حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ قَيْسٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، حَدَّثَنِي جُنْدَبُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ شَهِدْتُ الأَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَعْدُ أَنْ صَلَّى وَفَرَغَ مِنْ صَلاَتِهِ سَلَّمَ فَإِذَا هُوَ يَرَى لَحْمَ أَضَاحِيَّ قَدْ ذُبِحَتْ قَبْلَ أَنْ يَفْرُغَ مِنْ صَلاَتِهِ فَقَالَ " مَنْ كَانَ ذَبَحَ أُضْحِيَّتَهُ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ - أَوْ نُصَلِّيَ - فَلْيَذْبَحْ مَكَانَهَا أُخْرَى وَمَنْ كَانَ لَمْ يَذْبَحْ فَلْيَذْبَحْ بِاسْمِ اللَّهِ " .
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Esved b. Kays rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Esved b. Kays'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Cündeb b. Süfyan rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kurbanda bulundum. Namazı kılmaktan ve namazını bitirip selâm vermekten öteye geçmedi. Bir de ne görsün, o namazından çıkmadan kesilmiş kurban etleri!.. Bunun üzerine: «Kim kurbanını namazı kılmazdan —yahut biz namazı kılmazdan— önce kesti ise onun yerine bir başkasını kessin. Kim kesmediyse besmele ile kessin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5064
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، سَلاَّمُ بْنُ سُلَيْمٍ عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالَ شَهِدْتُ الأَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ بِالنَّاسِ نَظَرَ إِلَى غَنَمٍ قَدْ ذُبِحَتْ فَقَالَ " مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيَذْبَحْ شَاةً مَكَانَهَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Ahvas Sellâm b. Süleym, Esved b. Kays'dan, o da Cündeb b. Süfyan'dan naklen rivayet etti. Cündeb şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte kurbanda bulundum. Cemaate namazı kıldırdığı vakit kesilmiş birtakım koyunlar gördüm de: «Kim namazdan önce kesti ise onun yerine bir koyun kessin. Kim kesmediyse besmeleyle kessin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5065
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالاَ عَلَى اسْمِ اللَّهِ . كَحَدِيثِ أَبِي الأَحْوَصِ .
Bize bu hadîsi Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim ile İbni Ebi Ömer, İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Her iki râvi Esved b. Kays'dan bu îsnadla rivayette bulunmuş ve Ebu'l-Ahvas hadîsinde olduğu gibi «Besmele ile» demişlerdir.
Sahih Muslim 5066
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ، سَمِعَ جُنْدَبًا الْبَجَلِيَّ، قَالَ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى يَوْمَ أَضْحًى ثُمَّ خَطَبَ فَقَالَ " مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُعِدْ مَكَانَهَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ بِاسْمِ اللَّهِ " .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Esved'den rivayet etti. O da Cündeb El-Becelî'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kurban günü namaz kılarken gördüm. Sonra hutbe okudu ve: «Kim (bayram namazını) kılmadan kesti ise onun yerine başkasını iade etsin. Kim kesmediyse besmeleyle kessin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5067
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5068
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ ضَحَّى خَالِي أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عِنْدِي جَذَعَةً مِنَ الْمَعْزِ فَقَالَ " ضَحِّ بِهَا وَلاَ تَصْلُحُ لِغَيْرِكَ " . ثُمَّ قَالَ " مَنْ ضَحَّى قَبْلَ الصَّلاَةِ فَإِنَّمَا ذَبَحَ لِنَفْسِهِ وَمَنْ ذَبَحَ بَعْدَ الصَّلاَةِ فَقَدْ تَمَّ نُسُكُهُ وَأَصَابَ سُنَّةَ الْمُسْلِمِينَ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Halid b. Abdillah, Mutarrif'den, o da Âmir'den, o da Bera'dan naklen haber verdi. Bera' şöyle demiş: Dayım Ebû Bürde namazdan önce kurban kesti de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu et koyunundan ibarettir.» buyurdu. Dayım: — Yâ Resûlallah! Bende bir keçi oğlağı var! dedi. «Onu kurban et ama senden başkasına yaramaz.» buyurdu. Sonra şunları söyledi: «Her kim namazdan önce kurban keserse, ancak kendi için kesmiş olur. Kim namazdan sonra keserse onun kurbanı tamam olmuş ve Müslümanların sünnetine isabet etmiştir.»
Sahih Muslim 5069
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ خَالَهُ أَبَا بُرْدَةَ بْنَ نِيَارٍ، ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يَذْبَحَ النَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا يَوْمٌ اللَّحْمُ فِيهِ مَكْرُوهٌ وَإِنِّي عَجَّلْتُ نَسِيكَتِي لأُطْعِمَ أَهْلِي وَجِيرَانِي وَأَهْلَ دَارِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعِدْ نُسُكًا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عِنْدِي عَنَاقَ لَبَنٍ هِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ . فَقَالَ " هِيَ خَيْرُ نَسِيكَتَيْكَ وَلاَ تَجْزِي جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Huşeym, Dâvûd'dan, o da Şa'bî'den, o da Bera b. Âzib'den naklen haber verdi ki, dayısı Ebû Bürde b. Niyâr, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kesmezden önce kurban kesmiş de: — Yâ Resûlallah! Bu öyle bir gündür ki, onda et mekruhtur. Ben kurbanımı, ehlimi, komşularımı ve aile efradını doyurayım diye acele kestim, demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Tekrar bir kurban kes!» buyurmuş. Bunun üzerine: — Yâ Resûlallah! Bende bir süt oğlağı var, bu oğlak iki koyun etinden daha hayırlıdır, demiş. Efendimiz: «O senin iki kurbanının en hayırlısıdır. Ama senden sonra kimse için bir çepiç kifayet etmez.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5070
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ فَقَالَ " لاَ يَذْبَحَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ " . قَالَ فَقَالَ خَالِي يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا يَوْمٌ اللَّحْمُ فِيهِ مَكْرُوهٌ . ثُمَّ ذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ هُشَيْمٍ .
Bize Muhammed b. Müsenna rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Ebî Adiyy, Dâvûd'dan, o da Şa'bî'den, o da Bera' b. Âzib'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kurban günü hutbe okudu da: «Namazı kılmadıkça hiçbir kimse katiyen kurban kesmesin!» buyurdu. Bunun üzerine dayım: — Yâ Resûlallah! Bu öyle bir gündür ki, bunda et mekruhtur... dedi. Bundan sonra râvi, Huşeym'in hadisi manasında rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5071
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَوَجَّهَ قِبْلَتَنَا وَنَسَكَ نُسُكَنَا فَلاَ يَذْبَحْ حَتَّى يُصَلِّيَ " . فَقَالَ خَالِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ نَسَكْتُ عَنِ ابْنٍ لِي . فَقَالَ " ذَاكَ شَىْءٌ عَجَّلْتَهُ لأَهْلِكَ " . فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي شَاةً خَيْرٌ مِنْ شَاتَيْنِ قَالَ " ضَحِّ بِهَا فَإِنَّهَا خَيْرُ نَسِيكَةٍ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zekeriyya, Firâs'dan, o da Âmir'den, o da Berâ'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim bizim namazımızı kılar, kıblemize döner ve kurbanımızı keserse, namaz kılmadıkça kurban kesmesin!» buyurdu. Onun üzerine dayım: — Yâ Resûlallah! Ben bir oğlum namına kurban kestim, dedi. O da: «Bu, senin ailen için acele yaptığın bir iştir!» buyurdu. Dayım: — Bende bir koyun var ki iki koyundan daha hayırlıdır, dedi. «Onu kes! Çünkü o en hayırlı kurbandır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5072
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ الإِيَامِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا نُصَلِّي ثُمَّ نَرْجِعُ فَنَنْحَرُ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا وَمَنْ ذَبَحَ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ قَدَّمَهُ لأَهْلِهِ لَيْسَ مِنَ النُّسُكِ فِي شَىْءٍ " . وَكَانَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ قَدْ ذَبَحَ فَقَالَ عِنْدِي جَذَعَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ فَقَالَ " اذْبَحْهَا وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Muhammed b. Müsenna ile İbn-i Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Müsenna'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Zübeyd El-İyâmî'den, o da Şa'bî'den, o da Berâ' b. Âzib'den naklen rivayet etti. Berâ' (şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki şu günümüzde kendisinden ilk başlayacağımız iş şudur ki evvelce namaz kılar, sonra döner de kurban boğazlarız. Bunu kim yaparsa bizim sünnetimize isabet etmiştir. Kim evvelâ kurban keserse, o da ancak ailesine takdim ettiği bir ettir. Kurbandan bir şey değildir.» buyurdu. Ebû Bürde b. Niyâr kurban kesmişti. Binaenaleyh: — Bende yıllanmıştan daha hayırlı bir oğlak var, dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu kes, ama senden sonra o hiçbir kimseye kâfi gelmeyecektir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5073
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، سَمِعَ الشَّعْبِيَّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Zübeyd'den naklen rivayet etti. O da Şa'bî'yi, Berâ' b. Âzib'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin mislini rivayet ederken dinlemiş.
Sahih Muslim 5074
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ جَرِيرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ النَّحْرِ بَعْدَ الصَّلاَةِ . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ .
Bize Kuteybe b. Saîd ile Hennad b. Seriy de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû'l-Ahvâs rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim de toptan Cerir'den rivayet ettiler. Her iki râvi, Mansûr'dan, o da Şa'bî'den, o da Berâ' b. Âzib'den naklen rivayet etmişlerdir. Berâ' şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban günü namazdan sonra bize hutbe okudu... Sonra râvi yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5075
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، عَارِمُ بْنُ الْفَضْلِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ، بْنُ عَازِبٍ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ نَحْرٍ فَقَالَ " لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ " . قَالَ رَجُلٌ عِنْدِي عَنَاقُ لَبَنٍ هِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ قَالَ " فَضَحِّ بِهَا وَلاَ تَجْزِي جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bana Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'n-Nu'man, Ârim b. Fadl rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdulvâhid (yâni İbni Ziyad) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Âsim El-Ahvel, Şa'bî'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Berâ' b. Âzib rivayet etti. (Dedi ki): Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kurban günü hutbe okudu da: «Hiçbir kimse namazı kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin.» buyurdu. Bir adam: — Bende bir süt oğlağı var ki, iki et koyunundan daha hayırlıdır, dedi. Efendimiz: «O hâlde onu kurban et. Ama senden sonra hiçbir kimse namına çepiç kâfi gelmez.» buyurdular.
Sahih Muslim 5076
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ ذَبَحَ أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبْدِلْهَا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ عِنْدِي إِلاَّ جَذَعَةٌ - قَالَ شُعْبَةُ وَأَظُنُّهُ قَالَ - وَهِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْعَلْهَا مَكَانَهَا وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed (yâni İbni Ca'fer) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Seleme'den, o da Ebû Cuheyfe'den, o da Berâ' b. Âzib'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Bürde namazdan önce kurban kesti de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu değiştir!» buyurdu. Bunun üzerine Ebû Bürde: — Yâ Resûlallah! Bende bir tokludan başka bir şey yoktur, dedi. (Şu'be demiş ki: Zannederim şunu da söyledi.) Ama o yıllanmıştan daha hayırlıdır. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bunu onun yerine koy! Fakat senden sonra hiçbir kimse namına kifâyet edecek değildir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5077
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَلَمْ يَذْكُرِ الشَّكَّ فِي قَوْلِهِ هِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ .
Bize bu hadîsi İbni Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bana Vehb b. Cerîr rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Âmir El-Akadî haber verdi. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnad ile rivayet etti ama: «O yıllanmıştan daha hayırlıdır» cümlesindeki şekki anmadı.
Sahih Muslim 5078
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ " مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيُعِدْ " . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا يَوْمٌ يُشْتَهَى فِيهِ اللَّحْمُ . وَذَكَرَ هَنَةً مِنْ جِيرَانِهِ كَأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَدَّقَهُ قَالَ وَعِنْدِي جَذَعَةٌ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ أَفَأَذْبَحُهَا قَالَ فَرَخَّصَ لَهُ فَقَالَ لاَ أَدْرِي أَبَلَغَتْ رُخْصَتُهُ مَنْ سِوَاهُ أَمْ لاَ قَالَ وَانْكَفَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى كَبْشَيْنِ فَذَبَحَهُمَا فَقَامَ النَّاسُ إِلَى غُنَيْمَةٍ فَتَوَزَّعُوهَا . أَوْ قَالَ فَتَجَزَّعُوهَا .
Bana Yahya b. Eyyûb ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb toptan İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. (Dedi ki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyûb'dan, o da Muhammed'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban günü: «Her kim namazdan önce kurban kesti ise hemen iade etsin.» buyurdu. Bunun üzerine bir adam kalkarak: — Yâ Resûlallah! Bu öyle bir gündür ki, onda et arzu edilir, dedi. Ve komşularının bir hacetini andı. Galiba Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu tasdik etti. Adam: — Bende bir oğlak var ki, bence iki et koyunundan daha muteberdir. Onu keseyim mi? dedi. O da kendisine ruhsat verdi. Enes demiş ki: Bunun ruhsatı başkasına ulaştı mı, ulaşmadı mı bilmiyorum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de iki koça davranarak onları kesti. Halk hemen koyuncağıza koşarak onu paylaştılar. (Yahut: Onu parçaladılar, demiştir.)
Sahih Muslim 5079
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَهِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى ثُمَّ خَطَبَ فَأَمَرَ مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ أَنْ يُعِيدَ ذِبْحًا ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ .
Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb ile Hişâm, Muhammed'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kılmış. Sonra hutbe okumuş ve namazdan önce kim kurban kesti ise, tekrar bir hayvan kesmesini emir buyurmuş... Bundan sonra râvi İbni Uleyye hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5080
وَحَدَّثَنِي زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ وَرْدَانَ - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أَضْحًى - قَالَ - فَوَجَدَ رِيحَ لَحْمٍ فَنَهَاهُمْ أَنْ يَذْبَحُوا قَالَ " مَنْ كَانَ ضَحَّى فَلْيُعِدْ " . ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمَا .
Bana Ziyâd b. Yahya El-Hassânî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâtim (yani İbni Verdân) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban günü bize hutbe okudu. Arkasından et kokusu duydu ve ashabı hayvan kesmekten men etti. «Her kim kurban kesti ise hemen iade etsin.» buyurdular. Sonra râvi yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5081
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنَ الضَّأْنِ " .
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yıllanmış hayvandan başkasını kesmeyin. Ancak size (böylesini bulmak) güç gelirse o başka! Bu takdirde koyundan bir kuzu kesiverin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5082
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ بِالْمَدِينَةِ فَتَقَدَّمَ رِجَالٌ فَنَحَرُوا وَظَنُّوا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَحَرَ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَنْ كَانَ نَحَرَ قَبْلَهُ أَنْ يُعِيدَ بِنَحْرٍ آخَرَ وَلاَ يَنْحَرُوا حَتَّى يَنْحَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم .
Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Câbir b. Abdullah'ı şunu söylerken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Medine'de kurban günü bayram namazını kıldırdı. Müteakiben birtakım adamlar giderek kurban kestiler ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kurban kestiğini zannettiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendisinden önce kurban kesenin kurbanını başka bir hayvanla iade etmesini ve kimsenin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kesmedikçe kurban kesmemesini emir buyurdu.
Sahih Muslim 5083
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ غَنَمًا يَقْسِمُهَا عَلَى أَصْحَابِهِ ضَحَايَا فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ضَحِّ بِهِ أَنْتَ " . قَالَ قُتَيْبَةُ عَلَى صَحَابَتِهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına kurbanlık olarak dağıtmak üzere ona koyun vermiş. (O da dağıtmış da) bir oğlak kalmış. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyleyince: «Onu sen kurban et!» buyurmuşlar. Kuteybe, hadisteki «ashabına» yerine «sahabesine» dedi.
Sahih Muslim 5084
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ بَعْجَةَ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِينَا ضَحَايَا فَأَصَابَنِي جَذَعٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ أَصَابَنِي جَذَعٌ . فَقَالَ " ضَحِّ بِهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Harun, Hişam Destevâî'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ba'cete'l-Cühenî'den, o da Ukbe b. Âmir El-Cühenî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim aramızda kurbanları taksim etti de bana bir kuzu düştü. Ben: «Yâ Resûlallah! Bana bir kuzu düştü.» dedim. «Onu kurban et!» buyurdular.
Sahih Muslim 5085
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - أَخْبَرَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي بَعْجَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَسَمَ ضَحَايَا بَيْنَ أَصْحَابِهِ . بِمِثْلِ مَعْنَاهُ .
Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya (yani İbni Hassan) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muâviye —ki bu zat İbni Sellâm'dır— haber verdi. (Dedi ki): Bana Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ba'ce b. Abdillah haber verdi. Ona da Ukbe b. Âmir El-Cühenî haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı arasında kurbanlar dağıtmış. Ravi, yukarıdaki hadis mânâsında rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 5086
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ وَسَمَّى وَكَبَّرَ وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Katâde'den, o da Enes'ten naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki beyaz ve boynuzlu koç kurban etti; onları kendi eliyle kesti, besmele çekti ve tekbir getirdi. Ayağını da boyunlarının üzerine koydu.
Sahih Muslim 5087
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ قَالَ وَرَأَيْتُهُ يَذْبَحُهُمَا بِيَدِهِ وَرَأَيْتُهُ وَاضِعًا قَدَمَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا قَالَ وَسَمَّى وَكَبَّرَ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî', Şu'be'den, o da Katâde'den, o da Enes'ten naklen haber verdi. Enes (şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki beyaz ve boynuzlu koç kurban etti. Ben kendisini onları eliyle keserken gördüm. Onu, ayağını her birinin boynunun üzerine koyarken de gördüm. Besmele de çekti, tekbir de getirdi.
Sahih Muslim 5088
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ . قَالَ قُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ أَنَسٍ قَالَ نَعَمْ .
Bize Yahya b. Habîb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid, yani İbni Hâris, rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Bana Katâde haber verdi. (Dedi ki): Enes'i, “Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban etti...” derken işittim. Yukarıdaki hadisin benzerini rivayet etmiştir. Şu'be demiş ki: Ben Katâde'ye, “Bunu Enes'ten sen mi işittin?” dedim. “Evet!” cevabını verdi.
Sahih Muslim 5089
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ وَيَقُولُ " بِاسْمِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ " .
{…} Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Adiyy, Said'den, o da Katâde'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarıki hadisin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Bismillah! Vallâhu ekber» diyordu, demiştir.
Sahih Muslim 5090
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ قَالَ حَيْوَةُ أَخْبَرَنِي أَبُو صَخْرٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِكَبْشٍ أَقْرَنَ يَطَأُ فِي سَوَادٍ وَيَبْرُكُ فِي سَوَادٍ وَيَنْظُرُ فِي سَوَادٍ فَأُتِيَ بِهِ لِيُضَحِّيَ بِهِ فَقَالَ لَهَا " يَا عَائِشَةُ هَلُمِّي الْمُدْيَةَ " . ثُمَّ قَالَ " اشْحَذِيهَا بِحَجَرٍ " . فَفَعَلَتْ ثُمَّ أَخَذَهَا وَأَخَذَ الْكَبْشَ فَأَضْجَعَهُ ثُمَّ ذَبَحَهُ ثُمَّ قَالَ " بِاسْمِ اللَّهِ اللَّهُمَّ تَقَبَّلْ مِنْ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَمِنْ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ " . ثُمَّ ضَحَّى بِهِ .
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Hayve şunu söyledi: Bana Ebû Sahr, Yezid b. Kusayt'dan, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) siyah içinde yere basan, siyah içinde yatan ve siyah içinde bakan boynuzlu bir koç (getirilmesini) emir buyurmuş. Ve kurban etmesi için kendisine (böyle bir) koç getirilmiş. Müteakiben Âişe'ye: «Yâ Âişe! Bıçağı getir!» demiş. Sonra: «Onu bir taşla keskinle!» buyurmuşlar. O da dediğini yapmış. Sonra bıçağı almış ve koçu tutarak yatırmış, sonra kesmiş. Ve: «Bismillah! Ey Allahım! Muhammed'den, Âl-i Muhammed'den ve ümmet-i Muhammed'den kabul eyle!» demiş ve onu kurban etmiş.
Sahih Muslim 5091
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى قَالَ صلى الله عليه وسلم " أَعْجِلْ أَوْ أَرْنِي مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ وَسَأُحَدِّثُكَ أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ " . قَالَ وَأَصَبْنَا نَهْبَ إِبِلٍ وَغَنَمٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَإِذَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا شَىْءٌ فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا " .
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd, Süfyan'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bana babam, Abâye b. Rifâa b. Râfi' b. Hadîc'den, o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Dedim ki: «Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Halbuki yanımızda bıçak yok.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Acele et, yahut öldür! Eğer bir şey kanı akıtır ve (hayvanın) üzerine besmele çekilirse ye! Yalnız dişle tırnak müstesna. Sana anlatayım: Diş kemiktir. Tırnağa gelince, o da Habeşlilerin bıçağıdır.» buyurdular. Deve ve koyun yağması ele geçirdik de onlardan bir deve kaçtı. Derken bir adam ona ok atarak durdurdu. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hakikaten bu develerin vahşî hayvanların kaçışı gibi bir kaçışı var. Onlardan bir şey size galebe çaldı mı, ona işte böyle yapın!» buyurdular.
Sahih Muslim 5092
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ مِنْ تِهَامَةَ فَأَصَبْنَا غَنَمًا وَإِبِلاً فَعَجِلَ الْقَوْمُ فَأَغْلَوْا بِهَا الْقُدُورَ فَأَمَرَ بِهَا فَكُفِئَتْ ثُمَّ عَدَلَ عَشْرًا مِنَ الْغَنَمِ بِجَزُورٍ . وَذَكَرَ بَاقِيَ الْحَدِيثِ كَنَحْوِ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ .
Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki' haber verdi. (Dedi ki): Bize Süfyan b. Saîd b. Mesrûk, babasından, o da Abâye b. Rifâa b. Râfi' b. Hadîc'den, o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Tihâme'deki Zülhuleyfe'de idik. Koyunlar ve develer ele geçirdik. Derken cemaat acele ederek bunlarla çömlekleri kaynattılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz emir verdi ve çömlekler döküldü. Sonra on koyunu bir deveye denk tuttu. Râvi, hadisin geri kalanını Yahya b. Saîd'in hadisi gibi anlatmıştır.
Sahih Muslim 5093
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى فَنُذَكِّي بِاللِّيطِ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ بِقِصَّتِهِ وَقَالَ فَنَدَّ عَلَيْنَا بَعِيرٌ مِنْهَا فَرَمَيْنَاهُ بِالنَّبْلِ حَتَّى وَهَصْنَاهُ .
Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, İsmail b. Müslim'den, o da Saîd b. Mesrûk'tan, o da Abâye'den, o da dedesi Râfi'den naklen rivayet etti. Sonra bu hadisi bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk, babasından, o da Abâye b. Rifâa b. Râfi' b. Hadîc'den, o da dedesinden naklen rivayet etti. Şöyle demiş: “Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Hâlbuki yanımızda bıçak yok. Kamış kabuklarıyla keselim mi?” dedik. Râvi, hadisi kıssasıyla hikâye etmiştir. “O hayvanlardan bir deve elimizden kaçtı da ona ok attık ve yere serdik.” demiştir.
Sahih Muslim 5094
وَحَدَّثَنِيهِ الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ الْحَدِيثَ إِلَى آخِرِهِ بِتَمَامِهِ وَقَالَ فِيهِ وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ
Bana bu hadisi Kasım b. Zekeriyya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den, o da Saîd b. Mesrûk'tan bu isnadla bu hadisi sonuna kadar tamamıyla rivayet etti. Bu hadiste: “Yanımızda bıçak yok; kamışla keselim mi?” dedi.
Sahih Muslim 5095
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَمْ يَذْكُرْ فَعَجِلَ الْقَوْمُ فَأَغْلَوْا بِهَا الْقُدُورَ فَأَمَرَ بِهَا فَكُفِئَتْ وَذَكَرَ سَائِرَ الْقِصَّةِ .
Bize Muhammed b. Velid b. Abdülhamîd dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Said b. Mesrûk'tan, o da Abâye b. Rifâa b. Râfi'den, o da Râfi' b. Hadîc'den rivayet etti. Râfi' şöyle demiş: — Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Hâlbuki yanımızda bıçak yoktur... Râvi hadisi hikâye etmiş, yalnız: «Cemaat acele ederek onlarla çömlekleri kaynattılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de emir vererek çömlekler döküldü.» cümlesini anmamış; kıssanın diğer yerlerini söylemiştir.
Sahih Muslim 5096
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَبَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ وَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَأْكُلَ مِنْ لُحُومِ نُسُكِنَا بَعْدَ ثَلاَثٍ .
Bana Abdü'l-Cebbâr b. Alâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zührî, Ebû Ubeyd'den rivayet etti. Şöyle demiş: Bayramda Ali b. Ebî Tâlib ile birlikte bulundum. Hutbeden önce namazdan işe başladı ve: «Şüphesiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç geceden sonra kurbanlarımızın etlerinden yemeyi bize yasak etti.» dedi.
Sahih Muslim 5097
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدٍ، مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ أَنَّهُ شَهِدَ الْعِيدَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ - قَالَ - فَصَلَّى لَنَا قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ خَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَهَاكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا لُحُومَ نُسُكِكُمْ فَوْقَ ثَلاَثِ لَيَالٍ فَلاَ تَأْكُلُوا .
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bana İbni Ezher'in azatlısı Ebû Ubeyd rivayet etti ki, kendisi bayramda Ömer b. Hattâb ile bulunmuş. (Dedi ki): Sonra Ali b. Ebî Tâlib'le birlikte bayram namazı kıldım. Bize namazı hutbeden önce kıldırdı. Sonra cemaate hutbe okuyarak: — Şüphesiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç gecenin üstünde kalan kurban etlerinizi yemeyi size yasak etmiştir. O hâlde yemeyin! dedi.
Sahih Muslim 5098
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bana Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Şihab'ın kardeşi oğlu rivayet etti. H. Bize Hasen el-Hulvânî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yâkub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam, Sâlih'den rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 5099
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ يَأْكُلْ أَحَدٌ مِنْ لَحْمِ أُضْحِيَّتِهِ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Hiçbir kimse üç günden yukarı kurbanının etinden yemesin!» buyurmuşlardır.
Sahih Muslim 5100
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ - كِلاَهُمَا عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ اللَّيْثِ .
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Said, İbn-i Cüreyc'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dahhak (yani İbn-i Osman) haber verdi. Her iki râvi Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Leys'in hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 5101
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا وَقَالَ عَبْدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ . قَالَ سَالِمٌ فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ لاَ يَأْكُلُ لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ . وَقَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ بَعْدَ ثَلاَثٍ .
Bize İbn-i Ebî Ömer ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (İbn-i Ebî Ömer, bize rivayet etti tâbirini kullandı. Abd ise bize Abdürrezzak haber verdi, dedi.) (Demiş ki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Sâlim'den, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üç geceden sonra kurban etlerinin yenmesini yasak etmiş. Sâlim şöyle demiş: «Bundan dolayı İbn-i Ömer, üç günün üzerinde kalan kurban etlerini yemezdi.» İbn-i Ebî Ömer: «Üç geceden sonra» dedi.
Sahih Muslim 5102
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمْرَةَ فَقَالَتْ صَدَقَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ دَفَّ أَهْلُ أَبْيَاتٍ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ حِضْرَةَ الأَضْحَى زَمَنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ادَّخِرُوا ثَلاَثًا ثُمَّ تَصَدَّقُوا بِمَا بَقِيَ " . فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ النَّاسَ يَتَّخِذُونَ الأَسْقِيَةَ مِنْ ضَحَايَاهُمْ وَيَجْمُلُونَ مِنْهَا الْوَدَكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَمَا ذَاكَ " . قَالُوا نَهَيْتَ أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ . فَقَالَ " إِنَّمَا نَهَيْتُكُمْ مِنْ أَجْلِ الدَّافَّةِ الَّتِي دَفَّتْ فَكُلُوا وَادَّخِرُوا وَتَصَدَّقُوا " .
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh haber verdi. (Dedi ki): Bize Mâlik, Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Abdullah b. Vâkıd'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üç geceden sonra kurban etlerini yemekten nehiy buyurdu. Abdullah b. Ebî Bekir (demiş ki): Ben bunu Amra'ya anlattım da: «Doğru söylemiş! Ben Âişe'yi şunu söylerken işittim.» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında, Kurban Bayramı dolayısıyla çöl halkından birkaç hane halkı seğirtip geldiler de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Üç gece et biriktirin, sonra kalanı tasadduk edin!» buyurdu. Bundan bir müddet sonra ashab: «Yâ Resûlallah! İnsanlar su tulumlarını kurbanlarından yapıyor, onların yağını eritiyorlar.» dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ne o?» diye sordu. «Sen kurban etlerinin üç geceden sonra yenmesini yasak ettin.» dediler. Bunun üzerine: «Ben sizi ancak seğirtip gelen şu zayıf bedevilerden dolayı men ettim. Artık yiyin, biriktirin ve tasadduk edin!» buyurdu.
Sahih Muslim 5103
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ثُمَّ قَالَ بَعْدُ " كُلُوا وَتَزَوَّدُوا وَادَّخِرُوا " .
Bize Yahya b. Yahyâ rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, Ebu'z-Zübeyr'den, onun da Câbir'den, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üç geceden sonra kurban etlerinin yenmesini yasak etmiş; biraz sonra: «Yiyin, azıklanın ve biriktirin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5104
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ كُنَّا لاَ نَأْكُلُ مِنْ لُحُومِ بُدْنِنَا فَوْقَ ثَلاَثِ مِنًى فَأَرْخَصَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " كُلُوا وَتَزَوَّدُوا " . قُلْتُ لِعَطَاءٍ قَالَ جَابِرٌ حَتَّى جِئْنَا الْمَدِينَةَ قَالَ نَعَمْ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Alî b. Mushir rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. Her iki râvi İbn-i Cüreyc'den, o da Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etmişlerdir. H. Bana Muhammed b. Hâtim dahi rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd, İbnü Cüreyc'den rivayet etti. (Demiş ki): Atâ şunu söyledi: Ben Câbir b. Abdillâh'ı şunu söylerken dinledim: — Biz Minâ'da üç günden fazla develerimizin etlerinden yemezdik. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ruhsat vererek: «Yeyin ve azıklanın!» buyurdular. Ben Atâ'ya: «Câbir, ‘Nihayet Medine'ye geldik.’ dedi mi?» diye sordum. — Evet, cevabını verdi.
Sahih Muslim 5105
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا لاَ نُمْسِكُ لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَتَزَوَّدَ مِنْهَا وَنَأْكُلَ مِنْهَا . يَعْنِي فَوْقَ ثَلاَثٍ .
Bize İshak b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zekeriyya b. Adiyy, Ubeydullah b. Amr'dan, o da Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Atâ b. Ebî Rebah'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: — Biz kurban etlerini üç geceden fazla tutmazdık. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize onlardan azıklanmamızı ve yememizi emir buyurdu. (Üç geceden fazla duran etleri demek istiyor.)
Sahih Muslim 5106
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَتَزَوَّدُهَا إِلَى الْمَدِينَةِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan, o da Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında biz onlarla Medine'ye giderken azıklanıyorduk.
Sahih Muslim 5107
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَهْلَ الْمَدِينَةِ لاَ تَأْكُلُوا لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ " . وَقَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ . فَشَكَوْا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ لَهُمْ عِيَالاً وَحَشَمًا وَخَدَمًا فَقَالَ " كُلُوا وَأَطْعِمُوا وَاحْبِسُوا أَوِ ادَّخِرُوا " . قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى شَكَّ عَبْدُ الأَعْلَى .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-A'lâ, Cüreyrî'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-A'lâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Saîd, Katâde'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Medineliler! Kurban etlerini üç geceden fazla yemeyin!» buyurdular. (İbn-i Müsennâ üç gece yerine üç gün dedi.) Bunun üzerine ashab, çoluk çocuk, uşak ve hizmetçileri bulunduğundan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet ettiler. O da: «Yeyin, yedirin, saklayın yahut biriktirin!» buyurdular. İbn-i Müsennâ: Abdü'l-A'lâ şekketmiştir, dedi.
Sahih Muslim 5108
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ ضَحَّى مِنْكُمْ فَلاَ يُصْبِحَنَّ فِي بَيْتِهِ بَعْدَ ثَالِثَةٍ شَيْئًا " . فَلَمَّا كَانَ فِي الْعَامِ الْمُقْبِلِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ نَفْعَلُ كَمَا فَعَلْنَا عَامَ أَوَّلَ فَقَالَ " لاَ إِنَّ ذَاكَ عَامٌ كَانَ النَّاسُ فِيهِ بِجَهْدٍ فَأَرَدْتُ أَنْ يَفْشُوَ فِيهِمْ " .
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Âsim, Yezid b. Ebî Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekvâ'dan naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden kim kurban keserse sakın üç geceden sonra evinde ondan bir şey sabahlamasın!» buyurmuşlar. Ertesi sene gelince ashâb: «Yâ Resûlallah! Yine geçen sene yaptığımız gibi mi yapacağız?» demişler. Bunun üzerine Efendimiz: «Hayır! O öyle bir seneydi ki, insanlar onda sıkıntı içindeydi. Ben de kurban etlerinin onların arasında şüyû bulmasını istemiştim.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5109
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ ذَبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَحِيَّتَهُ ثُمَّ قَالَ " يَا ثَوْبَانُ أَصْلِحْ لَحْمَ هَذِهِ " . فَلَمْ أَزَلْ أُطْعِمُهُ مِنْهَا حَتَّى قَدِمَ الْمَدِينَةَ .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n b. Îsa rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muâviye b. Sâlih, Ebû'z-Zâhiriyye'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Sevbân'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanını kesti. Sonra: «Yâ Sevbân! Bunun etini ıslâh et!» buyurdu. Artık Medine'ye gelinceye kadar kendisine ondan yedirmeye devam ettim.
Sahih Muslim 5110
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، كِلاَهُمَا عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbn-i Râfi' de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Zeyd b. Hubab rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim el-Hanzelî dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdi haber verdi. Her iki râvi Muâviye b. Sâlih'den bu isnad ile rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 5111
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ " . زَادَ ابْنُ رَافِعٍ فِي رِوَايَتِهِ وَالْفَرَعُ أَوَّلُ النِّتَاجِ كَانَ يُنْتَجُ لَهُمْ فَيَذْبَحُونَهُ .
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr'un-Nâkid ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Yahya: Bize haber verdi tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti, dediler.) Süfyân Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuştur. H. Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Abd: Bize haber verdi tâbirini kullandı. İbn-i Râfi' ise: Bize Abdürrezzâk rivayet etti, dedi.) Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da İbn-i Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi, demiştir. Ebû Hureyre şunu söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Fera' ve Atire yoktur.» buyurdular. İbn-i Râfi' kendi rivayetinde: «Fera': İlk yavrudur. Araplar hayvanlarının doğurduğu ilk yavruyu keserlerdi.» ibaresini ziyade etmiştir.
Sahih Muslim 5116
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ عَنْ أَبِي سِنَانٍ، وَقَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ ضِرَارِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُحَارِبٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا ضِرَارُ بْنُ مُرَّةَ، أَبُو سِنَانٍ عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَزُورُوهَا وَنَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ فَأَمْسِكُوا مَا بَدَا لَكُمْ وَنَهَيْتُكُمْ عَنِ النَّبِيذِ إِلاَّ فِي سِقَاءٍ فَاشْرَبُوا فِي الأَسْقِيَةِ كُلِّهَا وَلاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr: Ebû Sinan'dan dedi. İbn-i Müsennâ ise: Dırar b. Mürre'den dedi.) O da Muharib'den, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiş. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dırar b. Mürre, Ebû Sinan, Muharib b. Disâr'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizi kabirleri ziyaretten nehiy ettim. Artık onları ziyaret edin. Sizi üç günden fazla kurban etinden nehyettim. Artık dilediğiniz kadarını elinizde tutun. Sizi tulumdan başka kapta şerbet içmekten nehyettim. Artık bütün kaplardan için. Ama müskir içmeyin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5117
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ " . فَذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي سِنَانٍ .
Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dahhâk b. Mahled, Süfyân'dan, o da Alkame b. Mersed'den, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizi nehyetmiştim...» buyurmuşlar. Ravi hadîsi Ebû Sinan hadîsi mânâsında rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 5118
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ يُحَدِّثُ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دَخَلَتِ الْعَشْرُ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَمَسَّ مِنْ شَعَرِهِ وَبَشَرِهِ شَيْئًا " . قِيلَ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ بَعْضَهُمْ لاَ يَرْفَعُهُ قَالَ لَكِنِّي أَرْفَعُهُ .
Bize İbn-i Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Abdurrahman b. Humeyd b. Abdirrahman b. Avf'dan rivayet etti; o da Saîd b. Müseyyeb'i Ümmü Seleme'den naklen rivayet ederken dinlemiş ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Malûm on gün girdi de biriniz kurban kesmek istedi mi artık (kendi) saçından ve cildinden hiçbir şeye dokunmasın!» buyurmuşlar. Süfyân'a: «Bâzıları bu hadîsi merfu' rivayet etmiyor.» dediler. «Lâkin onu ben merfu' olarak rivayet ediyorum.» cevabını verdi.
Sahih Muslim 5119
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، تَرْفَعُهُ قَالَ " إِذَا دَخَلَ الْعَشْرُ وَعِنْدَهُ أُضْحِيَّةٌ يُرِيدُ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَأْخُذَنَّ شَعْرًا وَلاَ يَقْلِمَنَّ ظُفُرًا " .
Bize bunu İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân haber verdi. Bana Abdurrahman b. Humeyd b. Abdirrahman b. Avf, Saîd b. Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den merfu olarak rivayet etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «On gün girdiği ve yanında kesmek istediği bir kurbanı bulunduğu zaman, saçından hiçbir şey almasın ve tırnağını kesmesin.»
Sahih Muslim 5120
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ كَثِيرٍ الْعَنْبَرِيُّ أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَأَيْتُمْ هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلْيُمْسِكْ عَنْ شَعْرِهِ وَأَظْفَارِهِ " .
Bana Haccâc b. Şâir rivayet etti. Bana Yahyâ b. Kesîr el-Anberî Ebû Gassân rivayet etti. Bize Şu'be, Mâlik b. Enes'ten, o da Ömer b. Müslim'den, o da Saîd b. Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Zilhicce hilâlini gördüğünüzde, sizden biri kurban kesmek isterse saçından ve tırnaklarından bir şey kesmesin." buyurmuştur.
Sahih Muslim 5121
حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُسْلِمِ بْنِ عَمَّارٍ اللَّيْثِيُّ، قَالَ كُنَّا فِي الْحَمَّامِ قُبَيْلَ الأَضْحَى فَاطَّلَى فِيهِ نَاسٌ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَمَّامِ إِنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ يَكْرَهُ هَذَا أَوْ يَنْهَى عَنْهُ فَلَقِيتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي هَذَا حَدِيثٌ قَدْ نُسِيَ وَتُرِكَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ سَلَمَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو .
Bana Hasen b. Ali el-Hulvânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dedi ki): Bana Muhammed b. Amr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Amr b. Müslim b. Ammâr el-Leysî rivayet etti. (Dedi ki): Kurban Bayramı'ndan az önce hamamdaydık. Orada bazı kimseler tüylerini giderdiler. Hamamdakilerden biri: "Saîd b. Müseyyeb bunu mekruh görüyor yahut yasaklıyor." dedi. Sonra Saîd b. Müseyyeb'e rastladım ve bunu kendisine anlattım. Saîd: "Kardeşimin oğlu! Bu, unutulmuş ve terk edilmiş bir hadistir. Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu." dedi. Râvi, Muâz'ın Muhammed b. Amr'dan naklettiği hadis manasında rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5122
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَخِي ابْنِ وَهْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عُمَرَ، بْنِ مُسْلِمٍ الْجُنْدَعِيِّ أَنَّ ابْنَ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ . وَذَكَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ .
Bana Harmele b. Yahyâ ile İbn Vehb'in kardeşinin oğlu Ahmed b. Abdurrahman rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. Bana Hayve haber verdi. Bana Hâlid b. Yezîd, Saîd b. Ebî Hilâl'den, o da Ömer b. Müslim el-Cündaî'den naklen haber verdiğine göre İbn Müseyyeb ona, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'nin kendisine haber verdiğini bildirmiş ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den onların hadisi manasında rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5123
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، كِلاَهُمَا عَنْ مَرْوَانَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ حَيَّانَ، حَدَّثَنَا أَبُو الطُّفَيْلِ، عَامِرُ بْنُ وَاثِلَةَ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُسِرُّ إِلَيْكَ قَالَ فَغَضِبَ وَقَالَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُسِرُّ إِلَىَّ شَيْئًا يَكْتُمُهُ النَّاسَ غَيْرَ أَنَّهُ قَدْ حَدَّثَنِي بِكَلِمَاتٍ أَرْبَعٍ . قَالَ فَقَالَ مَا هُنَّ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ قَالَ قَالَ " لَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَهُ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ غَيَّرَ مَنَارَ الأَرْضِ " .
Bize Züheyr b. Harb ile Süreyc b. Yûnus ikisi birden Mervân'dan rivayet ettiler. Züheyr (Dedi ki): Bize Mervân b. Muâviye El-Fezârî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mansûr b. Hayyan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû't-Tufeyl, Âmir b. Vasile rivayet etti. (Dedi ki): Alî b. Ebî Tâlib'in yanında idim. Ona bir adam gelerek: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne sır veriyordu? dedi. Bunun üzerine Ali kızdı ve: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana halktan gizlediği hiçbir şeyi sır olarak söylemiyordu. Yalnız o bana dört söz söylemiştir, dedi. (Adam): — Ne onlar ya Emîre'l-mü'minîn? diye sordu. Ali: — Babasına lanet edene Allah lanet etsin! Allah'tan başkası için hayvan kesene Allah lanet etsin! Bid'atçı barındırana Allah lanet etsin! Ve yeryüzünün alâmetlerini değiştirene Allah lanet etsin! buyurdular, dedi.
Sahih Muslim 5124
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ عَنْ مَنْصُورِ، بْنِ حَيَّانَ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، قَالَ قُلْنَا لِعَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَخْبِرْنَا بِشَىْءٍ، أَسَرَّهُ إِلَيْكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا أَسَرَّ إِلَىَّ شَيْئًا كَتَمَهُ النَّاسَ وَلَكِنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ " لَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَيْهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ غَيَّرَ الْمَنَارَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmar Süleyman b. Hayyan, Mansûr b. Hayyan'dan, o da Ebû't-Tufeyl'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): — Ali b. Ebî Tâlib'e: Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sır olarak sana bildirdiği bir şey haber ver! dedik. Ali: — O bana insanlardan gizlediği hiçbir şeyi sır olarak söylemedi. Lâkin ben onu: «Allah'tan başkası namına hayvan kesene Allah lanet etsin! Bid'atçı barındırana Allah lanet etsin! Annesine babasına lanet edene Allah lanet etsin! Ve alâmeti değiştirene Allah lanet etsin!» buyururken işittim, dedi.
Sahih Muslim 5125
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ أَبِي بَزَّةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، قَالَ سُئِلَ عَلِيٌّ أَخَصَّكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ فَقَالَ مَا خَصَّنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ لَمْ يَعُمَّ بِهِ النَّاسَ كَافَّةً إِلاَّ مَا كَانَ فِي قِرَابِ سَيْفِي هَذَا - قَالَ - فَأَخْرَجَ صَحِيفَةً مَكْتُوبٌ فِيهَا " لَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ سَرَقَ مَنَارَ الأَرْضِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَهُ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Kasım b. Ebî Bezze'yi, Ebû't-Tufeyl'den naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle demiş: — Ali'ye soruldu: Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hususî bir şey söyledi mi? denildi. Ali: — Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün insanlara ta'mim etmediği bir şey tahsis etmedi. Yalnız şu kılıcımın kılıfında bulunan müstesna, dedi ve içinde: «Allah'tan başkası namına hayvan kesene Allah lanet etsin! Yerin alâmetlerini çalana Allah lanet etsin! Babasına lânet edene Allah lanet etsin! Bid'atçı barındırana Allah lanet etsin!» cümleleri yazılı bir sahife çıkardı.
Sahih Muslim 5126