حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ لَمْ يَكُنْ يَحْنَثُ فِي يَمِينٍ قَطُّ، حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ كَفَّارَةَ الْيَمِينِ وَقَالَ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتُ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي.
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, Allah yemin kefareti hakkında ayet indirene değin, Ebu Bekir r.a. asla yemininden dönmezdi. Bu ayet inince şöyle dedi: "Bir konuda yemin eder ancak başkasının daha hayırlı olduğunu görürsem o zaman hayırlı olanı yapar ve yeminimin kefaretini veririm."
Sahih al Bukhari 6621
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، مُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ سَمُرَةَ لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ، فَإِنَّكَ إِنْ أُوتِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا، وَإِنْ أُوتِيتَهَا مِنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا، وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، فَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ، وَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ ".
Abdurrahman İbn Semure Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ey Abdurrahman İbn Semure, idareciliği isteme. Eğer sen isteyerek idareciliğe getirilirsen yalnız kalırsın. Ancak istemediğin halde bu iş sana verilirse o zaman sana yardım edilir. Bir konuda yemin edersen ve yemin ettiğin dışında bir şeyin daha hayırlı olduğunu görürsen yemin kefaretini ver ve hayırlı olanı yap."
Sahih al Bukhari 6622
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ ". قَالَ ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ نَلْبَثَ، ثُمَّ أُتِيَ بِثَلاَثِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى فَحَمَلَنَا عَلَيْهَا فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قُلْنَا أَوْ قَالَ بَعْضُنَا وَاللَّهِ لاَ يُبَارَكُ لَنَا، أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلَنَا، فَارْجِعُوا بِنَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنُذَكِّرُهُ، فَأَتَيْنَاهُ فَقَالَ " مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ، بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ، وَإِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ ". أَوْ " أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي ".
Ebu Bürde, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: Eş'ari kabilesinden bir grubun arasında, kendisinden binek istemek üzere, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'a yemin ederim ki, size binek vermeyeceğim. Zaten verecek bineğim de yok" buyurdu. Biz, Allah'ın dilediği kadar bir müddet bekledik. Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e üç grup beyaz alınlı deve getirildi. Biz de bunlara bindik. Ancak aramızdan bazıları: "Vallahi, bunlar bize bereket getirmeyecek. Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den binek istemeye gittiğimizde o, bize binek vermeyeceğine dair yemin etmişti. Ama daha sonra bizi bu hayvanlara binmemiz için bunları bize verdi. Gelin, hep beraber Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönelim, bu durumu ona hatırlatalım" dediler. Biz de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük. O bize şöyle dedi: "Size bu binekleri ben vermedim, Allah verdi. Ben Allah'a yemin ederim ki bir hususta yemin eder ancak başka bir şeyin daha hayırlı olduğunu görürsem o zaman yeminimin kefaretini vererek hayırlı olanı işlerim. Ya da hayırlı olanı işler ve yeminimin kefaretini veririm."
Sahih al Bukhari 6623
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نَحْنُ الآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Biz (dünyada kendilerine kitap verilen ümmetlerin) sonuncusuyuz, kıyamet gününde ise (cennete girenlerin) ilki biz olacağız."
Sahih al Bukhari 6624
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَاللَّهِ لأَنْ يَلِجَّ أَحَدُكُمْ بِيَمِينِهِ فِي أَهْلِهِ آثَمُ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ أَنْ يُعْطِيَ كَفَّارَتَهُ الَّتِي افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْهِ ".
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Vallahi, Allah'ın gerekli gördüğü kefareti vermek yerine sizden birinin ailesi hakkındaki yemininde ısrar etmesi, Allah katında onun için daha büyük günahtır."
Sahih al Bukhari 6625
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اسْتَلَجَّ فِي أَهْلِهِ بِيَمِينٍ فَهْوَ أَعْظَمُ إِثْمًا، لِيَبَرَّ ". يَعْنِي الْكَفَّارَةَ.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ailesi hakkındaki yemininde ısrar eden kimse daha büyük bir günah işlemiş olur. Yeminini bozup kefaret versin."
Sahih al Bukhari 6626
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِمْرَتِهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمْرَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ، فِي إِمْرَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Usame İbn Zeyd komutanlığında bir seriye gönderdi. Ancak bazı kimseler Usame'nin komutanlığı hakkında ileri geri konuşmaya başladılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: "Usame'nin komutanlığı hakkında ileri geri konuşuyorsunuz. Daha önce babasının komutanlığı hakkında da ileri geri konuşmuştunuz. Allah'a yemin ederim ki, babası Zeyd komutanlığa layıktı ve o benim en çok sevdiğim kişilerden biriydi. Usame de Zeyd'den sonra benim en çok sevdiğim kimselerden biridir."
Sahih al Bukhari 6627
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَتْ يَمِينُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَمُقَلِّبِ الْقُلُوبِ ".
İbn Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Hayır, kalpleri çevirene yemin ederim" diye yemin ettiğini nakletmiştir.
Sahih al Bukhari 6628
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا هَلَكَ قَيْصَرُ فَلاَ قَيْصَرَ بَعْدَهُ، وَإِذَا هَلَكَ كِسْرَى فَلاَ كِسْرَى بَعْدَهُ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتُنْفَقَنَّ كُنُوزُهُمَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
Cabir İbn Semure'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Kayser helak olduktan sonra başka Kayser yoktur, Kisra helak olduktan sonra da başka Kisra yoktur. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, onların hazineleri Allah yolunda infak edilecektir."
Sahih al Bukhari 6629
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا هَلَكَ كِسْرَى فَلاَ كِسْرَى بَعْدَهُ، وَإِذَا هَلَكَ قَيْصَرُ فَلاَ قَيْصَرَ بَعْدَهُ، وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَتُنْفَقَنَّ كُنُوزُهُمَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Kayser helak olduktan sonra başka kayser yoktur, kisra helak olduktan sonra da başka kisra yoktur. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, onların hazineleri Allah yolunda infak edilecektir."
Sahih al Bukhari 6630
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا، وَلَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً ".
Aişe r.anha Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Ey Muhammed ümmeti, Allah'a yemin ederim ki, benim bildiklerimi bilseniz çok ağlar, az gülerdiniz."
Sahih al Bukhari 6631
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَقِيلٍ، زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ أَنَّهُ سَمِعَ جَدَّهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ هِشَامٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لأَنْتَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ إِلاَّ مِنْ نَفْسِي. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْكَ مِنْ نَفْسِكَ ". فَقَالَ لَهُ عُمَرُ فَإِنَّهُ الآنَ وَاللَّهِ لأَنْتَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ نَفْسِي. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " الآنَ يَا عُمَرُ ".
Abdullah İbn Hişam şöyle rivayet etmiştir: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydık. O, Ömer İbn el-Hattab'ın elini tutuyordu. Ömer r.a. ona şöyle dedi: "Ey Allah'ın resulü, kendim hariç, seni her şeyden daha çok seviyorum." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hayır, nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, beni kendinden de daha çok sevmelisin," buyurdu. Ömer r.a.: "Evet, Allah'a yemin ederim ki, şimdi seni kendimden de daha çok seviyorum," dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şimdi oldu, ey Ömer," dedi.
Sahih al Bukhari 6632
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. وَقَالَ الآخَرُ وَهْوَ أَفْقَهُهُمَا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ، وَائْذَنْ لِي أَنْ أَتَكَلَّمَ. قَالَ " تَكَلَّمْ ". قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا ـ قَالَ مَالِكٌ وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ ـ زَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَجَارِيَةٍ لِي، ثُمَّ إِنِّي سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ مَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَتِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا غَنَمُكَ وَجَارِيَتُكَ فَرَدٌّ عَلَيْكَ ". وَجَلَدَ ابْنَهُ مِائَةً وَغَرَّبَهُ عَامًا، وَأُمِرَ أُنَيْسٌ الأَسْلَمِيُّ أَنْ يَأْتِيَ امْرَأَةَ الآخَرِ، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ رَجَمَهَا، فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid iki adamın birbirinden davacı olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiklerini rivayet ettiler. Adamlardan biri: "Aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet’’ dedi. Diğeri -daha zeki biriydi-: "Evet, ey Allah'ın elçisi, aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet, izin ver de konuşayırTI» dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Konuş» dedi. Adam şöyle dedi: "Benim oğlum bu adamın yanında işçi olarak çalışıyordu. Adamın hanımı ile zina etti. Oğluma recm cezası verileceğini söylediler. Ben de recm cezasına karşılık yüz koyun ve bir cariye ile fidye ödedim. Daha sonra ilim adamlarına sordum. Onlar da oğlumun cezasının yüz sopa ve bir yıl sürgün edilmek olduğunu, ancak bu adamın hanımının cezasının recm olduğunu söylediler.» Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, aranızda Allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. Koyunların ve cariyen senindir, sana geri verilecektir" buyurdu. Adamın oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası verdi. Üneys el-Eslemi'ye, bahsi geçen kadına gitmesini, suçunu itiraf ederse, kadını recmetmesini emretti. Kadın suçunu itiraf etti, Uneys de onu recmetti
Sahih al Bukhari 6633
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. وَقَالَ الآخَرُ وَهْوَ أَفْقَهُهُمَا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ، وَائْذَنْ لِي أَنْ أَتَكَلَّمَ. قَالَ " تَكَلَّمْ ". قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا ـ قَالَ مَالِكٌ وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ ـ زَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَجَارِيَةٍ لِي، ثُمَّ إِنِّي سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ مَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَتِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا غَنَمُكَ وَجَارِيَتُكَ فَرَدٌّ عَلَيْكَ ". وَجَلَدَ ابْنَهُ مِائَةً وَغَرَّبَهُ عَامًا، وَأُمِرَ أُنَيْسٌ الأَسْلَمِيُّ أَنْ يَأْتِيَ امْرَأَةَ الآخَرِ، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ رَجَمَهَا، فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid iki adamın birbirinden davacı olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiklerini rivayet ettiler. Adamlardan biri: "Aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet" dedi. Diğeri, daha zeki biriydi: "Evet, ey Allah'ın elçisi, aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet, izin ver de konuşayım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Konuş" dedi. Adam şöyle dedi: "Benim oğlum bu adamın yanında işçi olarak çalışıyordu. Adamın hanımı ile zina etti. Oğluma recm cezası verileceğini söylediler. Ben de recm cezasına karşılık yüz koyun ve bir cariye ile fidye ödedim. Daha sonra ilim adamlarına sordum. Onlar da oğlumun cezasının yüz sopa ve bir yıl sürgün edilmek olduğunu, ancak bu adamın hanımının cezasının recm olduğunu söylediler." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, aranızda Allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. Koyunların ve cariyen sana geri verilecektir" buyurdu. Adamın oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası verdi. Üneys el-Eslemi'ye, bahsi geçen kadına gitmesini, suçunu itiraf ederse kadını recmetmesini emretti. Kadın suçunu itiraf etti, Üneys de onu recmetti.
Sahih al Bukhari 6634
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَهْبٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي يَعْقُوبَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَرَأَيْتُمْ إِنْ كَانَ أَسْلَمُ وَغِفَارُ وَمُزَيْنَةُ وَجُهَيْنَةُ خَيْرًا مِنْ تَمِيمٍ وَعَامِرِ بْنِ صَعْصَعَةَ وَغَطَفَانَ وَأَسَدٍ، خَابُوا وَخَسِرُوا ". قَالُوا نَعَمْ. فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهُمْ خَيْرٌ مِنْهُمْ ".
Abdurrahman İbn Ebi Bekre, babasından naklen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Ne dersiniz, Eslem, Ğifar, Müzeyne ve Cüheyne kabileleri, zarar ve ziyanda olan Temim, Amir İbn Sa'sa'a, Gatafan ve Esed'den daha hayırlı değil midir?" Ashap Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Evet" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nefsimi elinde tutana yemin ederim ki onlar bunlardan daha hayırlıdır" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6635
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ عَامِلاً فَجَاءَهُ الْعَامِلُ حِينَ فَرَغَ مِنْ عَمَلِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا لَكُمْ، وَهَذَا أُهْدِيَ لِي. فَقَالَ لَهُ " أَفَلاَ قَعَدْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ فَنَظَرْتَ أَيُهْدَى لَكَ أَمْ لاَ ". ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّةً بَعْدَ الصَّلاَةِ فَتَشَهَّدَ وَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ، فَمَا بَالُ الْعَامِلِ نَسْتَعْمِلُهُ، فَيَأْتِينَا فَيَقُولُ هَذَا مِنْ عَمَلِكُمْ، وَهَذَا أُهْدِيَ لِي. أَفَلاَ قَعَدَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَنَظَرَ هَلْ يُهْدَى لَهُ أَمْ لاَ، فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لاَ يَغُلُّ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا، إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى عُنُقِهِ، إِنْ كَانَ بَعِيرًا جَاءَ بِهِ لَهُ رُغَاءٌ، وَإِنْ كَانَتْ بَقَرَةً جَاءَ بِهَا لَهَا خُوَارٌ، وَإِنْ كَانَتْ شَاةً جَاءَ بِهَا تَيْعَرُ، فَقَدْ بَلَّغْتُ ". فَقَالَ أَبُو حُمَيْدٍ ثُمَّ رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ حَتَّى إِنَّا لَنَنْظُرُ إِلَى عُفْرَةِ إِبْطَيْهِ. قَالَ أَبُو حُمَيْدٍ وَقَدْ سَمِعَ ذَلِكَ مَعِي زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلُوهُ.
Ebu Humeyd es-Saidi şöyle nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir zekât memuru çalıştırmıştı. Memur, görevden dönünce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: "Ey Allah'ın elçisi, bunlar sizindir, bunlar da bana hediye olarak verildi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama şöyle dedi: "Ananın babanın evinde oturup bekleseydin bunlar sana yine hediye edilir miydi, edilmez miydi?" Daha sonra namazın ardından kalkıp kelime-i şehadet getirdi, Allah'ı layıkıyla övdü ve şöyle dedi: "Şimdi, bizim görevlendirdiğimiz memura ne oluyor da gelip, 'Bu, sizin toplamam için beni görevlendirdiğiniz maldır; bu da bana hediye olarak verilmiştir' diyebiliyor? Anasının babasının evinde oturup da kendisine hediye verilip verilmeyeceğine baksaydı ya! Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki ümmetin malından bir şeyi haksız yere alan kimse, kıyamet gününde bunu boynunda taşıyarak gelir. Bu mal bir deve ise böğürerek gelir. Bir sığır ise böğürerek gelir. Bir koyun ise meleyerek gelir. Ben size tebliğ ettim." Ebu Humeyd şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra ellerini kaldırdı. Biz koltuk altlarının beyazlığını görebiliyorduk. Bu hadisi benimle beraber Zeyd İbn Sabit de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlemiştir. Ona da sorun.
Sahih al Bukhari 6636
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ ـ هُوَ ابْنُ يُوسُفَ ـ عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا، وَلَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً ".
Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmiştir: Ebu'l-Kasım dedi ki: "Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, siz benim bildiklerimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz."
Sahih al Bukhari 6637
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْمَعْرُورِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَيْهِ وَهُوَ يَقُولُ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ " هُمُ الأَخْسَرُونَ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ، هُمُ الأَخْسَرُونَ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ " قُلْتُ مَا شَأْنِي أَيُرَى فِيَّ شَىْءٌ مَا شَأْنِي فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ وَهْوَ يَقُولُ، فَمَا اسْتَطَعْتُ أَنْ أَسْكُتَ، وَتَغَشَّانِي مَا شَاءَ اللَّهُ، فَقُلْتُ مَنْ هُمْ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الأَكْثَرُونَ أَمْوَالاً، إِلاَّ مَنْ قَالَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ".
Ebu Zer şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kâbe'nin gölgesinde şöyle derken ben onun yanına vardım: "Kâbe'nin Rabbine yemin ederim ki, onlar en çok ziyan edenlerdir. Kâbe'nin Rabbine yemin ederim ki, onlar en çok ziyan edenlerdir." Ben kendi kendime dedim ki: "Ben ne yaptım? Bende bir kusur mu görüldü? Ben ne yaptım?" Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturdum, kendimi tutamadım, susamayıp sordum: "Annem babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi, onlar kimlerdir?" Şöyle cevap verdi: "Malı çok olanlar, ancak şunu, şunu ve şunu söyleyenler hariç."
Sahih al Bukhari 6638
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَالَ سُلَيْمَانُ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً، كُلُّهُنَّ تَأْتِي بِفَارِسٍ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَلَمْ يَقُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَطَافَ عَلَيْهِنَّ جَمِيعًا، فَلَمْ تَحْمِلْ مِنْهُنَّ إِلاَّ امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ، جَاءَتْ بِشِقِّ رَجُلٍ، وَايْمُ الَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. لَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُرْسَانًا أَجْمَعُونَ ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Süleyman aleyhisselam bir gecede doksan kadınla birlikte olmaya ve kadınlardan her birinin birer atlı mücahit dünyaya getirmesine yemin etti. Arkadaşı Süleyman aleyhisselama, inşallah, yani Allah dilerse, demesini öğütledi ancak Süleyman bunu söylemedi. Süleyman bu kadınların hepsini dolaştı. Ancak biri hariç hiçbir kadın gebe kalmadı. Gebe kalan da yarım bir insan doğurdu. Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, inşallah deseydi, onların hepsi atlılar olarak Allah yolunda cihat ederlerdi."
Sahih al Bukhari 6639
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أُهْدِيَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَرَقَةٌ مِنْ حَرِيرٍ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَتَدَاوَلُونَهَا بَيْنَهُمْ، وَيَعْجَبُونَ مِنْ حُسْنِهَا وَلِينِهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَعْجَبُونَ مِنْهَا ". قَالُوا نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَمَنَادِيلُ سَعْدٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنْهَا ". لَمْ يَقُلْ شُعْبَةُ وَإِسْرَائِيلُ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ ".
Bera' İbn Azib şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipek bir kumaş parçası hediye edildi. Herkes bu kumaşın güzelliği ve yumuşaklığını o kadar beğendi ki elden ele dolaştırmaya başladı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Çok mu beğendiniz?" diye sordu. "Evet, ey Allah'ın elçisi" dediler. Şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki Sa'd'ın cennetteki mendilleri bundan daha güzeldir."
Sahih al Bukhari 6640
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ إِنَّ هِنْدَ بِنْتَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا كَانَ مِمَّا عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَهْلُ أَخْبَاءٍ ـ أَوْ خِبَاءٍ ـ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ يَذِلُّوا مِنْ أَهْلِ أَخْبَائِكَ ـ أَوْ خِبَائِكَ، شَكَّ يَحْيَى ـ ثُمَّ مَا أَصْبَحَ الْيَوْمَ أَهْلُ أَخْبَاءٍ ـ أَوْ خِبَاءٍ ـ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ يَعِزُّوا مِنْ أَهْلِ أَخْبَائِكَ أَوْ خِبَائِكَ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَأَيْضًا وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ ". قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ مِسِّيكٌ، فَهَلْ عَلَىَّ حَرَجٌ أَنْ أُطْعِمَ مِنَ الَّذِي لَهُ قَالَ " لاَ إِلاَّ بِالْمَعْرُوفِ ".
Aişe r.anha şöyle demiştir: Utbe İbn Rebia'nın kızı Hind, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi, bir zamanlar senin hane halkın kadar yeryüzünde zelil olmasını istediğim hiçbir hane yoktu. Oysa şimdi senin hane halkın kadar aziz olmasını istediğim hiçbir hane yoktur." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki daha da öyle olacaktır." Hind: "Ey Allah'ın elçisi, Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Onun malından yedirmemde bir mahzur var mıdır?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Makul ölçüde olması dışında hayır" dedi.
Sahih al Bukhari 6641
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُضِيفٌ ظَهْرَهُ إِلَى قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ يَمَانٍ إِذْ قَالَ لأَصْحَابِهِ " أَتَرْضَوْنَ أَنْ تَكُونُوا رُبُعَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ". قَالُوا بَلَى. قَالَ " أَفَلَمْ تَرْضَوْا أَنْ تَكُونُوا ثُلُثَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ". قَالُوا بَلَى. قَالَ " فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا نِصْفَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ".
Abdullah İbn Mesud r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sırtını Yemen işi deriden yapılmış bir çadıra yaslamıştı. Ashabına şöyle dedi: "Cennet ehlinin dörtte biri olmayı ister misiniz?" Onlar da: "Evet" dediler. "Peki, üçte biri olmayı ister misiniz?" dedi. Onlar yine: "Evet" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki ben sizin cennet ehlinin yarısı olmanızı ümit ediyorum."
Sahih al Bukhari 6642
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَمِعَ رَجُلاً، يَقْرَأُ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} يُرَدِّدُهَا، فَلَمَّا أَصْبَحَ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ، وَكَأَنَّ الرَّجُلَ يَتَقَالُّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهَا لَتَعْدِلُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ".
Ebu Said el-Hudri şöyle rivayet etmiştir: Bir adam, birinin İhlas suresini tekrar tekrar okuduğunu duymuştu. Sabah olunca durumu Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı. Sanki adam bunu az buluyor gibiydi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki bu sure Kur'an'ın üçte birine denktir."
Sahih al Bukhari 6643
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَرَاكُمْ مِنْ بَعْدِ ظَهْرِي إِذَا مَا رَكَعْتُمْ وَإِذَا مَا سَجَدْتُمْ ".
Enes İbn Malik, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Rüku ve secdeyi tam yapınız. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki ben sırtımın arkasından sizin rüku ve secdenizi görüyorum."
Sahih al Bukhari 6644
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنَ الأَنْصَارِ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَعَهَا أَوْلاَدٌ لَهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّكُمْ لأَحَبُّ النَّاسِ إِلَىَّ ". قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ.
Enes İbn Malik şöyle rivayet etmiştir: Ensardan bir kadın, çocukları ile beraber Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç kez şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki siz benim en sevdiğim kimselersiniz."
Sahih al Bukhari 6645
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَدْرَكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ وَهْوَ يَسِيرُ فِي رَكْبٍ يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ " أَلاَ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ، مَنْ كَانَ حَالِفًا فَلْيَحْلِفْ بِاللَّهِ، أَوْ لِيَصْمُتْ ".
Abdullah İbn Ömer r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kervanda yol alırken Ömer İbn el-Hattab'ın babası adına yemin ettiğini işitti ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin, Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyor. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun."
Sahih al Bukhari 6646
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ سَالِمٌ قَالَ ابْنُ عُمَرَ سَمِعْتُ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ". قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَا مُنْذُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا. قَالَ مُجَاهِدٌ {أَوْ أَثَرَةٍ مِنْ عِلْمٍ} يَأْثُرُ عِلْمًا. تَابَعَهُ عُقَيْلٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَإِسْحَاقُ الْكَلْبِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَقَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَمَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Babam Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine "Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyor" dediğini anlattı. Ömer şöyle demiştir: "Allah'a yemin ederim ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözünü duyduktan sonra ister kasten ister başkasından naklederek olsun asla böyle yemin etmedim."
Sahih al Bukhari 6647
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ".
Abdullah İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Atalarınız adına yemin etmeyin" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6648
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، وَالْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ وَبَيْنَ الأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ، فَكُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، فَقُرِّبَ إِلَيْهِ طَعَامٌ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ وَعِنْدَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مِنَ الْمَوَالِي، فَدَعَاهُ إِلَى الطَّعَامِ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ. فَقَالَ قُمْ فَلأُحَدِّثَنَّكَ عَنْ ذَاكَ، إِنِّي أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ فَسَأَلَ عَنَّا. فَقَالَ " أَيْنَ النَّفَرُ الأَشْعَرِيُّونَ ". فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قُلْنَا مَا صَنَعْنَا حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَحْمِلُنَا وَمَا عِنْدَهُ مَا يَحْمِلُنَا ثُمَّ حَمَلَنَا، تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا، فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ إِنَّا أَتَيْنَاكَ لِتَحْمِلَنَا فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا، وَمَا عِنْدَكَ مَا تَحْمِلُنَا. فَقَالَ " إِنِّي لَسْتُ أَنَا حَمَلْتُكُمْ، وَلَكِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ، وَاللَّهِ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ".
Zehdem İbn el-Haris şöyle rivayet etmiştir: Bu kabile ile Eş'ariler arasında sevgi ve kardeşlik vardı. Bir gün biz Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanındaydık. Ona içinde tavuk eti bulunan bir yemek ikram edildi. Ebu Musa'nın yanında Teymullah kabilesinden kızıl bir adam vardı. Sanki mevaliden biriydi. Ebu Musa onu da yemeğe davet etti. Adam: "Ben tavuğun bir şey yediğini gördüm, bu nedenle tiksindim ve bir daha tavuk eti yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa adama şöyle dedi: "Bak, sana bu konuda ne anlatacağım. Ben Eş'arilerden bir topluluk içinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Ondan binek istemiştik. O da bize: 'Vallahi size binek vermeyeceğim, yanımda binek hayvanı yok' dedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ganimet malı olarak deve getirildi. O da bizi sorarak: 'Eş'ariler nerede?' dedi. Bize beş tane beyaz alınlı deve verilmesini emretti. Develeri alıp yola çıkınca: 'Biz ne yaptık? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yanında binek olmadığını söyledi ve binek vermeyeceğine yemin etmişti. Daha sonra da binek verdi. Biz ona yeminini unutturduk. Vallahi asla felah bulamayız' dedik. Hemen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük ve ona şöyle dedik: 'Biz binek istemek üzere sana gelmiştik. Ancak sen bineğin olmadığını söylemiş ve bize vermeyeceğine yemin etmiştin.' Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Size bineği ben vermedim. Allah verdi. Allah'a yemin ederim ki bir konuda yemin ettikten sonra bir başka şeyin daha hayırlı olduğunu görsem hayırlı olanı yapar ve kefaret veririm.'"
Sahih al Bukhari 6649
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى. فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ تَعَالَ أُقَامِرْكَ. فَلْيَتَصَدَّقْ ".
Ebu Hureyre'den naklen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kim Lat ve Uzza adına yemin ederse, hemen Allah'tan başka bir ilah olmadığını söylesin. Kim arkadaşına: 'Gel kumar oynayalım' derse, hemen sadaka versin."
Sahih al Bukhari 6650
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اصْطَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ وَكَانَ يَلْبَسُهُ، فَيَجْعَلُ فَصَّهُ فِي بَاطِنِ كَفِّهِ، فَصَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ ثُمَّ إِنَّهُ جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَنَزَعَهُ، فَقَالَ " إِنِّي كُنْتُ أَلْبَسُ هَذَا الْخَاتِمَ وَأَجْعَلُ فَصَّهُ مِنْ دَاخِلٍ ". فَرَمَى بِهِ ثُمَّ قَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ". فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ.
İbn Ömer r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük yaptırmıştı. Yüzüğün kaşını, avucunun içine doğru getirerek takıyordu. Bunun üzerine insanlar da kendilerine yüzük yaptırdılar. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıktı, oturdu, yüzüğü çıkardı ve: "Ben bu yüzüğü takıyor, kaşını da avucumun içine getiriyordum" dedi. Yüzüğü attıktan sonra da: "Vallahi, bunu bir daha takmayacağım" buyurdu. İnsanlar da yüzüklerini çıkardılar.
Sahih al Bukhari 6651
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ بِغَيْرِ مِلَّةِ الإِسْلاَمِ فَهْوَ كَمَا قَالَ ـ قَالَ ـ وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ عُذِّبَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ، وَلَعْنُ الْمُؤْمِنِ كَقَتْلِهِ، وَمَنْ رَمَى مُؤْمِنًا بِكُفْرٍ فَهْوَ كَقَتْلِهِ ".
Sabit bin Dahhak'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İslam dışında bir din adına yemin eden kimse, söylediği gibidir. Bir kimse kendisini bir şeyle öldürürse cehennemde de o şey ile azap görür. Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Müminin kâfir olduğunu söylemek onu öldürmek gibidir."
Sahih al Bukhari 6652
وَقَالَ عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ ثَلاَثَةً فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَبْتَلِيَهُمْ، فَبَعَثَ مَلَكًا فَأَتَى الأَبْرَصَ فَقَالَ تَقَطَّعَتْ بِي الْحِبَالُ، فَلاَ بَلاَغَ لِي إِلاَّ بِاللَّهِ، ثُمَّ بِكَ ". فَذَكَرَ الْحَدِيثَ.
Ebu Hureyre r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işittiğini nakletmiştir: "Allah, İsrailoğullarından üç kişiyi sınamak istedi. Bir melek gönderdi. Melek alaca hastalığına tutulmuş olanın yanına geldi ve ona: 'Yolda kaldım. Önce Allah'ın, sonra senin yardımınla istediğim yere ulaşabilirim' dedi." Ardından hadisin tamamını zikretti.
Sahih al Bukhari 6653
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ.
Bera r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yemin edenin yeminini yerine getirmeyi emretti.
Sahih al Bukhari 6654
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، سَمِعْتُ أَبَا عُثْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ أُسَامَةَ، أَنَّ ابْنَةً لِرَسُولِ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم أَرْسَلَتْ إِلَيْهِ وَمَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَسَعْدٌ وَأُبَىٌّ أَنَّ ابْنِي قَدِ احْتُضِرَ فَاشْهَدْنَا. فَأَرْسَلَ يَقْرَأُ السَّلاَمَ وَيَقُولُ " إِنَّ لِلَّهِ مَا أَخَذَ وَمَا أَعْطَى وَكُلُّ شَىْءٍ عِنْدَهُ مُسَمًّى فَلْتَصْبِرْ وَتَحْتَسِبْ ". فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ تُقْسِمُ عَلَيْهِ، فَقَامَ وَقُمْنَا مَعَهُ، فَلَمَّا قَعَدَ رُفِعَ إِلَيْهِ، فَأَقْعَدَهُ فِي حَجْرِهِ وَنَفْسُ الصَّبِيِّ تَقَعْقَعُ، فَفَاضَتْ عَيْنَا رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ سَعْدٌ مَا هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " هَذَا رَحْمَةٌ يَضَعُهَا اللَّهُ فِي قُلُوبِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ، وَإِنَّمَا يَرْحَمُ اللَّهُ مِنْ عِبَادِهِ الرُّحَمَاءَ ".
Usame'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e oğlunun can çekiştiği haberini gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanlarına gelmesini istedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Usame İbn Zeyd, Sa'd ve Ubeyy vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kızına selam göndererek şöyle haber yolladı: "Alan da veren de Allah'tır. Onun katında her şey yazılıdır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin." Ancak kızı yemin ile tekrar haber gönderdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, biz de onunla beraber kalktık. Oraya varıp oturunca çocuk yanına getirildi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk zorlukla nefes alıp veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri doldu. Sa'd: "Neler oluyor ey Allah'ın elçisi?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın dilediği kullarının kalbine yerleştirdiği merhamet duygusudur. Allah merhametli kullarına rahmet eder."
Sahih al Bukhari 6655
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمُوتُ لأَحَدٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ، تَمَسُّهُ النَّارُ، إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ ".
Ebu Hureyre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Üç evladını yitiren hiçbir Müslümana cehennem ateşi, yeminin yerine gelmesi dışında, isabet etmez."
Sahih al Bukhari 6656
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ خَالِدٍ، سَمِعْتُ حَارِثَةَ بْنَ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى أَهْلِ الْجَنَّةِ، كُلُّ ضَعِيفٍ مُتَضَعَّفٍ، لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ، وَأَهْلِ النَّارِ كُلُّ جَوَّاظٍ عُتُلٍّ مُسْتَكْبِرٍ ".
Harise İbn Vehb, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dinlediğini nakletmiştir: "Size cennet halkının kimler olduğunu söyleyeyim mi? Bunlar zayıf düşürülmüş kimselerdir. Allah adına yemin etseler Allah yeminlerini tutmalarını sağlar. Cehennem halkı ise kaba, batıl yolda başkaları ile mücadele eden, kendini beğenmiş kimselerdir."
Sahih al Bukhari 6657
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النَّاسِ خَيْرٌ قَالَ " قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ تَسْبِقُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ، وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ ". قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَكَانَ أَصْحَابُنَا يَنْهَوْنَا وَنَحْنُ غِلْمَانٌ أَنْ نَحْلِفَ بِالشَّهَادَةِ وَالْعَهْدِ.
Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kimlerin en hayırlı insanlar olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: "Benim dönemimde yaşayanlar. Sonra onların ardından gelenler, daha sonra da onların ardından gelenler. Daha sonra öyle bir topluluk gelir ki onlardan birinin şahitliği yemininden, yemini de şahitliğinden önce gelir." İbrahim şöyle demiştir: Biz henüz çocukken arkadaşlarımız şahitlik ve ahit üzerine yemin etmemizi yasaklarlardı.
Sahih al Bukhari 6658
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، وَمَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ كَاذِبَةٍ، لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ رَجُلٍ مُسْلِمٍ أَوْ قَالَ أَخِيهِ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَهُ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ} قَالَ سُلَيْمَانُ فِي حَدِيثِهِ فَمَرَّ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ عَبْدُ اللَّهِ قَالُوا لَهُ فَقَالَ الأَشْعَثُ نَزَلَتْ فِيَّ، وَفِي صَاحِبٍ لِي، فِي بِئْرٍ كَانَتْ بَيْنَنَا.
Abdullah İbn Mesud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle rivayet etmiştir: Kim Müslüman bir adam'ın -ya da kardeşinin malını elde etmek için yalan yere yemin ederse Allah'ı gazaplandırmış olarak huzuruna varır. Allah bu sözü tasdik etmek üzere şu ayeti indirmiştir: "Şüphesiz Allah'a olan ahidIerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiç bir nasip yoktur. Allah, Kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara (rahmet gözüyle) bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azab da vardır"(A.ı-i İmran)
Sahih al Bukhari 6659
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، وَمَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ كَاذِبَةٍ، لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ رَجُلٍ مُسْلِمٍ أَوْ قَالَ أَخِيهِ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَهُ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ} قَالَ سُلَيْمَانُ فِي حَدِيثِهِ فَمَرَّ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ عَبْدُ اللَّهِ قَالُوا لَهُ فَقَالَ الأَشْعَثُ نَزَلَتْ فِيَّ، وَفِي صَاحِبٍ لِي، فِي بِئْرٍ كَانَتْ بَيْنَنَا.
Abdullah İbn Mesud, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim Müslüman bir adamın veya kardeşinin malını elde etmek için yalan yere yemin ederse Allah'ı kendisine gazaplanmış olarak bulur." Allah bu sözü tasdik etmek üzere, "Şüphesiz Allah'a olan ahitlerini..." ayetini indirmiştir. Süleyman kendi rivayetinde şöyle demiştir: Eş'as İbn Kays oradan geçti ve "Abdullah size ne anlatıyor?" diye sordu. Ona anlattılar. Bunun üzerine Eş'as, "Bu ayet benimle bir arkadaşım hakkında, aramızda ihtilaf konusu olan bir kuyu sebebiyle indirildi" dedi.
Sahih al Bukhari 6660
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَزَالُ جَهَنَّمُ تَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ حَتَّى يَضَعَ رَبُّ الْعِزَّةِ فِيهَا قَدَمَهُ فَتَقُولُ قَطْ قَطْ وَعِزَّتِكَ. وَيُزْوَى بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ ". رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ.
Enes İbn Malik r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cehennem durmaksızın, 'Daha fazla yok mu?' der. Nihayet izzetin Rabbi oraya kademini koyar. Bunun üzerine cehennem, 'Yeter, yeter! İzzetine yemin olsun ki yeter!' der ve bir kısmı diğer kısmına yaklaştırılır." Bunu Şu'be, Katade'den rivayet etmiştir.
Sahih al Bukhari 6661
حَدَّثَنَا الأُوَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ مَا قَالُوا، فَبَرَّأَهَا اللَّهُ، وَكُلٌّ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَعْذَرَ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ، فَقَامَ أُسَيْدُ بْنُ حُضَيْرٍ فَقَالَ لِسَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ لَعَمْرُ اللَّهِ لَنَقْتُلَنَّهُ.
Zühri'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Hz. Aişe'nin, ifk ehlinin onun hakkında söyledikleri ve Allah'ın onu temize çıkarmasıyla ilgili rivayetini Urve İbn Zübeyr, Said İbn el-Müseyyeb, Alkame İbn Vakkas ve Ubeydullah İbn Abdullah'tan dinledim. Bunların her biri bana hadisin bir kısmını anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkıp Abdullah İbn Übey'e karşı kendisini mazur görmelerini istedi. Bunun üzerine Üseyd İbn Hudayr ayağa kalkarak Sa'd İbn Ubade'ye: "Allah'ın hayatı adına yemin ederim, onu mutlaka öldüreceğiz" dedi.
Sahih al Bukhari 6662
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها {لاَ يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ} قَالَ قَالَتْ أُنْزِلَتْ فِي قَوْلِهِ لاَ، وَاللَّهِ بَلَى وَاللَّهِ.
Hişam, babasından naklen Aişe radıyallahu anha'nın, "Allah sizi yeminlerinizdeki lağivden dolayı sorumlu tutmaz" ayetinin "Hayır, vallahi" ve "Evet, vallahi" sözleri hakkında nazil olduğunu söylediğini rivayet etmiştir.
Sahih al Bukhari 6663
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا زُرَارَةُ بْنُ أَوْفَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَرْفَعُهُ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ لأُمَّتِي عَمَّا وَسْوَسَتْ أَوْ حَدَّثَتْ بِهِ أَنْفُسَهَا، مَا لَمْ تَعْمَلْ بِهِ أَوْ تَكَلَّمْ ".
Ebu Hureyre merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: "Allah, ümmetimin içinden geçirdiği veya gönüllerine gelen vesveseleri, bunlarla amel etmedikleri yahut bunları söylemedikleri sürece bağışlamıştır."
Sahih al Bukhari 6664
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ، أَوْ مُحَمَّدٌ عَنْهُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ شِهَابٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ طَلْحَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَمَا هُوَ يَخْطُبُ يَوْمَ النَّحْرِ إِذْ قَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ فَقَالَ كُنْتُ أَحْسِبُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَذَا وَكَذَا قَبْلَ كَذَا وَكَذَا. ثُمَّ قَامَ آخَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كُنْتُ أَحْسِبُ كَذَا وَكَذَا لِهَؤُلاَءِ الثَّلاَثِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " افْعَلْ وَلاَ حَرَجَ " لَهُنَّ كُلِّهِنَّ يَوْمَئِذٍ، فَمَا سُئِلَ يَوْمَئِذٍ عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ قَالَ " افْعَلْ وَلاَ حَرَجَ ".
Abdullah İbn Amr İbn el-As şöyle rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kurban Bayramı hutbesi okurken bir adam ayağa kalkıp: 'Ey Allah'ın elçisi, ben (hac menasikinin) şöyle şöyle yapılacağını sanıyordum' dedi. Ardından bir başka adam kalktı: 'Ey Allah'ın elçisi, ben şu üç rüknün (tıraş olma, kurban kesme ve şeytan taşlama) şöyle şöyle yapılacağını sanıyordum' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: 'Bildiğiniz gibi yapın, bir sakınca yoktur' buyurdu. O gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne sorulduysa o: 'Öyle de yapabilirsiniz, bir sakınca yoktur' diye cevap verdi.
Sahih al Bukhari 6665
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زُرْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِيَ. قَالَ " لاَ حَرَجَ ". قَالَ آخَرُ حَلَقْتُ قَبْلَ أَنْ أَذْبَحَ. قَالَ " لاَ حَرَجَ ". قَالَ آخَرُ ذَبَحْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِيَ. قَالَ " لاَ حَرَجَ ".
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Şeytan taşlamadan önce tavaf ettim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yoktur" buyurdu. Bir başkası: "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yoktur" buyurdu. Bir başkası: "Şeytan taşlamadan önce kurban kestim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yoktur" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6666
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ يُصَلِّي وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ، فَجَاءَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ " ارْجِعْ فَصَلِّ، فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ". فَرَجَعَ فَصَلَّى، ثُمَّ سَلَّمَ فَقَالَ " وَعَلَيْكَ، ارْجِعْ فَصَلِّ، فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ". قَالَ فِي الثَّالِثَةِ فَأَعْلِمْنِي. قَالَ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ، ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ فَكَبِّرْ، وَاقْرَأْ بِمَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ، ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا، ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ، سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَسْتَوِيَ وَتَطْمَئِنَّ جَالِسًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَسْتَوِيَ قَائِمًا، ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا ".
Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Bir adam namaz kılmak için mescide geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de mescidin bir köşesindeydi. Adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Git, bir daha namaz kıl, sen namaz kılmadın" dedi. Adam geri döndü, bir daha namaz kıldı, ardından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem selama: "Ve aleyke" diye karşılık verdikten sonra: "Git, bir daha namaz kıl, sen namaz kılmadın" buyurdu. Bu durum üçüncü kez tekrarlanınca adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine namaz kılmayı öğretmesini istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Namaz kılacağın zaman güzelce abdest al, daha sonra kıbleye yönel, tekbir getir. Kur'an'dan kolayına geleni oku. Daha sonra tüm azaların yerli yerine oturacak şekilde rükû et. Daha sonra dimdik ayakta duracak kadar başını kaldır. Daha sonra tüm azaların yerli yerine oturacak şekilde secde et. Daha sonra dimdik olacak ve azaların yerli yerine gelecek şekilde otur. Daha sonra yine azaların yerli yerine oturacak şekilde secde et. Daha sonra dimdik ayağa kalk. Bunları tüm namazın boyunca yap."
Sahih al Bukhari 6667
حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ هُزِمَ الْمُشْرِكُونَ يَوْمَ أُحُدٍ هَزِيمَةً تُعْرَفُ فِيهِمْ، فَصَرَخَ إِبْلِيسُ أَىْ عِبَادَ اللَّهِ أُخْرَاكُمْ، فَرَجَعَتْ أُولاَهُمْ فَاجْتَلَدَتْ هِيَ وَأُخْرَاهُمْ، فَنَظَرَ حُذَيْفَةُ بْنُ الْيَمَانِ فَإِذَا هُوَ بِأَبِيهِ فَقَالَ أَبِي أَبِي. قَالَتْ فَوَاللَّهِ مَا انْحَجَزُوا حَتَّى قَتَلُوهُ، فَقَالَ حُذَيْفَةُ غَفَرَ اللَّهُ لَكُمْ. قَالَ عُرْوَةُ فَوَاللَّهِ مَا زَالَتْ فِي حُذَيْفَةَ مِنْهَا بَقِيَّةٌ حَتَّى لَقِيَ اللَّهَ.
Aişe r.anha'dan şöyle rivayet edilmiştir: Müşrikler Uhud Savaşı'nda çok bariz bir biçimde yenilgiye uğramışlardı. İblis: "Ey Allah'ın kulları, arkanıza bakın!" diye seslendi. Öndeki askerler geri döndü ve arkadakilerle savaşmaya başladılar. (Müslümanlarla müşrikler birbirine karışmıştı.) O esnada Huzeyfe İbn el-Yeman babasını gördü: "Babam, babam!" diye etrafındakilere bildirmeye çalıştı. Aişe r.anha şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki onlar, Huzeyfe'nin babasını öldürünceye kadar geri çekilmediler." Huzeyfe: "Allah sizi affetsin." dedi. Urve şöyle diyor: "Allah'a yemin ederim ki Huzeyfe vefat edinceye kadar üzerinde bu olayın tesiri vardı."
Sahih al Bukhari 6668
حَدَّثَنِي يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَوْفٌ، عَنْ خِلاَسٍ، وَمُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَكَلَ نَاسِيًا وَهْوَ صَائِمٌ فَلْيُتِمَّ صَوْمَهُ، فَإِنَّمَا أَطْعَمَهُ اللَّهُ وَسَقَاهُ ".
Ebu Hureyre'den naklen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim oruçluyken unutarak yerse orucuna devam etsin. Onu yediren ve içiren Allah'tır."
Sahih al Bukhari 6669
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ قَبْلَ أَنْ يَجْلِسَ، فَمَضَى فِي صَلاَتِهِ، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ انْتَظَرَ النَّاسُ تَسْلِيمَهُ، وَسَجَدَ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ، ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَسَلَّمَ.
Abdullah İbn Buhayne şöyle rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize namaz kıldırdı. İlk iki rekâttan sonra oturmadan ayağa kalktı ve namaza devam etti. Namazını tamamlayınca insanlar onun selam vermesini beklediler. Fakat o, selam vermeden önce secdeye gitti. Sonra başını kaldırdı, tekbir getirip tekrar secdeye gitti. Ardından başını kaldırdı ve selam verdi."
Sahih al Bukhari 6670
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعَ عَبْدَ الْعَزِيزِ بْنَ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى بِهِمْ صَلاَةَ الظُّهْرِ، فَزَادَ أَوْ نَقَصَ مِنْهَا ـ قَالَ مَنْصُورٌ لاَ أَدْرِي إِبْرَاهِيمُ وَهِمَ أَمْ عَلْقَمَةُ ـ قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ قَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالُوا صَلَّيْتَ كَذَا وَكَذَا. قَالَ فَسَجَدَ بِهِمْ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ قَالَ " هَاتَانِ السَّجْدَتَانِ لِمَنْ لاَ يَدْرِي، زَادَ فِي صَلاَتِهِ أَمْ نَقَصَ، فَيَتَحَرَّى الصَّوَابَ، فَيُتِمُّ مَا بَقِيَ، ثُمَّ يَسْجُدُ سَجْدَتَيْنِ ".
İbrahim, Alkame vasıtasıyla İbn Mesud'dan şöyle rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara öğle namazını kıldırmış, ancak bu namazı kısa ya da uzun kılmıştır. Mansur diyor ki: Bu hususta İbrahim mi, Alkame mi yanıldı, bilemiyorum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü! Namaz mı kısaltıldı, yoksa unuttun mu?" denildi. O, "Bu da nedir?" diye sordu. Ashab, "Şöyle şöyle kıldın" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlarla birlikte iki secde yaptı ve şöyle buyurdu: "Bu iki secde, namazını uzun ya da kısa kıldığını bilmeyen kimse içindir. Bu kimse doğruyu araştırır, namazından kalan kısmı tamamlar, daha sonra iki secde yapar."
Sahih al Bukhari 6671
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ حَدَّثَنَا أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم {لاَ تُؤَاخِذْنِي بِمَا نَسِيتُ وَلاَ تُرْهِقْنِي مِنْ أَمْرِي عُسْرًا} قَالَ " كَانَتِ الأُولَى مِنْ مُوسَى نِسْيَانًا ".
Ubey ibn Ka'b, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini işitmiştir: "Unuttuğum şeyden dolayı bana çıkışma; şu işimde de bana güçlük çıkarma!" (Kehf, 73). "Musa'nın bu ilk sözü unutmasından kaynaklanmıştı."
Sahih al Bukhari 6672
قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ كَتَبَ إِلَىَّ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَ الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ وَكَانَ عِنْدَهُمْ ضَيْفٌ لَهُمْ فَأَمَرَ أَهْلَهُ أَنْ يَذْبَحُوا قَبْلَ أَنْ يَرْجِعَ، لِيَأْكُلَ ضَيْفُهُمْ، فَذَبَحُوا قَبْلَ الصَّلاَةِ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَهُ أَنْ يُعِيدَ الذَّبْحَ. فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي عَنَاقٌ جَذَعٌ، عَنَاقُ لَبَنٍ هِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ. فَكَانَ ابْنُ عَوْنٍ يَقِفُ فِي هَذَا الْمَكَانِ عَنْ حَدِيثِ الشَّعْبِيِّ، وَيُحَدِّثُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ بِمِثْلِ هَذَا الْحَدِيثِ، وَيَقِفُ فِي هَذَا الْمَكَانِ وَيَقُولُ لاَ أَدْرِي أَبَلَغَتِ الرُّخْصَةُ غَيْرَهُ أَمْ لاَ. رَوَاهُ أَيُّوبُ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Şa'bi şöyle demiştir: el-Bera' İbn Azib'in bir misafiri vardı. Ailesine, kendisi dönmeden önce misafirlerinin yiyebilmesi için kurban kesmelerini söylemişti. Onlar da namazdan önce kurban kesmişlerdi. Bu durumu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattıklarında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yeniden kurban kesmesi gerektiğini söyledi. el-Bera' ise, "Ey Allah'ın Resulü! Benim süt veren, bir yaşını doldurmuş dişi bir keçim var. O, et için kesilecek iki koyundan daha değerlidir" dedi. İbn Avn, Şa'bi'den naklettiği hadisi burada bitirirdi. Muhammed İbn Sirin'den de bu hadisin benzerini nakleder, yine burada durur ve "Bu ruhsatın ondan başkasını da kapsayıp kapsamadığını bilmiyorum" derdi. Eyyub bunu İbn Sirin'den, o da Enes'ten, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet etmiştir.
Sahih al Bukhari 6673
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ جُنْدَبًا، قَالَ شَهِدْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى يَوْمَ عِيدٍ ثُمَّ خَطَبَ ثُمَّ قَالَ " مَنْ ذَبَحَ فَلْيُبَدِّلْ مَكَانَهَا، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ بِاسْمِ اللَّهِ ".
Cündeb şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir bayram günü namaz kıldırdığına şahit oldum. Ardından hutbe okudu, sonra şöyle buyurdu: "Kim kurban kestiyse onun yerine bir başkasını kessin. Henüz kesmemiş olan da Allah'ın adını anarak kessin."
Sahih al Bukhari 6674
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا فِرَاسٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْكَبَائِرُ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ، وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَالْيَمِينُ الْغَمُوسُ ".
Abdullah İbn Amr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Büyük günahlar Allah'a şirk koşmak, ana babaya isyan etmek, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir."
Sahih al Bukhari 6675
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى آخِرِ الآيَةِ. فَدَخَلَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ مَا حَدَّثَكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَقَالُوا كَذَا وَكَذَا. قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ، كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " بَيِّنَتُكَ أَوْ يَمِينُهُ ". قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ".
Abdullah İbn Mesud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisinden yemin etmesi istendiğinde bir müslümanın malından pay elde eden kişi, Allah'ı gazaplandırmış olarak onun huzuruna Çıkar." Allah Teala bunu tasdik etmek üzere "Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminierini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiç bir nasip yoktur" ayetini indirdi. [-6677-] Eş'as bin Kays geldi ve "Ebu Abdurrahman size ne anlattı?" diye sordu. Onlar da şöyle şöyle anlattı, dediler. Eş'as şöyle dedi: "Bu ayet benim hakkımda nazil oldu. Amcamın oğlunun arazisindebana ait bir kuyu vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip durumu arz ettim, o da bana bu konuda ya benim delil getirmem ya da onun yemin etmesi gerektiğini söyledi. Ben de "Ya kendisine ait olduğuna dair yemin ederse?" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Kendisinden yemin etmesi istendiğinde günah işleyerek bir müslümanın malından payelde eden kişi, Allah'ı gazaplandırmış olarak onun huzuruna çıkar." Fethu'l-Bari Açıklaması: (Şüphesiz Allah'a olan ahitlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiç bir nasip yoktur) Bu ayette yemin edilmeden yapılan ahit, yemine atfedilmiştir. Dolayısıyla bu kullanımı delil kabul ederek ahdin de yemin olduğunu söyleyenler olmuştur. Bazı Malikiler örfe göre ahit, misak, kefalet ve emanetin de yemin olduğunu, yeminin bunların ana vasfı olduğunu ve gizlenemeyeceğini söylemişlerdir. İbn Battal şöyle demiştir: Allah teala diğer yeminlerden önce ahitten söz etmiştir. Bu da ahitte yeminin varlığına delalet eder. Çünkü Allah'ın ahdi kullarına taahhüt ettiği ve verdiği şeylerdir. Nitekim ayette "Onların bir kısmı Allah'a verdiği sözü tutmuştur" buyrulmuştur. Allah'ın ahdi, vefasızlık barındırmayacağı için önce zikredilmiştir. (Allah'ı yeminlerinizle, iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın.) İbnu't-Tin ve bir başka ilim adamı şöyle demiştir: Bu ayetin manasında ihtilaf edilmiştir. Zeyd İbn Eslem'den rivayet edildiğine göre mana şöyledir: "Doğru söylüyor olsanız da Allah'm adına çok yemin etmeyin" Bunun faydası kalplerde heybet oluşturmaktır. Allahu Teala'ın "Alabildiğine yemin eden aşağılık kimselerden hiçbirine boyun eğme"(Kalem 10) ayeti buna işaret etmektedir. Said b. Cubeyr'in görüşü ise şöyle nakledilmiştir: Mesela bir kimse akrabalarıyla ilişkisini keseceği ne yemin etse ve kendisine "Bu bağı koparma" denilse, o da "Ama yemin ettim" dese ayette yasaklık getirilen duruma düşmüş olur. Buna göre "en teberru", "kerahete en teberru = iyilik etmekten hoşlanmadığınız için" demektir. Buna göre kişinin hayırlı olan şeyi yapması ve yemininden dolayı kefaret vermesi uygundur. Taberl'nin, Ali b. Ebi Talha'dan nakline göre İbn Abbas ayete şu manayı vermiştir: "İyilik yapmamak için Allah'lIl adını yeminine engel kılma. Bunun yerine kefaretini ver ve o iyiliği yap." "Kim yalan yere kasten yemin ederse (yemin-i sabr)" Yemin-i sabr, kişinin etmesi gerekli ve yapmaya zorlandığı yemindir. Arapçada "asbarahu'l-yemine" denilir ki bunun manası kişinin hakkını almasının söz konusu oldu yerde yemin . etmesini talep etti demektir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Hakim, anlaşmazlık konusu olan şeyi davacı ve davalı nitelediklerirıcie, belirli hale getirdiklerinde ve tanıttıWarında kendisi gözüyle görmese bile o davaya bakabilir. 2- Hakim, davacı olan tarafa delili olup olmadığını sorar. İmam Buhari Şehadat Bölümünde "Konusu MalOlan Bütün Davalarda Delil Getirme Yükümlülüğü Davacıya Düşer" şeklinde bir başlık atmıştır. Bu rivayet İmam Malik'in şu görüşüne delil olarak gösterilmiştir: Bir kimse borçlusunun yeminini kabul etse, akabinde de delil getirmek istese bu davaya bakılmaz. Ancak karşı tarafın yemininitalep etmeden önce delil getirmemesine uygun bir mazeret ileri sürmesi durumu, bundan müstesnadır. 3- Lehine hüküm verilen kişi esasen haksız bile olsa hükümler zahire göre verilir. 4- Bu hadis, -Ebu Hanife'nin görüşünün aksine- hakimin hükmünün bir kimseye esasen helal olmayan bir şeyi mubah kılmayacağını savunan çoğunluğa delildir. İmam Nevevi bu hükmün mutlak olduğunu söylemiştir. Ancak bu görüş, İbn Abdulberr'in hakimin hükmünün mal davalarında esasen haram olan bir şeyi helal kılmayacağı yolunda icma olduğu şeklindeki nakliyle tenkit edilmiştir. İbn Abdilberrşöyle demiştir: Bilginler iç yüzü itibariyle aksi geçerli olduğu halde zahiren bir kadınla nikahlanan kimsenin bu nikahının helal olup olmadığı noktasında ihtilaf etmişlerdir. Çoğunluk, kadınların anlaşmazlığa konu olduğu davalar, mal davaları gibidir derken İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve bazı Maliki alimler, bu sadece mal davalarında böyledir demişlerdir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. 5- Hadis bir Müslümanın hakkını almak için haksız yere yemin eden kimseye ağır ifadeler kullanmaktadır. Bu ifade çoğunluğa göre geçerli bir tövbe etmek-, sizin ölen kimse için söz konusudur derken ehl-i sünnet hadiste ifade edilen ceza Allahu Teala'ın azap etmeyi dilediği kimselere yöneliktir demişlerdir. 6- Hadise göre yalan yere yapılan yemin ile davalıya karşı açılan dava düşer. Onun dininde günahkar olması hacr edilmesini gerektirmediği gibi ikrarını da iptal etmez. Böyle olmasaydı yapılan yeminin hiçbir anlamı olmazdı. 7 - Hakim davalıdan yemin etmesini istediğinde yalandan yere yemin etmesi endişesiyle kendisine öğüt verir. Böylece onun öğütle hakka dönmesini hedefler. 8- Hadis yemin etmek için özel bir mekan gerektiğine işaret etmektedir. Çünkü bu hadisin bazı rivayet yollarında "Yemin etmek için yola çıktı" ifadesi yer almaktadır. Nebi s.a.v.'in döneminde onun minberinin yanında yemin edildiği bilinmektedir
Sahih al Bukhari 6676
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى آخِرِ الآيَةِ. فَدَخَلَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ مَا حَدَّثَكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَقَالُوا كَذَا وَكَذَا. قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ، كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " بَيِّنَتُكَ أَوْ يَمِينُهُ ". قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ".
Abdullah İbn Mesud Radıyallahu Anh şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bir kimse, yemin etmeye zorlandığı bir yerde yemin ederek bir Müslümanın malını haksız yere alırsa Allah'ın gazabına uğramış olarak O'na kavuşur" buyurdu. Bunun üzerine Allah, bunu tasdik etmek üzere, "Şüphesiz Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler..." ayetini sonuna kadar indirdi. Ardından Eş'as bin Kays içeri girdi ve "Ebu Abdurrahman size ne anlattı?" diye sordu. Onlar da şöyle şöyle anlattığını söylediler. Eş'as şöyle dedi: "Bu ayet benim hakkımda indirildi. Amcamın oğlunun arazisinde bana ait bir kuyu vardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Bana, ‘Ya delilini getirirsin ya da o yemin eder’ buyurdu. Ben, ‘Ey Allah'ın Resulü, öyleyse o yemin eder’ dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: ‘Bir kimse, yemin etmeye zorlandığı bir yerde günahkâr olduğu hâlde yemin ederek bir Müslümanın malını haksız yere alırsa kıyamet günü Allah'ın gazabına uğramış olarak O'na kavuşur.’"
Sahih al Bukhari 6677
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ أَرْسَلَنِي أَصْحَابِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَسْأَلُهُ الْحُمْلاَنَ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ عَلَى شَىْءٍ ". وَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ فَلَمَّا أَتَيْتُهُ قَالَ " انْطَلِقْ إِلَى أَصْحَابِكَ فَقُلْ إِنَّ اللَّهَ ـ أَوْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ـ يَحْمِلُكُمْ ".
Ebu Musa el-Eş'arî şöyle anlatmıştır: Arkadaşlarım (Eş'arîler Tebük seferinde) kendilerine binek ve yük hayvanı istemek üzere beni Nebi'ye gönderdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Vallahi ben sizleri hiçbir hayvana bindiremem" dedi. O sırada ben kendisini öfkeli bir halde bulmuştum. (Bir süre sonra Bilal tarafından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına çağrıldım.) Bu sefer Resulullah'a geldiğimde bana, "Arkadaşlarına git ve onlara, 'Allah veya Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizleri develere yükleyecektir!' de" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6678
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ مَا قَالُوا، فَبَرَّأَهَا اللَّهُ مِمَّا قَالُوا ـ كُلٌّ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ فَأَنْزَلَ اللَّهُ {إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالإِفْكِ} الْعَشْرَ الآيَاتِ كُلَّهَا فِي بَرَاءَتِي. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ ـ وَكَانَ يُنْفِقُ عَلَى مِسْطَحٍ لِقَرَابَتِهِ مِنْهُ ـ وَاللَّهِ لاَ أُنْفِقُ عَلَى مِسْطَحٍ شَيْئًا أَبَدًا، بَعْدَ الَّذِي قَالَ لِعَائِشَةَ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ {وَلاَ يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى} الآيَةَ. قَالَ أَبُو بَكْرٍ بَلَى وَاللَّهِ إِنِّي لأُحِبُّ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لِي. فَرَجَعَ إِلَى مِسْطَحٍ النَّفَقَةَ الَّتِي كَانَ يُنْفِقُ عَلَيْهِ وَقَالَ وَاللَّهِ لاَ أَنْزِعُهَا عَنْهُ أَبَدًا.
Zührî şöyle anlatmıştır: Urve b. Zübeyr, Said b. el-Müseyyeb, Alkame b. Vakkas ve Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe olayını, yani iftira edenlerin kendisi aleyhinde söylediklerini söyledikleri zaman Allah'ın Aişe'yi onların dedikodularından temize çıkarıp beri kılması olayını işittim. Bu dört kişinin her biri bana bu hadisin bir kısmını naklettiler. Aişe şöyle demiştir: Allah, "Bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur" (Nur 11) cümlesiyle başlayan bu on ayetin tümünü benim suçsuzluğum hakkında indirdi. Bunun üzerine babam Ebu Bekir es-Sıddık, hısımlığından dolayı nafaka vermekte bulunduğu Mıstah hakkında, "Kızım Aişe'ye bu iftirayı attıktan sonra vallahi ben Mıstah'a ebediyen bir şey vermem" diye yemin etti. Bunun üzerine Yüce Allah, "İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere mallarından vermeyeceklerine yemin etmesinler" (Nur 22) ayet-i kerimesini indirdi. Ebu Bekir, "Evet, vallahi ben Allah'ın beni mağfiret etmesini muhakkak severim" dedi ve Mıstah'a veregeldiği nafakayı tekrar vermeye başladı. Ardından, "Vallahi ben bu nafakayı ondan ebediyen kesmem" dedi.
Sahih al Bukhari 6679
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ فَاسْتَحْمَلْنَاهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا ثُمَّ قَالَ " وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ".
Zehdem şöyle anlatmıştır: Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanında bulunuyorduk. Bize şöyle dedi: Eş'arîlerden bir topluluk içinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Onu bu sırada öfkeli bir halde buldum. Kendisinden bizlere binecek deve vermesini istedik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri develere yükleyemeyeceğine dair yemin etti. Bir süre sonra da, "Vallahi, inşallah ben bir şeye yemin eder ve sonra ondan başkasını yemin ettiğim şeyden daha hayırlı görürsem, muhakkak o hayırlı olanı yapar, yeminimi de kefaretle çözerim" dedi.
Sahih al Bukhari 6680
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ جَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ كَلِمَةً. أُحَاجُّ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللَّهِ ".
Said b. el-Müseyyeb'in babasından nakline göre Ebu Talib'e ölüm alametleri geldiği zaman Resulullah s.a.v. onun yanına girdi ve "(Amca!) La ilahe illallah kelimesini söyle ki bununla Allah katında senin için hüccet getireyim" dedi.
Sahih al Bukhari 6681
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ، ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ، حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ ".
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahi'l-azim, dile hafif, mizanda ağır, Rahman'a sevgili iki kelimedir."
Sahih al Bukhari 6682
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَلِمَةً وَقُلْتُ أُخْرَى " مَنْ مَاتَ يَجْعَلُ لِلَّهِ نِدًّا أُدْخِلَ النَّارَ ". وَقُلْتُ أُخْرَى مَنْ مَاتَ لاَ يَجْعَلُ لِلَّهِ نِدًّا أُدْخِلَ الْجَنَّةَ.
Abdullah b. Mesud şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kelime söyledi, ben de başka bir kelime söyledim. O, "Allah'a bir şeyi eş kılarak ölen kimse ateşe sokulacaktır" dedi. Ben de "Allah'a hiçbir şeyi eş kılmayarak ölen kimse cennete girdirilir" dedim.
Sahih al Bukhari 6683
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ، وَكَانَتِ انْفَكَّتْ رِجْلُهُ، فَأَقَامَ فِي مَشْرُبَةٍ تِسْعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ نَزَلَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ آلَيْتَ شَهْرًا. فَقَالَ {إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ}
Enes r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ailelerinin yanlarına bir ay girmemeye yemin etti. Ayağı da çıkmıştı. 29 gece yüksekçe bir odada ikamet etti. Sonra ailelerinin yanına indi. "Ya Resulallah! Sen bir ay ailelerinin yanlarına girmemeye yemin etmiştin" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ay 29 da olur!" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6684
حَدَّثَنِي عَلِيٌّ، سَمِعَ عَبْدَ الْعَزِيزِ بْنَ أَبِي حَازِمٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ، صَاحِبَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَعْرَسَ فَدَعَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِعُرْسِهِ، فَكَانَتِ الْعَرُوسُ خَادِمَهُمْ. فَقَالَ سَهْلٌ لِلْقَوْمِ هَلْ تَدْرُونَ مَا سَقَتْهُ قَالَ أَنْقَعَتْ لَهُ تَمْرًا فِي تَوْرٍ مِنَ اللَّيْلِ، حَتَّى أَصْبَحَ عَلَيْهِ فَسَقَتْهُ إِيَّاهُ.
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabisi olan Ebu Useyd evlenir ve Nebi'yi düğün aşına davet eder. Yeni gelin olan karısı da davetlilere hizmet eder. Sehl, kendilerine hadis nakletmekte olduğu topluluğa, "Sizler bu gelinin Nebi'ye ne içirdiğini biliyor musunuz?" diye sorar ve sonra kendisi şöyle cevap verir: "Geceden tevr denilen bir kap içinde bir miktar hurma ıslattı, sabah olunca işte bu tatlı şırayı ona içirdi."
Sahih al Bukhari 6685
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ سَوْدَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ مَاتَتْ لَنَا شَاةٌ فَدَبَغْنَا مَسْكَهَا ثُمَّ مَا زِلْنَا نَنْبِذُ فِيهِ حَتَّى صَارَتْ شَنًّا.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Sevde şöyle demiştir: "Bizim bir davarımız vardı, öldü. Biz de onun derisini tabakladık. Sonra o tabaklanmış derinin içinde eskiyinceye kadar nebiz şırası kurmaya devam ettik."
Sahih al Bukhari 6686
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مِنْ خُبْزِ بُرٍّ مَأْدُومٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ. وَقَالَ ابْنُ كَثِيرٍ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ لِعَائِشَةَ بِهَذَا.
Aişe r.anha, "Muhammed'in ailesi, kendisi Allah'a kavuşuncaya kadar üç gün üst üste katıklandırılmış buğday ekmeğinden karnını doyurmadı" demiştir.
Sahih al Bukhari 6687
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَتْ نَعَمْ. فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ، ثُمَّ أَخَذَتْ خِمَارًا لَهَا، فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ، ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبْتُ فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ وَمَعَهُ النَّاسُ، فَقُمْتُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ". فَقُلْتُ نَعَمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ " قُومُوا ". فَانْطَلَقُوا، وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ فَأَخْبَرْتُهُ. فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ الطَّعَامِ مَا نُطْعِمُهُمْ. فَقَالَتِ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ حَتَّى دَخَلاَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلُمِّي يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا عِنْدَكِ ". فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ ـ قَالَ ـ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ الْخُبْزِ فَفُتَّ، وَعَصَرَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَأَدَمَتْهُ، ثُمَّ قَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ، ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ". فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا، ثُمَّ خَرَجُوا، ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ". فَأَذِنَ لَهُمْ، فَأَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا، وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ أَوْ ثَمَانُونَ رَجُلاً.
Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Ebu Talha, Ümmü Süleym'e, "Ben bu defa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesini zayıf olarak işittim. Kendisinde bir açlık olduğunu biliyorum, yanında yiyecek bir şey var mı?" diye sordu. Ümmü Süleym, "Evet, var" dedi ve arpadan yapılmış birkaç yuvarlak ekmek çıkarttı. Sonra kendi başörtüsünü aldı ve onun bir kısmı ile ekmekleri sarıp dürdü. Sonra beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gönderdi. Ben de gittim. Resulullah'ı mescitte oturur halde buldum. Beraberinde insanlar vardı. Onların yanına varıp dikildim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Seni Ebu Talha mı gönderdi?" diye sordu. "Evet" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beraberinde bulunanlara hitaben, "Kalkınız!" buyurdu. Onlar da kalkıp yürüdüler, ben de önlerinde yürüdüm. Nihayet Ebu Talha'ya geldim ve durumu ona haber verdim. Ebu Talha, annem Ümmü Süleym'e, "Ya Ümmü Süleym! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlarla birlikte gelmektedir. Halbuki yanımızda onları doyurabileceğimiz bir şey yoktur" dedi. Ümmü Süleym, "Allah ve Resulü en iyi bilendir" dedi. Akabinde Ebu Talha evden hareket etti, nihayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha ile birlikte geldi ve ikisi birden içeriye girdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ya Ümmü Süleym! Yanında ne varsa getir!" buyurdu. O da bu ekmekleri getirdi. Enes şöyle devam etti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzere bu ekmek parçalara bölündü. Ümmü Süleym bunun üzerine kendine ait yağ tulumundan biraz yağ sıktı ve onu bulayıp katık yaptı. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o katık hakkında Allah'ın söyletmek istediği şeyleri söyledi. Sonra, "On kişi için izin ver!" buyurdu. Ebu Talha o on kişiye izin verdi. Onlar doyuncaya kadar yediler ve sonra dışarı çıktılar. Ardından, "On kişiye daha izin ver!" buyurdu. Ebu Talha onlara da izin verdi. Nihayet böylece topluluğun hepsi yedi ve doydu. Bu topluluk yetmiş yahut seksen kişiydi.
Sahih al Bukhari 6688
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَنَّهُ سَمِعَ عَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ اللَّيْثِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ، وَإِنَّمَا لاِمْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا، فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ ".
Alkame b. Vakkas el-Leysi'nin Hz. Ömer'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ameller ancak niyete göredir. Herkesin niyet ettiği neyse eline geçecek olan ancak odur. Kimin hicreti Allah'a ve Resulüne yönelik ise hicreti Allah'a ve Resulünedir. Kimin hicreti de nail olacağı dünyaya (dünya malına) veya evleneceği kadına ise onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir."
Sahih al Bukhari 6689
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، وَكَانَ قَائِدَ كَعْبٍ مِنْ بَنِيهِ حِينَ عَمِيَ، قَالَ: سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، فِي حَدِيثِهِ: {عَلَى الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا}، قَالَ فِي آخِرِ حَدِيثِهِ: إِنَّ مِنْ تَوْبَتِي أَنِّي أَنْخَلِعُ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: «أَمْسِكْ عَلَيْكَ بَعْضَ مَالِكَ، فَهْوَ خَيْرٌ لَكَ».
Abdullah b. Ka'b b. Malik şöyle anlatmıştır: Bu Abdullah, babası Ka'b b. Malik'in gözleri görmez olduğu zaman oğulları arasında onun elinden tutup götüren kişiydi. Abdullah şöyle demiştir: Babam Ka'b b. Malik'ten işittim. Tebük gazvesinden geri kalması hakkındaki uzun hadisinin sonunda şöyle dedi: "Allah ve Resulünün rızası uğrunda sadaka olmak üzere malımın hepsinden sıyrılıp vazgeçmem tövbemdendir." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Malının bir kısmını kendinde tut; bu senin için daha hayırlıdır" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6690
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ زَعَمَ عَطَاءٌ أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَزْعُمُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً، فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَنَّ أَيَّتَنَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ، أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ ذَلِكَ لَهُ. فَقَالَ: «لاَ، بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَلَنْ أَعُودَ لَهُ». فَنَزَلَتْ: {يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ}، {إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ}، لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ، {وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا}، لِقَوْلِهِ: «بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً». وَقَالَ لِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى عَنْ هِشَامٍ: «وَلَنْ أَعُودَ لَهُ، وَقَدْ حَلَفْتُ، فَلاَ تُخْبِرِي بِذَلِكَ أَحَدًا».
Ubeyd b. Umeyr'in nakline göre Aişe r.anha şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeynep bint Cahş'ın yanında kalır ve onun yanında bal içerdi. Bunun üzerine ben ve Hafsa birbirimizle şöyle anlaştık: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikimizden hangimizin yanına girerse, "Sende meğafir kokusu duyuyorum; meğafir mi yedin?" desin. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikimizden birinin yanına girince o da bunu kendisine söyledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hayır, Zeynep bint Cahş'ın yanında bal içtim; artık bir daha onu içmeyeceğim" buyurdu. Bunun üzerine, "Ey Nebi! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?" ayeti ile Aişe ve Hafsa hakkında, "Eğer ikiniz Allah'a tövbe ederseniz" ayeti nazil oldu. "Hani Nebi, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti" ayeti de onun, "Zeynep'in yanında bal içtim" sözü hakkında nazil oldu. İbrahim b. Musa, Hişam'dan şu ilaveyi bana nakletti: "Artık bir daha onu içmeyeceğim. Buna yemin ettim; sakın bunu hiç kimseye haber verme."
Sahih al Bukhari 6691
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ أَوَلَمْ يُنْهَوْا عَنِ النَّذْرِ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ النَّذْرَ لاَ يُقَدِّمُ شَيْئًا، وَلاَ يُؤَخِّرُ، وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِالنَّذْرِ مِنَ الْبَخِيلِ ".
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Onların nezirde bulunmaları yasak edilmedi mi? Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki nezir hiçbir şeyi öne geçiremez, geriye de bırakamaz. Ancak nezir sebebiyle cimriden mal çıkarılır."
Sahih al Bukhari 6692
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّهُ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا، وَلَكِنَّهُ يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ ".
Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nezirde bulunmayı yasaklamış ve "Şurası muhakkaktır ki nezir hiçbir şeyi geri çevirmez. Fakat nezir sebebiyle cimri kimseden mal çıkarılır" demiştir
Sahih al Bukhari 6693
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَأْتِي ابْنَ آدَمَ النَّذْرُ بِشَىْءٍ لَمْ يَكُنْ قُدِّرَ لَهُ، وَلَكِنْ يُلْقِيهِ النَّذْرُ إِلَى الْقَدَرِ قَدْ قُدِّرَ لَهُ، فَيَسْتَخْرِجُ اللَّهُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ، فَيُؤْتِي عَلَيْهِ مَا لَمْ يَكُنْ يُؤْتِي عَلَيْهِ مِنْ قَبْلُ ".
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Nezir Adem oğluna kendisi için takdir edilmemiş bir şey getirmez. Fakat nezir onu kendisi için takdir edilmiş olan kadere sürükler ve bu nezir sebebiyle Allah cimriden mal çıkarır. Artık o kimse nezrine sebep olan iş dolayısıyla daha önceden vermez olduğu malı getirip verir."
Sahih al Bukhari 6694
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو جَمْرَةَ، حَدَّثَنَا زَهْدَمُ بْنُ مُضَرِّبٍ، قَالَ سَمِعْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَيْرُكُمْ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ـ قَالَ عِمْرَانُ لاَ أَدْرِي ذَكَرَ ثِنْتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا بَعْدَ قَرْنِهِ ـ ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ يَنْذُرُونَ وَلاَ يَفُونَ، وَيَخُونُونَ وَلاَ يُؤْتَمَنُونَ، وَيَشْهَدُونَ وَلاَ يُسْتَشْهَدُونَ، وَيَظْهَرُ فِيهِمُ السِّمَنُ ".
İmran b. Husayn'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlılarınız benim içinde bulunduğum nesildir. Sonra onların ardından gelenler, sonra da onların ardından gelenlerdir." İmran, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi asrından sonra hayırlı asır olarak iki mi yoksa üç mü zikretti bilmiyorum, demiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devamla: "Sonra bir kavim gelir ki onlar adak adarlar ve bunu yerine getirmezler, hıyanet ederler ve kendilerine itimat edilmez. Bunlar şahitlik yapmaları istenmediği halde şahitlik ederler. Bunların arasında şişmanlık baş gösterecektir."
Sahih al Bukhari 6695
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَهُ فَلاَ يَعْصِهِ ".
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Her kim Allah'a itaat etmeyi adarsa ona itaat etsin. Her kim de Allah'a karşı masiyet işlemeyi nezrederse sakın Allah'a asi olmasın!" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6696
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَذَرْتُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ أَنْ أَعْتَكِفَ لَيْلَةً فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ. قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ ".
İbn Ömer'in nakline göre Hz. Ömer, "Ya Resulallah! Ben cahiliye devrinde Mescid-i Haram'da bir gece itikaf etmeyi nezretmiştim." dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Nezrini yerine getir!" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6697
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ الأَنْصَارِيَّ اسْتَفْتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ، فَتُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ. فَأَفْتَاهُ أَنْ يَقْضِيَهُ عَنْهَا، فَكَانَتْ سُنَّةً بَعْدُ.
Sa'd b. Ubade el-Ensari, annesinin üzerinde bir adak (nezir) bulunduğunu, fakat annesinin bunu yerine getiremeden vefat ettiğini Nebi'ye söyleyip fetva istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, annesi adına o adağı kaza edip yerine getirmesi yönünde fetva verdi. Bu, sonradan sünnet oldu.
Sahih al Bukhari 6698
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ إِنَّ أُخْتِي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ وَإِنَّهَا مَاتَتْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ كَانَ عَلَيْهَا دَيْنٌ أَكُنْتَ قَاضِيَهُ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَاقْضِ اللَّهَ، فَهْوَ أَحَقُّ بِالْقَضَاءِ ".
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir adam geldi ve "Kız kardeşim hac yapmayı adamıştı, adağını yerine getiremeden vefat etti" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şayet kardeşinin üzerinde bir borç olsaydı sen o borcu öder miydin?" diye sordu. O zat "Evet, öderdim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Öyleyse Allah'a olan borcu da öde, Allah hakkı ödenmeye daha layıktır" buyurdu.
Sahih al Bukhari 6699
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَهُ فَلاَ يَعْصِهِ ".
Aişe'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a itaat etmeyi adarsa o kişi ona itaat etsin. Her kim de Allah'a karşı masiyet olacak bir iş nezrederse o da ona asi olmasın."
Sahih al Bukhari 6700
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ ". وَرَآهُ يَمْشِي بَيْنَ ابْنَيْهِ. وَقَالَ الْفَزَارِيُّ عَنْ حُمَيْدٍ حَدَّثَنِي ثَابِتٌ عَنْ أَنَسٍ
Enes'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki oğlu arasında (hac yolunda) yürümekte olan bir ihtiyarı gördüğünde "Allah bu ihtiyarın kendi nefsine azap etmesinden elbette müstağnidir" buyurmuştur.
Sahih al Bukhari 6701
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ بِزِمَامٍ أَوْ غَيْرِهِ، فَقَطَعَهُ.
İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe'yi bir yular veya yulardan başka bir bağ ile tavaf etmekte olan bir adam gördü ve o bağı kopardı
Sahih al Bukhari 6702
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الأَحْوَلُ، أَنَّ طَاوُسًا، أَخْبَرَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ وَهْوَ يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ بِإِنْسَانٍ يَقُودُ إِنْسَانًا بِخِزَامَةٍ فِي أَنْفِهِ، فَقَطَعَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ، ثُمَّ أَمَرَهُ أَنْ يَقُودَهُ بِيَدِهِ
İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe'yi tavaf ederken birisine rastladı. O kişi burnundan bir yularla bağlanmış olan diğer bir insanı önünden çekerek tavaf ettiriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hemen o yuları kendi eliyle kopardı. Sonra yanındaki adama onu eliyle tutmak suretiyle tavaf ettirmesini emretti
Sahih al Bukhari 6703
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ قَائِمٍ فَسَأَلَ عَنْهُ فَقَالُوا أَبُو إِسْرَائِيلَ نَذَرَ أَنْ يَقُومَ وَلاَ يَقْعُدَ وَلاَ يَسْتَظِلَّ وَلاَ يَتَكَلَّمَ وَيَصُومَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مُرْهُ فَلْيَتَكَلَّمْ وَلْيَسْتَظِلَّ وَلْيَقْعُدْ وَلْيُتِمَّ صَوْمَهُ ". قَالَ عَبْدُ الْوَهَّابِ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
İbn Abbas şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe okurken ayakta duran bir adam gördü de onun hâlini sordu. Sahabiler, "O Ebu İsrail'dir; ayakta durmaya, oturmamaya, gölgelenmemeye, konuşmamaya ve oruç tutmaya nezretmiştir" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona söyle; konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın!" diye emretti.
Sahih al Bukhari 6704
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنَا حَكِيمُ بْنُ أَبِي حُرَّةَ الأَسْلَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، نَذَرَ أَنْ لاَ، يَأْتِيَ عَلَيْهِ يَوْمٌ إِلاَّ صَامَ، فَوَافَقَ يَوْمَ أَضْحًى أَوْ فِطْرٍ. فَقَالَ لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ، لَمْ يَكُنْ يَصُومُ يَوْمَ الأَضْحَى وَالْفِطْرِ، وَلاَ يَرَى صِيَامَهُمَا.
Hakim b. Ebi Hurra el-Eslemi'nin nakline göre Abdullah b. Ömer'e, bundan sonra karşılaşacağı her gün muhakkak oruç tutacağına nezreden ve bu orucu da kurban veya ramazan bayramı gününe tesadüf eden kimsenin durumu soruldu. İbn Ömer şöyle dedi: "Andolsun ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizin için güzel bir örnektir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban ve ramazan bayramı günlerinde oruç tutmazdı. Biz onun bu günlerde oruç tutmasını doğru görmeyiz."
Sahih al Bukhari 6705
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ فَسَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ نَذَرْتُ أَنْ أَصُومَ كُلَّ يَوْمِ ثَلاَثَاءَ أَوْ أَرْبِعَاءَ مَا عِشْتُ، فَوَافَقْتُ هَذَا الْيَوْمَ يَوْمَ النَّحْرِ. فَقَالَ أَمَرَ اللَّهُ بِوَفَاءِ النَّذْرِ، وَنُهِينَا أَنْ نَصُومَ يَوْمَ النَّحْرِ. فَأَعَادَ عَلَيْهِ فَقَالَ مِثْلَهُ، لاَ يَزِيدُ عَلَيْهِ.
Ziyad b. Cubeyr şöyle anlatmıştır: İbn Ömer'in beraberinde bulunduğum bir sırada adamın biri, "Ben yaşadığım sürece her Salı veya her Çarşamba günü oruç tutmaya nezrettim ve orucumu tutarken şu kurban bayramı gününe rast geldim" deyip hükmünü sordu. İbn Ömer: "Allah adaklarınızı yerine getirmenizi emretti. Kurban bayramı günü oruç tutmamız yasaklandı" diye cevap verdi. Soruyu soran sorusunu tekrarlayınca İbn Ömer hiçbir şey ilave etmeyerek önceki sözün benzerini aynen tekrarladı.
Sahih al Bukhari 6706
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ فَلَمْ نَغْنَمْ ذَهَبًا وَلاَ فِضَّةً إِلاَّ الأَمْوَالَ وَالثِّيَابَ وَالْمَتَاعَ، فَأَهْدَى رَجُلٌ مِنْ بَنِي الضُّبَيْبِ يُقَالُ لَهُ رِفَاعَةُ بْنُ زَيْدٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غُلاَمًا يُقَالُ لَهُ مِدْعَمٌ، فَوَجَّهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى وَادِي الْقُرَى حَتَّى إِذَا كَانَ بِوَادِي الْقُرَى بَيْنَمَا مِدْعَمٌ يَحُطُّ رَحْلاً لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا سَهْمٌ عَائِرٌ فَقَتَلَهُ، فَقَالَ النَّاسُ هَنِيئًا لَهُ الْجَنَّةُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلاَّ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ الشَّمْلَةَ الَّتِي أَخَذَهَا يَوْمَ خَيْبَرَ مِنَ الْمَغَانِمِ، لَمْ تُصِبْهَا الْمَقَاسِمُ، لَتَشْتَعِلُ عَلَيْهِ نَارًا ". فَلَمَّا سَمِعَ ذَلِكَ النَّاسُ جَاءَ رَجُلٌ بِشِرَاكٍ أَوْ شِرَاكَيْنِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " شِرَاكٌ مِنْ نَارٍ ـ أَوْ ـ شِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ ".
Ebu Hureyre şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber günü yola çıktık. Ne altın ne de gümüş ganimet aldık. Biz oradan mallar, elbiseler ve eşyalar ganimet aldık. Dubeyb oğullarından Rifaa b. Zeyd adında bir adam, Mid'am adında bir köleyi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Vadi'l-Kura'ya yöneldi. Vadi'l-Kura'ya vardığında Mid'am, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yükünü indirirken kendisine kimin attığı bilinmeyen bir ok isabet etti ve onu öldürdü. İnsanlar, "Cennet ona mübarek olsun!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hayır! Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki Hayber gününde ganimetler bölüşülmeden almış olduğu bir örtü şimdi onun üzerinde ateş olup yanmaktadır" dedi. İnsanlar bunu işitince birisi bir veya iki ayakkabı tasmasını geri getirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ateşten bir ayakkabı tasması veya ateşten iki ayakkabı tasması" dedi.
Sahih al Bukhari 6707