حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُهُ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ادْنُ ". فَدَنَوْتُ فَقَالَ " أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ ". وَأَخْبَرَنِي ابْنُ عَوْنٍ عَنْ أَيُّوبَ قَالَ صِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ، وَالنُّسُكُ شَاةٌ، وَالْمَسَاكِينُ سِتَّةٌ.
Ka'b İbn Ucre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Bana "Yaklaş" dedi. Ben de yaklaştım. Bana "Başındaki bitler sana rahatsızlık veriyor mu?" diye sordu. "Evet, veriyor" diye cevap verdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Oruç tutarak veya sadaka vererek ya da kurban keserek fidye vermen gerekir" buyurdu. İbn Avn'ın Eyyub'dan bildirdiğine göre oruç üç gün, kurban bir koyun ve miskinlerin sayısı altıdır.
Sahih al Bukhari 6708
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُهُ مِنْ، فِيهِ عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. قَالَ " مَا شَأْنُكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " تَسْتَطِيعُ تُعْتِقُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ. قَالَ " اجْلِسْ ". فَجَلَسَ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ ـ وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ الضَّخْمُ ـ قَالَ " خُذْ هَذَا، فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ أَعَلَى أَفْقَرَ مِنَّا، فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ قَالَ " أَطْعِمْهُ عِيَالَكَ ".
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Adamın biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Mahvoldum" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Derdin nedir?" diye sordu. Adam, "Ramazan günü oruçlu iken eşimle ilişkide bulundum" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturabilir misin?" deyince adam "Hayır" diye cevap verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "İki ay peş peşe oruç tutabilir misin?" diye sordu. Adam "Hayır" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" deyince adam "Hayır" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Otur" dedi ve adam oturdu. O arada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir arak hurma getirildi. Arak, büyükçe bir kabın adıdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kişiye, "Bunu al ve tasadduk et" buyurdu. Adam, "Bizden daha fakirine mi?" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem azı dişleri görülecek kadar güldü ve "Bunu al da çoluk çocuğuna yedir" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6709
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. فَقَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالَ وَقَعْتُ بِأَهْلِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " تَجِدُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَتَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ. قَالَ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بِعَرَقٍ ـ وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ فِيهِ تَمْرٌ ـ فَقَالَ " اذْهَبْ بِهَذَا، فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ عَلَى أَحْوَجَ مِنَّا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَحْوَجُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " اذْهَبْ، فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Ebu Hureyre şöyle anlatmıştır: Adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Mahvoldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Nedir mesele?" diye sorunca adam, "Ramazan günü oruçlu iken eşimle ilişkiye girdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bir köle bulabilir misin?" diye sordu. Adam "Hayır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "İki ay peş peşe oruç tutabilir misin?" diye sordu. Adam "Hayır" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" deyince adam "Hayır" diye cevap verdi. O sırada Ensardan birisi bir arakla çıkageldi. Arak, içine hurma konulan bir kaptır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama, "Bunu al götür ve muhtaç olan birine tasadduk et" dedi. Adam, "Ya Resulallah! Bizden daha fakir olana mı? Seni hakla gönderen Allah'a yemin olsun ki Medine'nin kara taşlı iki yanı arasında bizden daha fakir bir aile yoktur" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Git ve onu çoluk çocuğuna yedir" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6710
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. قَالَ " وَمَا شَأْنُكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " هَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ أَجِدُ. فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ " خُذْ هَذَا فَتَصَدَّقْ بِهِ ". فَقَالَ أَعَلَى أَفْقَرَ مِنَّا مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَفْقَرُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " خُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Mahvoldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Derdin nedir?" diye sordu. Adam "Ramazan günü eşimle oruçlu iken ilişkiye girdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturacak mali gücün var mı?" diye sordu. Adam "Hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İki ay peş peşe oruç tutabilir misin?" dedi. Adam "Hayır" cevabını verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" diye sorunca, adam "Doyuracak bir şey bulamam" dedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir arak (zembil) dolusu hurma getirildi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunu al ve sadaka olarak dağıt" dedi. Adam "Bizden daha fakirine mi? Medine'nin kara taşlı iki yanı arasında bizden daha fakir bir aile yoktur" deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onu al ve çoluk çocuğuna yedir" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6711
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْمُزَنِيُّ، حَدَّثَنَا الْجُعَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كَانَ الصَّاعُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُدًّا وَثُلُثًا بِمُدِّكُمُ الْيَوْمَ فَزِيدَ فِيهِ فِي زَمَنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ.
Saib b. Yezid r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dönemindeki sa', sizin bugün kullandığınız müd ile bir müd ve bir müdün üçte biri idi. Ömer b. Abdulaziz zamanında sa' ölçeğinde artırma yapılmıştır."
Sahih al Bukhari 6712
حَدَّثَنَا مُنْذِرُ بْنُ الْوَلِيدِ الْجَارُودِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ ـ وَهُوَ سَلْمٌ ـ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ يُعْطِي زَكَاةَ رَمَضَانَ بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْمُدِّ الأَوَّلِ، وَفِي كَفَّارَةِ الْيَمِينِ بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. قَالَ أَبُو قُتَيْبَةَ قَالَ لَنَا مَالِكٌ مُدُّنَا أَعْظَمُ مِنْ مُدِّكُمْ وَلاَ نَرَى الْفَضْلَ إِلاَّ فِي مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ لِي مَالِكٌ لَوْ جَاءَكُمْ أَمِيرٌ فَضَرَبَ مُدًّا أَصْغَرَ مِنْ مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تُعْطُونَ قُلْتُ كُنَّا نُعْطِي بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَفَلاَ تَرَى أَنَّ الأَمْرَ إِنَّمَا يَعُودُ إِلَى مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Nafi şöyle demiştir: "İbn Ömer Ramazan zekâtını (yani fıtır sadakasını) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdü olan ilk müdle veriyordu. Yemin kefaretinde de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdünü esas alıyordu." Ebu Kuteybe şöyle der: İmam Malik bize dedi ki: "Bizim müdümüz sizinkinden daha büyüktür. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdünden başkasında herhangi bir fazilet görmüyoruz." İmam Malik bana sordu: "Herhangi bir emir size gelse ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdünden daha küçük bir müd bassa, zekâtınızı bunlardan hangisiyle verirsiniz?" Ona şöyle cevap verdim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdüyle verirdik." Bunun üzerine İmam Malik şöyle dedi: "Bu konuda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müdünün esas alınacağı kanaatinde değil misin?"
Sahih al Bukhari 6713
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مِكْيَالِهِمْ وَصَاعِهِمْ وَمُدِّهِمْ ".
Enes b. Malik r.a.'den nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ya Rabbi! Onların ölçeklerini, sa'larını ve müddlerini mübarek kıl" diye dua etmiştir.
Sahih al Bukhari 6714
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي غَسَّانَ، مُحَمَّدِ بْنِ مُطَرِّفٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ سَعِيدٍ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُسْلِمَةً، أَعْتَقَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنَ النَّارِ، حَتَّى فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ ".
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bir Müslüman köleyi azat edip hürriyetine kavuşturursa Allahu Teala, o kölenin her bir organına karşılık azat edenin bir organını, hatta onun cinsel organına karşılık bununkini cehennem ateşinden azat edip kurtarır."
Sahih al Bukhari 6715
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ دَبَّرَ مَمْلُوكًا لَهُ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرُهُ فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَنْ يَشْتَرِيهِ مِنِّي ". فَاشْتَرَاهُ نُعَيْمُ بْنُ النَّحَّامِ بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ، فَسَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ عَبْدًا قِبْطِيًّا مَاتَ عَامَ أَوَّلَ.
Cabir'in nakline göre Ensardan birisi kölesini müdebber yaptı. Ancak kendisinin ondan başka hiçbir malı yoktu. Bu durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince, "Bunu benden kim satın almak ister?" diye sordu. Bunun üzerine Nuaym b. en-Nahham onu 800 dirheme satın aldı. Hadisi Cabir'den rivayet eden Amr şöyle demiştir: Ben Cabir b. Abdullah'ın o köle için, "Kıpti bir köleydi; aynı yıl vefat etti" dediğini işittim.
Sahih al Bukhari 6716
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَرَادَتْ أَنْ تَشْتَرِيَ، بَرِيرَةَ فَاشْتَرَطُوا عَلَيْهَا الْوَلاَءَ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اشْتَرِيهَا إِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ".
Aişe r.anha Berire'yi efendilerinden satın almak istedi. Ancak efendileri onun velayetinin kendilerine ait olmasını şart koştular. Aişe bu şartı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e açınca Efendimiz şöyle dedi: "Onu satın al! Velayet hakkı ancak köleyi azat edenin hakkıdır."
Sahih al Bukhari 6717
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ، فَأُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ لاَ يُبَارِكُ اللَّهُ لَنَا، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا فَحَمَلَنَا. فَقَالَ أَبُو مُوسَى فَأَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. şöyle demiştir: "Ben Eş'arilerden bir topluluk ile birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim ve kendisinden, binek olarak kullanmak ve ağırlıklarımızı yüklemek üzere deve istedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 'Vallahi sizlerin binek olarak kullanacağınız develerim yoktur, sizi bindireceğim hayvan da yoktur' dedi. Sonra biz Allah'ın dilediği kadar bir müddet bekledik. Derken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birtakım develer getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize üç deve verilmesini emretti. Yola koyulduğumuzda içimizden bazıları şöyle dedi: 'Allah bize bereket ihsan etmez. Biz kendisinden binecek ve ağırlıklarımızı taşıyacak deve istemek için geldik, o da bizlere deve vermeyeceğine yemin etti.' Ebu Musa olayın devamını şöyle anlatmıştır: Bu konuşmanın ardından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik ve aramızda konuştuklarımızı ona açtık. Bize şöyle dedi: 'Sizleri develere yükleyen ben değilim. Fakat sizleri develere Allah yüklemiştir. Ben Allah'a yemin ederim ki inşallah, bir şey üzerine yemin eder de sonra ondan başkasını daha hayırlı görürsem muhakkak yeminimin kefaretini verir, o daha hayırlı olan işi yapar ve kefaret veririm.'"
Sahih al Bukhari 6718
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، وَقَالَ، " إِلاَّ كَفَّرْتُ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ ". أَوْ " أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفَّرْتُ ".
Hammad'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıda geçen hadisteki son cümleyi şöyle ifade etmiştir: "Allah'a yemin ederim ki inşallah, bir şey üzerine yemin eder de sonra ondan daha hayırlısını görürsem yeminimin kefaretini verir, o daha hayırlı olanı yaparım" ya da "daha hayırlı olanı yapar, yeminimin kefaretini veririm."
Sahih al Bukhari 6719
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حُجَيْرٍ، عَنْ طَاوُسٍ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ سُلَيْمَانُ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً، كُلٌّ تَلِدُ غُلاَمًا يُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ ـ قَالَ سُفْيَانُ يَعْنِي الْمَلَكَ ـ قُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَنَسِيَ، فَطَافَ بِهِنَّ، فَلَمْ تَأْتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ بِوَلَدٍ، إِلاَّ وَاحِدَةٌ بِشِقِّ غُلاَمٍ. فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَرْوِيهِ قَالَ " لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، لَمْ يَحْنَثْ وَكَانَ دَرَكًا فِي حَاجَتِهِ ". وَقَالَ مَرَّةً قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوِ اسْتَثْنَى ". وَحَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ مِثْلَ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: Hz. Süleyman: "Yemin ederim ki ben bu gece doksan kadını dolaşırım ve onların her biri Allah yolunda çarpışacak birer oğlan doğurur" dedi. Arkadaşı ona -Süfyan, arkadaş kelimesini "yani melek" diye açıklamıştır- "İnşallah de!" dedi. Hz. Süleyman bunu söylemeyi unuttu ve kadınları dolaştı. Neticede kadınlardan bir tanesi hariç hiçbiri çocuk doğurmadı. O bir kadın da yarım bir oğlan dünyaya getirdi. Ebu Hureyre bu hadisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet ederek onun şöyle dediğini nakletti: "Eğer Süleyman inşallah deseydi, hem yeminini bozmamış olur hem de ihtiyacına erişirdi." Ebu Hureyre bir keresinde de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Eğer Süleyman istisna yapsaydı" buyurduğunu söylemiştir. Ebu'z-Zinad da A'rec vasıtasıyla Ebu Hureyre'nin hadisinin benzerini rivayet etmiştir.
Sahih al Bukhari 6720
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ وَمَعْرُوفٌ ـ قَالَ ـ فَقُدِّمَ طَعَامٌ ـ قَالَ ـ وَقُدِّمَ فِي طَعَامِهِ لَحْمُ دَجَاجٍ ـ قَالَ ـ وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مَوْلًى ـ قَالَ ـ فَلَمْ يَدْنُ فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى ادْنُ، فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ. قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا قَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ أَطْعَمَهُ أَبَدًا. فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ عَنْ ذَلِكَ، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ، وَهْوَ يُقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ ـ قَالَ أَيُّوبُ أَحْسِبُهُ قَالَ وَهْوَ غَضْبَانُ ـ قَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". قَالَ فَانْطَلَقْنَا فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَقِيلَ أَيْنَ هَؤُلاَءِ الأَشْعَرِيُّونَ فَأَتَيْنَا فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، قَالَ فَانْدَفَعْنَا فَقُلْتُ لأَصْحَابِي أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَيْنَا فَحَمَلَنَا، نَسِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لَئِنْ تَغَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا، ارْجِعُوا بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنُذَكِّرْهُ يَمِينَهُ. فَرَجَعْنَا فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلْتَنَا فَظَنَنَّا ـ أَوْ فَعَرَفْنَا ـ أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ. قَالَ " انْطَلِقُوا، فَإِنَّمَا حَمَلَكُمُ اللَّهُ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ، فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ". تَابَعَهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ وَالْقَاسِمِ بْنِ عَاصِمٍ الْكُلَيْبِيِّ. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، وَالْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا. حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا.
Zehdem el-Cermi şöyle demiştir: Bir seferinde Ebu Musa'nın yanında bulunuyorduk. Bizimle Cerm kabilesinden olan şu mahalle halkı arasında bir dostluk ve lütufkârlık vardı. Zehdem şöyle devam etti: Biz Ebu Musa'nın yanında iken yemeği getirildi. Yemeğinin içinde tavuk eti de takdim edildi. Bu topluluğun içinde Teymullah oğullarından, yabancı bir köleye benzeyen kızıl tenli bir adam vardı. Bu adam sofraya yanaşmadı. Ebu Musa ona, "Sofraya yanaş! Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tavuk etinden yerken görmüşümdür" dedi. O kişi de "Ben tavuğu pis saydığım bir şey yerken gördüm, ondan tiksindim ve ebediyen tavuk eti yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa ona şöyle dedi: "Sofraya yanaş! Sana buna dair bir hadis nakledeyim. Bizler Eş'arilerden bir topluluk içinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik. Kendisinden bize binek vermesini istiyorduk. O ise zekât develerinden bir bölük deveyi taksim etmekle meşguldü. Ravi Eyyub, 'Sanırım onun öfkeli olduğunu söyledi' demiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 'Vallahi ben sizlere binek vermeyeceğim; benim yanımda sizi bindirebileceğim bir şey de yoktur' dedi. Ebu Musa şöyle devam etti: Bu söz üzerine yürüyüp oradan ayrıldık. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birtakım ganimet develeri getirildi. Bunun üzerine, 'Şu Eş'ariler nerede?' diye soruldu. Bizler hemen geldik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere hörgüçleri beyaz beş deve verilmesini emretti. Ebu Musa dedi ki: Biz develeri alıp yürüdük. Bu sırada ben arkadaşlarıma şunları söyledim: 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik, ondan bizlere binek vermesini istedik. O, bizlere binek vermeyeceğine yemin etti. Sonra bize haber gönderdi ve bize binek verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeminini unuttu. Vallahi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yeminini unutmasından yararlanırsak ebediyen iflah olmayız. Haydi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönelim de kendisine yeminini hatırlatalım.' Bunun üzerine geriye döndük ve 'Ya Resulallah! Bizlere binek vermeni istemek maksadıyla sana gelmiştik. Sen bize binek vermeyeceğine yemin ettin. Sonra bize binek verdin. Bizler senin yeminini unutmuş olduğunu zannettik veya bildik' dedik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Gidiniz! Sizlere binek veren ancak Allah'tır. Vallahi, inşallah ben bir şey üzerine yemin eder de ardından ondan başkasını daha hayırlı görürsem mutlaka daha hayırlı olanı yapar ve yeminimi çözerim.' Hammad b. Zeyd, Eyyub'dan, o da Ebu Kilabe ile Kasım b. Asım el-Küleybi'den bu rivayeti nakletmiştir. Kuteybe bize tahdis etti; Abdülvehhab bize Eyyub'dan, o da Ebu Kilabe ile Kasım et-Temimi'den, onlar da Zehdem'den bu hadisi nakletti. Ebu Ma'mer bize tahdis etti; Abdülvaris bize tahdis etti; Eyyub bize Kasım'dan, o da Zehdem'den bu hadisi nakletti.
Sahih al Bukhari 6721
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ بْنِ فَارِسٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ، فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا، وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا، وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ ". تَابَعَهُ أَشْهَلُ عَنِ ابْنِ عَوْنٍ. وَتَابَعَهُ يُونُسُ وَسِمَاكُ بْنُ عَطِيَّةَ وَسِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ وَحُمَيْدٌ وَقَتَادَةُ وَمَنْصُورٌ وَهِشَامٌ وَالرَّبِيعُ.
Abdurrahman b. Semura'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Yöneticilik isteme! Eğer sen istemeksizin sana yöneticilik verilirse o işte yardım görürsün. Eğer talebin üzerine sana yöneticilik verilirse onunla baş başa bırakılırsın. Bir şeye yemin edip de başkasını daha hayırlı gördüğünde o daha hayırlı olan işi yap ve yemininin kefaretini ver." Eşhel, İbn Avn'dan bu rivayeti nakletmiştir. Yunus, Simak b. Atiyye, Simak b. Harb, Humeyd, Katade, Mansur, Hişam ve Rebi' de bu rivayeti nakletmişlerdir.
Sahih al Bukhari 6722