حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ الأَنْصَارِيَّ وَأَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ شَرَابًا مِنْ فَضِيخٍ وَهْوَ تَمْرٌ فَجَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ. فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أَنَسُ قُمْ إِلَى هَذِهِ الْجِرَارِ فَاكْسِرْهَا، قَالَ أَنَسٌ فَقُمْتُ إِلَى مِهْرَاسٍ لَنَا فَضَرَبْتُهَا بِأَسْفَلِهِ حَتَّى انْكَسَرَتْ.
Enes b. Malik şöyle anlatmıştır: Ben Ebu Talha el-Ensari, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Ubey b. Ka'b'a hurmadan yapılan fadih içkisi veriyordum. Bu sırada birisi geldi ve "İçki haram kılındı" dedi. Bunun üzerine Ebu Talha bana, "Ya Enes! Şu şarap küplerine doğru kalk da onları kır!" diye emretti. Enes, "Bu emir üzerine ben bize ait olan mihrasa doğru yöneldim ve onun alt kısmıyla küplere vurdum; nihayet kırıldılar" demiştir.