حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْمُهَاجِرِ أَبِي الْحَسَنِ، سَمِعَ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ أَذَّنَ مُؤَذِّنُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَقَالَ " أَبْرِدْ أَبْرِدْ ـ أَوْ قَالَ ـ انْتَظِرِ انْتَظِرْ ". وَقَالَ " شِدَّةُ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ، فَإِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ ". حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ.
Ebu Zer'den nakledildiğine göre Allah Resulü'nün müezzini öğle ezanını okumaya başladı. Allah Resulü, "Serinliğe bırak, serinliğe bırak" yahut "Bekle, bekle" buyurdu. Ardından, "Sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır. Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın" buyurdu. Ebu Zer, "Tepelerin gölgesini görünceye kadar bekledik" dedi.