HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Buhârî

97 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Kader

27 hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنْبَأَنِي سُلَيْمَانُ الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا، ثُمَّ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَبْعَثُ اللَّهُ مَلَكًا فَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعٍ بِرِزْقِهِ، وَأَجَلِهِ، وَشَقِيٌّ، أَوْ سَعِيدٌ، فَوَاللَّهِ إِنَّ أَحَدَكُمْ ـ أَوِ الرَّجُلَ ـ يَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا غَيْرُ بَاعٍ أَوْ ذِرَاعٍ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، فَيَدْخُلُهَا، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا غَيْرُ ذِرَاعٍ أَوْ ذِرَاعَيْنِ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ، فَيَدْخُلُهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ آدَمُ إِلاَّ ذِرَاعٌ‏.‏

Abdullah b. Mesud r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Doğru sözlü olan ve doğruluğu tasdik edilen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her biriniz annesinin karnında kırk gün boyunca bir araya getirilir. Daha sonra bunun gibi bir alaka olur. Daha sonra bunun gibi bir çiğnemlik et olur. Ardından Allah bir melek gönderir ve ona dört şey emredilir: O kişinin rızkı, eceli ve bedbaht mı yoksa mutlu mu olacağı. Allah'a yemin ederim ki sizden biri veya bir adam cehennem ehlinin amelini işler; cehennem ile arasında sadece bir kulaç veya bir arşın mesafe kalır. Bu sırada yazgı ona üstün gelir; o da cennet ehlinin amelini işler ve cennete girer. Bir adam da cennet ehlinin amelini işler; cennet ile arasında sadece bir veya iki arşın mesafe kalır. Bu sırada yazgı ona üstün gelir; o da cehennem ehlinin amelini işler ve cehenneme girer." Adem, "Sadece bir arşın" demiştir.

Sahih al Bukhari 6594

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَكَّلَ اللَّهُ بِالرَّحِمِ مَلَكًا فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ نُطْفَةٌ، أَىْ رَبِّ عَلَقَةٌ، أَىْ رَبِّ مُضْغَةٌ‏.‏ فَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَقْضِيَ خَلْقَهَا قَالَ أَىْ رَبِّ ذَكَرٌ أَمْ أُنْثَى أَشَقِيٌّ أَمْ سَعِيدٌ فَمَا الرِّزْقُ فَمَا الأَجَلُ فَيُكْتَبُ كَذَلِكَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah rahme bir melek görevlendirir. Melek, 'Ey Rabbim! Nutfe. Ey Rabbim! Alaka. Ey Rabbim! Bir çiğnemlik et' der. Allah onun yaratılışını tamamlamak istediğinde melek, 'Ey Rabbim! Erkek mi, dişi mi? Bedbaht mı, mutlu mu? Rızkı nedir? Eceli ne zamandır?' der. Bunlar henüz annesinin karnındayken bu şekilde yazılır."

Sahih al Bukhari 6595

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ الرِّشْكُ، قَالَ سَمِعْتُ مُطَرِّفَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، يُحَدِّثُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُعْرَفُ أَهْلُ الْجَنَّةِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَلِمَ يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ قَالَ ‏"‏كُلٌّ يَعْمَلُ لِمَا خُلِقَ لَهُ ـ أَوْ لِمَا يُسِّرَ لَهُ‏"‏ ‏.‏

İmran b. Husayn şöyle rivayet etmiştir: Bir adam "Ey Allah'ın Resulü, cennet ehlinin ve cehennem ehlinin kimler oldukları bilinebilir mi?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" diye cevap verdi. Bunun üzerine adam: "O halde neden amel ediliyor?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Herkes ne için yaratıldıysa onun için amel ediyor" ya da "Herkes kendisi için kolaylaştırılan şekilde amel ediyor" diye cevap verdi.

Sahih al Bukhari 6596

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَوْلاَدِ الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas r.a. şöyle rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e müşriklerin çocuklarının durumu soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onların amellerini daha iyi bilir" buyurdu.

Sahih al Bukhari 6597

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنِي عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَرَارِيِّ الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ ‏{‏اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏}‏

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e müşriklerin çocuklarının durumu soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onların amellerini daha iyi bilir" buyurdu.

Sahih al Bukhari 6598

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ، فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ، كَمَا تُنْتِجُونَ الْبَهِيمَةَ، هَلْ تَجِدُونَ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ حَتَّى تَكُونُوا أَنْتُمْ تَجْدَعُونَهَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَرَأَيْتَ مَنْ يَمُوتُ وَهْوَ صَغِيرٌ قَالَ ‏{‏اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ‏}‏

Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Herkes fıtrat üzere doğar. Ana babası onu Yahudi veya Hıristiyan yapar. Siz hiç yeni doğan bir hayvanın azalarının kesik olduğunu gördünüz mü? Onun azalarını siz kesiyorsunuz

Sahih al Bukhari 6599

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ، فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ، كَمَا تُنْتِجُونَ الْبَهِيمَةَ، هَلْ تَجِدُونَ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ حَتَّى تَكُونُوا أَنْتُمْ تَجْدَعُونَهَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَرَأَيْتَ مَنْ يَمُوتُ وَهْوَ صَغِيرٌ قَالَ ‏{‏اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ‏}‏

Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Herkes fıtrat üzere doğar. Ana babası onu Yahudi veya Hıristiyan yapar. Siz hiç yeni doğan bir hayvanın azalarının kesik olduğunu gördünüz mü? Onun azalarını siz kesiyorsunuz." Sahabiler, "Ey Allah'ın Resulü! Küçükken ölenler hakkında ne dersiniz?" diye sordular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah, onların ne yapacaklarını en iyi bilendir" buyurdu.

Sahih al Bukhari 6600

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَسْأَلِ الْمَرْأَةُ طَلاَقَ أُخْتِهَا لِتَسْتَفْرِغَ صَحْفَتَهَا، وَلْتَنْكِحْ، فَإِنَّ لَهَا مَا قُدِّرَ لَهَا ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kadın Müslüman hanım kardeşinin eşiyle evlenmek için boşanmasını istemesin. Kendisi evlensin. Çünkü onun için de takdir edilmiş olan vardır."

Sahih al Bukhari 6601

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَهُ رَسُولُ إِحْدَى بَنَاتِهِ وَعِنْدَهُ سَعْدٌ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَمُعَاذٌ أَنَّ ابْنَهَا يَجُودُ بِنَفْسِهِ‏.‏ فَبَعَثَ إِلَيْهَا ‏ "‏ لِلَّهِ مَا أَخَذَ، وَلِلَّهِ مَا أَعْطَى، كُلٌّ بِأَجَلٍ، فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ ‏"‏‏.‏

Usame'den şöyle rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydım. Kızlarından biri ona bir elçi göndererek oğlunun can çekiştiğini haber verdi. O esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Sa'd, Ubey b. Ka'b ve Muaz vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızına şöyle haber gönderdi: 'Alan da veren de Allah'tır. Herkesin bir eceli vardır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin.'"

Sahih al Bukhari 6602

حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَيْرِيزٍ الْجُمَحِيُّ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَيْنَمَا هُوَ جَالِسٌ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ رَجُلٌ مِنِ الأَنْصَارِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نُصِيبُ سَبْيًا وَنُحِبُّ الْمَالَ، كَيْفَ تَرَى فِي الْعَزْلِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَإِنَّكُمْ تَفْعَلُونَ ذَلِكَ، لاَ عَلَيْكُمْ أَنْ لاَ تَفْعَلُوا، فَإِنَّهُ لَيْسَتْ نَسَمَةٌ كَتَبَ اللَّهُ أَنْ تَخْرُجَ إِلاَّ هِيَ كَائِنَةٌ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhayriz el-Cumahi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında otururken Ensardan bir adam gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Bizim esirlerimiz var. Malı mülkü de severiz. Azil (doğum kontrolü) yapabilir miyiz?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Siz bunu yapıyor musunuz? Yapmanızda bir sakınca yoktur. Ancak Allah'ın dünyaya gelmesini takdir ettiği her canlı mutlaka dünyaya gelir."

Sahih al Bukhari 6603

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ مَسْعُودٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَقَدْ خَطَبَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خُطْبَةً، مَا تَرَكَ فِيهَا شَيْئًا إِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ إِلاَّ ذَكَرَهُ، عَلِمَهُ مَنْ عَلِمَهُ، وَجَهِلَهُ مَنْ جَهِلَهُ، إِنْ كُنْتُ لأَرَى الشَّىْءَ قَدْ نَسِيتُ، فَأَعْرِفُ مَا يَعْرِفُ الرَّجُلُ إِذَا غَابَ عَنْهُ فَرَآهُ فَعَرَفَهُ‏.‏

Huzeyfe r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bir hutbe okudu. Kıyamete kadar anlatmadığı hiçbir şey bırakmadı. Anlayan anladı, anlamayan anlamadı. Nasıl insan uzun süre görmediği birini daha sonra görür görmez tanıyabiliyorsa ben de o anlatılanlardan unuttuğum bazı şeyleri görüp hatırlıyorum.

Sahih al Bukhari 6604

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا جُلُوسًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ عُودٌ يَنْكُتُ فِي الأَرْضِ وَقَالَ ‏"‏ مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ قَدْ كُتِبَ مَقْعَدُهُ مِنَ النَّارِ أَوْ مِنَ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَلاَ نَتَّكِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لاَ اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ ‏"‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Ali r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Elinde bir sopa vardı, sopayı yere vurup iz çıkarıyordu. Sonra: "Aranızdan hiç kimse yoktur ki cennetlik ya da cehennemlik olacağı yazılmış olmasın" dedi. Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'ın elçisi, biz bu yazgıya dayanıp güvenmeyelim mi?" diye sordu. O da: "Hayır, siz amel edin. Zira bunların her biri kolaylaştırılır" dedi. Ardından da "Artık kim (infak edip) verir ve sakınırsa, o el-Hüsna'yı da doğrularsa; Biz de ona kolay olanı kolaylaştırırız. Amma kim cimrilik eder ve kendisini müstağni görür, o el-Hüsna'yı da yalanlarsa; Biz de ona en zor olanı (isyanı) kolaylaştırırız" (Leyl, 5-10) ayetlerini okudu.

Sahih al Bukhari 6605

حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ شَهِدْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ مِمَّنْ مَعَهُ يَدَّعِي الإِسْلاَمَ ‏"‏ هَذَا مِنْ أَهْلِ النَّارِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا حَضَرَ الْقِتَالُ قَاتَلَ الرَّجُلُ مِنْ أَشَدِّ الْقِتَالِ، وَكَثُرَتْ بِهِ الْجِرَاحُ فَأَثْبَتَتْهُ، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ الَّذِي تَحَدَّثْتَ أَنَّهُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ قَدْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِنْ أَشَدِّ الْقِتَالِ، فَكَثُرَتْ بِهِ الْجِرَاحُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا إِنَّهُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ ‏"‏‏.‏ فَكَادَ بَعْضُ الْمُسْلِمِينَ يَرْتَابُ فَبَيْنَمَا هُوَ عَلَى ذَلِكَ إِذْ وَجَدَ الرَّجُلُ أَلَمَ الْجِرَاحِ فَأَهْوَى بِيَدِهِ إِلَى كِنَانَتِهِ، فَانْتَزَعَ مِنْهَا سَهْمًا فَانْتَحَرَ بِهَا، فَاشْتَدَّ رِجَالٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ صَدَّقَ اللَّهُ حَدِيثَكَ، قَدِ انْتَحَرَ فُلاَنٌ فَقَتَلَ نَفْسَهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَأَذِّنْ، لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ مُؤْمِنٌ، وَإِنَّ اللَّهَ لَيُؤَيِّدُ هَذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الْفَاجِرِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'de bulunduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslüman olduğunu iddia eden bir adamın cehennem ehlinden olduğunu söyledi. Savaş başladığında bu adam büyük bir cesaret ve azimle savaştı, çokça yara aldı, bu yaralar onu mecalsiz bıraktı. Bu durum karşısında bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi, cehennemlik olduğunu söylediğin şu adamı gördün mü? Allah yolunda büyük bir azim ve cesaretle savaştı ve çokça yara aldı." Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu adamın cehennem ehlinden olduğunu tekrarladı. Neredeyse bazı Müslümanlar şüpheye kapılacaklardı. Bu esnada adam yaraların verdiği acıyı hissetmeye başladı, elini oklarının arasına daldırdı, oradan bir ok çıkardı ve o okla intihar etti. Bazı Müslümanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına koştular ve: "Ey Allah'ın elçisi, Allah senin sözünü doğruladı. Falanca adam intihar ederek kendini öldürdü" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Ey Bilal, kalk ve şunu ilan et: Cennete yalnızca müminler girebilir. Allah bu dini facir bir adamla da destekleyip kuvvetlendirir."

Sahih al Bukhari 6606

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَعْظَمِ الْمُسْلِمِينَ غَنَاءً عَنِ الْمُسْلِمِينَ فِي غَزْوَةٍ غَزَاهَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَظَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى الرَّجُلِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَلْيَنْظُرْ إِلَى هَذَا ‏"‏‏.‏ فَاتَّبَعَهُ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ، وَهْوَ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ مِنْ أَشَدِّ النَّاسِ عَلَى الْمُشْرِكِينَ، حَتَّى جُرِحَ فَاسْتَعْجَلَ الْمَوْتَ، فَجَعَلَ ذُبَابَةَ سَيْفِهِ بَيْنَ ثَدْيَيْهِ حَتَّى خَرَجَ مِنْ بَيْنِ كَتِفَيْهِ فَأَقْبَلَ الرَّجُلُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُسْرِعًا فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ وَمَا ذَاكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتَ لِفُلاَنٍ ‏"‏ مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَلْيَنْظُرْ إِلَيْهِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ مِنْ أَعْظَمِنَا غَنَاءً عَنِ الْمُسْلِمِينَ، فَعَرَفْتُ أَنَّهُ لاَ يَمُوتُ عَلَى ذَلِكَ فَلَمَّا جُرِحَ اسْتَعْجَلَ الْمَوْتَ فَقَتَلَ نَفْسَهُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ ‏"‏ إِنَّ الْعَبْدَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنَّهُ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَإِنَّهُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالْخَوَاتِيمِ ‏"‏‏.‏

Sehl b. Sa'd'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile katıldığı gazvelerden birinde diğer Müslümanlardan çok daha fazla azimle savaşan bir adam için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın" buyurmuştu. Bunun üzerine Müslümanlardan biri bu adamı izlemeye başladı. Adam müşriklere karşı büyük bir cesaretle savaşıyordu. Sonunda yaralandı ve hemen ölmek istedi. Kılıcının ucunu göğsüne dayadı, kılıç kürek kemiklerinin arasından çıktı. Onu izleyen kişi koşa koşa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve: "Senin Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ne oluyor?" diye sordu. Adam şöyle dedi: "Sen falanca hakkında 'Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın' buyurmuştun. Oysa o kimse hepimizden çok daha azimliydi. Ben onun bu hâliyle ölmeyeceğini anlamıştım. Yaralanınca ölmek için acele etti ve kendisini öldürdü." Bu durum karşısında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kul, cehennem ehlinin amelini işler ancak cennet ehlinden olur. Cennet ehlinin amelini işler ancak cehennem ehlinden olur. Ameller sonlarına göre değerlendirilir."

Sahih al Bukhari 6607

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّذْرِ قَالَ ‏ "‏ إِنَّهُ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا، وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adakta bulunmayı yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: "Adak hiçbir şeyi değiştirmez. Adak cimri insandan bir şeyler koparır."

Sahih al Bukhari 6608

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَأْتِي ابْنَ آدَمَ النَّذْرُ بِشَىْءٍ لَمْ يَكُنْ قَدْ قَدَّرْتُهُ، وَلَكِنْ يُلْقِيهِ الْقَدَرُ وَقَدْ قَدَّرْتُهُ لَهُ، أَسْتَخْرِجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kutsi bir hadiste şöyle buyurmuştur: "Adak insana hakkında takdir etmediğim bir şeyi getirmez. Ancak kader onun hakkında takdir ettiğimi getirir. İnsanın adakta bulunmasıyla ben cimriden bir şeyler koparmış olurum."

Sahih al Bukhari 6609

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَجَعَلْنَا لاَ نَصْعَدُ شَرَفًا، وَلاَ نَعْلُو شَرَفًا، وَلاَ نَهْبِطُ فِي وَادٍ، إِلاَّ رَفَعْنَا أَصْوَاتَنَا بِالتَّكْبِيرِ ـ قَالَ ـ فَدَنَا مِنَّا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا إِنَّمَا تَدْعُونَ سَمِيعًا بَصِيرًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ، أَلاَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَةً هِيَ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ، لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa r.a.'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber bir gazvede bulunmuştuk. Her tepeye çıkıp tırmanışımızda ve her vadiye inişimizde yüksek sesle tekbir getiriyorduk. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza yaklaştı ve: "Ey insanlar, yavaş olun. Siz sağır ya da kayıp birine dua etmiyorsunuz. Siz her şeyi işiten ve görene dua ediyorsunuz." buyurdu. Daha sonra Abdullah b. Kays'a dönerek şöyle dedi: "Sana cennetin hazinelerinden biri olan kelimeyi öğretmeyeyim mi? Bu kelime, 'La havle ve la kuvvete illa billah', yani 'Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur' kelimesidir."

Sahih al Bukhari 6610

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا اسْتُخْلِفَ خَلِيفَةٌ إِلاَّ لَهُ بِطَانَتَانِ بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْخَيْرِ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ، وَبِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالشَّرِّ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ، وَالْمَعْصُومُ مَنْ عَصَمَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle nakletmiştir: "Her halifenin iki sırdaşı olur: Biri ona iyiliği emreder ve buna teşvik eder. Diğeri ise kötülüğü emreder ve buna teşvik eder. Ancak Allah'ın koruduğu kimse korunur."

Sahih al Bukhari 6611

حَدَّثَنِي مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَا، أَدْرَكَ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ، فَزِنَا الْعَيْنِ النَّظَرُ، وَزِنَا اللِّسَانِ الْمَنْطِقُ، وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهِي، وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ، وَيُكَذِّبُهُ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ شَبَابَةُ حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Ebu Hureyre'nin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği şu sözde anlatılan kadar küçük günaha benzeyen bir şey görmedim: Allah her insana zinadan payını yazmıştır. Herkes kaçınılmaz olarak bu paydan alır: Gözün zinası bakmaktır. Dilin zinası konuşmaktır. Nefis arzular ve ister, cinsel organ bu isteği doğrular veya yalanlar.

Sahih al Bukhari 6612

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِلنَّاسِ‏}‏ قَالَ هِيَ رُؤْيَا عَيْنٍ أُرِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ إِلَى بَيْتِ الْمَقْدِسِ‏.‏ قَالَ ‏{‏وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْآنِ‏}‏ قَالَ هِيَ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ‏.‏

İbn Abbas, "Sana gösterdiğimiz o rüyayı Biz ancak insanlara bir fitne (imtihan) kıldık" ayeti için şöyle demiştir: Bu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Beyt-i Makdis'e götürüldüğü gece gözle gösterilen bir rüya idi. "Kur'an'da lanet edilen ağaç" ise zakkum ağacıdır.

Sahih al Bukhari 6613

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنْ عَمْرٍو عَنْ طَاوُسٍ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى، فَقَالَ لَهُ مُوسَى يَا آدَمُ أَنْتَ أَبُونَا خَيَّبْتَنَا وَأَخْرَجْتَنَا مِنَ الْجَنَّةِ‏.‏ قَالَ لَهُ آدَمُ يَا مُوسَى اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِكَلاَمِهِ، وَخَطَّ لَكَ بِيَدِهِ، أَتَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قَدَّرَ اللَّهُ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَنِي بِأَرْبَعِينَ سَنَةً‏.‏ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى، فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى ‏"‏ ثَلاَثًا‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ‏.‏

Ebu Hureyre r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle rivayet etmiştir: Adem ile Musa münazara ettiler. Musa, Adem'e şöyle dedi: "Ey Adem! Sen bizim atamızsın. Bizi zarara uğrattın ve cennetten çıkardın." Adem de ona şöyle dedi: "Ey Musa! Allah seni kelamıyla seçti ve eliyle senin için yazdı. Allah'ın beni yaratmadan kırk sene önce hakkımda takdir ettiği bir şeyden dolayı beni kınıyor musun?" Böylece Adem Musa'ya galip geldi. Böylece Adem Musa'ya galip geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu üç kere tekrarladı.

Sahih al Bukhari 6614

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ أَبِي لُبَابَةَ، عَنْ وَرَّادٍ، مَوْلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ قَالَ كَتَبَ مُعَاوِيَةُ إِلَى الْمُغِيرَةِ اكْتُبْ إِلَىَّ مَا سَمِعْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ خَلْفَ الصَّلاَةِ‏.‏ فَأَمْلَى عَلَىَّ الْمُغِيرَةُ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ خَلْفَ الصَّلاَةِ ‏ "‏ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، اللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي عَبْدَةُ أَنَّ وَرَّادًا أَخْبَرَهُ بِهَذَا‏.‏ ثُمَّ وَفَدْتُ بَعْدُ إِلَى مُعَاوِيَةَ فَسَمِعْتُهُ يَأْمُرُ النَّاسَ بِذَلِكَ الْقَوْلِ‏.‏

Muğire b. Şu'be'nin azatlı kölesi Verrad şöyle rivayet etmiştir: Muaviye, Muğire'ye bir mektup yazarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazın akabinde söylediği sözleri kendisine yazmasını istedi. Muğire de bana yazdırarak şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazın akabinde şöyle dediğini işittim: "Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Allah'ım, senin verdiğine mani olacak hiç kimse yoktur. Senin mani olduğuna verebilecek kimse de yoktur. Hiçbir servet sahibine serveti sana karşı fayda vermez." İbn Cüreyc şöyle demiştir: Abde bana, Verrad'ın bu hadisi kendisine haber verdiğini bildirdi. Daha sonra Muaviye'nin yanına gittim ve onun insanlara bu sözleri söylemelerini emrettiğini işittim.

Sahih al Bukhari 6615

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ جَهْدِ الْبَلاَءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Belanın zorluğundan, bedbahtlığa erişmekten, kötü kazadan ve düşmanların sevinmesinden Allah'a sığının."

Sahih al Bukhari 6616

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَثِيرًا مِمَّا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَحْلِفُ ‏(‏لاَ وَمُقَلِّبِ الْقُلُوبِ‏)‏‏.‏

Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkça "Hayır, kalpleri çevirene yemin ederim" derdi.

Sahih al Bukhari 6617

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، وَبِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاِبْنِ صَيَّادٍ ‏"‏ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ‏"‏‏.‏ قَالَ الدُّخُّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اخْسَأْ فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ عُمَرُ ائْذَنْ لِي فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ دَعْهُ، إِنْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ تُطِيقُهُ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Sayyad'a: "Sana bir şey sakladım" demiş, İbn Sayyad da (duman demek istedi ama) "du, du" demekten daha fazlasını söyleyemedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Zelil ol, kehanetten öteye gidemezsin" buyurdu. Hz. Ömer: "İzin ver, boynunu vurayım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Bırak, eğer o (Deccal) ise sen ona bir şey yapamazsın. (Deccal) değilse öldürülmesinde senin için bir hayır yoktur" buyurdu.

Sahih al Bukhari 6618

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي الْفُرَاتِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الطَّاعُونِ فَقَالَ ‏ "‏ كَانَ عَذَابًا يَبْعَثُهُ اللَّهُ عَلَى مَنْ يَشَاءُ، فَجَعَلَهُ اللَّهُ رَحْمَةً لِلْمُؤْمِنِينَ، مَا مِنْ عَبْدٍ يَكُونُ فِي بَلَدٍ يَكُونُ فِيهِ، وَيَمْكُثُ فِيهِ، لاَ يَخْرُجُ مِنَ الْبَلَدِ، صَابِرًا مُحْتَسِبًا، يَعْلَمُ أَنَّهُ لاَ يُصِيبُهُ إِلاَّ مَا كَتَبَ اللَّهُ لَهُ، إِلاَّ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِ شَهِيدٍ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e veba hakkında soru sorduğunu, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine şöyle cevap verdiğini nakletmiştir: "Veba, Allah'ın dilediği kimseye gönderdiği bir azaptı. Ancak Allah bu hastalığı müminler için rahmet kılmıştır. İçinde veba salgını bulunan bir beldede olan hiçbir kul yoktur ki sabrederek, ecrini Allah'tan bekleyerek ve başına ancak Allah'ın kendisi için yazdığı şeyin geleceğini bilerek orada kalıp beldeden çıkmasın da kendisine şehit sevabı gibi bir sevap verilmesin."

Sahih al Bukhari 6619

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ ـ هُوَ ابْنُ حَازِمٍ ـ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْخَنْدَقِ يَنْقُلُ مَعَنَا التُّرَابَ وَهْوَ يَقُولُ ‏ "‏ وَاللَّهِ لَوْلاَ اللَّهُ مَا اهْتَدَيْنَا، وَلاَ صُمْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا، فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا، وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا، وَالْمُشْرِكُونَ قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا، إِذَا أَرَادُوا فِتْنَةً أَبَيْنَا‏"‏‏.‏

Bera' b. A'zib şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hendek Savaşı'nda bizimle beraber toprak taşırken gördüm. Şu beyitleri söylüyordu: "Allah'a yemin olsun ki Allah olmasaydı biz doğru yolu bulamaz, oruç tutamaz ve namaz kılamazdık. Üzerimize sekînet indir ve düşmanla karşılaştığımızda ayaklarımızı sabit kıl. Müşrikler bize karşı taşkınlık ettiler. Onlar fitne çıkarmak istediklerinde biz karşı koyduk."

Sahih al Bukhari 6620