حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِلَّهِ مَلاَئِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ، يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ، فَإِذَا وَجَدُوا قَوْمًا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَنَادَوْا هَلُمُّوا إِلَى حَاجَتِكُمْ. قَالَ فَيَحُفُّونَهُمْ بِأَجْنِحَتِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا. قَالَ فَيَسْأَلُهُمْ رَبُّهُمْ وَهْوَ أَعْلَمُ مِنْهُمْ مَا يَقُولُ عِبَادِي قَالُوا يَقُولُونَ يُسَبِّحُونَكَ، وَيُكَبِّرُونَكَ، وَيَحْمَدُونَكَ وَيُمَجِّدُونَكَ. قَالَ فَيَقُولُ هَلْ رَأَوْنِي قَالَ فَيَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْكَ. قَالَ فَيَقُولُ وَكَيْفَ لَوْ رَأَوْنِي قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْكَ كَانُوا أَشَدَّ لَكَ عِبَادَةً، وَأَشَدَّ لَكَ تَمْجِيدًا، وَأَكْثَرَ لَكَ تَسْبِيحًا. قَالَ يَقُولُ فَمَا يَسْأَلُونِي قَالَ يَسْأَلُونَكَ الْجَنَّةَ. قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَبِّ مَا رَأَوْهَا. قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ عَلَيْهَا حِرْصًا، وَأَشَدَّ لَهَا طَلَبًا، وَأَعْظَمَ فِيهَا رَغْبَةً. قَالَ فَمِمَّ يَتَعَوَّذُونَ قَالَ يَقُولُونَ مِنَ النَّارِ. قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْهَا. قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ مِنْهَا فِرَارًا، وَأَشَدَّ لَهَا مَخَافَةً. قَالَ فَيَقُولُ فَأُشْهِدُكُمْ أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ. قَالَ يَقُولُ مَلَكٌ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ فِيهِمْ فُلاَنٌ لَيْسَ مِنْهُمْ إِنَّمَا جَاءَ لِحَاجَةٍ. قَالَ هُمُ الْجُلَسَاءُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ ". رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنِ الأَعْمَشِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ. وَرَوَاهُ سُهَيْلٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yollarda dolaşıp zikredenleri arayan melekleri vardır. Bunları görünce birbirlerini onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere çağırırlar. Kanatlarıyla dünya semasına kadar onları kuşatırlar. Allah, kullarının ne söylediklerini, onlardan daha iyi bildiği hâlde meleklere sorar. Melekler: 'Seni tesbih ediyor, tekbir getiriyor, sana hamdediyor ve seni yüceltiyorlar' derler. Allah, kullarının kendisini görüp görmediğini sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi seni görmediler' derler. Allah: 'Ya beni görselerdi nasıl olurlardı?' der. Melekler: 'Seni görselerdi sana daha fazla ibadet eder, seni daha fazla yüceltir ve daha çok tesbih ederlerdi' diye cevap verirler. Allah: 'Benden ne istiyorlar?' diye sorar. Melekler: 'Cenneti istiyorlar' derler. Allah: 'Orayı gördüler mi?' diye sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi ey Rabbimiz, orayı görmediler' derler. Allah: 'Ya orayı görselerdi nasıl olurlardı?' diye sorar. Melekler: 'Orayı görselerdi ona karşı daha hırslı olur, onu daha çok ister ve ona daha fazla rağbet ederlerdi' derler. Allah: 'Neden sığınıyorlar?' diye sorar. Melekler: 'Cehennemden' derler. Allah: 'Orayı gördüler mi?' diye sorar. Melekler: 'Hayır, vallahi orayı görmediler' derler. Allah: 'Ya orayı görselerdi nasıl olurlardı?' diye sorar. Melekler: 'Orayı görselerdi ondan daha şiddetle kaçar ve ondan daha çok korkarlardı' derler. Allah da: 'Sizi şahit tutuyorum ki onları bağışladım' der. Meleklerden biri: 'Aralarında falanca da var; o onlardan değildir, yalnızca bir ihtiyacı sebebiyle gelmiştir' deyince Allah: 'Onlar öyle bir topluluktur ki kendileriyle oturan kimse bedbaht olmaz' buyurur."