HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Buhârî

97 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Sulama Ortakçılığı (Müsâkât)

34 hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحٍ فَشَرِبَ مِنْهُ، وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ أَصْغَرُ الْقَوْمِ، وَالأَشْيَاخُ عَنْ يَسَارِهِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا غُلاَمُ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَهُ الأَشْيَاخَ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَا كُنْتُ لأُوثِرَ بِفَضْلِي مِنْكَ أَحَدًا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ‏.‏

Sehl İbn Sa'd'dan nakledildiğine göre Nebi'ye bir bardak getirildi ve Nebi ondan içti. Sağında topluluğun en genci olan bir çocuk, solunda ise yaşlılar bulunuyordu. Nebi çocuğa, "Ey çocuk! Bunu yaşlılara vermeme izin verir misin?" diye sordu. Çocuk, "Ey Allah'ın Resulü! Senden gelen nasibim konusunda hiç kimseyi kendime tercih etmem" dedi. Bunun üzerine Nebi bardağı ona verdi.

Sahih al Bukhari 2351

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهَا حُلِبَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ دَاجِنٌ وَهْىَ فِي دَارِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَشِيبَ لَبَنُهَا بِمَاءٍ مِنَ الْبِئْرِ الَّتِي فِي دَارِ أَنَسٍ، فَأَعْطَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقَدَحَ فَشَرِبَ مِنْهُ، حَتَّى إِذَا نَزَعَ الْقَدَحَ مِنْ فِيهِ، وَعَلَى يَسَارِهِ أَبُو بَكْرٍ وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ عُمَرُ وَخَافَ أَنْ يُعْطِيَهُ الأَعْرَابِيَّ أَعْطِ أَبَا بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدَكَ‏.‏ فَأَعْطَاهُ الأَعْرَابِيَّ الَّذِي عَلَى يَمِينِهِ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ الأَيْمَنَ فَالأَيْمَنَ ‏"‏‏.‏

Zühri'nin naklettiğine göre Enes İbn Malik şöyle anlattı: Enes İbn Malik'in evinde bulunan evcil bir koyun Nebi için sağıldı ve sütüne Enes'in evindeki kuyudan su karıştırıldı. Bardak Nebi'ye verildi; o da içti. Bardağı ağzından çektiğinde solunda Ebu Bekir, sağında ise bir bedevi vardı. Ömer, bardağın bedeviye verilmesinden endişe ederek, "Ey Allah'ın Resulü! Yanınızdaki Ebu Bekir'e verin" dedi. Nebi ise bardağı sağındaki bedeviye verdi ve ardından, "Önce sağdakine, sonra onun sağındakine" buyurdu.

Sahih al Bukhari 2352

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يُمْنَعُ فَضْلُ الْمَاءِ لِيُمْنَعَ بِهِ الْكَلأُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "İhtiyaç fazlası su, onunla otlaklardan yararlanılması engellensin diye esirgenmez."

Sahih al Bukhari 2353

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَمْنَعُوا فَضْلَ الْمَاءِ لِتَمْنَعُوا بِهِ فَضْلَ الْكَلإِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "İhtiyaç fazlası suyu esirgemeyin; böylece ihtiyaç fazlası otlakları engellemiş olursunuz."

Sahih al Bukhari 2354

حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَعْدِنُ جُبَارٌ، وَالْبِئْرُ جُبَارٌ، وَالْعَجْمَاءُ جُبَارٌ، وَفِي الرِّكَازِ الْخُمُسُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Madenin, kuyunun ve hayvanın yol açtığı zarar tazmin edilmez. Rikâzda ise beşte bir vardır."

Sahih al Bukhari 2355

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ، هُوَ عَلَيْهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ‏"‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً‏}‏ الآيَةَ‏.‏ فَجَاءَ الأَشْعَثُ فَقَالَ مَا حَدَّثَكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ، كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي فَقَالَ لِي ‏"‏ شُهُودَكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ مَا لِي شُهُودٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَيَمِينَهُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفَ‏.‏ فَذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ ذَلِكَ تَصْدِيقًا لَهُ‏.‏

Abdullah İbn Mesud'dan nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Kim, bir kimsenin malını ele geçirmek için bile bile yalan yere yemin ederse Allah'a, O kendisine gazap etmiş hâlde kavuşur." Bunun üzerine Allah Teâlâ, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler..." ayetini indirdi. Eş'as gelerek, "Ebu Abdurrahman size ne anlattı? Bu ayet benim hakkımda indirildi. Amcamın oğlunun arazisinde bana ait bir kuyu vardı. Nebi bana, 'Şahitlerini getir' dedi. 'Şahidim yok' dedim. 'Öyleyse onun yemini gerekir' buyurdu. Ben, 'Ey Allah'ın Resulü, o yemin eder' dedim. Bunun üzerine Nebi bu hadisi söyledi; Allah da onu tasdik etmek üzere bu ayeti indirdi" dedi.

Sahih al Bukhari 2356

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ، هُوَ عَلَيْهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ‏"‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً‏}‏ الآيَةَ‏.‏ فَجَاءَ الأَشْعَثُ فَقَالَ مَا حَدَّثَكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ، كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي فَقَالَ لِي ‏"‏ شُهُودَكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ مَا لِي شُهُودٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَيَمِينَهُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفَ‏.‏ فَذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ ذَلِكَ تَصْدِيقًا لَهُ‏.‏

Abdullah İbn Mesud'dan nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Kim, bir kimsenin malını ele geçirmek için bile bile yalan yere yemin ederse Allah'a, O kendisine gazap etmiş hâlde kavuşur." Bunun üzerine Allah Teâlâ, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler..." ayetini indirdi. Eş'as gelerek, "Ebu Abdurrahman size ne anlattı? Bu ayet benim hakkımda indirildi. Amcamın oğlunun arazisinde bana ait bir kuyu vardı. Nebi bana, 'Şahitlerini getir' dedi. 'Şahidim yok' dedim. 'Öyleyse onun yemini gerekir' buyurdu. Ben, 'Ey Allah'ın Resulü, o yemin eder' dedim. Bunun üzerine Nebi bu hadisi söyledi; Allah da onu tasdik etmek üzere bu ayeti indirdi" dedi.

Sahih al Bukhari 2357

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ثَلاَثَةٌ لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَلاَ يُزَكِّيهِمْ، وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ رَجُلٌ كَانَ لَهُ فَضْلُ مَاءٍ بِالطَّرِيقِ، فَمَنَعَهُ مِنِ ابْنِ السَّبِيلِ، وَرَجُلٌ بَايَعَ إِمَامًا لاَ يُبَايِعُهُ إِلاَّ لِدُنْيَا، فَإِنْ أَعْطَاهُ مِنْهَا رَضِيَ، وَإِنْ لَمْ يُعْطِهِ مِنْهَا سَخِطَ، وَرَجُلٌ أَقَامَ سِلْعَتَهُ بَعْدَ الْعَصْرِ، فَقَالَ وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ لَقَدْ أَعْطَيْتُ بِهَا كَذَا وَكَذَا، فَصَدَّقَهُ رَجُلٌ‏"‏ ثُمَّ قَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً‏}‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Allah kıyamet günü üç kişiye bakmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acı bir azap vardır: Yol üzerinde ihtiyaç fazlası suyu bulunduğu hâlde onu yolcudan esirgeyen kimse; bir yöneticiye yalnız dünya menfaati için biat edip kendisine dünyalıktan verilirse razı olan, verilmezse öfkelenen kimse; ikindiden sonra malını satışa çıkarıp, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederek ona şu kadar fiyat verildiğini söyleyen ve bir başkasının da kendisine inandığı kimse." Ardından, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler..." ayetini okudu.

Sahih al Bukhari 2358

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ الَّتِي يَسْقُونَ بِهَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرُّ فَأَبَى عَلَيْهِ، فَاخْتَصَمَا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلزُّبَيْرِ ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ، ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاء إِلَى جَارِكَ ‏"‏‏.‏ فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ، فَقَالَ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ‏.‏ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ، ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ، حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الزُّبَيْرُ وَاللَّهِ إِنِّي لأَحْسِبُ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ‏}‏‏.‏

Urve'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Zübeyr şöyle anlattı: Ensar'dan bir adam, Harre'deki hurmalıkları suladıkları su arkları konusunda Zübeyr ile Nebi'nin huzurunda çekişti. Ensarlı, "Suyu bırak, akıp geçsin" dedi; Zübeyr ise bunu kabul etmedi. Nebi Zübeyr'e, "Ey Zübeyr, önce sen sula; sonra suyu komşuna bırak" buyurdu. Ensarlı öfkelenerek, "Halanın oğlu olduğu için mi?" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resulü'nün yüzünün rengi değişti ve, "Ey Zübeyr, sula; sonra su duvarların dibine ulaşıncaya kadar onu tut" buyurdu. Zübeyr, "Vallahi, 'Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olmazlar' ayetinin bu olay hakkında indirildiğini düşünüyorum" dedi.

Sahih al Bukhari 2359

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ الَّتِي يَسْقُونَ بِهَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرُّ فَأَبَى عَلَيْهِ، فَاخْتَصَمَا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلزُّبَيْرِ ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ، ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاء إِلَى جَارِكَ ‏"‏‏.‏ فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ، فَقَالَ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ‏.‏ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ، ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ، حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الزُّبَيْرُ وَاللَّهِ إِنِّي لأَحْسِبُ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ‏}‏‏.‏

Urve'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Zübeyr şöyle anlattı: Ensar'dan bir adam, Harre'deki hurmalıkları suladıkları su arkları konusunda Zübeyr ile Nebi'nin huzurunda çekişti. Ensarlı, "Suyu bırak, akıp geçsin" dedi; Zübeyr ise bunu kabul etmedi. Nebi Zübeyr'e, "Ey Zübeyr, önce sen sula; sonra suyu komşuna bırak" buyurdu. Ensarlı öfkelenerek, "Halanın oğlu olduğu için mi?" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resulü'nün yüzünün rengi değişti ve, "Ey Zübeyr, sula; sonra su duvarların dibine ulaşıncaya kadar onu tut" buyurdu. Zübeyr, "Vallahi, 'Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olmazlar' ayetinin bu olay hakkında indirildiğini düşünüyorum" dedi.

Sahih al Bukhari 2360

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ أَرْسِلْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ إِنَّهُ ابْنُ عَمَّتِكَ‏.‏ فَقَالَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ، ثُمَّ يَبْلُغُ الْمَاءُ الْجَدْرَ، ثُمَّ أَمْسِكْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الزُّبَيْرُ فَأَحْسِبُ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏َلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ‏}‏‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَبَّاسِ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ لَيْسَ أَحَدٌ يَذْكُرُ عُرْوَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، إِلاَّ اللَّيْثُ فَقَطْ‏.‏

Urve'den nakledildiğine göre Zübeyr, Ensar'dan bir adamla sulama konusunda çekişti. Nebi, "Ey Zübeyr, önce sen sula; sonra suyu bırak" buyurdu. Ensarlı, "Halanın oğlu olduğu için mi?" dedi. Bunun üzerine Nebi, "Ey Zübeyr, sula; ardından su duvarların dibine ulaşınca onu tut" buyurdu. Zübeyr, "Vallahi, 'Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olmazlar' ayetinin bu olay hakkında indirildiğini düşünüyorum" dedi.

Sahih al Bukhari 2361

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ فِي شِرَاجٍ مِنَ الْحَرَّةِ يَسْقِي بِهَا النَّخْلَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ ـ فَأَمَرَهُ بِالْمَعْرُوفِ ـ ثُمَّ أَرْسِلْ إِلَى جَارِكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ‏.‏ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اسْقِ ثُمَّ احْبِسْ حَتَّى يَرْجِعَ الْمَاءُ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏‏.‏ وَاسْتَوْعَى لَهُ حَقَّهُ‏.‏ فَقَالَ الزُّبَيْرُ وَاللَّهِ إِنَّ هَذِهِ الآيَةَ أُنْزِلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏َلاَ وَرَبِّكِ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ‏}‏‏.‏ قَالَ لِي ابْنُ شِهَابٍ فَقَدَّرَتِ الأَنْصَارُ وَالنَّاسُ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِ ثُمَّ احْبِسْ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ ذَلِكَ إِلَى الْكَعْبَيْنِ‏.‏

Urve İbn Zübeyr'den nakledildiğine göre Ensar'dan bir adam, Harre'deki hurmalıkları sulayan su arkları konusunda Zübeyr ile çekişti. Allah'ın Resulü, "Ey Zübeyr, önce sen sula; sonra suyu komşuna bırak" buyurarak ona örfe uygun davranmasını emretti. Ensarlı, "Halanın oğlu olduğu için mi?" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resulü'nün yüzünün rengi değişti ve, "Sula; sonra su duvarların dibine dönünceye kadar onu tut" buyurarak Zübeyr'in hakkını tam olarak verdi. Zübeyr, "Vallahi, 'Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olmazlar' ayeti bu olay hakkında indirildi" dedi. İbn Şihab, insanların bu ölçünün suyun ayak bileklerine ulaşması olduğunu belirlediklerini söyledi.

Sahih al Bukhari 2362

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا رَجُلٌ يَمْشِي فَاشْتَدَّ عَلَيْهِ الْعَطَشُ، فَنَزَلَ بِئْرًا فَشَرِبَ مِنْهَا، ثُمَّ خَرَجَ فَإِذَا هُوَ بِكَلْبٍ يَلْهَثُ، يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ، فَقَالَ لَقَدْ بَلَغَ هَذَا مِثْلُ الَّذِي بَلَغَ بِي فَمَلأَ خُفَّهُ ثُمَّ أَمْسَكَهُ بِفِيهِ، ثُمَّ رَقِيَ، فَسَقَى الْكَلْبَ فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ، فَغَفَرَ لَهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَإِنَّ لَنَا فِي الْبَهَائِمِ أَجْرًا قَالَ ‏"‏ فِي كُلِّ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَالرَّبِيعُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Bir adam yürürken çok susadı. Bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan ve toprağı yiyen bir köpek gördü. Adam, 'Bu köpek de benim çektiğim susuzluğun aynısını çekmiş' dedi. Ayakkabısını suyla doldurdu, onu ağzıyla tuttu, yukarı çıktı ve köpeğe su verdi. Allah onun bu davranışını kabul etti ve onu bağışladı." Sahabiler, "Ey Allah'ın Resulü, hayvanlar sebebiyle de bize ecir var mı?" diye sordular. O, "Her canlıya yapılan iyilikte ecir vardır" buyurdu.

Sahih al Bukhari 2363

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الْكُسُوفِ، فَقَالَ ‏ "‏ دَنَتْ مِنِّي النَّارُ حَتَّى قُلْتُ أَىْ رَبِّ، وَأَنَا مَعَهُمْ فَإِذَا امْرَأَةٌ ـ حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ ـ تَخْدِشُهَا هِرَّةٌ قَالَ مَا شَأْنُ هَذِهِ قَالُوا حَبَسَتْهَا حَتَّى مَاتَتْ جُوعًا ‏"‏‏.‏

Esma binti Ebu Bekir'den nakledildiğine göre Nebi güneş tutulması namazını kıldıktan sonra şöyle buyurdu: "Cehennem bana öylesine yaklaştırıldı ki, 'Ey Rabbim, ben de onlarla beraber miyim?' dedim. Bir de baktım ki bir kadını bir kedi tırmalıyordu. 'Bu kadının durumu nedir?' dedim. 'Kediyi açlıktan ölünceye kadar hapsetti' dediler."

Sahih al Bukhari 2364

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ عُذِّبَتِ امْرَأَةٌ فِي هِرَّةٍ حَبَسَتْهَا، حَتَّى مَاتَتْ جُوعًا، فَدَخَلَتْ فِيهَا النَّارَ ـ قَالَ فَقَالَ وَاللَّهُ أَعْلَمُ ـ لاَ أَنْتِ أَطْعَمْتِهَا وَلاَ سَقَيْتِهَا حِينَ حَبَسْتِيهَا، وَلاَ أَنْتِ أَرْسَلْتِيهَا فَأَكَلَتْ مِنْ خَشَاشِ الأَرْضِ ‏"‏‏.‏

Abdullah İbn Ömer'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Bir kadın, hapsettiği bir kedi açlıktan ölünceye kadar onu salmadığı için azap gördü ve bu yüzden cehenneme girdi. Allah en iyi bilendir. Ona, 'Onu hapsettiğinde ne yedirdin ne de su verdin; yeryüzündeki haşerelerden yemesi için onu serbest de bırakmadın' denildi."

Sahih al Bukhari 2365

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحٍ فَشَرِبَ وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ، هُوَ أَحْدَثُ الْقَوْمِ، وَالأَشْيَاخُ عَنْ يَسَارِهِ قَالَ ‏ "‏ يَا غُلاَمُ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ الأَشْيَاخَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ مَا كُنْتُ لأُوثِرَ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ‏.‏

Sehl bin Sa'd'dan nakledildiğine göre Allah'ın Resulü'ne bir bardak getirildi. Ondan içti. Sağında topluluğun en genç kişisi olan bir çocuk, solunda ise yaşlılar bulunuyordu. Allah'ın Resulü, "Ey çocuk! Bunu yaşlılara vermeme izin verir misin?" diye sordu. Çocuk, "Ey Allah'ın Resulü! Senden nasibim konusunda hiç kimseyi kendime tercih etmem" dedi. Bunun üzerine bardağı ona verdi.

Sahih al Bukhari 2366

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَذُودَنَّ رِجَالاً عَنْ حَوْضِي كَمَا تُذَادُ الْغَرِيبَةُ مِنَ الإِبِلِ عَنِ الْحَوْضِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki yabancı develerin havuzdan kovulduğu gibi birtakım adamları havuzumdan mutlaka kovacağım."

Sahih al Bukhari 2367

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، وَكَثِيرِ بْنِ كَثِيرٍ ـ يَزِيدُ أَحَدُهُمَا عَلَى الآخَرِ ـ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَرْحَمُ اللَّهُ أُمَّ إِسْمَاعِيلَ، لَوْ تَرَكَتْ زَمْزَمَ ـ أَوْ قَالَ لَوْ لَمْ تَغْرِفْ مِنَ الْمَاءِ ـ لَكَانَتْ عَيْنًا مَعِينًا، وَأَقْبَلَ جُرْهُمُ فَقَالُوا أَتَأْذَنِينَ أَنْ نَنْزِلَ عِنْدَكِ قَالَتْ نَعَمْ وَلاَ حَقَّ لَكُمْ فِي الْمَاءِ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Allah İsmail'in annesine merhamet etsin. Zemzem'i kendi hâline bıraksaydı veya sudan avuçlamasaydı Zemzem akan bir pınar olurdu. Cürhümlüler gelip, 'Yanına yerleşmemize izin verir misin?' dediler. O, 'Evet, fakat su üzerinde hiçbir hakkınız yoktur' dedi. Onlar da, 'Evet' dediler."

Sahih al Bukhari 2368

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ رَجُلٌ حَلَفَ عَلَى سِلْعَةٍ لَقَدْ أَعْطَى بِهَا أَكْثَرَ مِمَّا أَعْطَى وَهْوَ كَاذِبٌ، وَرَجُلٌ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ كَاذِبَةٍ بَعْدَ الْعَصْرِ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ رَجُلٍ مُسْلِمٍ، وَرَجُلٌ مَنَعَ فَضْلَ مَاءٍ، فَيَقُولُ اللَّهُ الْيَوْمَ أَمْنَعُكَ فَضْلِي، كَمَا مَنَعْتَ فَضْلَ مَا لَمْ تَعْمَلْ يَدَاكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ عَلِيٌّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ غَيْرَ مَرَّةٍ عَنْ عَمْرٍو سَمِعَ أَبَا صَالِحٍ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onlara bakmaz: Malına, kendisine verilenden daha fazlasının verildiğine dair yalan yere yemin eden kişi; ikindiden sonra bir Müslümanın malını ele geçirmek için yalan yere yemin eden kişi ve ihtiyaç fazlası suyu vermeyen kişi. Allah ona, 'Ellerinin yapmadığı suyun fazlasını esirgediğin gibi bugün ben de lütfumu senden esirgiyorum' der."

Sahih al Bukhari 2369

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ الصَّعْبَ بْنَ جَثَّامَةَ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ حِمَى إِلاَّ لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ بَلَغَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَمَى النَّقِيعَ، وَأَنَّ عُمَرَ حَمَى السَّرَفَ وَالرَّبَذَةَ‏.‏

İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Sa'b bin Cessame, Allah'ın Resulü'nün şöyle buyurduğunu bildirdi: "Allah ve Resulü dışında hiç kimsenin koruluk edinme hakkı yoktur." Ayrıca bize Nebi'nin Naki'yi, Ömer'in de Şeref ile Rebeze'yi koruluk yaptığı bilgisi ulaştı.

Sahih al Bukhari 2370

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْخَيْلُ لِرَجُلٍ أَجْرٌ، وَلِرَجُلٍ سِتْرٌ، وَعَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ، فَأَمَّا الَّذِي لَهُ أَجْرٌ فَرَجُلٌ رَبَطَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَأَطَالَ بِهَا فِي مَرْجٍ أَوْ رَوْضَةٍ، فَمَا أَصَابَتْ فِي طِيَلِهَا ذَلِكَ مِنَ الْمَرْجِ أَوِ الرَّوْضَةِ كَانَتْ لَهُ حَسَنَاتٍ، وَلَوْ أَنَّهُ انْقَطَعَ طِيَلُهَا فَاسْتَنَّتْ شَرَفًا أَوْ شَرَفَيْنِ كَانَتْ آثَارُهَا وَأَرْوَاثُهَا حَسَنَاتٍ لَهُ، وَلَوْ أَنَّهَا مَرَّتْ بِنَهَرٍ فَشَرِبَتْ مِنْهُ وَلَمْ يُرِدْ أَنْ يَسْقِيَ كَانَ ذَلِكَ حَسَنَاتٍ لَهُ، فَهِيَ لِذَلِكَ أَجْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا تَغَنِّيًا وَتَعَفُّفًا ثُمَّ لَمْ يَنْسَ حَقَّ اللَّهِ فِي رِقَابِهَا وَلاَ ظُهُورِهَا، فَهِيَ لِذَلِكَ سِتْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا فَخْرًا وَرِيَاءً وَنِوَاءً لأَهْلِ الإِسْلاَمِ، فَهِيَ عَلَى ذَلِكَ وِزْرٌ ‏"‏‏.‏ وَسُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحُمُرِ فَقَالَ ‏"‏ مَا أُنْزِلَ عَلَىَّ فِيهَا شَىْءٌ إِلاَّ هَذِهِ الآيَةُ الْجَامِعَةُ الْفَاذَّةُ ‏{‏َمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ‏}‏‏"‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "At, bir kimse için sevap, bir kimse için örtü, bir kimse için de günahtır. Atını Allah yolunda bağlayıp uzun ipini bir çayıra veya bahçeye salan kimseye, atın o çayırdan veya bahçeden yediği her şey sevap olur. İpi kopup bir veya iki tepeye koşsa izleri ve gübreleri de ona sevap olur. Sahibi sulamayı amaçlamadığı hâlde bir nehirden su içse bu da ona sevap olur. Böylece at onun için sevaptır. Atını insanlara muhtaç olmamak ve iffetini korumak için bağlayan, boynunda ve sırtında Allah'ın hakkını unutmayan kimse için at örtüdür. Atını övünmek, gösteriş yapmak ve Müslümanlara düşmanlık etmek için bağlayan kimse içinse günahtır." Allah'ın Resulü'ne eşekler sorulunca şöyle buyurdu: "Bana onlar hakkında şu kapsamlı ve eşsiz ayetten başka bir şey indirilmedi: 'Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca şer işlerse onu görür.' [Zilzal, 7-8]"

Sahih al Bukhari 2371

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى الْمُنْبَعِثِ عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنِ اللُّقَطَةِ، فَقَالَ ‏"‏ اعْرِفْ عِفَاصَهَا وَوِكَاءَهَا، ثُمَّ عَرِّفْهَا سَنَةً، فَإِنْ جَاءَ صَاحِبُهَا وَإِلاَّ فَشَأْنَكَ بِهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَضَالَّةُ الْغَنَمِ قَالَ ‏"‏ هِيَ لَكَ أَوْ لأَخِيكَ أَوْ لِلذِّئْبِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَضَالَّةُ الإِبِلِ قَالَ ‏"‏ مَالَكَ وَلَهَا مَعَهَا سِقَاؤُهَا وَحِذَاؤُهَا، تَرِدُ الْمَاءَ وَتَأْكُلُ الشَّجَرَ، حَتَّى يَلْقَاهَا رَبُّهَا ‏"‏‏.‏

Zeyd İbn Halid el-Cüheni şöyle anlattı: Bir adam Allah'ın Resulü'ne gelerek buluntu malı sordu. Allah'ın Resulü ona, "Kabını ve bağını tanı, sonra onu bir yıl ilan et. Sahibi gelirse ona ver; gelmezse onu kullanabilirsin" buyurdu. Adam, "Peki, kaybolmuş koyun?" diye sordu. "O ya senindir, ya kardeşinindir ya da kurdundur" buyurdu. Adam, "Peki, kaybolmuş deve?" diye sordu. "Ondan sana ne? Suluğu ve ayakkabısı yanındadır; sahibi ona kavuşuncaya kadar suya gider ve ağaçlardan yer" buyurdu.

Sahih al Bukhari 2372

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لأَنْ يَأْخُذَ أَحَدُكُمْ أَحْبُلاً، فَيَأْخُذَ حُزْمَةً مِنْ حَطَبٍ فَيَبِيعَ، فَيَكُفَّ اللَّهُ بِهِ وَجْهَهُ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ النَّاسَ أُعْطِيَ أَمْ مُنِعَ ‏"‏‏.‏

Zübeyr İbn Avvam'dan nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Sizden birinin iplerini alıp bir bağ odun toplaması, onu satması ve Allah'ın bununla yüzünü dilenmekten koruması; kendisine verseler de vermeseler de insanlardan istemesinden daha hayırlıdır."

Sahih al Bukhari 2373

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا فَيُعْطِيَهُ أَوْ يَمْنَعَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Sizden birinin sırtında bir bağ odun taşıması, kendisine versin veya vermesin birinden istemesinden daha hayırlıdır."

Sahih al Bukhari 2374

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنهم ـ أَنَّهُ قَالَ أَصَبْتُ شَارِفًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَغْنَمٍ يَوْمَ بَدْرٍ قَالَ وَأَعْطَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَارِفًا أُخْرَى، فَأَنَخْتُهُمَا يَوْمًا عِنْدَ باب رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ، وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ عَلَيْهِمَا إِذْخِرًا لأَبِيعَهُ، وَمَعِي صَائِغٌ مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ عَلَى وَلِيمَةِ فَاطِمَةَ، وَحَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَشْرَبُ فِي ذَلِكَ الْبَيْتِ مَعَهُ قَيْنَةٌ، فَقَالَتْ أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ‏.‏ فَثَارَ إِلَيْهِمَا حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ، فَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا، ثُمَّ أَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا‏.‏ قُلْتُ لاِبْنِ شِهَابٍ وَمِنَ السَّنَامِ قَالَ قَدْ جَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا فَذَهَبَ بِهَا‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ فَنَظَرْتُ إِلَى مَنْظَرٍ أَفْظَعَنِي فَأَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَخَرَجَ وَمَعَهُ زَيْدٌ، فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ، فَدَخَلَ عَلَى حَمْزَةَ فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ فَرَفَعَ حَمْزَةُ بَصَرَهُ وَقَالَ هَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لآبَائِي فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَهْقِرُ حَتَّى خَرَجَ عَنْهُمْ، وَذَلِكَ قَبْلَ تَحْرِيمِ الْخَمْرِ‏.‏

Ali İbn Ebu Talib şöyle anlattı: Bedir günü ganimetten bana yaşlı bir dişi deve düştü. Allah'ın Resulü bana bir tane daha verdi. Bir gün bu iki deveyi Ensar'dan bir adamın kapısında çöktürdüm. Üzerlerinde izhir otu taşıyıp satmak istiyordum. Yanımda Beni Kaynuka'dan bir kuyumcu vardı; kazancıyla Fatıma'nın düğün yemeğine yardım edecektim. Hamza İbn Abdülmuttalib o evde, yanında şarkıcı bir kadınla içki içiyordu. Kadın, Hamza'yı develere karşı kışkırtan bir beyit söyledi. Hamza kılıcıyla develerin hörgüçlerini kesti, böğürlerini yardı ve ciğerlerinden aldı. İbn Şihab'a, "Hörgüçlerinden de mi?" diye sordum. "Hörgüçlerini kesip götürdü" dedi. Ali şöyle devam etti: Beni dehşete düşüren bu manzarayı görünce, yanında Zeyd İbn Harise bulunan Allah'ın Nebisi'ne gittim ve olanları anlattım. Zeyd'le birlikte çıktı, ben de onlarla gittim. Hamza'nın yanına girip ona öfkelendi. Hamza başını kaldırarak, "Siz benim atalarımın kölelerinden başka nesiniz?" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resulü geri geri çekilerek yanlarından çıktı. Bu olay içki haram kılınmadan önceydi.

Sahih al Bukhari 2375

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْطِعَ مِنَ الْبَحْرَيْنِ، فَقَالَتِ الأَنْصَارُ حَتَّى تُقْطِعَ لإِخْوَانِنَا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ مِثْلَ الَّذِي تُقْطِعُ لَنَا قَالَ ‏ "‏ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ‏"‏‏.‏

Yahya İbn Said, "Enes'i şöyle söylerken işittim" dedi: Nebi, Bahreyn'in bir kısmını ensara ikta etmek istedi. Ensar, "Muhacir kardeşlerimize de bize verdiğinin benzerini vermedikçe kabul etmeyiz" dedi. Bunun üzerine Nebi, "Benden sonra başkalarının size tercih edildiğini göreceksiniz. Bana kavuşuncaya kadar sabredin" buyurdu.

Sahih al Bukhari 2376

وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ لِيُقْطِعَ لَهُمْ بِالْبَحْرَيْنِ، فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ فَعَلْتَ فَاكْتُبْ لإِخْوَانِنَا مِنْ قُرَيْشٍ بِمِثْلِهَا، فَلَمْ يَكُنْ ذَلِكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ‏"‏‏.‏

Enes'ten nakledildiğine göre Nebi, Bahreyn'den kendilerine ikta vermek üzere ensarı çağırdı. Ensar, "Ey Allah'ın Resulü! Bunu yapacaksan Kureyşli kardeşlerimize de aynısını yaz" dedi. Nebi'nin yanında buna yetecek kadar arazi yoktu. Bunun üzerine, "Benden sonra başkalarının size tercih edildiğini göreceksiniz. Bana kavuşuncaya kadar sabredin" buyurdu.

Sahih al Bukhari 2377

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ هِلاَلِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ حَقِّ الإِبِلِ أَنْ تُحْلَبَ عَلَى الْمَاءِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "Develerin haklarından biri de su başında sağılmalarıdır."

Sahih al Bukhari 2378

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ ابْتَاعَ نَخْلاً بَعْدَ أَنْ تُؤَبَّرَ فَثَمَرَتُهَا لِلْبَائِعِ، إِلاَّ أَنْ يَشْتَرِطَ الْمُبْتَاعُ، وَمَنِ ابْتَاعَ عَبْدًا وَلَهُ مَالٌ فَمَالُهُ لِلَّذِي بَاعَهُ إِلاَّ أَنْ يَشْتَرِطَ الْمُبْتَاعُ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنْ عُمَرَ فِي الْعَبْدِ‏.‏

Salim İbn Abdullah'ın naklettiğine göre babası şöyle dedi: Allah'ın Resulü'nü şöyle buyururken işittim: "Bir kimse aşılanmış hurma ağaçlarını satın alırsa, alıcı aksini şart koşmadıkça meyveleri satıcıya aittir. Bir kimse malı bulunan bir köleyi satın alırsa, alıcı aksini şart koşmadıkça kölenin malı satıcıya aittir."

Sahih al Bukhari 2379

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُبَاعَ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا‏.‏

İbn Ömer'in Zeyd İbn Sabit'ten naklettiğine göre Nebi, arâyânın tahmin edilen miktarı kadar kuru hurma karşılığında satılmasına izin verdi.

Sahih al Bukhari 2380

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُخَابَرَةِ، وَالْمُحَاقَلَةِ، وَعَنِ الْمُزَابَنَةِ، وَعَنْ بَيْعِ الثَّمَرِ حَتَّى يَبْدُوَ صَلاَحُهَا، وَأَنْ لاَ تُبَاعَ إِلاَّ بِالدِّينَارِ وَالدِّرْهَمِ، إِلاَّ الْعَرَايَا‏.‏

Cabir İbn Abdullah'tan nakledildiğine göre Nebi; muhâbera, muhâkale ve müzâbene yoluyla satışı, olgunluğu belirginleşmeden önce meyvenin satılmasını ve arâyâ hariç meyvenin dinar veya dirhem dışında bir karşılıkla satılmasını yasakladı.

Sahih al Bukhari 2381

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، مَوْلَى أَبِي أَحْمَدَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا مِنَ التَّمْرِ فِيمَا دُونَ خَمْسَةِ أَوْسُقٍ أَوْ فِي خَمْسَةِ أَوْسُقٍ، شَكَّ دَاوُدُ فِي ذَلِكَ‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi, beş veskten az veya beş vesk miktarındaki arâyânın tahmin edilen kuru hurma miktarı karşılığında satılmasına izin verdi. Ravi Davud, ifadenin hangisi olduğu konusunda şüphe etti.

Sahih al Bukhari 2382

حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، مَوْلَى بَنِي حَارِثَةَ أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، حَدَّثَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْمُزَابَنَةِ بَيْعِ الثَّمَرِ بِالتَّمْرِ، إِلاَّ أَصْحَابَ الْعَرَايَا فَإِنَّهُ أَذِنَ لَهُمْ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي بُشَيْرٌ مِثْلَهُ‏.‏

Rafi' İbn Hadic ve Sehl İbn Ebi Hasme'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü, müzâbeneyi, yani yaş hurmanın kuru hurma karşılığında satılmasını yasakladı; ancak arâyâ sahiplerine izin verdi. Ebu Abdullah şöyle dedi: İbn İshak da bu hadisi Buşeyr'den aynı şekilde nakletti.

Sahih al Bukhari 2383

حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، مَوْلَى بَنِي حَارِثَةَ أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، حَدَّثَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْمُزَابَنَةِ بَيْعِ الثَّمَرِ بِالتَّمْرِ، إِلاَّ أَصْحَابَ الْعَرَايَا فَإِنَّهُ أَذِنَ لَهُمْ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي بُشَيْرٌ مِثْلَهُ‏.‏

Rafi' İbn Hadic ve Sehl İbn Ebi Hasme'den nakledildiğine göre Allah'ın Resulü, müzâbeneyi, yani yaş hurmanın kuru hurma karşılığında satılmasını yasakladı; ancak arâyâ sahiplerine izin verdi. Ebu Abdullah şöyle dedi: İbn İshak da bu hadisi Buşeyr'den aynı şekilde nakletti.

Sahih al Bukhari 2384