْ فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُوهَا ". وَزَادَ ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ سَمِعَ أَنَسًا كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ خَاتَمِهِ لَيْلَتَئِذٍ.
Enes b. Mâlik’ten şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü yatsı namazını gece yarısına kadar geciktirdi. Sonra namazı kıldırıp şöyle buyurdu: ‘İnsanlar namazlarını kılıp uyudular. Siz ise bu namazı beklediğiniz sürece namazdasınız.’" Buna ilave olarak İbn Ebî Meryem, Yahya b. Eyyûb ve Humeyd kanalıyla Enes’in şöyle dediğini nakletmiştir: "O gece yüzüğünün parıltısını hâlâ görür gibiyim."
Sahih al Bukhari 572
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا قَيْسٌ، قَالَ لِي جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذْ نَظَرَ إِلَى الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ فَقَالَ " أَمَا إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ كَمَا تَرَوْنَ هَذَا، لاَ تُضَامُّونَ ـ أَوْ لاَ تُضَاهُونَ ـ فِي رُؤْيَتِهِ، فَإِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ لاَ تُغْلَبُوا عَلَى صَلاَةٍ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ، وَقَبْلَ غُرُوبِهَا فَافْعَلُوا ". ثُمَّ قَالَ " فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا ".
Cerîr b. Abdullah’tan şöyle nakledilmiştir: "Dolunay gecesi Allah Resulü’nün yanında bulunuyorduk. Aya baktı ve şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz siz Rabbinizi şu ayı gördüğünüz gibi göreceksiniz; onu görmek için birbirinize sıkışmayacaksınız. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazlara yenik düşmemeye gücünüz yetiyorsa bunu yapın.’" Sonra şu âyeti okudu: "Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini övgüyle tesbih et!"
Sahih al Bukhari 573
حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنِي أَبُو جَمْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى الْبَرْدَيْنِ دَخَلَ الْجَنَّةَ ". وَقَالَ ابْنُ رَجَاءٍ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ عَنْ أَبِي جَمْرَةَ أَنَّ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ أَخْبَرَهُ بِهَذَا. حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، عَنْ حَبَّانَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا أَبُو جَمْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ.
Ebu Bekir b. Ebû Musa, babası kanalıyla Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İki serin vakitteki namazları kılan kimse cennete girer."
Sahih al Bukhari 574
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ، حَدَّثَهُ أَنَّهُمْ، تَسَحَّرُوا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَامُوا إِلَى الصَّلاَةِ. قُلْتُ كَمْ بَيْنَهُمَا قَالَ قَدْرُ خَمْسِينَ أَوْ سِتِّينَ ـ يَعْنِي آيَةً ـ ح.
Enes b. Mâlik’ten şöyle nakledilmiştir: "Zeyd b. Sâbit, Allah Resulü ile birlikte sahur yaptıklarını, sonra da namaza durduklarını bana anlattı. Ona, ‘Sahur ile namaz arasında ne kadar zaman geçmişti?’ diye sordum. O da, ‘Elli veya altmış âyet okunacak kadar’ diye cevap verdi."
Sahih al Bukhari 575
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ صَبَّاحٍ، سَمِعَ رَوْحًا، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَزَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ تَسَحَّرَا، فَلَمَّا فَرَغَا مِنْ سَحُورِهِمَا قَامَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الصَّلاَةِ فَصَلَّى. قُلْنَا لأَنَسٍ كَمْ كَانَ بَيْنَ فَرَاغِهِمَا مِنْ سَحُورِهِمَا وَدُخُولِهِمَا فِي الصَّلاَةِ قَالَ قَدْرُ مَا يَقْرَأُ الرَّجُلُ خَمْسِينَ آيَةً.
Enes b. Mâlik’ten şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü ile Zeyd b. Sâbit sahur yaptılar. Sahurlarını tamamlayınca Allah Resulü namaza kalkıp namaz kıldı." Enes’e, "Sahuru tamamlamaları ile namaza başlamaları arasında ne kadar zaman vardı?" diye sorduk. "Bir kişinin elli âyet okuyacağı kadar" diye cevap verdi.
Sahih al Bukhari 576
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، أَنَّهُ سَمِعَ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، يَقُولُ كُنْتُ أَتَسَحَّرُ فِي أَهْلِي ثُمَّ يَكُونُ سُرْعَةٌ بِي أَنْ أُدْرِكَ صَلاَةَ الْفَجْرِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Ebû Hâzim, Sehl b. Sa‘d’ın şöyle dediğini işitmiştir: "Ailemle birlikte sahur yapar, ardından Allah Resulü ile sabah namazına yetişmek için acele ederdim."
Sahih al Bukhari 577
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ قَالَتْ، كُنَّ نِسَاءُ الْمُؤْمِنَاتِ يَشْهَدْنَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْفَجْرِ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ، ثُمَّ يَنْقَلِبْنَ إِلَى بُيُوتِهِنَّ حِينَ يَقْضِينَ الصَّلاَةَ، لاَ يَعْرِفُهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الْغَلَسِ.
Urve b. Zübeyr, Âişe’nin kendisine şöyle haber verdiğini nakletmiştir: "Mümin kadınlar örtülerine bürünerek Allah Resulü ile birlikte sabah namazına katılır, namazı kıldıktan sonra evlerine dönerlerdi. Sabahın karanlığından dolayı kimse onları tanımazdı."
Sahih al Bukhari 578
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، وَعَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، وَعَنِ الأَعْرَجِ، يُحَدِّثُونَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصُّبْحِ رَكْعَةً قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الصُّبْحَ، وَمَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الْعَصْرَ ".
Ebû Hüreyre, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Güneş doğmadan önce sabah namazının bir rekâtına yetişen, sabah namazına yetişmiş olur. Güneş batmadan önce ikindi namazının bir rekâtına yetişen de ikindi namazına yetişmiş olur."
Sahih al Bukhari 579
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الصَّلاَةِ فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ ".
Ebû Hüreyre, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Namazın bir rekâtına yetişen, namaza yetişmiş olur."
Sahih al Bukhari 580
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ شَهِدَ عِنْدِي رِجَالٌ مَرْضِيُّونَ وَأَرْضَاهُمْ عِنْدِي عُمَرُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَشْرُقَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ. حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، سَمِعْتُ أَبَا الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي نَاسٌ، بِهَذَا.
İbn Abbas’tan şöyle nakledilmiştir: "Aralarında en çok razı olduğum Ömer’in de bulunduğu güvenilir kişiler bana, Allah Resulü’nün sabah namazından sonra güneş doğuncaya, ikindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladığını bildirdiler."
Sahih al Bukhari 581
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحَرَّوْا بِصَلاَتِكُمْ طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلاَ غُرُوبَهَا ". وَقَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تَرْتَفِعَ، وَإِذَا غَابَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تَغِيبَ ". تَابَعَهُ عَبْدَةُ.
İbn Ömer, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Namazınızı güneşin doğuşuna veya batışına denk getirmeye çalışmayın. Güneşin kenarı doğunca yükselinceye, kenarı batınca da tamamen batıncaya kadar namazı erteleyin."
Sahih al Bukhari 582
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحَرَّوْا بِصَلاَتِكُمْ طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلاَ غُرُوبَهَا ". وَقَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تَرْتَفِعَ، وَإِذَا غَابَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تَغِيبَ ". تَابَعَهُ عَبْدَةُ.
İbn Ömer, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Namazınızı güneşin doğuşuna veya batışına denk getirmeye çalışmayın. Güneşin kenarı doğunca yükselinceye, kenarı batınca da tamamen batıncaya kadar namazı erteleyin."
Sahih al Bukhari 583
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ أَبِي أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ بَيْعَتَيْنِ وَعَنْ لِبْسَتَيْنِ وَعَنْ صَلاَتَيْنِ نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ، وَعَنِ اشْتِمَالِ الصَّمَّاءِ وَعَنْ الاِحْتِبَاءِ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ يُفْضِي بِفَرْجِهِ إِلَى السَّمَاءِ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ وَالْمُلاَمَسَةِ.
Ebû Hüreyre’den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü iki tür alışverişi, iki tür giyinmeyi ve iki vakitte namaz kılmayı yasakladı: Güneş doğuncaya kadar sabah namazından, güneş batıncaya kadar da ikindi namazından sonra namaz kılmayı; elbiseye baştan ayağa bürünmeyi, avret yeri göğe açık kalacak biçimde tek elbiseyle ihtibâ etmeyi; münâbeze ve mülâmese yoluyla alışverişi yasakladı."
Sahih al Bukhari 584
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَحَرَّى أَحَدُكُمْ فَيُصَلِّي عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَلاَ عِنْدَ غُرُوبِهَا ".
İbn Ömer, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Hiçbiriniz güneş doğarken veya batarken namaz kılmaya çalışmasın."
Sahih al Bukhari 585
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ الْجُنْدَعِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَرْتَفِعَ الشَّمْسُ، وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ ".
Ebû Saîd el-Hudrî, Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu işittiğini nakletmiştir: "Güneş yükselinceye kadar sabah namazından sonra, güneş batıncaya kadar da ikindi namazından sonra namaz kılınmaz."
Sahih al Bukhari 586
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ حُمْرَانَ بْنَ أَبَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ مُعَاوِيَةَ، قَالَ إِنَّكُمْ لَتُصَلُّونَ صَلاَةً، لَقَدْ صَحِبْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا رَأَيْنَاهُ يُصَلِّيهَا، وَلَقَدْ نَهَى عَنْهُمَا، يَعْنِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ.
Muâviye’nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Siz öyle bir namaz kılıyorsunuz ki biz Allah Resulü ile birlikte bulunduğumuz halde onun bu namazı kıldığını görmedik. Üstelik o, bu iki rekâtı yasakladı." Muâviye bununla ikindi namazından sonra kılınan iki rekâtı kastetmiştir.
Sahih al Bukhari 587
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَلاَتَيْنِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ.
Ebû Hüreyre’nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah Resulü, sabah namazından sonra güneş doğuncaya ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı."
Sahih al Bukhari 588
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أُصَلِّي كَمَا رَأَيْتُ أَصْحَابِي يُصَلُّونَ، لاَ أَنْهَى أَحَدًا يُصَلِّي بِلَيْلٍ وَلاَ نَهَارٍ مَا شَاءَ، غَيْرَ أَنْ لاَ تَحَرَّوْا طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلاَ غُرُوبَهَا.
İbn Ömer’den şöyle nakledilmiştir: "Arkadaşlarımı nasıl namaz kılarken gördüysem öyle namaz kılıyorum. Güneşin doğuşuna veya batışına denk getirmemek şartıyla, gece veya gündüz dilediği kadar namaz kılmak isteyen hiç kimseyi bundan menetmem."
Sahih al Bukhari 589
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ أَيْمَنَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّهُ، سَمِعَ عَائِشَةَ، قَالَتْ وَالَّذِي ذَهَبَ بِهِ مَا تَرَكَهُمَا حَتَّى لَقِيَ اللَّهَ، وَمَا لَقِيَ اللَّهَ تَعَالَى حَتَّى ثَقُلَ عَنِ الصَّلاَةِ، وَكَانَ يُصَلِّي كَثِيرًا مِنْ صَلاَتِهِ قَاعِدًا ـ تَعْنِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ ـ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهِمَا، وَلاَ يُصَلِّيهِمَا فِي الْمَسْجِدِ مَخَافَةَ أَنْ يُثَقِّلَ عَلَى أُمَّتِهِ، وَكَانَ يُحِبُّ مَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ.
Âişe şöyle demiştir: "Onun canını alan Allah’a yemin olsun ki Allah Resulü, Allah’a kavuşuncaya kadar bu iki rekâtı terk etmedi. Namaz kılmak kendisine ağır gelinceye kadar da Allah’a kavuşmadı; namazlarının çoğunu oturarak kılardı." Âişe ikindi namazından sonraki iki rekâtı kastediyordu. Allah Resulü bu iki rekâtı kılar, fakat ümmetine ağır gelmesinden korktuğu için mescitte kılmazdı. Ümmetine kolaylık sağlanmasını severdi.
Sahih al Bukhari 590
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَتْ، عَائِشَةُ ابْنَ أُخْتِي مَا تَرَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم السَّجْدَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ عِنْدِي قَطُّ.
Hişâm'dan şöyle nakledilmiştir: "Babam, Âişe'nin kendisine şöyle dediğini bana haber verdi: Yeğenim! Allah Resulü yanımda bulunduğu sürece ikindi namazından sonra kıldığı iki rekâtı asla terk etmedi."
Sahih al Bukhari 591
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ رَكْعَتَانِ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَعُهُمَا سِرًّا وَلاَ عَلاَنِيَةً رَكْعَتَانِ قَبْلَ صَلاَةِ الصُّبْحِ، وَرَكْعَتَانِ بَعْدَ الْعَصْرِ.
Âişe şöyle demiştir: "Allah Resulü iki rekâtı ne gizliyken ne de insanların yanındayken terk ederdi: Sabah namazından önceki iki rekât ile ikindi namazından sonraki iki rekât."
Sahih al Bukhari 592
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ رَأَيْتُ الأَسْوَدَ وَمَسْرُوقًا شَهِدَا عَلَى عَائِشَةَ قَالَتْ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْتِينِي فِي يَوْمٍ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلاَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ.
Ebû İshak'tan şöyle nakledilmiştir: "Esved ile Mesrûk, Âişe'nin, 'Allah Resulü ikindi namazından sonra bana her geldiğinde iki rekât namaz kılardı' dediğine şahit oldular."
Sahih al Bukhari 593
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى ـ هُوَ ابْنُ أَبِي كَثِيرٍ ـ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، أَنَّ أَبَا الْمَلِيحِ، حَدَّثَهُ قَالَ كُنَّا مَعَ بُرَيْدَةَ فِي يَوْمٍ ذِي غَيْمٍ فَقَالَ بَكِّرُوا بِالصَّلاَةِ فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَرَكَ صَلاَةَ الْعَصْرِ حَبِطَ عَمَلُهُ ".
Ebû Kılâbe, Ebü'l-Melîh'in kendisine şöyle naklettiğini rivayet etmiştir: "Bulutlu bir günde Büreyde ile birlikteydik. Bize, 'Namazı erken kılın! Zira Allah Resulü, ‘Her kim ikindi namazını terk ederse ameli boşa gider’ buyurdu' dedi."
Sahih al Bukhari 594
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سِرْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ لَوْ عَرَّسْتَ بِنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " أَخَافُ أَنْ تَنَامُوا عَنِ الصَّلاَةِ ". قَالَ بِلاَلٌ أَنَا أُوقِظُكُمْ. فَاضْطَجَعُوا وَأَسْنَدَ بِلاَلٌ ظَهْرَهُ إِلَى رَاحِلَتِهِ، فَغَلَبَتْهُ عَيْنَاهُ فَنَامَ، فَاسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَقَالَ " يَا بِلاَلُ أَيْنَ مَا قُلْتَ ". قَالَ مَا أُلْقِيَتْ عَلَىَّ نَوْمَةٌ مِثْلُهَا قَطُّ. قَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَبَضَ أَرْوَاحَكُمْ حِينَ شَاءَ، وَرَدَّهَا عَلَيْكُمْ حِينَ شَاءَ، يَا بِلاَلُ قُمْ فَأَذِّنْ بِالنَّاسِ بِالصَّلاَةِ ". فَتَوَضَّأَ فَلَمَّا ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ وَابْيَاضَّتْ قَامَ فَصَلَّى.
Abdullah İbn Ebî Katâde, babasından şöyle nakletmiştir: "Bir gece Allah Resulü ile birlikte seferdeydik. Topluluktan biri, 'Ey Allah'ın Resulü! Bizim için mola versen' dedi. Allah Resulü, 'Uyuyup namazı kaçırmanızdan korkuyorum' buyurdu. Bilâl, 'Ben sizi uyandırırım' dedi. Herkes uzandı; Bilâl de sırtını bineğine yasladı. Fakat gözleri uykuya yenik düştü ve o da uyudu. Allah Resulü, güneşin kenarı doğmuşken uyandı ve 'Ey Bilâl! Söylediğin söz nerede kaldı?' dedi. Bilâl, 'Üzerime daha önce bunun gibi bir uyku çökmemişti' diye cevap verdi. Allah Resulü şöyle buyurdu: 'Allah dilediği zaman ruhlarınızı alır, dilediği zaman da size geri verir. Ey Bilâl! Kalk ve insanlara namaz için ezan oku.' Ardından abdest aldı. Güneş yükselip beyazlaşınca kalktı ve namazı kıldırdı."
Sahih al Bukhari 595
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، جَاءَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ بَعْدَ مَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ، فَجَعَلَ يَسُبُّ كُفَّارَ قُرَيْشٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا كِدْتُ أُصَلِّي الْعَصْرَ حَتَّى كَادَتِ الشَّمْسُ تَغْرُبُ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَاللَّهِ مَا صَلَّيْتُهَا ". فَقُمْنَا إِلَى بُطْحَانَ، فَتَوَضَّأَ لِلصَّلاَةِ، وَتَوَضَّأْنَا لَهَا فَصَلَّى الْعَصْرَ بَعْدَ مَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ صَلَّى بَعْدَهَا الْمَغْرِبَ.
Câbir bin Abdullah'tan şöyle nakledilmiştir: "Ömer, Hendek Savaşı günü güneş battıktan sonra Allah Resulü'nün yanına geldi ve Kureyşli kâfirlere sövmeye başladı. 'Ey Allah'ın Resulü! Güneş neredeyse batıncaya kadar ikindi namazını kılamadım' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü, 'Allah'a yemin olsun ki ben de onu kılmadım' buyurdu. Sonra kalkıp Buthân'a gittik. Allah Resulü namaz için abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindi namazını, ardından da akşam namazını kıldırdı."
Sahih al Bukhari 596
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، وَمُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّ إِذَا ذَكَرَهَا، لاَ كَفَّارَةَ لَهَا إِلاَّ ذَلِكَ ". {وَأَقِمِ الصَّلاَةَ لِذِكْرِي} قَالَ مُوسَى قَالَ هَمَّامٌ سَمِعْتُهُ يَقُولُ بَعْدُ {وَأَقِمِ الصَّلاَةَ لِذِكْرِي}.وَقَالَ حَبَّانُ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ.
Enes bin Mâlik, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kim bir namazı unutursa hatırladığında onu kılsın. Bunun bundan başka kefareti yoktur: ‘Beni anmak için namaz kıl.’ [Tâhâ sûresi, 14]" Mûsâ, Hemmâm'ın daha sonra, "Beni anmak için namaz kıl" âyetini okuduğunu bildirmiştir.
Sahih al Bukhari 597
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى ـ هُوَ ابْنُ أَبِي كَثِيرٍ ـ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَعَلَ عُمَرُ يَوْمَ الْخَنْدَقِ يَسُبُّ كُفَّارَهُمْ وَقَالَ مَا كِدْتُ أُصَلِّي الْعَصْرَ حَتَّى غَرَبَتْ. قَالَ فَنَزَلْنَا بُطْحَانَ، فَصَلَّى بَعْدَ مَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ.
Câbir bin Abdullah'tan şöyle nakledilmiştir: "Hendek Savaşı günü Ömer, Kureyşli kâfirlere sövmeye başladı ve 'Güneş batıncaya kadar ikindi namazını neredeyse kılamadım' dedi. Sonra Buthân'a indik. Allah Resulü güneş battıktan sonra ikindi namazını, ardından da akşam namazını kıldırdı."
Sahih al Bukhari 598
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَوْفٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْمِنْهَالِ، قَالَ انْطَلَقْتُ مَعَ أَبِي إِلَى أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ فَقَالَ لَهُ أَبِي حَدِّثْنَا كَيْفَ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ قَالَ كَانَ يُصَلِّي الْهَجِيرَ وَهْىَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الأُولَى حِينَ تَدْحَضُ الشَّمْسُ، وَيُصَلِّي الْعَصْرَ، ثُمَّ يَرْجِعُ أَحَدُنَا إِلَى أَهْلِهِ فِي أَقْصَى الْمَدِينَةِ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ، وَنَسِيتُ مَا قَالَ فِي الْمَغْرِبِ. قَالَ وَكَانَ يَسْتَحِبُّ أَنْ يُؤَخِّرَ الْعِشَاءَ. قَالَ وَكَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا، وَكَانَ يَنْفَتِلُ مِنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ حِينَ يَعْرِفُ أَحَدُنَا جَلِيسَهُ، وَيَقْرَأُ مِنَ السِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ.
Ebü'l-Minhâl'den şöyle nakledilmiştir: "Babamla birlikte Ebû Berze el-Eslemî'nin yanına gittik. Babam ona, 'Allah Resulü'nün farz namazları nasıl kıldığını bize anlat' dedi. O da şunları söyledi: Sizin ‘ilk namaz’ dediğiniz öğle namazını güneş zevalden kayınca kılardı. İkindi namazını kıldıktan sonra bizden biri Medine'nin en uzak yerindeki ailesine döner, güneş hâlâ canlı ve parlak olurdu." Ravi, akşam namazı hakkında ne söylediğini unuttuğunu belirtti. "Yatsı namazını geciktirmeyi sever, ondan önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı hoş karşılamazdı. Sabah namazından, birimiz yanındaki kişiyi tanıyabildiği sırada ayrılırdı. Namazda altmış ile yüz âyet arasında okurdu."
Sahih al Bukhari 599
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ انْتَظَرْنَا الْحَسَنَ وَرَاثَ عَلَيْنَا حَتَّى قَرُبْنَا مِنْ وَقْتِ قِيَامِهِ، فَجَاءَ فَقَالَ دَعَانَا جِيرَانُنَا هَؤُلاَءِ. ثُمَّ قَالَ قَالَ أَنَسٌ نَظَرْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى كَانَ شَطْرُ اللَّيْلِ يَبْلُغُهُ، فَجَاءَ فَصَلَّى لَنَا، ثُمَّ خَطَبَنَا فَقَالَ " أَلاَ إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا ثُمَّ رَقَدُوا، وَإِنَّكُمْ لَمْ تَزَالُوا فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُ الصَّلاَةَ ". قَالَ الْحَسَنُ وَإِنَّ الْقَوْمَ لاَ يَزَالُونَ بِخَيْرٍ مَا انْتَظَرُوا الْخَيْرَ. قَالَ قُرَّةُ هُوَ مِنْ حَدِيثِ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Enes bin Mâlik'ten şöyle nakledilmiştir: "Bir gece Allah Resulü'nü gece yarısına yaklaşıncaya kadar bekledik. Sonra gelip bize namaz kıldırdı ve ardından şöyle hitap etti: ‘Dikkat edin! İnsanlar namazlarını kılıp uyudular. Siz ise namazı beklediğiniz sürece namazda sayılırsınız.’" Hasan-ı Basrî, "Bir topluluk hayrı beklediği sürece hayır üzere olmaya devam eder" demiştir. Kurre de bunun Enes'in Allah Resulü'nden naklettiği hadisten olduğunu belirtmiştir.
Sahih al Bukhari 600
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي حَثْمَةَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْعِشَاءِ فِي آخِرِ حَيَاتِهِ، فَلَمَّا سَلَّمَ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَرَأَيْتَكُمْ لَيْلَتَكُمْ هَذِهِ فَإِنَّ رَأْسَ مِائَةٍ لاَ يَبْقَى مِمَّنْ هُوَ الْيَوْمَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَحَدٌ ". فَوَهِلَ النَّاسُ فِي مَقَالَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ إِلَى مَا يَتَحَدَّثُونَ مِنْ هَذِهِ الأَحَادِيثِ عَنْ مِائَةِ سَنَةٍ، وَإِنَّمَا قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَبْقَى مِمَّنْ هُوَ الْيَوْمَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ " يُرِيدُ بِذَلِكَ أَنَّهَا تَخْرِمُ ذَلِكَ الْقَرْنَ.
Abdullah İbn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Ömrünün sonlarına doğru Allah Resulü yatsı namazını kıldırdı. Selam verdikten sonra ayağa kalkıp şöyle buyurdu: 'Bu gecenizi gördünüz mü? Yüz yılın başında, bugün yeryüzünde bulunanlardan hiç kimse kalmayacak.' İnsanlar Allah Resulü'nün yüz yıl hakkındaki sözünü yanlış yorumladılar. Oysa Allah Resulü, 'Bugün yeryüzünde bulunanlardan hiç kimse kalmayacak' sözüyle bu neslin sona ereceğini kastediyordu."
Sahih al Bukhari 601
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ أَصْحَابَ الصُّفَّةِ، كَانُوا أُنَاسًا فُقَرَاءَ، وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَ عِنْدَهُ طَعَامُ اثْنَيْنِ فَلْيَذْهَبْ بِثَالِثٍ، وَإِنْ أَرْبَعٌ فَخَامِسٌ أَوْ سَادِسٌ ". وَأَنَّ أَبَا بَكْرٍ جَاءَ بِثَلاَثَةٍ فَانْطَلَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَشَرَةٍ، قَالَ فَهْوَ أَنَا وَأَبِي وَأُمِّي، فَلاَ أَدْرِي قَالَ وَامْرَأَتِي وَخَادِمٌ بَيْنَنَا وَبَيْنَ بَيْتِ أَبِي بَكْرٍ. وَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ تَعَشَّى عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ لَبِثَ حَيْثُ صُلِّيَتِ الْعِشَاءُ، ثُمَّ رَجَعَ فَلَبِثَ حَتَّى تَعَشَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ بَعْدَ مَا مَضَى مِنَ اللَّيْلِ مَا شَاءَ اللَّهُ، قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ وَمَا حَبَسَكَ عَنْ أَضْيَافِكَ ـ أَوْ قَالَتْ ضَيْفِكَ ـ قَالَ أَوَمَا عَشَّيْتِيهِمْ قَالَتْ أَبَوْا حَتَّى تَجِيءَ، قَدْ عُرِضُوا فَأَبَوْا. قَالَ فَذَهَبْتُ أَنَا فَاخْتَبَأْتُ فَقَالَ يَا غُنْثَرُ، فَجَدَّعَ وَسَبَّ، وَقَالَ كُلُوا لاَ هَنِيئًا. فَقَالَ وَاللَّهِ لاَ أَطْعَمُهُ أَبَدًا، وَايْمُ اللَّهِ مَا كُنَّا نَأْخُذُ مِنْ لُقْمَةٍ إِلاَّ رَبَا مِنْ أَسْفَلِهَا أَكْثَرُ مِنْهَا. قَالَ يَعْنِي حَتَّى شَبِعُوا وَصَارَتْ أَكْثَرَ مِمَّا كَانَتْ قَبْلَ ذَلِكَ، فَنَظَرَ إِلَيْهَا أَبُو بَكْرٍ فَإِذَا هِيَ كَمَا هِيَ أَوْ أَكْثَرُ مِنْهَا. فَقَالَ لاِمْرَأَتِهِ يَا أُخْتَ بَنِي فِرَاسٍ مَا هَذَا قَالَتْ لاَ وَقُرَّةِ عَيْنِي لَهِيَ الآنَ أَكْثَرُ مِنْهَا قَبْلَ ذَلِكَ بِثَلاَثِ مَرَّاتٍ. فَأَكَلَ مِنْهَا أَبُو بَكْرٍ وَقَالَ إِنَّمَا كَانَ ذَلِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ ـ يَعْنِي يَمِينَهُ ـ ثُمَّ أَكَلَ مِنْهَا لُقْمَةً، ثُمَّ حَمَلَهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَصْبَحَتْ عِنْدَهُ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمٍ عَقْدٌ، فَمَضَى الأَجَلُ، فَفَرَّقَنَا اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً، مَعَ كُلِّ رَجُلٍ مِنْهُمْ أُنَاسٌ، اللَّهُ أَعْلَمُ كَمْ مَعَ كُلِّ رَجُلٍ فَأَكَلُوا مِنْهَا أَجْمَعُونَ، أَوْ كَمَا قَالَ.
Abdurrahman bin Ebî Bekir'den şöyle nakledilmiştir: "Ashâb-ı Suffe fakir kimselerden oluşuyordu. Allah Resulü, 'İki kişilik yemeği olan kimse üçüncü bir kişiyi; dört kişilik yemeği olan da beşinci veya altıncı bir kişiyi götürsün' buyurdu. Ebû Bekir beraberinde üç kişiyi götürdü. Allah Resulü ise on kişiyi aldı. Bizim aile ben, babam ve annemden meydana geliyordu. Râvi Ebû Osman, Abdurrahman'ın eşini de sayıp saymadığını hatırlamadığını söylemiştir. Bir de Ebû Bekir'in evi ile bizim ev arasında ortaklaşa kullandığımız bir hizmetçi vardı. Ebû Bekir, Allah Resulü'nün yanında akşam yemeği yedi; yatsı namazı kılınıncaya kadar bekledi. Sonra dönüp Allah Resulü akşam yemeğini yiyinceye kadar yanında kaldı. Gecenin bir bölümü geçtikten sonra evine döndü. Hanımı ona, 'Seni misafirlerinden alıkoyan nedir?' diye sordu. O da, 'Onlara akşam yemeği vermedin mi?' dedi. Hanımı, 'Sen gelinceye kadar yemek istemediler. Kendilerine yemek sunuldu fakat kabul etmediler' dedi. Abdurrahman şöyle devam etti: Babamdan saklandım. Ebû Bekir bana seslenip azarladı ve misafirlere, 'Yiyin, afiyet olmasın!' dedi. Ardından, 'Allah'a yemin olsun ki bu yemekten asla yemeyeceğim' dedi. Allah'a yemin olsun, aldığımız her lokmanın altından daha fazlası çoğalıyordu. Misafirler doydu; yemek ise öncekinden daha fazla kaldı. Ebû Bekir yemeğe baktığında onun olduğu gibi, hatta daha fazla olduğunu gördü. Hanımına, 'Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi, bu nedir?' dedi. O da, 'Gözümün nuruna yemin olsun ki şimdi öncekinin üç katından da fazladır' dedi. Ebû Bekir yemekten yedi ve önceki yemininin şeytandan olduğunu söyledi. Sonra bir lokma daha aldı ve yemeği Allah Resulü'ne götürdü; yemek sabaha kadar onun yanında kaldı. Bizimle bir topluluk arasında bir antlaşma vardı ve süresi dolmuştu. On iki kişiyi temsilci tayin ettik; her birinin yanında kaç kişi bulunduğunu ancak Allah bilir. Onların hepsi bu yemekten yedi."
Sahih al Bukhari 602