حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ يَدْعُو بِهَا، وَأُرِيدُ أَنْ أَخْتَبِئَ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لأُمَّتِي فِي الآخِرَةِ ".
Ebu Hureyre r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her nebinin kabul edilen bir duası vardır. Ben bu hakkımı ahirette ümmetime şefaat için saklıyorum." (Ayrıca bk. 7474. hadis)
Sahih al Bukhari 6304
وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ قَالَ مُعْتَمِرٌ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ نَبِيٍّ سَأَلَ سُؤْلاً ـ أَوْ قَالَ لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ قَدْ دَعَا بِهَا ـ فَاسْتُجِيبَ، فَجَعَلْتُ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لأُمَّتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her Nebi'nin bir isteği (ya da 'Her Nebi'nin bir duası') kabul edilmiştir. Ben bu hakkımı kıyamet günü ümmetime şefaat için kullandım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Her Nebi'nin kabul edilen bir duası vardır" ifadesinin (dua edenlere mutlaka icabet edileceğini bildiren) ayet ile ilişkisi, bazı duaların dua edenin istediği şekilde müstecap olmadığı noktasındadır. "Ben bu hakkımı ahirette ümmetime şefaat için saklıyorum" ifadesine gelince, Müslim'in naklettiği ve Ebu Hureyre'den gelen bir hadiste geçmiş zaman kipi kullanılarak "Ben sakladım" denilmiştir. Enes İbn Malik tarafından nakledilen hadiste ise "Ben dua hakkımı şöyle kullandım" buyurulmuş ve ayrıca "Kıyamet günü" ifadesi ilave edilmiştir. Ebu Salih'in naklettiği haberde "İnşallah ümmetimden Allah'a şirk koşmadan ölenler şefaatime nail olacaklardır" cümlesi yer almaktadır. Muhtemelen Nebi s.a.v. duasını ertelemek istemiş; ancak daha sonra bundan vazgeçip dua ederek talebinin yerine gelmesini arzu etmiştir. Allah Teala'nın kendisine duasının kabul edildiğini haber vermesine dayanarak da bu konuda kendisinden emin bir şekilde konuşmuştur. Şefaat ve çeşitleri hakkında ayrıntılı bilgi Rikak bölümünün başında arz edilecektir (Nuh 26). Nebilerin, özellikle de bizim Nebimizin, birçok duası kabul edildiği için hadisin ilk etapta anlaşılan anlamı sorunlu sanılabilir. Zira hadise göre Nebilerin yalnızca bir duaları makbul sayılacaktır. Halbuki hadiste kastedilen, kabulü kesin olan duadır. Diğer duaların ise kabulü ancak umulabilir. Her Nebinin kabul edilen duasından kastın en faziletli duaları olduğu da ileri sürülmüştür. Bu yoruma göre onların başka duaları olmakla birlikte en faziletli duaları makbul sayılmıştır. Başka bir yoruma göre ise Nebilerin ümmetlerini kapsayıcı tarzda onların helak ya da kurtuluşu için yaptıkları genel dualar makbul iken özel dualarının kabul edilmesi garanti edilmemiştir. İbnü't-Tîn'in naklettiğine göre Nebilerin kendi dünyaları ya da nefisleri için yaptıkları bir duaları kabul buyurulmuştur. Örneğin Hz. Nuh, "Ya Rabbim! Yeryüzünde dolaşan bir tek kafir bile bırakma!"; Hz. Zekeriya, "Bana lütf u kereminden öyle bir varis nasip et ki bana da, Yakub hanedanına da varis olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbim!" (Meryem 5-6) ve Hz. Süleyman, "Ya Rabbim! Affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hakimiyet lütfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan Vehhab'sın!" (Sad 35) diye dua etmişlerdir. Mesabih adlı kitabı şerhedenlerden biri şunları söylemiştir: Bilinmelidir ki Nebilerin bütün duaları makbuldür. Bu hadis, Nebilerin hepsinin kavminin helak edilmesi için dua ettiğini, ancak Nebimizin bu şekilde ümmetine beddua etmediğini bildirmektedir. Ümmetinin yaptığı ezalara karşı gösterdiği sabır sebebiyle kendisine şefaat hakkı verilmiştir. Burada ümmetten kasıt ümmet-i davet olup ümmet-i icabet değildir. Ancak Tîbî bu sözleri eleştirerek Hz. Nebi'nin bazı Arap kabilelerine, isimlerini zikrederek birtakım Kureyşlilere, Rı'l, Zekvan ve Mudar adlı kabilelere beddua ettiğini ifade etmiştir. Ona göre bu hadisin şöyle yorumlanması daha doğrudur: Allah her Nebiye, sonucunu dünyada görecekleri ümmetleriyle ilgili bir dua hakkı vermiştir. Nebimiz bu hakkını ümmetinden bir kısmı için kullanınca, "Bu hususta sana ait bir iş yoktur: Allah ister onlara tövbe nasip edip bağışlar, ister nefislerine zulmettikleri için onları cezalandırır. Senin görevin sadece uyarıp irşat etmektir" ayeti nazil oldu. Böylece Nebimizin hakkı ahirete kalmıştır. Hz. Nebi de beddua ettiği kimselerin helak edilmelerini değil, aslında tövbeye yönlendirilmelerini istemiştir. Nebilerin bütün dualarının makbul olduğu yolundaki değerlendirme yapılırken, "Allah'tan üç şey istedim. İkisini kabul etti, birini etmedi" şeklindeki sahih bir hadis unutulmuş görünmektedir. İbn Battal bu hadisin Nebimizin diğer Nebilerden üstün olduğunu gösterdiğini; zira makbul duasında ümmetini kendi nefsine ve ailesine tercih ettiğini, ayrıca önceki Nebiler gibi ümmetin (ümmet-i davetin) helaki için beddua etmediğini ifade etmiştir. İbnü'l-Cevzî ise şu yorumu yapar: Bu, Nebi s.a.v.'in güzel tasarruflarından biridir. Çünkü duasını gerektiği gibi kullanmıştır. Ayrıca cömertliğinin bir göstergesidir. Zira ümmetini kendisine tercih etmiştir. Yine duasını dindar Müslümanlardan daha fazla duaya ihtiyacı olan günahkarlara hasretmesi sebebiyle aklî değerlendirmelerindeki sağlamlığın bir işaretidir. Nevevi ise bu hadisin ümmetine şefkatini, merhametini ve menfaatlerini koruduğunu gösterdiğini; çünkü duasını onların en fazla duaya muhtaç olacakları bir zaman için sakladığını ifade etmiştir. "İnşallah ümmetimden Allah'a şirk koşmadan ölenler şefaatime nail olacaklardır" rivayeti, büyük günahları işlemekte ısrar eden bir kimse dahi olsa Allah'a şirk koşmayan Müslümanların cehennemde ebedi kalmayacakları yolundaki Ehl-i sünnet görüşünün doğruluğunu ispat eden bir delildir.
Sahih al Bukhari 6305
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ كَعْبٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي شَدَّادُ بْنُ أَوْسٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " سَيِّدُ الاِسْتِغْفَارِ أَنْ تَقُولَ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ". قَالَ " وَمَنْ قَالَهَا مِنَ النَّهَارِ مُوقِنًا بِهَا، فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ، فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَمَنْ قَالَهَا مِنَ اللَّيْلِ وَهْوَ مُوقِنٌ بِهَا، فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ، فَهْوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ".
Şeddad İbn Evs'ten nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Seyyidu'l-istiğfar, yani istiğfarların efendisi, şöyle demendir: Allah'ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim ahit ve vaat üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini ikrar eder, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü günahları Senden başka bağışlayan yoktur." Sonra şöyle buyurdu: "Kim buna inanarak gündüz vakti bu duayı söyler ve akşama erişmeden o gün ölürse cennet ehlindendir. Kim de buna inanarak gece vakti bu duayı söyler ve sabaha erişmeden ölürse cennet ehlindendir."
Sahih al Bukhari 6306
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " وَاللَّهِ إِنِّي لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ".
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla tövbe ve istiğfar ederim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisten ilk anlaşılan şey, Nebi s.a.v.'in Allah'ın affını istediği ve tövbe ettiğidir. Bununla birlikte Nebi s.a.v.'in hadis metninde geçen "estağfirullah ve etûbü ileyh" ifadesini her gün söylüyor olması da muhtemeldir. Nesai'nin sağlam bir senetle naklettiği bir hadiste geçen şu sözler ikinci ihtimalin daha kuvvetli olduğunu göstermektedir: "Resulullah s.a.v. bir mecliste oturduğu zaman kalkmadan evvel yüz kere, 'Kendisinden başka ilah bulunmayan, Hay ve Kayyum Allah'a istiğfar ve tövbe ederim' derdi." Nebimizin günahlardan arınmış olduğu halde istiğfar ediyor olması akla çeşitli sorular getirebilir. Zira istiğfar etmek, günah işlendiği izlenimi verebilir. Bu noktada alimler çeşitli yorumlar yapmışlardır. İbn Battal, Allah'ı bilme konusundaki ayrıcalıkları sebebiyle Nebilerin ibadetlere daha düşkün olduklarını; sürekli şükredip acziyetlerini itiraf ettiklerini ifade etmiştir. Hülasa Nebiler, Allah için yapmaları gerekenler hakkında taksir göstermiş olabilirler endişesiyle istiğfar etmişlerdir. Ya da Nebi s.a.v. yemek, içmek, kadınlarla birlikte olmak, uyumak, istirahat etmek, insanlarla konuşup dertleriyle ilgilenmek, bazen düşmanlarıyla savaşırken bazen onlarla anlaşmalar yapmak ve insanların kalplerini İslam'a ısındırmak için çaba sarf etmek gibi Allah'ı anmaktan, O'na ibadetten ve O'nu düşünmekten alıkoyan şeylerle uğraştığı için istiğfar etmiştir.
Sahih al Bukhari 6307
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدِيثَيْنِ أَحَدُهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالآخَرُ عَنْ نَفْسِهِ، قَالَ " إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَأَنَّهُ قَاعِدٌ تَحْتَ جَبَلٍ يَخَافُ أَنْ يَقَعَ عَلَيْهِ، وَإِنَّ الْفَاجِرَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَذُبَابٍ مَرَّ عَلَى أَنْفِهِ ". فَقَالَ بِهِ هَكَذَا قَالَ أَبُو شِهَابٍ بِيَدِهِ فَوْقَ أَنْفِهِ. ثُمَّ قَالَ " لَلَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ رَجُلٍ نَزَلَ مَنْزِلاً، وَبِهِ مَهْلَكَةٌ، وَمَعَهُ رَاحِلَتُهُ عَلَيْهَا طَعَامُهُ وَشَرَابُهُ، فَوَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ نَوْمَةً، فَاسْتَيْقَظَ وَقَدْ ذَهَبَتْ رَاحِلَتُهُ، حَتَّى اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْحَرُّ وَالْعَطَشُ أَوْ مَا شَاءَ اللَّهُ، قَالَ أَرْجِعُ إِلَى مَكَانِي. فَرَجَعَ فَنَامَ نَوْمَةً، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ، فَإِذَا رَاحِلَتُهُ عِنْدَهُ ". تَابَعَهُ أَبُ عَوَانَةَ وَجَرِيرٌ عَنِ الأَعْمَشِ. وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ حَدَّثَنَا عُمَارَةُ سَمِعْتُ الْحَارِثَ. وَقَالَ شُعْبَةُ وَأَبُو مُسْلِمٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ. وَقَالَ أَبُو مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ عَنْ عُمَارَةَ عَنِ الأَسْوَدِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ وَعَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ.
Haris İbn Süveyd şöyle demiştir: "Abdullah İbn Mes'ud, biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, diğeri kendisinin sözü olan iki hadisi bize aktardı. Şöyle dedi: 'Mü'min günahlarını, her an üstüne devrilecek bir dağın altında oturmak gibi algılar. Facir ise günahlarını burnuna konan bir sinek gibi düşünür.'" Hadisin ravilerinden Ebu Şihab bu sözü aktarırken elini burnuna götürmüştür. Daha sonra Abdullah İbn Mes'ud, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şu sözü rivayet etmiştir: "Allah Teala kulunun tevbesine, tehlikeli bir yere üstünde yiyecek ve içeceği bulunan devesiyle gidip orada bir müddet uyuyakalan, uyandığı zaman devesinin kaçtığını gören, sıcak, susuzluk veya Allah'ın dilediği başka zorluklarla karşılaştıktan sonra 'Yerime döneyim' deyip eski yerine dönen ve orada uyuyakalan, ardından başını kaldırdığında devesini yanında bulan kişinin duyacağı sevinçten daha fazla sevinir."
Sahih al Bukhari 6308
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَحَدَّثَنَا هُدْبَةُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ سَقَطَ عَلَى بَعِيرِهِ، وَقَدْ أَضَلَّهُ فِي أَرْضِ فَلاَةٍ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala kulunun tevbesine, çölde kaybettiği devesini tesadüfen bulan bir adamın duyacağı sevinçten daha fazla sevinir."
Sahih al Bukhari 6309
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، فَإِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ، حَتَّى يَجِيءَ الْمُؤَذِّنُ فَيُؤْذِنَهُ.
Aişe r.anha'nın naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleri on bir rekat namaz kıldıktan sonra fecir doğduğu zaman iki rekat kısa namaz kılar ve müezzin kendisini çağırana kadar sağ yanına yatarmış.
Sahih al Bukhari 6310
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَنْصُورًا، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَتَيْتَ مَضْجَعَكَ فَتَوَضَّأْ وَضُوءَكَ لِلصَّلاَةِ، ثُمَّ اضْطَجِعْ عَلَى شِقِّكَ الأَيْمَنِ، وَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. فَإِنْ مُتَّ مُتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ، فَاجْعَلْهُنَّ آخِرَ مَا تَقُولُ ". فَقُلْتُ أَسْتَذْكِرُهُنَّ وَبِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. قَالَ " لاَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ".
Bera İbn Azib'in aktardığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yatağına gittiğinde namaz için aldığın abdest gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzan ve şöyle de: Allah'ım! Yüzümü sana teslim ettim, işimi sana havale ettim, sırtımı sana dayadım; sana duyduğum ümit ve korku ile. Senden kaçıp sığınılacak ve kurtulunacak yer ancak sensin. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin nebisine iman ettim. Eğer ölürsen fıtrat üzere ölürsün. Bunları söylediğin son sözler yap." Ben bunları ezberlemek için tekrarlarken, "Gönderdiğin resulüne" dedim. Bunun üzerine, "Hayır, gönderdiğin nebisine" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6311
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ قَالَ " بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". وَإِذَا قَامَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ". تُنْشِرُهَا: تُخْرِجُهَا
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağına girdiğinde, "Senin adınla ölür ve dirilirim" derdi. Uyandığında ise, "Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun. Dönüş O'nadır" derdi.
Sahih al Bukhari 6312
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ رَجُلاً. وَحَدَّثَنَا آدَمُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْصَى رَجُلاً فَقَالَ " إِذَا أَرَدْتَ مَضْجَعَكَ فَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. فَإِنْ مُتَّ مُتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ ".
Bera İbn Azib'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adama şu tavsiyede bulunmuştur: "Yatağına gitmek istediğinde şöyle de: Allah'ım! Nefsimi sana teslim ettim, işimi sana havale ettim, yüzümü sana yönelttim, sırtımı sana dayadım; sana duyduğum ümit ve korku ile. Senden kaçıp sığınılacak ve kurtulunacak yer ancak sensin. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin nebisine iman ettim. Eğer ölürsen fıtrat üzere ölürsün."
Sahih al Bukhari 6313
حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ مِنَ اللَّيْلِ وَضَعَ يَدَهُ تَحْتَ خَدِّهِ ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". وَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ".
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece yatmaya gittiğinde elini yanağının altına koyup: "Allah'ım! Senin adınla ölür ve dirilirim"; uyandığında da: "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun" dermiş.
Sahih al Bukhari 6314
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ نَامَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَهُنَّ ثُمَّ مَاتَ تَحْتَ لَيْلَتِهِ مَاتَ عَلَى الْفِطْرَةِ ". {اسْتَرْهَبُوهُمْ} مِنَ الرَّهْبَةِ، مَلَكُوتٌ مُلْكٌ مَثَلُ رَهَبُوتٌ خَيْرٌ مِنْ رَحَمُوتٍ، تَقُولُ تَرْهَبُ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَرْحَمَ.
Bera İbn Azib'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde sağ tarafına yattıktan sonra: "Allah'ım! Kendimi sana teslim ettim, yüzümü sana çevirdim, işimi sana havale ettim ve sırtımı sana dayadım. Ümidim de korkum da sanadır. Senden kaçıp sığınılacak ve kurtulunacak yer ancak sensin. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin Nebi'ye inandım" dermiş. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bunları söyleyip o gece ölen kimsenin fıtrat üzere öleceğini söylemiştir.
Sahih al Bukhari 6315
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بِتُّ عِنْدَ مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى حَاجَتَهُ، غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، ثُمَّ نَامَ، ثُمَّ قَامَ فَأَتَى الْقِرْبَةَ فَأَطْلَقَ شِنَاقَهَا، ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءًا بَيْنَ وُضُوءَيْنِ لَمْ يُكْثِرْ، وَقَدْ أَبْلَغَ، فَصَلَّى، فَقُمْتُ فَتَمَطَّيْتُ كَرَاهِيَةَ أَنْ يَرَى أَنِّي كُنْتُ أَتَّقِيهِ، فَتَوَضَّأْتُ، فَقَامَ يُصَلِّي، فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ، فَأَخَذَ بِأُذُنِي فَأَدَارَنِي عَنْ يَمِينِهِ، فَتَتَامَّتْ صَلاَتُهُ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً ثُمَّ اضْطَجَعَ فَنَامَ حَتَّى نَفَخَ ـ وَكَانَ إِذَا نَامَ نَفَخَ ـ فَآذَنَهُ بِلاَلٌ بِالصَّلاَةِ، فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ، وَكَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ " اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ يَسَارِي نُورًا، وَفَوْقِي نُورًا، وَتَحْتِي نُورًا، وَأَمَامِي نُورًا، وَخَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي نُورًا ". قَالَ كُرَيْبٌ وَسَبْعٌ فِي التَّابُوتِ. فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ وَلَدِ الْعَبَّاسِ فَحَدَّثَنِي بِهِنَّ، فَذَكَرَ عَصَبِي وَلَحْمِي وَدَمِي وَشَعَرِي وَبَشَرِي، وَذَكَرَ خَصْلَتَيْنِ.
İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gece Hz. Meymune'nin yanında kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, ihtiyacını giderip el ve yüzünü yıkadı. Bir müddet uyuyup tekrar kalktı. Kırbaya gidip ipini çözdü. Suyu çok kullanmadan, ancak uzuvlarını güzelce yıkayarak abdest aldı ve namaz kıldı. Ben de kalkıp kendisini gözetlediğimi anlamasın diye gerindim. Abdest aldım. Namaz kılmak için kalkınca ben de sol tarafında durdum. Kulağımdan tutup beni sağ tarafına çevirdi. Namazı toplam on üç rekât oldu. Sonra yatıp uyudu, hatta nefesi sesli çıkmaya başladı. Uyuduğunda nefesi sesli çıkardı. Bilal kendisini namaza çağırdı. Abdest almadan namaz kıldı. Dua ederken şunları söyledi: 'Allah'ım! Kalbime, gözüme, kulağıma, sağıma, soluma, üstüme, altıma, önüme, arkama nur ver ve bana nur bahşet!'" Küreyb, yedi şeyin daha bulunduğunu söyledi. Abbasoğullarından biriyle karşılaştım; bunları bana rivayet etti ve sinirlerimi, etimi, kanımı, saçımı ve tenimi zikrettikten sonra iki şey daha söyledi.
Sahih al Bukhari 6316
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ أَبِي مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ، اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ـ أَوْ ـ لاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ".
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece teheccüd namazı kılmak üzere kalktığında şu duayı edermiş: "Allahım! Hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve bunlarda olan her şeyin nurusun. Hamd sanadır. Sen gökleri, yeri ve bunlarda olan her şeyi yönetensin. Hamd sanadır. Sen haksın. Vaadin hak, sözün hak, huzuruna gelmek hak, cennet hak, cehennem hak, kıyamet hak, nebiler hak ve Muhammed hak. Allahım! Sana teslim oldum, sana tevekkül ettim, sana inandım, sana yöneldim, senin yardımınla hasımlaştım ve seni hakem kabul ettim. Önceden yaptıklarımı, sonradan yapacaklarımı, gizlediklerimi ve açıkladıklarımı bağışla. Öne alan da sensin, sona bırakan da sensin. Senden başka ilah yoktur veya senden başka ilah yoktur."
Sahih al Bukhari 6317
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ شَكَتْ مَا تَلْقَى فِي يَدِهَا مِنَ الرَّحَى، فَأَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَسْأَلُهُ خَادِمًا، فَلَمْ تَجِدْهُ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِعَائِشَةَ، فَلَمَّا جَاءَ أَخْبَرَتْهُ. قَالَ فَجَاءَنَا وَقَدْ أَخَذْنَا مَضَاجِعَنَا، فَذَهَبْتُ أَقُومُ فَقَالَ " مَكَانَكِ ". فَجَلَسَ بَيْنَنَا حَتَّى وَجَدْتُ بَرْدَ قَدَمَيْهِ عَلَى صَدْرِي فَقَالَ " أَلاَ أَدُلُّكُمَا عَلَى مَا هُوَ خَيْرٌ لَكُمَا مِنْ خَادِمٍ، إِذَا أَوَيْتُمَا إِلَى فِرَاشِكُمَا، أَوْ أَخَذْتُمَا مَضَاجِعَكُمَا، فَكَبِّرَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَسَبِّحَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَاحْمَدَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، فَهَذَا خَيْرٌ لَكُمَا مِنْ خَادِمٍ ". وَعَنْ شُعْبَةَ عَنْ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ قَالَ التَّسْبِيحُ أَرْبَعٌ وَثَلاَثُونَ.
Ali radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre Fatıma, el değirmeni yüzünden ellerinde çektiği sıkıntıdan şikâyet ederek bir hizmetçi istemek üzere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi. Fakat onu bulamayınca durumu Aişe'ye anlattı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince Aişe bunu ona haber verdi. Ali şöyle dedi: Biz yataklarımıza girmişken yanımıza geldi. Ben kalkmak isteyince, "Yerinde kal" buyurdu. Aramıza oturdu; öyle ki ayaklarının serinliğini göğsümde hissettim. Ardından şöyle buyurdu: "Size bir hizmetçiden daha hayırlı olan şeyi göstereyim mi? Yatağınıza girdiğinizde veya yatmak üzere yerlerinizi aldığınızda otuz üç defa tekbir getirin, otuz üç defa tesbih edin ve otuz üç defa hamdedin. Bu sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır." Şu'be'nin Halid aracılığıyla İbn Sirin'den naklettiğine göre tesbih otuz dört defadır.
Sahih al Bukhari 6318
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ نَفَثَ فِي يَدَيْهِ، وَقَرَأَ بِالْمُعَوِّذَاتِ، وَمَسَحَ بِهِمَا جَسَدَهُ.
Aişe radıyallahu anha'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağına girdiğinde iki eline üfürür, Muavvizât surelerini okur ve iki eliyle vücudunu sıvazlardı.
Sahih al Bukhari 6319
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَوَى أَحَدُكُمْ إِلَى فِرَاشِهِ فَلْيَنْفُضْ فِرَاشَهُ بِدَاخِلَةِ إِزَارِهِ، فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي مَا خَلَفَهُ عَلَيْهِ، ثُمَّ يَقُولُ بِاسْمِكَ رَبِّ وَضَعْتُ جَنْبِي، وَبِكَ أَرْفَعُهُ، إِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ". تَابَعَهُ أَبُو ضَمْرَةَ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ. وَقَالَ يَحْيَى وَبِشْرٌ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَرَوَاهُ مَالِكٌ وَابْنُ عَجْلاَنَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yatağınıza gittiğiniz zaman izarınızın iç tarafıyla yatağınızı bir silin. Çünkü siz sabah kalktıktan sonra yatağınıza nelerin girip çıktığını bilmezsiniz. Sonra şöyle deyin: Ey Rabbim, isminle yatağıma yattım. Yine senin rızanla kalkacağım. Eğer gece canımı alırsan bana merhamet et. Eğer yaşamamı irade edersen beni salih kulların gibi koru."
Sahih al Bukhari 6320
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، وَأَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَتَنَزَّلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ يَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ، وَمَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ؟ ".
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ gecenin son üçte birlik kısmı kalınca dünya semasına iner ve 'Kim dua eder de duasına icabet edeyim? Kim bir şey ister de vereyim? Kim mağfiret ister de affedeyim?' der."
Sahih al Bukhari 6321
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ".
Enes İbn Malik r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tuvalete gittiği zaman "Allah'ım! Her türlü pislikten sana sığınırım!" diye dua ederdi.
Sahih al Bukhari 6322
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَيِّدُ الاِسْتِغْفَارِ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ. إِذَا قَالَ حِينَ يُمْسِي فَمَاتَ دَخَلَ الْجَنَّةَ ـ أَوْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ـ وَإِذَا قَالَ حِينَ يُصْبِحُ فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ ". مِثْلَهُ.
Şeddad İbn Evs'ten rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İstiğfarların efendisi (en üstünü) şöyledir: Allahım! Sen benim rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince senin ahdin ve vaadin üzereyim. Bana verdiğin nimetleri de işlediğim günahları da itiraf ediyorum. Beni affet. Çünkü günahları senden başka bağışlayacak kimse yoktur. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Kim bunu akşamleyin söyler ve ölürse cennete girer veya cennet ehlinden olur. Kim de bunu sabahleyin söyler ve o gün ölürse aynı şekilde cennet ehlinden olur."
Sahih al Bukhari 6323
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يَنَامَ قَالَ " بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". وَإِذَا اسْتَيْقَظَ مِنْ مَنَامِهِ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا، وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ".
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde "Allahım! Senin adınla ölür ve dirilirim," uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun," dermiş.
Sahih al Bukhari 6324
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ خَرَشَةَ بْنِ الْحُرِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ مِنَ اللَّيْلِ قَالَ " اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". فَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ".
Ebu Zer'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde "Allahım! Senin adınla ölür ve dirilirim," uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun," dermiş.
Sahih al Bukhari 6325
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي. قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ". وَقَالَ عَمْرٌو عَنْ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، إِنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، قَالَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Bekr r.a.'den aktarıldığına göre, namazda yapacağı bir duayı öğretmesini istediği zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: اللهم إني ظلمت نفسي ظلما كثيراً، ولا يغفر الذنوب إلا أنت، فاغفر لي مغفرة من عندك، وارحمني، إنك أنت الغفور الرحيم "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Fazlınla bana mağfiret et ve bana merhamet et. Sen Gafur ve Rahim olansın" duasını öğretmiştir.
Sahih al Bukhari 6326
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ سُعَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، {وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا} أُنْزِلَتْ فِي الدُّعَاءِ.
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre, "Namaz kılarken sesini yükseltme, gizli de okuma, ikisi ortasında bir yol tut" (İsra 110) ayeti dua ile ilgilidir.
Sahih al Bukhari 6327
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا نَقُولُ فِي الصَّلاَةِ السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ. فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، فَإِذَا قَعَدَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ إِلَى قَوْلِهِ الصَّالِحِينَ. فَإِذَا قَالَهَا أَصَابَ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ صَالِحٍ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ. ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الثَّنَاءِ مَا شَاءَ ".
Abdullah İbn Mes'ud şöyle demiştir: "Biz namazda Allah'a selam olsun, falana selam olsun derdik. Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 'Bizzat Allah selamdır' dedi. 'Namazda oturduğunuz zaman tahiyyat duasını salihîn sözüne kadar okuyun. Eğer bunu okursanız, gökte ve yerdeki Allah'ın tüm salih kullarına selamınız ulaşır. Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. Bundan sonra da istediğiniz övgü sözlerini seçebilirsiniz.'"
Sahih al Bukhari 6328
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ،. قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ. قَالَ " كَيْفَ ذَاكَ ". قَالَ صَلَّوْا كَمَا صَلَّيْنَا، وَجَاهَدُوا كَمَا جَاهَدْنَا، وَأَنْفَقُوا مِنْ فُضُولِ أَمْوَالِهِمْ، وَلَيْسَتْ لَنَا أَمْوَالٌ. قَالَ " أَفَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِأَمْرٍ تُدْرِكُونَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ، وَتَسْبِقُونَ مَنْ جَاءَ بَعْدَكُمْ، وَلاَ يَأْتِي أَحَدٌ بِمِثْلِ مَا جِئْتُمْ، إِلاَّ مَنْ جَاءَ بِمِثْلِهِ، تُسَبِّحُونَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ عَشْرًا، وَتَحْمَدُونَ عَشْرًا، وَتُكَبِّرُونَ عَشْرًا ". تَابَعَهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ عَنْ سُمَىٍّ وَرَوَاهُ ابْنُ عَجْلاَنَ عَنْ سُمَىٍّ وَرَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ. وَرَوَاهُ جَرِيرٌ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ. وَرَوَاهُ سُهَيْلٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre bazı fakir sahabiler, zenginlerin yüksek dereceler elde ettiklerini ve ebedî nimetlere gark olduklarını ifade ederek dert yanınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Neden?" diye sordu. "Bizim gibi namaz kılıyorlar, cihad ediyorlar, bir de mallarının fazlasını infak ediyorlar" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizi geçenlere yetiştirecek, gerinizde kalanlarla aranızdaki mesafeyi açacak bir şey öğreteyim mi? Bunu yaparsanız, aynısını yapanlar dışında sizi kimse yakalayamaz. Her namazın ardından onar defa tesbih, hamd ve tekbir getirin" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6329
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ وَرَّادٍ، مَوْلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ قَالَ كَتَبَ الْمُغِيرَةُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ إِذَا سَلَّمَ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، اللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ". وَقَالَ شُعْبَةُ عَنْ مَنْصُورٍ قَالَ سَمِعْتُ الْمُسَيَّبَ.
Muğire İbn Şu'be'nin mevlası Verrad'ın naklettiğine göre Muğire İbn Şu'be, Muaviye İbn Ebi Süfyan'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in her namazın ardından, selam verdiğinde: "Bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk de O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O her şeye kadirdir. Allah'ım! Senin verdiğini engelleyecek, vermediğini verecek kimse yoktur. Gücü olanın da faydası olmaz. Güç ancak sendedir" dediğini yazmıştır.
Sahih al Bukhari 6330
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى سَلَمَةَ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ، قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَيَا عَامِرُ لَوْ أَسْمَعْتَنَا مِنْ هُنَيْهَاتِكَ. فَنَزَلَ يَحْدُو بِهِمْ يُذَكِّرُ. تَاللَّهِ لَوْلاَ اللَّهُ مَا اهْتَدَيْنَا. وَذَكَرَ شِعْرًا غَيْرَ هَذَا، وَلَكِنِّي لَمْ أَحْفَظْهُ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ هَذَا السَّائِقُ ". قَالُوا عَامِرُ بْنُ الأَكْوَعِ. قَالَ " يَرْحَمُهُ اللَّهُ ". وَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْلاَ مَتَّعْتَنَا بِهِ، فَلَمَّا صَافَّ الْقَوْمَ قَاتَلُوهُمْ، فَأُصِيبَ عَامِرٌ بِقَائِمَةِ سَيْفِ نَفْسِهِ فَمَاتَ، فَلَمَّا أَمْسَوْا أَوْقَدُوا نَارًا كَثِيرَةً فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا هَذِهِ النَّارُ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ تُوقِدُونَ ". قَالُوا عَلَى حُمُرٍ إِنْسِيَّةٍ. فَقَالَ " أَهْرِيقُوا مَا فِيهَا، وَكَسِّرُوهَا ". قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نُهَرِيقُ مَا فِيهَا وَنَغْسِلُهَا قَالَ " أَوْ ذَاكَ ".
Seleme İbn Ekva'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e giderken oradakilerden biri şöyle dedi: "Ey Amir! Bize biraz şiir okusaydın keşke!" Bunun üzerine Amir şiir okumaya başlamış ve şiirlerin içinde: "Yemin ederim ki Allah olmasaydı biz hidayete eremezdik" dedi. Başka şeyler de söyledi ama ben hatırlayamıyorum. Bunları duyan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu şiir okuyan da kim?" diye sordu. Amir İbn Ekva' olduğunu söylediler. "Allah kendisine rahmet etsin!" diye dua etti. Oradakilerden biri Amir'den daha çok istifade etmek istediklerini izhar etti. Daha sonra gerçekleşen savaşta Amir İbn Ekva' kendi kılıcından aldığı bir darbe sebebiyle vefat etti. Akşam olunca pek çok yerde ateş yakıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bu ateşlerin neden yakıldığını sordu. Ehlî eşekleri yemek için bunların yakıldığını öğrenince tencerelerin devrilip kırılmasını emretti. Sahabilerden biri yemekleri döküp kapları yıkamalarının mümkün olup olmadığını sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna da izin verdi.
Sahih al Bukhari 6331
حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَاهُ رَجُلٌ بِصَدَقَةٍ قَالَ " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى آلِ فُلاَنٍ ". فَأَتَاهُ أَبِي فَقَالَ " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى آلِ أَبِي أَوْفَى ".
İbn Ebi Evfa'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadaka vermek isteyen kimselere: "Allahım! Falancanın ailesine salat et" diye dua ederdi. Babam sadakasını vermek istediği zaman da: "Allahım! Ebu Evfa'nın ailesine salat et" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6332
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَرِيرًا، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ". وَهْوَ نُصُبٌ كَانُوا يَعْبُدُونَهُ يُسَمَّى الْكَعْبَةَ الْيَمَانِيَةَ. قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَصَكَّ فِي صَدْرِي فَقَالَ " اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا ". قَالَ فَخَرَجْتُ فِي خَمْسِينَ مِنْ أَحْمَسَ مِنْ قَوْمِي ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ فَانْطَلَقْتُ فِي عُصْبَةٍ مِنْ قَوْمِي ـ فَأَتَيْتُهَا فَأَحْرَقْتُهَا، ثُمَّ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَاللَّهِ مَا أَتَيْتُكَ حَتَّى تَرَكْتُهَا مِثْلَ الْجَمَلِ الأَجْرَبِ. فَدَعَا لأَحْمَسَ وَخَيْلِهَا.
Cerir (b. Abdullah r.a.)'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün kendisine: "Beni Zü'l-Halasa'dan kurtarmayacak mısın?" demiştir. (Zü'l-Halasa, el-Ka'betü'l-Yemaniye diye adlandırılan ve ibadet edilen bir puttu.) Cerir de at üstünde sabit duramadığını ifade edince Hz. Nebi onun göğsüne vurup: "Allahım! Onu sabit kıl. Onu hem hadi hem mehdi eyle" buyurmuştur. Cerir, kavminden Ahmes kabilesine mensup elli kişiyle birlikte sefere çıkmış ve putu yakmıştır. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönünce: "Ey Allah'ın Resulü! Vallahi onu uyuz deve gibi bırakmadan yanına gelmedim" demiş; o da Ahmes kabilesine ve atlarına dua etmiştir.
Sahih al Bukhari 6333
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَسٌ خَادِمُكَ. قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym: "Enes sizin hizmetkârınızdır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Enes'in malını ve evladını çoğalt. Ona verdiğin her şeye bereket bahşet" diye dua etmiştir.
Sahih al Bukhari 6334
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ " رَحِمَهُ اللَّهُ، لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً أَسْقَطْتُهَا فِي سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ".
Aişe r.anha'dan aktarıldığına göre Kur'an okuyan birisini işiten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah ona rahmet etsin. Şu surede unuttuğum şu ve şu ayetleri bana hatırlattı" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6335
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَسْمًا فَقَالَ رَجُلٌ إِنَّ هَذِهِ لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ. فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَغَضِبَ حَتَّى رَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ وَقَالَ " يَرْحَمُ اللَّهُ مُوسَى، لَقَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ".
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir taksim yaptı. Bir adam, "Bu, Allah'ın rızası gözetilerek yapılmış bir taksim değildir" dedi. Abdullah bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verince o, öfkesi yüzünden okunacak kadar kızdı ve "Allah Musa'ya rahmet etsin. Ona bundan daha fazla eziyet edildiği halde sabretti" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6336
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ السَّكَنِ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ أَبُو حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا هَارُونُ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا الزُّبَيْرُ بْنُ الْخِرِّيتِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدِّثِ النَّاسَ، كُلَّ جُمُعَةٍ مَرَّةً، فَإِنْ أَبَيْتَ فَمَرَّتَيْنِ، فَإِنَّ أَكْثَرْتَ فَثَلاَثَ مِرَارٍ وَلاَ تُمِلَّ النَّاسَ هَذَا الْقُرْآنَ، وَلاَ أُلْفِيَنَّكَ تَأْتِي الْقَوْمَ وَهُمْ فِي حَدِيثٍ مِنْ حَدِيثِهِمْ فَتَقُصُّ عَلَيْهِمْ، فَتَقْطَعُ عَلَيْهِمْ حَدِيثَهُمْ فَتُمِلُّهُمْ، وَلَكِنْ أَنْصِتْ، فَإِذَا أَمَرُوكَ فَحَدِّثْهُمْ وَهُمْ يَشْتَهُونَهُ، فَانْظُرِ السَّجْعَ مِنَ الدُّعَاءِ فَاجْتَنِبْهُ، فَإِنِّي عَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابَهُ لاَ يَفْعَلُونَ إِلاَّ ذَلِكَ. يَعْنِي لاَ يَفْعَلُونَ إِلاَّ ذَلِكَ الاِجْتِنَابَ.
İbn Abbas öğrencisine şöyle demiştir: "İnsanlara haftada bir defa konuş. Bunu kabul etmezsen iki defa, daha çok yapmak istersen üç defa konuş. İnsanları bu Kur'an'dan bezdirme. İnsanlar kendi aralarında konuşurlarken yanlarına gelip sözlerini keserek onlara vaaz ettiğini ve böylece onları bıktırdığını görmeyeyim. Bunun yerine susup dinle. Senden talepte bulunurlarsa, dinlemeye istekli oldukları sırada onlara konuş. Duada kafiyeli söz söylemekten sakın. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ashabının bundan sakındıklarını bilirim."
Sahih al Bukhari 6337
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ فَلْيَعْزِمِ الْمَسْأَلَةَ، وَلاَ يَقُولَنَّ اللَّهُمَّ إِنْ شِئْتَ فَأَعْطِنِي. فَإِنَّهُ لاَ مُسْتَكْرِهَ لَهُ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Biriniz dua ettiğinde isteğini kesin bir şekilde istesin ve 'Allah'ım! Dilersen bana ver' demesin. Çünkü Allah'ı istemediği bir şeye zorlayacak kimse yoktur."
Sahih al Bukhari 6338
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي، إِنْ شِئْتَ. لِيَعْزِمِ الْمَسْأَلَةَ، فَإِنَّهُ لاَ مُكْرِهَ لَهُ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbiriniz, 'Allah'ım! Dilersen beni bağışla, Allah'ım! Dilersen bana merhamet et' demesin. İsteğini kesin bir şekilde istesin. Çünkü Allah'ı zorlayacak kimse yoktur."
Sahih al Bukhari 6339
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُسْتَجَابُ لأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ يَقُولُ دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Biriniz, 'Dua ettim fakat duam kabul edilmedi' diyerek acele etmediği sürece duası kabul edilir."
Sahih al Bukhari 6340
قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ الأُوَيْسِيُّ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، وَشَرِيكٍ، سَمِعَا أَنَسًا، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ.
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua ederken koltuk altları görülecek kadar ellerini kaldırmıştır.
Sahih al Bukhari 6341
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَسْقِيَنَا. فَتَغَيَّمَتِ السَّمَاءُ وَمُطِرْنَا، حَتَّى مَا كَادَ الرَّجُلُ يَصِلُ إِلَى مَنْزِلِهِ، فَلَمْ تَزَلْ تُمْطَرُ إِلَى الْجُمُعَةِ الْمُقْبِلَةِ، فَقَامَ ذَلِكَ الرَّجُلُ أَوْ غَيْرُهُ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَصْرِفَهُ عَنَّا، فَقَدْ غَرِقْنَا. فَقَالَ " اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلاَ عَلَيْنَا ". فَجَعَلَ السَّحَابُ يَتَقَطَّعُ حَوْلَ الْمَدِينَةِ، وَلاَ يُمْطِرُ أَهْلَ الْمَدِينَةِ.
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cuma günü hutbedeyken adamın biri kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Allah'a bize su vermesi için dua eder misin?" dedi. Daha sonra gökte bulutlar belirdi ve öyle yağmur yağdı ki adam neredeyse evine ulaşamayacaktı. Yağmur diğer Cuma'ya kadar devam etti. Bu sefer aynı adam ya da bir başkası, "Allah'a bu yağmuru bizden uzaklaştırması için dua et; çünkü sular altında kaldık" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Allah'ım! Etrafımıza yağdır, üzerimize değil!" diye dua etti. Bunun üzerine bulutlar Medine'nin çevresine doğru parçalanıp dağıldı ve Medine halkının üzerine yağmur yağmadı.
Sahih al Bukhari 6342
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى هَذَا الْمُصَلَّى يَسْتَسْقِي، فَدَعَا وَاسْتَسْقَى ثُمَّ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَقَلَبَ رِدَاءَهُ.
Abdullah İbn Zeyd'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazgaha gidip yağmur duası etmiş; daha sonra kıbleye dönüp ridasını ters çevirmiştir.
Sahih al Bukhari 6343
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا حَرَمِيٌّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَتْ أُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ خَادِمُكَ أَنَسٌ ادْعُ اللَّهَ لَهُ. قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre annesi "Enes hizmetkârınızdır! Ona dua ediniz" dediği zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'ım! Malını ve evladını çoğalt! Ona verdiğin her şeye bereket bahşet" diye dua etmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadiste hayatın uzunluğu zikredilmemektedir. Şarihlerden bir kısmı evladın çokluğu hayatın uzunluğunu zımnen içerir açıklamasını yapmışlardır. Aslında Buhari, âdeti olduğu üzere rivayetin başka tariklerinde geçen ifadeleri dikkate almıştır. el-Edebü'l-Müfred'de Resulullah s.a.v.'in Enes için "Allah'ım! Malını ve evladını çok kıl! Hayatını uzun tut ve onu affet" diye dua ettiği kayıtlıdır. Enes'in çocuk ve malının çokluğu Müslim'in kitabında hadisin sonunda şöyle açıklanmaktadır: "Vallahi malım çoktur. Çocuklarımın ve torunlarımın sayısı da bugün itibarıyla yüzü geçmiştir." Tıp bölümünde Haccac'ın Basra'ya geldiği gün Enes'in sülalesinden yüz yirmi kişinin vefat ettiği geçmişti. Nevevi de Enes İbn Malik'i evladı en fazla olan sahabi olarak tanıtır. Enes İbn Malik'in yılda iki ürün veren bir bostanı vardı. Bu bostanda güzel kokan bitkiler yer alıyordu. Ömrünün uzunluğuna gelince hicrette dokuz yaşında olduğu sabittir. 91 ya da 93 yılında vefat ettiği ve öldüğünde 103 yaşında olduğu Halife el-Hayyat tarafından ifade edilmiştir. Doğrusu da budur.
Sahih al Bukhari 6344
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْعُو عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ".
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı hâlinde şöyle dua ederdi: La ilahe illallahu'l-Azimu'l-Halim, la ilahe illallahu Rabbi's-semavati ve'l-ardi ve Rabbi'l-Arşi'l-Azim. Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur."
Sahih al Bukhari 6345
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ، وَرَبُّ الأَرْضِ، وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ". وَقَالَ وَهْبٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ مِثْلَهُ.
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı hâlinde şöyle dua ederdi: La ilahe illallahu'l-Azimu'l-Halim, la ilahe illallahu Rabbi'l-Arşi'l-Azim, la ilahe illallahu Rabbi's-semavati ve Rabbi'l-ardi ve Rabbi'l-Arşi'l-Kerim. Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve kerim arşın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Âlimler hadiste zikri geçen "Halim" kelimesini, cezalandırmaya gücü olduğu hâlde bunu erteleyen diye anlamışlardır. "Azim" ise üstünde kimsenin olmadığı demektir. "Kerim"e gelince, fazlıyla veren anlamındadır. Esma-i hüsna şerhedilirken bunlar daha fazla izah edilecektir. Tibi bu zikirde "Rab" kelimesinin özellikle kullanıldığını; zira bunun sıkıntıyı gidermek için daha uygun düştüğünü söylemiştir. Çünkü sıkıntı ya da sıkıntının giderilmesi de terbiyenin bir parçasıdır. Bu zikirde tevhidi de içeren tehlil söz konusudur. Bu en yüce tenzihtir. Allah'ın kudretini tam olarak gösteren bir yüceltmedir. İlmi de gösteren bir merhamettir. Zira cahilden merhamet ve cömertlik beklenmez. Azamet ve hilim, cömertlik vasıflarının en önemlileridir. Taberi'nin belirttiğine göre İbn Abbas'ın "dua ediyor" sözüne rağmen rivayette tehlil ve tazimin yer alması iki şekilde yorumlanabilir: İlk olarak dua öncesinde Resulullah s.a.v.'in Allah'ı tehlil ve tazim ettiği düşünülebilir. Yusuf İbn Abdillah İbn Haris'ten nakledilen rivayette "sonra dua etti" ifadesi açıkça yer almaktadır. Yine Taberi'nin A'meş vasıtasıyla İbrahim'den aktardığına göre, kişi dua öncesinde Allah'ı överse icabet edileceğinin, övgü öncesinde dua ederse icabetin umulacağının söylenmesi de yukarıdaki kanaati teyit etmektedir. İkinci yorum ise İbn Uyeyne'ye aittir. İbn Uyeyne'ye "Resulullah s.a.v. Arafat'ta genelde 'Ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur' diye dua ederdi" hadisi sorulunca, burada duanın değil zikrin söz konusu olduğunu; ancak kudsi bir hadiste "Beni zikrettiği için dua edemeyene, dua edenlere verdiğimden daha güzelini veririm" buyurulduğunu söylemiştir. Bana göre Sa'd İbn Ebi Vakkas'ın merfu olarak naklettiği şu hadis ikinci ihtimali desteklemektedir: "Zü'n-nun, Hz. Yunus, balığın karnındayken şöyle dua etmiştir: 'Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Ben de zalimlerden biriyim.' Bir Müslüman böyle dua ederse duası mutlaka kabul edilir." Bu hadis Tirmizi, Nesai ve Hakim tarafından nakledilmiştir. Hakim'in rivayetinde "Oradakilerden biri, 'Bu Yunus'a mı özeldir, yoksa tüm Müslümanlar için de geçerli midir?' diye sorunca Resulullah s.a.v., 'İşte biz müminleri böyle kurtarırız' (Enbiya 88) ayetini işitmediniz mi?" diye cevap vermiştir lafzı yer almaktadır. İbn Ebi'd-Dünya, el-Ferec ba'de'ş-şidde adlı eserinde şu rivayeti kaydetmektedir: "Velid İbn Abdilmelik, Osman İbn Hibban'a Hasan İbn Hasan'ı yakalayıp halkın önünde yüz celde vurmasını emretmiştir. Hasan yakalanıp huzura getirilince Ali İbn Hüseyin ayağa kalkıp 'Allah'ın seni kurtaracağı bir şeyler söyle' demiştir. O da bu sözleri söylemiştir. Bunun üzerine Osman kafasını kaldırıp Hasan'a iftira atıldığını söylemiş ve serbest bırakılmasını istemiştir. Emirü'l-müminine durumu kendisinin arz edeceğini açıklamıştır." Nesai ve Taberi'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Cafer, kızını evlendirdiği zaman başına bir iş geldiğinde "Halim ve kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" demesini öğütlemiştir. Hasan yukarıdaki sözleri söylediği zaman Haccac, "Ben seni öldürmek amacındaydım. Şimdi ise şundan şundan daha sevimli geliyorsun" demiştir. Hatta bir rivayette "İhtiyacın varsa söyle" ilavesi yer almaktadır. Ebu Davud ve İbn Hibban'ın naklettiğine göre sıkıntı hâlinde "Allah'ım! Rahmetini diliyorum. Bir an bile beni kendime bırakma. Benim sıkıntımı gider. Senden başka ilah yoktur" diye dua edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sahih al Bukhari 6346
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي سُمَىٌّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَعَوَّذُ مِنْ جَهْدِ الْبَلاَءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ. قَالَ سُفْيَانُ الْحَدِيثُ ثَلاَثٌ زِدْتُ أَنَا وَاحِدَةً، لاَ أَدْرِي أَيَّتُهُنَّ هِيَ.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meşakkatli belalardan, helak olmaktan, kazanın kötüsünden ve düşmanın istihzasından Allah'a sığınırdı.
Sahih al Bukhari 6347
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَعُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، فِي رِجَالٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ وَهْوَ صَحِيحٌ " لَنْ يُقْبَضَ نَبِيٌّ قَطُّ حَتَّى يَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ ثُمَّ يُخَيَّرُ ". فَلَمَّا نَزَلَ بِهِ وَرَأْسُهُ عَلَى فَخِذِي، غُشِيَ عَلَيْهِ سَاعَةً، ثُمَّ أَفَاقَ فَأَشْخَصَ بَصَرَهُ إِلَى السَّقْفِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الأَعْلَى ". قُلْتُ إِذًا لاَ يَخْتَارُنَا، وَعَلِمْتُ أَنَّهُ الْحَدِيثُ الَّذِي كَانَ يُحَدِّثُنَا، وَهْوَ صَحِيحٌ. قَالَتْ فَكَانَتْ تِلْكَ آخِرَ كَلِمَةٍ تَكَلَّمَ بِهَا " اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الأَعْلَى ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağlıklı iken "Nebilerin hepsi cennetteki yerlerini gördükten sonra öldüler. Sonra muhayyer bırakıldılar" demiştir. Başı Hz. Aişe'nin dizinde iken rahatsızlanıp bayılmış; sonra uyanıp bir müddet tavana baktıktan sonra "Allahım! Refîk-i a'lâ" diye dua etmiştir. Hz. Aişe Resulullah s.a.v.'in kendilerini tercih etmediğini düşünürken bu duanın sağlıklı iken kendilerine söylediği söz olduğunu anımsamıştır. Bu sözler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaşarken son sözleri olmuştur.
Sahih al Bukhari 6348
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ أَتَيْتُ خَبَّابًا وَقَدِ اكْتَوَى سَبْعًا قَالَ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَدْعُوَ بِالْمَوْتِ لَدَعَوْتُ بِهِ.
Kays İbn Ebi Hazim'den rivayet edildiğine göre hastalığı sebebiyle yedi defa dağlama tedavisi yapmış olan Habbab'ı ziyaretinde o "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölüm isteğiyle dua etmeyi yasaklamasaydı ben ölmek için dua ederdim" demiştir.
Sahih al Bukhari 6349
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي قَيْسٌ، قَالَ أَتَيْتُ خَبَّابًا وَقَدِ اكْتَوَى سَبْعًا فِي بَطْنِهِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ لَوْلاَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَدْعُوَ بِالْمَوْتِ لَدَعَوْتُ بِهِ.
Kays İbn Ebi Hazim'den rivayet edildiğine göre hastalığı sebebiyle karnına yedi defa dağlama tedavisi yaptırmış olan Habbab'ı ziyaretinde o, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölüm isteğiyle dua etmeyi yasaklamasaydı ben ölmek için dua ederdim" demiştir.
Sahih al Bukhari 6350
حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ، فَإِنْ كَانَ لاَ بُدَّ مُتَمَنِّيًا لِلْمَوْتِ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي، وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي ".
Enes İbn Malik'ten aktarıldığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Başınıza gelen musibetler sebebiyle ölüm istemeyiniz. İlla isteyecekseniz şöyle dua edin: 'Allah'ım! Yaşamam hayırlıysa beni yaşat. Ölmem hayırlıysa canımı al.'" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6351
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنِ الْجَعْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي وَجِعٌ. فَمَسَحَ رَأْسِي، وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ، فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِهِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ مِثْلَ زِرِّ الْحَجَلَةِ.
Saib İbn Yezid'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürmüş ve benim hasta olduğumu söylemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başımı okşadı ve bereket duası etti. Daha sonra abdest aldı; ben de abdest suyunu içtim. Daha sonra arkasında durup iki kürek kemiği arasındaki Nebilik mührüne baktım. Gerdek çadırının düğmesi gibiydi.
Sahih al Bukhari 6352
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عَقِيلٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ مِنَ السُّوقِ أَوْ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ، فَيَلْقَاهُ ابْنُ الزُّبَيْرِ وَابْنُ عُمَرَ فَيَقُولاَنِ أَشْرِكْنَا فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ. فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ.
Ebu Ukayl'den nakledildiğine göre dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür, yiyecek alırlarmış. Bir seferinde İbn Zübeyr ve İbn Ömer bunlara rastlamış ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi hakkında bereket duası ettiği için kendilerini aldıkları mala ortak etmesini istemişler. O da bu teklifi kabul etmiş. Bazen bir deve yüküyle kâr elde edip bunu ailesine gönderdiği olurmuş.
Sahih al Bukhari 6353
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَهُوَ الَّذِي مَجَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِهِ وَهْوَ غُلاَمٌ مِنْ بِئْرِهِمْ.
Mahmud İbn Rebi'den aktarıldığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, o henüz çocukken onların kuyusundan ağzına aldığı suyu yüzüne püskürtmüştür.
Sahih al Bukhari 6354
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُؤْتَى بِالصِّبْيَانِ فَيَدْعُو لَهُمْ، فَأُتِيَ بِصَبِيٍّ فَبَالَ عَلَى ثَوْبِهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَأَتْبَعَهُ إِيَّاهُ، وَلَمْ يَغْسِلْهُ.
Aişe r. anha'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e çocuklar getirilir, o da dua edermiş. Bir seferinde getirilen çocuk Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kucağındayken işemiş. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem su isteyip kirlenen yere dökmüş, elbiseyi yıkamamış.
Sahih al Bukhari 6355
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ ثَعْلَبَةَ بْنِ صُعَيْرٍ ـ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ مَسَحَ عَنْهُ ـ أَنَّهُ رَأَى سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ يُوتِرُ بِرَكْعَةٍ.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başını okşadığı Abdullah İbn Sa'lebe'den nakledildiğine göre o, Sa'd İbn Ebi Vakkas'ı bir rekatlık vitir namazı kılarken görmüştür.
Sahih al Bukhari 6356
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ فَقَالَ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً، إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَيْنَا فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ عَلِمْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " فَقُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ".
Abdurrahman İbn Ebi Leyla'dan nakledildiğine göre Ka'b İbn Ucre kendisiyle karşılaştığı zaman, "Sana bir hediye vereyim mi? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün yanımıza geldi. Ona, 'Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Peki, sana nasıl salat edeceğiz?' dedik. O da, 'Allahım! İbrahim'in ailesine salat ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de salat et. Şüphesiz sen övülmeye layıksın, şan ve şeref sahibisin. Allahım! İbrahim'in ailesine bereket ihsan ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layıksın, şan ve şeref sahibisin' deyin" demiştir.
Sahih al Bukhari 6357
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَالدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَآلِ إِبْرَاهِيمَ ".
Ebu Said el-Hudri'den rivayet edildiğine göre sahabiler, "Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi biliyoruz; peki, sana nasıl salat edeceğiz?" dediler. O da, "Allahım! İbrahim'e salat ettiğin gibi kulun ve Resulün Muhammed'e de salat et. İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine bereket ihsan ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de bereket ihsan et" deyin, buyurdu.
Sahih al Bukhari 6358
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ كَانَ إِذَا أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِصَدَقَتِهِ قَالَ " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ" فَأَتَاهُ أَبِي بِصَدَقَتِهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى آلِ أَبِي أَوْفَى"
İbn Ebi Evfa'dan nakledildiğine göre sadakasını ödemek üzere gelenler için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Falancaya salat et" diye dua ederdi. Babam sadakasını götürdüğünde de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Ebu Evfa'nın ailesine salat et" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6359
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ".
Ebu Humeyd es-Saidi'den rivayet edildiğine göre sahabiler nasıl salat getireceklerini sorduklarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Muhammed, eşleri ve zürriyetine aynen İbrahim ailesi gibi salat et. Muhammed, eşleri ve zürriyetini aynen İbrahim ailesi gibi bereketlendir. Sen hamid ve mecidsin" demelerini öğütledi.
Sahih al Bukhari 6360
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ سَبَبْتُهُ فَاجْعَلْ ذَلِكَ لَهُ قُرْبَةً إِلَيْكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Bir mümine kötü söz söylemişsem bunu kıyamet günü Sana yakınlık için bir vesileye çevir" diye dua etmiştir.
Sahih al Bukhari 6361
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَحْفَوْهُ الْمَسْأَلَةَ فَغَضِبَ فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَقَالَ " لاَ تَسْأَلُونِي الْيَوْمَ عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ بَيَّنْتُهُ لَكُمْ ". فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ يَمِينًا وَشِمَالاً، فَإِذَا كُلُّ رَجُلٍ لاَفٌّ رَأْسَهُ فِي ثَوْبِهِ يَبْكِي، فَإِذَا رَجُلٌ كَانَ إِذَا لاَحَى الرِّجَالَ يُدْعَى لِغَيْرِ أَبِيهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبِي قَالَ " حُذَافَةُ "، ثُمَّ أَنْشَأَ عُمَرُ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً، نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا رَأَيْتُ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ كَالْيَوْمِ قَطُّ، إِنَّهُ صُوِّرَتْ لِي الْجَنَّةُ وَالنَّارُ حَتَّى رَأَيْتُهُمَا وَرَاءَ الْحَائِطِ ". وَكَانَ قَتَادَةُ يَذْكُرُ عِنْدَ الْحَدِيثِ هَذِهِ الآيَةَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ}.
Enes İbn Malik'ten aktarıldığına göre sahabiler, soru sormayı abartıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bunaltınca o kızıp minbere çıkmış ve: "Bugün bana ne sorarsanız onu size açıklayacağım" demiştir. Enes sözlerine şöyle devam eder: Sağıma ve soluma baktığımda herkesin başını elbisesine sarıp ağladığını gördüm. Derken insanlarla kavga ettiğinde babasından başkasına nispet edilen bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Babam kimdir?" diye sordu. O da: "Huzafe'dir" dedi. Bunun ardından Ömer: "Allah'tan rab olarak, İslam'dan din olarak ve Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den resul olarak razıyız. Fitnelerden Allah'a sığınırız" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hayır ve şer bakımından bugün gibisini asla görmedim. Bana cennet ve cehennem gösterildi; hatta onları duvarın arkasında gördüm" buyurdu. Katade bu hadisi aktarırken şu ayeti zikrederdi: "Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi üzecek şeyleri sormayın."
Sahih al Bukhari 6362
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ " الْتَمِسْ لَنَا غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ". فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ". فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ كِسَاءٍ ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ " هَذَا جُبَيْلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ". فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya şöyle demiştir: "Çocuklarınızdan bana hizmet edecek birini bul." Ebu Talha da beni arkasına bindirip götürdü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem her konakladığında ona hizmet ederdim. Onun çoğu zaman şu duayı yaptığını işitirdim: "Allah'ım! Keder ve üzüntüden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borç yükünden ve insanların üstün gelmesinden sana sığınırım." Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet etmeye devam ettim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, elde ettiği Huyey'in kızı Safiyye'yi beraberinde getirmişti. Onun, Safiyye için arkasında bir aba veya örtüyle yer hazırladığını, sonra da onu arkasına bindirdiğini görürdüm. Sahba mevkiine geldiğimizde deri bir yaygı üzerinde hays hazırladı. Sonra beni gönderdi; ben de bazı adamları çağırdım ve onlar yediler. Bu, onun Safiyye ile evlenip zifafa girmesi münasebetiyle verdiği yemekti. Sonra yoluna devam etti. Uhud görününce: "Bu küçük dağ bizi sever, biz de onu severiz" buyurdu. Medine'ye yaklaştığında ise: "Allah'ım! İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi ben de Medine'nin iki dağı arasını haram kılıyorum. Allah'ım! Medinelilerin müdd ve sa'larına bereket ver" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6363
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أُمَّ خَالِدٍ بِنْتَ خَالِدٍ ـ قَالَ وَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا سَمِعَ مِنَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم غَيْرَهَا ـ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَعَوَّذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.
Ümmü Halid bnt. Halid'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabir azabından Allah'a sığınırdı
Sahih al Bukhari 6364
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ مُصْعَبٍ، كَانَ سَعْدٌ يَأْمُرُ بِخَمْسٍ وَيَذْكُرُهُنَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَأْمُرُ بِهِنَّ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا يَعْنِي فِتْنَةَ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ".
Mus'ab'dan aktarıldığına göre Sa'd, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i referans göstererek beş şeyi emreder ve onun da bunları emrettiğini zikrederdi: "Allah'ım! Cimrilikten, korkaklıktan, ömrün en düşkün çağına döndürülmekten, dünya fitnesinden, yani Deccal fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6365
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتْ عَلَىَّ عَجُوزَانِ مِنْ عُجُزِ يَهُودِ الْمَدِينَةِ فَقَالَتَا لِي إِنَّ أَهْلَ الْقُبُورِ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ، فَكَذَّبْتُهُمَا، وَلَمْ أُنْعِمْ أَنْ أُصَدِّقَهُمَا، فَخَرَجَتَا وَدَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَجُوزَيْنِ وَذَكَرْتُ لَهُ، فَقَالَ " صَدَقَتَا، إِنَّهُمْ يُعَذَّبُونَ عَذَابًا تَسْمَعُهُ الْبَهَائِمُ كُلُّهَا ". فَمَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ فِي صَلاَةٍ إِلاَّ تَعَوَّذَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Medine Yahudilerinden iki yaşlı kadın ona: "Ölüler kabirlerinde azap görüyorlar" demiş; Hz. Aişe ise bunu kabul etmemiş, onları tasdik etmek istememişti. Onlar çıktıktan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanına gelince durumu ona anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Doğru söylemişler. Onlar öyle bir azap görüyorlar ki seslerini bütün hayvanlar duymaktadır" dedi. Hz. Aişe, bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i her namazında kabir azabından Allah'a sığınırken gördüğünü söylemiştir.
Sahih al Bukhari 6366
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua edermiş: "Allah'ım! Acziyetten, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlükten, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6367
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ، وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ عَنِّي خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا، كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua edermiş: "Allahım! Tembellikten, düşkünlükten, günahtan, borçtan, kabir fitne ve azabından, cehennem fitne ve azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden, fakirlik fitnesinden, Mesih Deccal fitnesinden sana sığınırım. Allahım! Hatalarımı kar ve dolu suyuyla yıka. Bembeyaz elbiseler nasıl kirlerden arınıyorsa sen de benim kalbimi hatalardan öylece arındır. Benimle hatalarımın arasını doğu ile batı arası kadar yap."
Sahih al Bukhari 6368
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ أَبِي عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allahım! Kederden, hüzünden, düşkünlükten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borç sıkıntısından ve güçlülerin tasallutundan sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6369
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ـ رضى الله عنه ـ كَانَ يَأْمُرُ بِهَؤُلاَءِ الْخَمْسِ، وَيُحَدِّثُهُنَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ".
Sa'd İbn Ebi Vakkas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i referans göstererek şöyle dua edilmesini emrederdi: "Allahım! Cimrilikten, korkaklıktan, hayatın en rezil halinden, dünya fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6370
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَعَوَّذُ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَرَمِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allah'ım, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlükten ve cimrilikten sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6371
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْمَدِينَةَ، كَمَا حَبَّبْتَ إِلَيْنَا مَكَّةَ أَوْ أَشَدَّ، وَانْقُلْ حُمَّاهَا إِلَى الْجُحْفَةِ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي مُدِّنَا وَصَاعِنَا ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, bize Mekke'yi sevdirdiğin gibi, hatta daha fazla Medine'yi de sevdir. Buradaki hummayı Cuhfe'ye naklet. Allah'ım, müddümüzü ve sa'ımızı bereketli kıl."
Sahih al Bukhari 6372
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَاهُ، قَالَ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ مِنْ شَكْوَى، أَشْفَيْتُ مِنْهَا عَلَى الْمَوْتِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَلَغَ بِي مَا تَرَى مِنَ الْوَجَعِ، وَأَنَا ذُو مَالٍ، وَلاَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَةٌ لِي وَاحِدَةٌ، أَفَأَتَصَدَّقُ بِثُلُثَىْ مَالِي قَالَ " لاَ ". قُلْتُ فَبِشَطْرِهِ قَالَ " الثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّكَ أَنْ تَذَرَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَذَرَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ، وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً تَبْتَغِي بِهَا وَجْهَ اللَّهِ، إِلاَّ أُجِرْتَ، حَتَّى مَا تَجْعَلُ فِي فِي امْرَأَتِكَ ". قُلْتُ أَأُخَلَّفُ بَعْدَ أَصْحَابِي قَالَ " إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ فَتَعْمَلَ عَمَلاً تَبْتَغِي بِهِ وَجْهَ اللَّهِ، إِلاَّ ازْدَدْتَ دَرَجَةً وَرِفْعَةً وَلَعَلَّكَ تُخَلَّفُ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ، وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ، اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ، وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ، لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ ". قَالَ سَعْدٌ رَثَى لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَنْ تُوُفِّيَ بِمَكَّةَ.
Sa'd İbn Ebi Vakkas şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Veda Haccı'nda beni ölüme yaklaştıran hastalığım sebebiyle ziyaret etmişti. Ona şöyle dedim: 'Ey Allah'ın Resulü! Gördüğün üzere hastalığım bu dereceye ulaştı. Ben mal sahibi biriyim ve biricik kızımdan başka mirasçım yoktur. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi?' Olumsuz cevap verince yarısını bağışlamayı teklif ettim. Bunun üzerine, 'Üçte bir bile çoktur. Varislerini zengin bırakman, onları insanlara avuç açar hâlde bırakmandan daha iyidir. Allah rızası için yaptığın her harcamanın karşılığını göreceksin; hatta hanımının ağzına koyduğun lokma sebebiyle bile sevap alacaksın' buyurdu. Ben, 'Arkadaşlarımdan geriye mi kalacağım?' diye sordum. Şöyle cevap verdi: 'Sen geride kalıp Allah rızası için bir amel işledikçe derecen ve merteben artacaktır. Belki de bir kısım insanlar senden faydalanıncaya, diğer bir kısım insanlar da senden zarar görünceye kadar yaşayacaksın. Allah'ım! Ashabımın hicretini tamamla ve onları topukları üzerinde geri çevirme. Fakat zavallı Sa'd İbn Havle!'" Sa'd dedi ki: "Sa'd İbn Havle Mekke'de öldüğü için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona acımıştı."
Sahih al Bukhari 6373
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ مُصْعَبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ تَعَوَّذُوا بِكَلِمَاتٍ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَعَوَّذُ بِهِنَّ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَعَذَابِ الْقَبْرِ ".
Mus'ab'ın naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sığındığı şu sözlerle siz de Allah'a sığının: Allah'ım! Korkaklıktan, cimrilikten, ömrün en rezil hâline döndürülmekten, dünya fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6374
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَغْرَمِ وَالْمَأْثَمِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ النَّارِ وَفِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا، كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Tembellikten, düşkünlükten, borçtan ve günahtan sana sığınırım. Allah'ım! Cehennem azabından, cehennem fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allah'ım! Hatalarımı kar ve dolu suyuyla yıka. Beyaz elbise kirden nasıl temizleniyorsa sen de kalbimi hatalardan temizle. Benimle hatalarımın arasını, doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır."
Sahih al Bukhari 6375
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ أَبِي مُطِيعٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ خَالَتِهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَعَوَّذُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَمِنْ عَذَابِ النَّارِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Cehennem fitnesinden ve cehennem azabından, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinden, fakirlik fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinden sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6376
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ، وَفِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ قَلْبِي بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا، كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ".
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Cehennem fitnesinden ve azabından, kabir fitnesinden ve azabından, zenginlik ve fakirlik fitnelerinin şerrinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allah'ım! Kalbimi kar ve dolu suyuyla yıka. Beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan temizle. Benimle hatalarım arasını, doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Allah'ım! Tembellikten, günahtan ve borçtan sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6377
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَسٌ خَادِمُكَ ادْعُ اللَّهَ لَهُ قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ". وَعَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، مِثْلَهُ
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym "Ey Allah'ın resulü! Enes hizmetçiniz olsun; ona dua buyurun" dediğinde Resullullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Malını ve çocuklarını ve ona verdiğin her şeyi bereketli kıl" diye dua etmiştir
Sahih al Bukhari 6378
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَسٌ خَادِمُكَ ادْعُ اللَّهَ لَهُ قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ". وَعَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، مِثْلَهُ
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym, "Ey Allah'ın Resulü! Enes senin hizmetçindir; onun için Allah'a dua buyurun" dediğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'ım! Onun malını ve çocuklarını artır, ona verdiğin şeyleri bereketli kıl" diye dua etmiştir.
Sahih al Bukhari 6379
حَدَّثَنَا أَبُو زَيْدٍ، سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ أَنَسٌ خَادِمُكَ. قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym "Ey Allah'ın resulu! Enes hizmetçiniz olsun; ona dua buyurun" dediğinde Resullullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Malını ve çocuklarını ve ona verdiğin her şeyi bereketli kıl" diye dua etmiştir
Sahih al Bukhari 6380
حَدَّثَنَا أَبُو زَيْدٍ، سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ أَنَسٌ خَادِمُكَ. قَالَ " اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym, "Enes senin hizmetçindir" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'ım! Onun malını ve çocuklarını artır, ona verdiğin şeyleri bereketli kıl" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6381
حَدَّثَنَا مُطَرِّفُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كُلِّهَا كَالسُّورَةِ مِنَ الْقُرْآنِ " إِذَا هَمَّ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ فَاقْدُرْهُ لِي، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ، ثُمَّ رَضِّنِي بِهِ. وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ ".
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem istihareyi Kur'an'dan bir sure gibi öğretirdi. Şöyle derdi: Bir şey yapmak istediğinizde iki rekât namaz kılın. Sonra şöyle dua edin: Allah'ım! İlmine sığınıp hakkımda hayırlı olanı senden diliyorum. Kudretine sığınıp senden güç istiyorum. Senin yüce fazlından niyaz ediyorum. Çünkü sen güçlüsün, ben değilim. Sen bilirsin, ben bilmem. Sen bütün gayblardan haberdarsın. Allah'ım! Eğer yapmak istediğim şey dinim, hayatım ve ahiretim için hayırlı ise onu benim için takdir et. Eğer dinim, hayatım ve ahiretim için kötü ise onu benden, beni de ondan uzak eyle. Hakkımda hayır neyse her zaman onu nasip eyle. Sonra da beni takdir ettiğinden razı et." Daha sonra da ihtiyacınız neyse onu söyleyin.
Sahih al Bukhari 6382
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ، ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِعُبَيْدٍ أَبِي عَامِرٍ ". وَرَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَوْقَ كَثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ مِنَ النَّاسِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari radiyallahu anh şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem su isteyip abdest aldı. Sonra ellerini kaldırıp: "Allah'ım! Ebu Amir'e mağfiret et!" diye dua etti. Ellerini kaldırdığı zaman koltuk altlarının beyazlığını gördüm. Ardından: "Allah'ım! Onu kıyamet günü insanların çoğundan üstün eyle" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6383
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَكُنَّا إِذَا عَلَوْنَا كَبَّرْنَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَيُّهَا النَّاسُ ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا، وَلَكِنْ تَدْعُونَ سَمِيعًا بَصِيرًا ". ثُمَّ أَتَى عَلَىَّ وَأَنَا أَقُولُ فِي نَفْسِي لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ. فَقَالَ " يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ قُلْ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ فَإِنَّهَا كَنْزٌ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ ". أَوْ قَالَ " أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى كَلِمَةٍ هِيَ كَنْزٌ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ، لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. şöyle demiştir: Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bir seferdeydik. Yüksek bir yere çıkınca bağırarak tekbir getirirdik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ey insanlar! Kendinize acıyın. Sağır ya da gaip olana dua etmiyorsunuz. İşiten ve gören Allah'a dua ediyorsunuz" buyurdu. Sonra yanıma geldi ve benim içimden "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" dediğimi duydu. Bana: "Ey Abdullah İbn Kays! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh de. Çünkü bu, cennet hazinelerindendir" dedi. Yahut: "Sana cennet hazinelerinden biri olan bir söz öğreteyim mi? Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6384
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَفَلَ مِنْ غَزْوٍ أَوْ حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ يُكَبِّرُ عَلَى كُلِّ شَرَفٍ مِنَ الأَرْضِ ثَلاَثَ تَكْبِيرَاتٍ، ثُمَّ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، آيِبُونَ تَائِبُونَ، عَابِدُونَ لِرَبِّنَا، حَامِدُونَ، صَدَقَ اللَّهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ ".
Abdullah İbn Ömer'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem savaş, hac veya umreden dönerken yükseğe çıktığı her yerde üç kere tekbir getirir, sonra şöyle derdi: "Ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk de onundur, hamd de ona mahsustur. O her şeye kadirdir. Bizler dönenleriz, tövbe edenleriz, ibadet edenleriz ve Rabbimize hamd edenleriz. Allah vaadini doğru çıkardı, kuluna yardım etti ve düşman ordularını tek başına bozguna uğrattı."
Sahih al Bukhari 6385
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ فَقَالَ " مَهْيَمْ ". أَوْ " مَهْ ". قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ. فَقَالَ " بَارَكَ اللَّهُ لَكَ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ".
Enes İbn Malik'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdurrahman İbn Avf'ın üzerinde sarı bir iz görünce bunun sebebini sormuş; o da hurma çekirdeği ağırlığında altını mehir vererek bir kadınla evlendiğini söylemiştir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah mübarek kılsın. Bir koyunla dahi olsa düğün ziyafeti ver" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6386
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ هَلَكَ أَبِي وَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ". قُلْتُ ثَيِّبًا. قَالَ " هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ، أَوْ تُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ". قُلْتُ هَلَكَ أَبِي فَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً تَقُومُ عَلَيْهِنَّ. قَالَ " فَبَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ". لَمْ يَقُلِ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ عَمْرٍو " بَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ".
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Babam vefat ettiğinde geride yedi yahut dokuz kız çocuğu bıraktı. Daha sonra ben bir kadınla evlendim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "Ey Cabir, evlendin mi?" diye sordu. Ben, "Evet" dedim. "Bakire mi, dul mu?" diye sordu. Ben de dul olduğunu söyledim. Bunun üzerine, "Oynaşacağın ve seninle oynaşacak yahut güldüreceğin ve seni güldürecek bir kız yok muydu?" dedi. Ben de dedim ki: "Babam yedi yahut dokuz kız bırakıp öldü. Onların yanına onlar gibi birini getirmek istemedim. Bu yüzden onlara bakacak bir kadınla evlendim." Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah sana bereket versin" diye dua etti. İbn Uyeyne ile Muhammed İbn Müslim'in Amr'dan yaptıkları nakilde "Allah sana bereket versin" ibaresi yoktur.
Sahih al Bukhari 6387
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّ أَحَدَهُمْ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْتِيَ أَهْلَهُ قَالَ بِاسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا، فَإِنَّهُ إِنْ يُقَدَّرْ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ فِي ذَلِكَ، لَمْ يَضُرَّهُ شَيْطَانٌ أَبَدًا ".
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur: "Biriniz eşiyle beraber olmak istediğinde şöyle desin: 'Bismillah! Allah'ım! Bizi şeytanın tasallutundan muhafaza buyur. Bize verdiğin rızka şeytanı yaklaştırma.' Eğer bu birleşmelerinden bir çocuk meydana gelirse şeytan o çocuğa ebediyen zarar veremez."
Sahih al Bukhari 6388
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ أَكْثَرُ دُعَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en fazla yaptığı dua şudur: "Rabbena atina fi'd-dünya haseneten ve fi'l-ahireti haseneten ve kina azabennar." Yani: "Rabbimiz! Bize dünyada ve ahirette güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru."
Sahih al Bukhari 6389
حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ كَمَا تُعَلَّمُ الْكِتَابَةُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ نُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَعَذَابِ الْقَبْرِ ".
Sa'd İbn Ebi Vakkas'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabilere şu duayı yazı öğretir gibi öğretmiştir: "Allah'ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sığınırım, ömrün en rezil çağına döndürülmekten sana sığınırım, dünya fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım."
Sahih al Bukhari 6390
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُنْذِرٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طُبَّ حَتَّى إِنَّهُ لَيُخَيَّلُ إِلَيْهِ قَدْ صَنَعَ الشَّىْءَ وَمَا صَنَعَهُ، وَإِنَّهُ دَعَا رَبَّهُ ثُمَّ قَالَ " أَشَعَرْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ أَفْتَانِي فِيمَا اسْتَفْتَيْتُهُ فِيهِ ". فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَمَا ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " جَاءَنِي رَجُلاَنِ فَجَلَسَ أَحَدُهُمَا عِنْدَ رَأْسِي، وَالآخَرُ عِنْدَ رِجْلَىَّ فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ مَا وَجَعُ الرَّجُلِ قَالَ مَطْبُوبٌ. قَالَ مَنْ طَبَّهُ قَالَ لَبِيدُ بْنُ الأَعْصَمِ. قَالَ فِيمَا ذَا قَالَ فِي مُشْطٍ وَمُشَاطَةٍ وَجُفِّ طَلْعَةٍ. قَالَ فَأَيْنَ هُوَ قَالَ فِي ذَرْوَانَ، وَذَرْوَانُ بِئْرٌ فِي بَنِي زُرَيْقٍ ". قَالَتْ فَأَتَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ رَجَعَ إِلَى عَائِشَةَ فَقَالَ " وَاللَّهِ لَكَأَنَّ مَاءَهَا نُقَاعَةُ الْحِنَّاءِ، وَلَكَأَنَّ نَخْلَهَا رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ ". قَالَتْ فَأَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهَا عَنِ الْبِئْرِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَهَلاَّ أَخْرَجْتَهُ قَالَ " أَمَّا أَنَا فَقَدْ شَفَانِي اللَّهُ، وَكَرِهْتُ أَنْ أُثِيرَ عَلَى النَّاسِ شَرًّا ". زَادَ عِيسَى بْنُ يُونُسَ وَاللَّيْثُ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ سُحِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَا وَدَعَا وَسَاقَ الْحَدِيثَ
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sihir yapıldığı zaman yapmadığı bazı şeyleri yapmış zannediyordu. Bunun üzerine Rabbine dua etti. Sonra aralarında şu konuşma geçti: - "Hissettin mi? Allah bana, kendisine sorduğum hususun cevabını verdi." - "Ey Allah'ın resulü! Bu nedir?" - "Bana iki adam geldi. Biri baş tarafıma, diğeri ayak tarafıma oturdu. Aralarında şöyle konuştular: - "Bu kişinin hastalığı nedir?" - "Sihir yapılmış." - "Sihri kim yapmış?" - "Lebid İbn Asam." - "Sihir neyle yapılmış?" - "Tarak, saç-sakal artığı ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı ile." - "Nerede yapılmış?" - "Zervan'da." Zervan, Beni Zürayk'ta bir kuyudur. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kuyuya gitti. Döndüğünde, "Vallahi! Kuyunun suyu kına suyu gibi kıpkırmızı idi ve oradaki hurma ağaçları şeytanların başları gibiydi" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönünce Hz. Aişe'ye kuyunun nasıl olduğunu anlattı. Hz. Aişe sihri oradan çıkarıp çıkarmadığını sorduğunda ise şöyle buyurdu: "Allah bana şifa verdi. Onu çıkarıp insanlar arasında bir şer yaymak istemedim."
Sahih al Bukhari 6391
حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الأَحْزَابِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، اهْزِمِ الأَحْزَابَ، اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ".
İbn Ebi Evfa'dan aktarıldığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanlarına şöyle beddua etmiştir: "Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören Allah'ım! Düşman birliklerini mağlup et; onları mağlup et ve sarsıntıya uğrat."
Sahih al Bukhari 6392
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ". فِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ مِنْ صَلاَةِ الْعِشَاءِ قَنَتَ " اللَّهُمَّ أَنْجِ عَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ، اللَّهُمَّ أَنْجِ سَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ، اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ، اللَّهُمَّ اجْعَلْهَا سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatsı namazının son rekatında "Semiallahu limen hamideh" dedikten sonra kunut okurdu. Şöyle derdi: "Allah'ım! Ayyaş İbn Ebi Rebia'yı kurtar. Allah'ım! Velid İbn Velid'i kurtar. Allah'ım! Seleme İbn Hişam'ı kurtar. Allah'ım! Zulme uğramış müminleri kurtar. Allah'ım! Mudar'a karşı şiddetli davran. Allah'ım! Onlara Yusuf'un yılları gibi yıllar ver."
Sahih al Bukhari 6393
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً يُقَالُ لَهُمُ الْقُرَّاءُ فَأُصِيبُوا، فَمَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَجَدَ عَلَى شَىْءٍ مَا وَجَدَ عَلَيْهِمْ، فَقَنَتَ شَهْرًا فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ وَيَقُولُ " إِنَّ عُصَيَّةَ عَصَوُا اللَّهَ وَرَسُولَهُ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurralardan oluşan bir seriyye gönderdi. Onlar pusuya düşürülüp öldürüldüler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i o zaman üzüldüğü kadar hiç üzgün görmemiştim. Bir ay boyunca sabah namazlarında kunut okudu. "Usayya kabilesi Allah'a ve Resulüne isyan etti" derdi.
Sahih al Bukhari 6394
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ الْيَهُودُ يُسَلِّمُونَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُونَ السَّامُ عَلَيْكَ. فَفَطِنَتْ عَائِشَةُ إِلَى قَوْلِهِمْ فَقَالَتْ عَلَيْكُمُ السَّامُ وَاللَّعْنَةُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ ". فَقَالَتْ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا يَقُولُونَ قَالَ " أَوَلَمْ تَسْمَعِي أَنِّي أَرُدُّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ فَأَقُولُ وَعَلَيْكُمْ ".
Aişe radiyallahu anha'dan nakledildiğine göre Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verirken "Ölüm üzerine" derlerdi. Hz. Aişe onların bu sözünü anlayınca "Ölüm ve lanet üzerinize" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yavaş ey Aişe! Allah her işte yumuşak davranmayı sever" dedi. Hz. Aişe de "Dediklerini duymadın mı?" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Onlara verdiğim cevabı sen duymadın mı? Ben de 'Sizin de üzerinize' demiştim" dedi.
Sahih al Bukhari 6395
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْخَنْدَقِ، فَقَالَ " مَلأَ اللَّهُ قُبُورَهُمْ وَبُيُوتَهُمْ نَارًا، كَمَا شَغَلُونَا عَنْ صَلاَةِ الْوُسْطَى حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ ". وَهْىَ صَلاَةُ الْعَصْرِ.
Ali İbn Ebi Talib r.a. şöyle demiştir: "Hendek savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 'Allah onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun. Güneş batana kadar bizi orta namazdan alıkoydular' dedi." Orta namaz, ikindi namazıdır.
Sahih al Bukhari 6396
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ الطُّفَيْلُ بْنُ عَمْرٍو عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ دَوْسًا قَدْ عَصَتْ وَأَبَتْ، فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهَا. فَظَنَّ النَّاسُ أَنَّهُ يَدْعُو عَلَيْهِمْ، فَقَالَ " اللَّهُمَّ اهْدِ دَوْسًا وَأْتِ بِهِمْ ".
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Tufeyl İbn Amr Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ey Allah'ın resulü! Devs kabilesi Allah'a isyan edip İslam'a girmeyi reddetti. Onlara beddua et" dedi. Oradakiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Devs kabilesine beddua edeceğini zannettiler. Ancak o: "Ey Allah'ım! Devs'e hidayet ver ve onları aramıza kat" diye dua etti.
Sahih al Bukhari 6397
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو بِهَذَا الدُّعَاءِ " رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي كُلِّهِ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطَايَاىَ وَعَمْدِي وَجَهْلِي وَهَزْلِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ". وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ وَحَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ.
Ebu Musa el-Eş'arî'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Rabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allah'ım! Yaptığım yanlışları, kasıtlı yaptıklarımı, bilmediklerimi ve şakalarımı bağışla. Ben bunların hepsini yapmışımdır. Allah'ım! Geçmişte yaptıklarımı ve gelecekte yapacaklarımı bağışla. Gizli ve açık kusurlarımı affet. Öne alan da sensin, sona bırakan da sensin ve sen her şeye kadirsin."
Sahih al Bukhari 6398
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى، وَأَبِي بُرْدَةَ ـ أَحْسِبُهُ ـ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي هَزْلِي وَجِدِّي وَخَطَاىَ وَعَمْدِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي ".
Ebu Musa el-Eş'arî'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Allah'ım! Hatamı, bilgisizliğimi, işlerimdeki aşırılığımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allah'ım! Şakalarımı, ciddi yaptıklarımı, yanlışlarımı ve kasıtlı yaptıklarımı bağışla; bunların hepsi bende vardır."
Sahih al Bukhari 6399
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم " فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا مُسْلِمٌ وَهْوَ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ خَيْرًا إِلاَّ أَعْطَاهُ ". وَقَالَ بِيَدِهِ قُلْنَا يُقَلِّلُهَا يُزَهِّدُهَا.
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cuma günü öyle bir vakit vardır ki bir Müslüman o vakitte namaz kılarken Allah'tan bir hayır talebinde bulunursa Allah mutlaka ona istediğini verir." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu söylerken eliyle de o vaktin kısalığına işaret ediyordu.
Sahih al Bukhari 6400
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ الْيَهُودَ، أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكَ. قَالَ " وَعَلَيْكُمْ ". فَقَالَتْ عَائِشَةُ السَّامُ عَلَيْكُمْ، وَلَعَنَكُمُ اللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْكُمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، عَلَيْكِ بِالرِّفْقِ، وَإِيَّاكِ وَالْعُنْفَ أَوِ الْفُحْشَ ". قَالَتْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ " أَوَلَمْ تَسْمَعِي مَا قُلْتُ رَدَدْتُ عَلَيْهِمْ، فَيُسْتَجَابُ لِي فِيهِمْ، وَلاَ يُسْتَجَابُ لَهُمْ فِيَّ ".
Aişe radıyallahu anha'dan nakledildiğine göre Yahudiler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip "Ölüm senin üzerine olsun" dediler. O da "Sizin üzerinize olsun" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Aişe, "Ölüm sizin üzerinize olsun; Allah size lanet etsin ve gazap etsin" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Yavaş ol ey Aişe! Yumuşak davran; sertlikten ve kötü söz söylemekten sakın" buyurdu. Aişe, "Onların ne söylediklerini duymadın mı?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Benim ne söylediğimi duymadın mı? Sözlerini kendilerine iade ettim. Benim onlar hakkındaki duam kabul edilir, fakat onların benim hakkımdaki duası kabul edilmez" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6401
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ حَدَّثَنَاهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا، فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ، فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Okuyan kişi amin dediğinde siz de amin deyin. Çünkü melekler de amin derler. Kimin amin demesi meleklerin amin demesine rastlarsa onun geçmiş günahları bağışlanır."
Sahih al Bukhari 6402
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ. فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ، كَانَتْ لَهُ عَدْلَ عَشْرِ رِقَابٍ، وَكُتِبَ لَهُ مِائَةُ حَسَنَةٍ، وَمُحِيَتْ عَنْهُ مِائَةُ سَيِّئَةٍ، وَكَانَتْ لَهُ حِرْزًا مِنَ الشَّيْطَانِ يَوْمَهُ ذَلِكَ، حَتَّى يُمْسِيَ، وَلَمْ يَأْتِ أَحَدٌ بِأَفْضَلَ مِمَّا جَاءَ بِهِ إِلاَّ رَجُلٌ عَمِلَ أَكْثَرَ مِنْهُ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim gündüz yüz defa 'Ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk de O'nun, hamd de O'nundur. O her şeye kadirdir' derse, sanki on köleyi azat etmiş gibi olur. Ayrıca yüz iyilik sevabı yazılır, yüz kötülüğü silinir. O gün akşam edinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Kendisinden daha fazla amel eden bir kimse dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir şey getiremez."
Sahih al Bukhari 6403
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ مَنْ قَالَ عَشْرًا كَانَ كَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ. قَالَ عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنْ رَبِيعِ بْنِ خُثَيْمٍ مِثْلَهُ. فَقُلْتُ لِلرَّبِيعِ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ. فَأَتَيْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ فَقُلْتُ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى. فَأَتَيْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى فَقُلْتُ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ يُحَدِّثُهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى عَنْ أَبِي أَيُّوبَ قَوْلَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ مُوسَى حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنِ الرَّبِيعِ قَوْلَهُ. وَقَالَ آدَمُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَيْسَرَةَ سَمِعْتُ هِلاَلَ بْنَ يَسَافٍ عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ خُثَيْمٍ وَعَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَوْلَهُ. وَقَالَ الأَعْمَشُ وَحُصَيْنٌ عَنْ هِلاَلٍ عَنِ الرَّبِيعِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَوْلَهُ. وَرَوَاهُ أَبُو مُحَمَّدٍ الْحَضْرَمِيُّ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ كَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلِ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ وَالصَّحِيحُ قَوْلُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عَمْرٍو.
Amr İbn Meymun şöyle demiştir: "Kim bunu on defa söylerse İsmail A.S.'ın neslinden bir köleyi azat etmiş gibi olur."
Sahih al Bukhari 6404
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ. فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ خَطَايَاهُ، وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim günde yüz defa 'Sübhanallahi ve bihamdihi' derse, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır."
Sahih al Bukhari 6405
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ، ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ، حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ، سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Söylenmesi kolay olan ama mizanda ağırlığı fazla olacak ve Rahman'a sevimli gelen iki söz şöyledir: Azim olan Allah'ı tesbih ederim. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih edip ona hamd ederim."
Sahih al Bukhari 6406
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَثَلُ الَّذِي يَذْكُرُ رَبَّهُ وَالَّذِي لاَ يَذْكُرُ مَثَلُ الْحَىِّ وَالْمَيِّتِ ".
Ebu Musa'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikreden ile zikretmeyen arasındaki fark ölü ile diri arasındaki fark gibidir"
Sahih al Bukhari 6407
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِلَّهِ مَلاَئِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ، يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ، فَإِذَا وَجَدُوا قَوْمًا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَنَادَوْا هَلُمُّوا إِلَى حَاجَتِكُمْ. قَالَ فَيَحُفُّونَهُمْ بِأَجْنِحَتِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا. قَالَ فَيَسْأَلُهُمْ رَبُّهُمْ وَهْوَ أَعْلَمُ مِنْهُمْ مَا يَقُولُ عِبَادِي قَالُوا يَقُولُونَ يُسَبِّحُونَكَ، وَيُكَبِّرُونَكَ، وَيَحْمَدُونَكَ وَيُمَجِّدُونَكَ. قَالَ فَيَقُولُ هَلْ رَأَوْنِي قَالَ فَيَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْكَ. قَالَ فَيَقُولُ وَكَيْفَ لَوْ رَأَوْنِي قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْكَ كَانُوا أَشَدَّ لَكَ عِبَادَةً، وَأَشَدَّ لَكَ تَمْجِيدًا، وَأَكْثَرَ لَكَ تَسْبِيحًا. قَالَ يَقُولُ فَمَا يَسْأَلُونِي قَالَ يَسْأَلُونَكَ الْجَنَّةَ. قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَبِّ مَا رَأَوْهَا. قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ عَلَيْهَا حِرْصًا، وَأَشَدَّ لَهَا طَلَبًا، وَأَعْظَمَ فِيهَا رَغْبَةً. قَالَ فَمِمَّ يَتَعَوَّذُونَ قَالَ يَقُولُونَ مِنَ النَّارِ. قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْهَا. قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ مِنْهَا فِرَارًا، وَأَشَدَّ لَهَا مَخَافَةً. قَالَ فَيَقُولُ فَأُشْهِدُكُمْ أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ. قَالَ يَقُولُ مَلَكٌ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ فِيهِمْ فُلاَنٌ لَيْسَ مِنْهُمْ إِنَّمَا جَاءَ لِحَاجَةٍ. قَالَ هُمُ الْجُلَسَاءُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ ". رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنِ الأَعْمَشِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ. وَرَوَاهُ سُهَيْلٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yollarda dolaşıp zikredenleri arayan melekleri vardır. Bunları görünce birbirlerini onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere çağırırlar. Kanatlarıyla dünya semasına kadar onları kuşatırlar. Allah, kullarının ne söylediklerini, onlardan daha iyi bildiği hâlde meleklere sorar. Melekler: 'Seni tesbih ediyor, tekbir getiriyor, sana hamdediyor ve seni yüceltiyorlar' derler. Allah, kullarının kendisini görüp görmediğini sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi seni görmediler' derler. Allah: 'Ya beni görselerdi nasıl olurlardı?' der. Melekler: 'Seni görselerdi sana daha fazla ibadet eder, seni daha fazla yüceltir ve daha çok tesbih ederlerdi' diye cevap verirler. Allah: 'Benden ne istiyorlar?' diye sorar. Melekler: 'Cenneti istiyorlar' derler. Allah: 'Orayı gördüler mi?' diye sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi ey Rabbimiz, orayı görmediler' derler. Allah: 'Ya orayı görselerdi nasıl olurlardı?' diye sorar. Melekler: 'Orayı görselerdi ona karşı daha hırslı olur, onu daha çok ister ve ona daha fazla rağbet ederlerdi' derler. Allah: 'Neden sığınıyorlar?' diye sorar. Melekler: 'Cehennemden' derler. Allah: 'Orayı gördüler mi?' diye sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi orayı görmediler' derler. Allah: 'Ya orayı görselerdi nasıl olurlardı?' diye sorar. Melekler: 'Orayı görselerdi ondan daha şiddetle kaçar ve ondan daha çok korkarlardı' derler. Allah da: 'Sizi şahit tutuyorum ki onları bağışladım' der. Meleklerden biri: 'Aralarında falanca da var; o onlardan değildir, yalnızca bir ihtiyacı sebebiyle gelmiştir' deyince Allah: 'Onlar öyle bir topluluktur ki kendileriyle oturan kimse bedbaht olmaz' buyurur."
Sahih al Bukhari 6408
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ أَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي عَقَبَةٍ ـ أَوْ قَالَ فِي ثَنِيَّةٍ، قَالَ ـ فَلَمَّا عَلاَ عَلَيْهَا رَجُلٌ نَادَى فَرَفَعَ صَوْتَهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ. قَالَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى بَغْلَتِهِ قَالَ " فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا ". ثُمَّ قَالَ " يَا أَبَا مُوسَى ـ أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى كَلِمَةٍ مِنْ كَنْزِ الْجَنَّةِ ". قُلْتُ بَلَى. قَالَ " لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ ".
Ebu Musa el-Eş'arî şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir dağ ya da tepe yolunda yürüyordu. Oradakilerden birisi yüksek bir yere çıkınca bağırarak tehlil ve tekbir getirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sırada katırının üzerindeydi. Onlara: "Sağır ya da gaip birisine dua etmiyorsunuz" dedi. Daha sonra bana dönerek: "Ey Ebu Musa veya ey Abdullah! Cennet hazinelerinden bir söz sana öğreteyim mi?" dedi. Ben: "Evet" dedim. Bunun üzerine: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" dedi.
Sahih al Bukhari 6409
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنْ أَبِي الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رِوَايَةً قَالَ " لِلَّهِ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ اسْمًا، مِائَةٌ إِلاَّ وَاحِدًا، لاَ يَحْفَظُهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَهْوَ وَتْرٌ يُحِبُّ الْوَتْرَ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın doksan dokuz, yani yüzden bir eksik ismi vardır. Kim onları ezberlerse cennete girer. Allah vitrdir ve vitri sever."
Sahih al Bukhari 6410
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، قَالَ كُنَّا نَنْتَظِرُ عَبْدَ اللَّهِ إِذْ جَاءَ يَزِيدُ بْنُ مُعَاوِيَةَ فَقُلْنَا أَلاَ تَجْلِسُ قَالَ لاَ وَلَكِنْ أَدْخُلُ فَأُخْرِجُ إِلَيْكُمْ صَاحِبَكُمْ، وَإِلاَّ جِئْتُ أَنَا. فَجَلَسْتُ فَخَرَجَ عَبْدُ اللَّهِ وَهْوَ آخِذٌ بِيَدِهِ فَقَامَ عَلَيْنَا فَقَالَ أَمَا إِنِّي أَخْبَرُ بِمَكَانِكُمْ، وَلَكِنَّهُ يَمْنَعُنِي مِنَ الْخُرُوجِ إِلَيْكُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَخَوَّلُنَا بِالْمَوْعِظَةِ فِي الأَيَّامِ، كَرَاهِيَةَ السَّآمَةِ عَلَيْنَا.
Şakik şöyle der: Biz Abdullah İbn Mes'ud'u bekliyorduk. Bu sırada Yezid İbn Muaviye çıkageldi. Ona: "Oturmaz mısın?" dedik. O: "Hayır, fakat içeri girip dostunuzu yanınıza çıkarırım; aksi hâlde ben gelirim" dedi. Ben oturdum. Ardından Abdullah İbn Mes'ud, onun elinden tutmuş vaziyette çıktı. Yanımızda durup şöyle dedi: "Burada olduğunuzu biliyorum. Ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, bıkmamızdan hoşlanmadığı için bazı günleri nasihat vermek üzere gözetmesi, beni yanınıza çıkmaktan alıkoyuyor."
Sahih al Bukhari 6411