حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " وَاللَّهِ إِنِّي لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ".
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla tövbe ve istiğfar ederim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisten ilk anlaşılan şey, Nebi s.a.v.'in Allah'ın affını istediği ve tövbe ettiğidir. Bununla birlikte Nebi s.a.v.'in hadis metninde geçen "estağfirullah ve etûbü ileyh" ifadesini her gün söylüyor olması da muhtemeldir. Nesai'nin sağlam bir senetle naklettiği bir hadiste geçen şu sözler ikinci ihtimalin daha kuvvetli olduğunu göstermektedir: "Resulullah s.a.v. bir mecliste oturduğu zaman kalkmadan evvel yüz kere, 'Kendisinden başka ilah bulunmayan, Hay ve Kayyum Allah'a istiğfar ve tövbe ederim' derdi." Nebimizin günahlardan arınmış olduğu halde istiğfar ediyor olması akla çeşitli sorular getirebilir. Zira istiğfar etmek, günah işlendiği izlenimi verebilir. Bu noktada alimler çeşitli yorumlar yapmışlardır. İbn Battal, Allah'ı bilme konusundaki ayrıcalıkları sebebiyle Nebilerin ibadetlere daha düşkün olduklarını; sürekli şükredip acziyetlerini itiraf ettiklerini ifade etmiştir. Hülasa Nebiler, Allah için yapmaları gerekenler hakkında taksir göstermiş olabilirler endişesiyle istiğfar etmişlerdir. Ya da Nebi s.a.v. yemek, içmek, kadınlarla birlikte olmak, uyumak, istirahat etmek, insanlarla konuşup dertleriyle ilgilenmek, bazen düşmanlarıyla savaşırken bazen onlarla anlaşmalar yapmak ve insanların kalplerini İslam'a ısındırmak için çaba sarf etmek gibi Allah'ı anmaktan, O'na ibadetten ve O'nu düşünmekten alıkoyan şeylerle uğraştığı için istiğfar etmiştir.