وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى فَنُذَكِّي بِاللِّيطِ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ بِقِصَّتِهِ وَقَالَ فَنَدَّ عَلَيْنَا بَعِيرٌ مِنْهَا فَرَمَيْنَاهُ بِالنَّبْلِ حَتَّى وَهَصْنَاهُ .
Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, İsmail b. Müslim'den, o da Saîd b. Mesrûk'tan, o da Abâye'den, o da dedesi Râfi'den naklen rivayet etti. Sonra bu hadisi bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk, babasından, o da Abâye b. Rifâa b. Râfi' b. Hadîc'den, o da dedesinden naklen rivayet etti. Şöyle demiş: “Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Hâlbuki yanımızda bıçak yok. Kamış kabuklarıyla keselim mi?” dedik. Râvi, hadisi kıssasıyla hikâye etmiştir. “O hayvanlardan bir deve elimizden kaçtı da ona ok attık ve yere serdik.” demiştir.