HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Müslim

57 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Sahabenin Faziletleri Kitabı

324 hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ، حَدَّثَهُ قَالَ نَظَرْتُ إِلَى أَقْدَامِ الْمُشْرِكِينَ عَلَى رُءُوسِنَا وَنَحْنُ فِي الْغَارِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَنَّ أَحَدَهُمْ نَظَرَ إِلَى قَدَمَيْهِ أَبْصَرَنَا تَحْتَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَبَا بَكْرٍ مَا ظَنُّكَ بِاثْنَيْنِ اللَّهُ ثَالِثُهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd ve Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet ettiler. Abdullah: Ahberana; ötekiler ise Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Habbân b. Hilal rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sabit rivayet etti. (Dedi ki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. Ona da Ebû Bekr-i Sıddık rivayet etmiş. Ebû Bekr şöyle demiş: Biz mağarada iken başlarımızın üzerinde müşriklerin ayaklarını gördüm. Ve: — Yâ Resûlallah! Birisi ayaklarına baksa, ayaklarının altında bizi görecek! dedim. «Yâ Ebâ Bekr, üçüncüsü Allah olan iki kişiyi sen ne zannediyorsun!» buyurdular.

Sahih Muslim 6169

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ ‏"‏ عَبْدٌ خَيَّرَهُ اللَّهُ بَيْنَ أَنْ يُؤْتِيَهُ زَهْرَةَ الدُّنْيَا وَبَيْنَ مَا عِنْدَهُ فَاخْتَارَ مَا عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَبَكَى أَبُو بَكْرٍ وَبَكَى فَقَالَ فَدَيْنَاكَ بِآبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا ‏.‏ قَالَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ الْمُخَيَّرُ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ أَعْلَمَنَا بِهِ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ أَمَنَّ النَّاسِ عَلَىَّ فِي مَالِهِ وَصُحْبَتِهِ أَبُو بَكْرٍ وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً وَلَكِنْ أُخُوَّةُ الإِسْلاَمِ لاَ تُبْقَيَنَّ فِي الْمَسْجِدِ خَوْخَةٌ إِلاَّ خَوْخَةَ أَبِي بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Ca'fer b. Yahya b. Hâlid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mâlik, Ebû'n-Nadr'dan, o da Ubeyd b. Huneyn'den, o da Ebû Said'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberin üzerine oturarak şöyle buyurmuş: «Bir kul ki, Allah kendisini dünya nimetlerini vermekle kendi nezdindekiler arasında muhayyer bırakmış, o da onun nezdindekileri seçmiştir.» Bunun üzerine Ebû Bekr ağlamış ve ağlamış. Sonra şunu söylemiş: — Sana babalarımızı, annelerimizi feda ettik. Ebû Said demiş ki, muhayyer bırakılan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) idi. Ebû Bekr de onu en iyi bilenimiz idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Şüphesiz ki, bana malı ve sohbeti hususunda insanların en cömerdi Ebû Bekr'dir. Ben dost ittihaz edecek olsaydım mutlaka Ebû Bekr'i dost ittihaz ederdim. Lâkin din kardeşliği (efdaldir). Mescidde Ebû Bekr'in kapısından başka hiçbir kapı bırakılmayacaktır.»

Sahih Muslim 6170

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، وَبُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ يَوْمًا، بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ.

Bize Said b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Füleyh b. Süleyman, Sâlim Ebû'n-Nadr'dan, o da Ubeyd b. Huneyn ile Büsr b. Said'den, onlar da Ebû Said-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün halka hutbe okudu. Mâlik'in hadisi gibi rivayet etmiştir.

Sahih Muslim 6171

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي الْهُذَيْلِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ: "لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً، وَلَكِنَّهُ أَخِي وَصَاحِبِي، وَقَدِ اتَّخَذَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ صَاحِبَكُمْ خَلِيلاً".

Bize Muhammed b. Beşşâr el-Abdî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, İsmail b. Recâ'dan rivayet etti. (Demiş ki): Ben Abdullah b. Ebi'l-Hüzeyl'i Ebû'l-Ahvas'tan naklen rivayet ederken dinledim. (Demiş ki): Ben Abdullah b. Mes'ud'u Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle buyurmuşlar: «Ben dost ittihaz edecek olsam mutlaka Ebû Bekr'i dost ittihaz ederdim. Lâkin o benim kardeşim ve arkadaşımdır. Gerçekten Allah (Azze ve Celle) sahibinizi halil ittihaz etmiştir.»

Sahih Muslim 6172

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ: "لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ أُمَّتِي أَحَدًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ".

Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'tan, o da Ebû'l-Ahvas'tan, o da Abdullah'tan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, şöyle buyurmuşlar: «Ben ümmetimden birini dost ittihaz edecek olsam, mutlaka Ebû Bekr'i ittihaz ederdim.»

Sahih Muslim 6173

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ خَلِيلاً ‏"‏ ‏.‏

Bize yine Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdürrahman rivayet etti. (Dedi ki): Bana Süfyân, Ebû İshâk'dan, o da Ebû'l-Ahvas'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cafer b. Avn haber verdi. (Dedi ki): Bize Ebû Umeys, İbnü Ebi Müleyke'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Ben dost ittihaz edecek olsam, mutlaka İbni Ebi Kuhafe'yi dost ittihaz ederdim!» buyurdular.

Sahih Muslim 6174

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ وَاصِلِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي الْهُذَيْلِ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ خَلِيلاً وَلَكِنْ صَاحِبُكُمْ خَلِيلُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk: Ahberana, ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Cerir, Muğire'den, o da Vâsıl b. Hayyan'dan, o da Abdullah b. Ebi'l-Hüzeyl'den, o da Ebû'l-Ahvâs'dan, o da Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Ben yeryüzü halkından dost ittihaz edecek olsam mutlaka İbni Ebi Kuhâfe'yi dost ittihaz ederdim. Lakin sizin sahibiniz Halilullah'dır.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 6175

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَاللَّفْظُ لَهُمَا - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَى كُلِّ خِلٍّ مِنْ خِلِّهِ وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً إِنَّ صَاحِبَكُمْ خَلِيلُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye ile Veki' rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir haber verdi. H. Bize İbni Ebi Ömer dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ile Ebû Said el-Eşecc de rivayet ettiler. Lâfız her ikisinindir. (Dediler ki): Bize Veki' rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş, Abdullah b. Mürre'den, o da Ebû'l-Ahvâs'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dikkat edin, ben her dostun dostluğundan beraet ediyorum. Ben dost ittihaz edecek olsaydım mutlaka Ebû Bekr'i dost ittihaz ederdim. Muhakkak sahibiniz Halilullah'dır.» buyurdular.

Sahih Muslim 6176

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ عَلَى جَيْشِ ذَاتِ السَّلاَسِلِ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَىُّ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ ‏"‏ عَائِشَةُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ مِنَ الرِّجَالِ قَالَ ‏"‏ أَبُوهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ عُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَعَدَّ رِجَالاً ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Abdillah, Hâlid'den, o da Ebû Osman'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Amr b. As haber verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Amr'ı Zâtü's-Selâsil ordusuna kumandan göndermiş. Amr şöyle demiş: Ona vararak: — Sana insanların en sevimlisi kimdir? diye sordum. «Âişe!» cevabını verdi. — Ya erkeklerden? dedim. «Babası!» buyurdu. — Sonra kim? dedim. «Ömer!» buyurdu ve birtakım zevat saydı.

Sahih Muslim 6177

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ أَبِي عُمَيْسٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، سَمِعْتُ عَائِشَةَ، وَسُئِلَتْ، مَنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسْتَخْلِفًا لَوِ اسْتَخْلَفَهُ قَالَتْ أَبُو بَكْرٍ ‏.‏ فَقِيلَ لَهَا ثُمَّ مَنْ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ قَالَتْ عُمَرُ ‏.‏ ثُمَّ قِيلَ لَهَا مَنْ بَعْدَ عُمَرَ قَالَتْ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏.‏ ثُمَّ انْتَهَتْ إِلَى هَذَا ‏.‏

Bana Hasan b. Ali el-Hulvânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ca'fer b. Avn, Ebû Umeys'den rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. (Dedi ki): Bize Ebû Umeys, İbni Ebî Müleyke'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Ben Âişe'den dinledim. Kendisine: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yerine halife bıraksa, bu zat kim olurdu? diye soruldu da: — Ebû Bekr! dedi. Müteakiben kendisine: — Ebû Bekr'den sonra kim olurdu? denildi. — Ömer! cevabını verdi. Sonra kendisine: — Ömer'den sonra kim? dediler. — Ebû Ubeyde b. Cerrah! dedi. Sonra burada durdu.

Sahih Muslim 6178

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ ‏ "‏ ادْعِي لِي أَبَا بَكْرٍ وَأَخَاكِ حَتَّى أَكْتُبَ كِتَابًا فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَتَمَنَّى مُتَمَنٍّ وَيَقُولَ قَائِلٌ أَنَا أَوْلَى ‏.‏ وَيَأْبَى اللَّهُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلاَّ أَبَا بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Hârun rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim b. Sa'd haber verdi. (Dedi ki): Bize Salih b. Keysan, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalığında bana şöyle buyurdu: «Bana Ebû Bekr'i ve kardeşini çağır da bir yazı yazacağım. Çünkü ben bir arzukeşin temenni etmesinden ve birinin: Ben daha layıkım, demesinden korkarım. Hâlbuki bunu Allah ve müminler kabul etmez. Yalnız Ebû Bekr müstesna!»

Sahih Muslim 6181

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ كَيْسَانَ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ صَائِمًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ تَبِعَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ جَنَازَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ أَطْعَمَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مِسْكِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ عَادَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مَرِيضًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا اجْتَمَعْنَ فِي امْرِئٍ إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebi Ömer El-Mekki rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mervân b. Muaviye el-Fezâri, Yezid'den (bu zat İbni Keysan'dır), o da Ebû Hâzim El-Eşcai'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?» diye sordu. Ebû Bekr: — Ben! cevabını verdi. «Bugün sizden kim bir cenazenin arkasından gitti?» dedi. Ebû Bekr: — Ben! cevabını verdi. «Bugün sizden kim bir fakiri doyurdu?» diye sordu. Ebû Bekr: — Ben! cevabını verdi. «Ya bugün sizden hanginiz bir hastayı dolaştı?» buyurdular. (Yine) Ebû Bekr: — Ben! cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu hasletler bir kimsede toplanmaya görsün, mutlaka cennete girer!» buyurdular.

Sahih Muslim 6182

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُمَا سَمِعَا أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَمَا رَجُلٌ يَسُوقُ بَقَرَةً لَهُ قَدْ حَمَلَ عَلَيْهَا الْتَفَتَتْ إِلَيْهِ الْبَقَرَةُ فَقَالَتْ إِنِّي لَمْ أُخْلَقْ لِهَذَا وَلَكِنِّي إِنَّمَا خُلِقْتُ لِلْحَرْثِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ سُبْحَانَ اللَّهِ ‏.‏ تَعَجُّبًا وَفَزَعًا ‏.‏ أَبَقَرَةٌ تَكَلَّمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِهِ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَا رَاعٍ فِي غَنَمِهِ عَدَا عَلَيْهِ الذِّئْبُ فَأَخَذَ مِنْهَا شَاةً فَطَلَبَهُ الرَّاعِي حَتَّى اسْتَنْقَذَهَا مِنْهُ فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ الذِّئْبُ فَقَالَ لَهُ مَنْ لَهَا يَوْمَ السَّبُعِ يَوْمَ لَيْسَ لَهَا رَاعٍ غَيْرِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ سُبْحَانَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِذَلِكَ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Said b. Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet ettiler. Onlar da Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Vaktiyle bir adam bir ineğini sürüyordu, üzerine yük yüklemişti. İnek ona bakarak: Ben onun için yaratılmadım. Ben ancak çift sürmek için yaratıldım, dedi.» Bunun üzerine cemaat şaşarak ve «İnek konuşur mu?» diye ürkerek: «Sübhanallah!» dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ben buna inanıyorum. Ebû Bekr'le Ömer de!» buyurdu. Ebû Hureyre demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Bir defa bir çoban koyunlarının içinde iken üzerine kurt saldırarak koyunlardan birini almış. Çoban onu takip etmiş, nihayet koyunu ondan kurtarmış. (Bu sefer) kurt ona bakarak: Bu koyunlara, yırtıcı gününde, benden başka çobanları olmadığı günde kim bakacak? demiş.» Cemaat (yine): — Sübhanallah! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ben buna inanıyorum. Benimle birlikte Ebû Bekr ile Ömer de!» buyurdular.

Sahih Muslim 6183

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ قِصَّةَ الشَّاةِ وَالذِّئْبِ وَلَمْ يَذْكُرْ قِصَّةَ الْبَقَرَةِ ‏.‏

Bana Abdulmelik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ukayl b. Hâlid, İbni Şihab'dan bu isnadla kurt ve koyun hikâyesini rivayet etti. Ama inek kıssasını anmadı.

Sahih Muslim 6184

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، كِلَاهُمَا عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَفِي حَدِيثِهِمَا ذِكْرُ الْبَقَرَةِ وَالشَّاةِ مَعًا وَقَالَا فِي حَدِيثِهِمَا ‏ "‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِهِ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ وَمَا هُمَا ثَمَّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvud El-Haferî, Süfyân'dan rivayet etti. Her iki râvi Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yûnus'un Zührî'den rivayet ettiği hadis mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Bunların hadisinde inekle koyun kıssaları beraberce zikredilmiştir. İkisi de hadislerinde: «Ben buna inanıyorum. Benimle birlikte Ebû Bekr'le Ömer de!» buyurdu. Ama Ebû Bekr'le Ömer orada yoktular, demişlerdir.

Sahih Muslim 6185

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ، قَالَا حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، كِلَاهُمَا عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize bu hadisi Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abbâd da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Mis'ar'dan rivayet etti. Her iki râvi Sa'd b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 6186

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَأَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالَ أَبُو الرَّبِيعِ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ وُضِعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَلَى سَرِيرِهِ فَتَكَنَّفَهُ النَّاسُ يَدْعُونَ وَيُثْنُونَ وَيُصَلُّونَ عَلَيْهِ قَبْلَ أَنْ يُرْفَعَ وَأَنَا فِيهِمْ - قَالَ - فَلَمْ يَرُعْنِي إِلاَّ بِرَجُلٍ قَدْ أَخَذَ بِمَنْكِبِي مِنْ وَرَائِي فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ عَلِيٌّ فَتَرَحَّمَ عَلَى عُمَرَ وَقَالَ مَا خَلَّفْتَ أَحَدًا أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ أَلْقَى اللَّهَ بِمِثْلِ عَمَلِهِ مِنْكَ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَظُنُّ أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَ صَاحِبَيْكَ وَذَاكَ أَنِّي كُنْتُ أُكَثِّرُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ جِئْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَدَخَلْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَخَرَجْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَإِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَوْ لأَظُنُّ أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَهُمَا ‏.‏

Bize Said b. Amr El-Eş'asî ile Ebû'r-Rabi' El-Atekî ve Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. Ebû'r-Rabi': Haddesenâ, ötekiler: Ahberenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize İbni Mübarek, Ömer b. Said b. Ebî Hüseyn'den, o da İbni Ebî Müleyke'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Ben İbni Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Ömer b. Hattâb teneşirinin üzerine kondu. Ve kaldırılmadan önce halk ona dua ve sena ederek, üzerine salâvat getirerek etrafını sardılar. Ben de içlerinde idim. Arkamdan omuzumdan tutan bir adamdan başka beni irkilten olmadı. Ona baktım, bir de ne göreyim, Ali imiş. Ömer'e rahmet okudu ve şunu söyledi: «Geriye hiçbir kimse bırakmadın ki, benim için onun ameli gibi bir amelle Allah'a kavuşmak seninkinden daha makbul olsun. Allah'a yemin olsun! Ben Allah'ın seni iki dostunla birlikte koyacağını zannediyordum. Çünkü ben çok defalar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben Ebû Bekr ve Ömer'le beraber geldim; Ebû Bekr ve Ömer'le beraber girdim; Ebû Bekr ve Ömer'le beraber çıktım.» buyururken işitiyordum. Ve seni Allah'ın onlarla beraber edeceğini umuyor yahut zannediyordum.»

Sahih Muslim 6187

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsa b. Yûnus, Ömer b. Said'den bu isnadda bu hadisin mislini haber verdi.

Sahih Muslim 6188

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُمْ - قَالُوا حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ، بْنُ سَهْلٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ النَّاسَ يُعْرَضُونَ وَعَلَيْهِمْ قُمُصٌ مِنْهَا مَا يَبْلُغُ الثُّدِيَّ وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ دُونَ ذَلِكَ وَمَرَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ يَجُرُّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا مَاذَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الدِّينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebi Müzâhim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim b. Sa'd, Salih b. Keysan'dan rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb ile Hasan b. Ali El-Hulvâni ve Abd b. Humeyd de rivayet etti. Lâfız hepsinindir. (Dediler ki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebû Ümame b. Sehl rivayet etti: Ebû Said-i Hudri'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Bir defa ben uyurken insanların üzerlerinde gömlekleri olduğu hâlde bana arzolunduklarını gördüm. Gömleklerin bazıları memelere, bazıları da daha aşağı varıyordu. Ömer b. Hattab da geçti. Üzerinde bir gömlek vardı ki onu sürüklüyordu.» buyurdular. Ashab: «Bunu neye te'vil ettin ya Resûlallah?» dediler. «Dine!» buyurdu.

Sahih Muslim 6189

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ إِذْ رَأَيْتُ قَدَحًا أُتِيتُ بِهِ فِيهِ لَبَنٌ فَشَرِبْتُ مِنْهُ حَتَّى إِنِّي لأَرَى الرِّيَّ يَجْرِي فِي أَظْفَارِي ثُمَّ أَعْطَيْتُ فَضْلِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا فَمَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْعِلْمَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus haber verdi. Ona da İbni Şihab, Hamza b. Abdillah b. Ömer b. Hattab'dan, o da babasından, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Şöyle buyurmuşlar: «Bir defa ben uyurken aniden bana getirilmiş bir tas gördüm. İçinde süt vardı. Ondan içtim. Hatta kanıklığın tırnaklarıma cereyan ettiğini görüyordum. Sonra benden artanı Ömer b. Hattab'a verdim.» Ashâb: «Bunu neye te'vil ettin ya Resûlallah?» dediler. «İlme!» buyurdu.

Sahih Muslim 6190

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كِلَاهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ نَحْوَ حَدِيثِهِ ‏.‏

Bize bu hadisi Kuteybe b. Said de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ukayl'den rivayet etti. H. Bize Hulvâni ile Abd b. Humeyd de ikisi birden Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize babam, Sâlih'den Yûnus'un isnadıyla onun hadisi gibi rivayette bulundu.

Sahih Muslim 6191

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي عَلَى قَلِيبٍ عَلَيْهَا دَلْوٌ فَنَزَعْتُ مِنْهَا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ فَنَزَعَ بِهَا ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ وَفِي نَزْعِهِ وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ ضَعْفٌ ثُمَّ اسْتَحَالَتْ غَرْبًا فَأَخَذَهَا ابْنُ الْخَطَّابِ فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَنْزِعُ نَزْعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى ضَرَبَ النَّاسُ بِعَطَنٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Ona da Said b. Müseyyeb haber vermiş. O da Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: «Bir defa ben uyurken kendimi bir su kuyusunun başında gördüm. Kuyunun üzerinde bir kova vardı. Ve o kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çıkardım. Sonra kovayı Ebû Kuhafe'nin oğlu aldı. Ve onunla bir yahut iki kova su çıkardı. Onun çekişinde —Allah kendisine mağfiret buyursun— zayıflık vardı. Sonra kova daha büyük kovaya döndü ve onu Hattab'ın oğlu aldı. Artık insanlardan hiçbir yiğit görmedim ki, Ömer b. Hattâb'ın çıkardığı gibi su çıkarsın. Nihayet insanlar develerini ağıllarına kapadılar.»

Sahih Muslim 6192

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَالْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ نَحْوَ حَدِيثِهِ ‏.‏

Bana Abdul-Melik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ukayl b. Hâlid rivayet etti. H. Bize Amru'n-Nâkid ile Hulvâni ve Abd b. Humeyd de Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize babam, Sâlih'den Yûnus'un isnadı ile onun hadisi gibi rivayette bulundu.

Sahih Muslim 6193

حَدَّثَنَا الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، قَالَ قَالَ الأَعْرَجُ وَغَيْرُهُ إِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَأَيْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ يَنْزِعُ ‏"‏ ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Hulvânî ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ya'kub rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam Sâlih'den rivayet etti. (Demiş ki): A'rac ve başkası şunu söyledi: Gerçekten Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben Ebû Kuhâfe'nin oğlunu su çekerken gördüm...» Râvi, Zührî'nin hadisi gibi rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 6194

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُرِيتُ أَنِّي أَنْزِعُ عَلَى حَوْضِي أَسْقِي النَّاسَ فَجَاءَنِي أَبُو بَكْرٍ فَأَخَذَ الدَّلْوَ مِنْ يَدِي لِيُرَوِّحَنِي فَنَزَعَ دَلْوَيْنِ وَفِي نَزْعِهِ ضُعْفٌ وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ فَجَاءَ ابْنُ الْخَطَّابِ فَأَخَذَ مِنْهُ فَلَمْ أَرَ نَزْعَ رَجُلٍ قَطُّ أَقْوَى مِنْهُ حَتَّى تَوَلَّى النَّاسُ وَالْحَوْضُ مَلآنُ يَتَفَجَّرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Abdirrahman b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bize amcam Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Amr b. Hâris haber verdi. Ona da Ebû Hureyre'nin azatlısı Ebû Yûnus, Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmiş. Şöyle buyurmuşlar: «Bir defa ben uyurken, bana havzımdan su çekip insanları suladığım gösterildi. Derken bana Ebû Bekr geldi ve beni dinlendirmek için kovayı elimden alarak iki kova su çekti. Ama onun çekişinde zaaf vardı. Allah kendisine mağfiret buyursun. Az sonra Hattab'ın oğlu gelerek kovayı ondan aldı. Ondan daha kuvvetli su çeken adam hiç görmedim. Nihayet insanlar dönüp gittiler. Havuz hâlâ dolu, fışkırıyordu.»

Sahih Muslim 6195

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ سَالِمٍ، عَنْ سَالِمِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُرِيتُ كَأَنِّي أَنْزِعُ بِدَلْوِ بَكْرَةٍ عَلَى قَلِيبٍ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَنَزَعَ ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ فَنَزَعَ نَزْعًا ضَعِيفًا وَاللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَغْفِرُ لَهُ ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ فَاسْتَقَى فَاسْتَحَالَتْ غَرْبًا فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَفْرِي فَرْيَهُ حَتَّى رَوِيَ النَّاسُ وَضَرَبُوا الْعَطَنَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet ettiler. Lafız Ebû Bekr'indir. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Bekr b. Sâlim, Sâlim b. Abdillah'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Bana gösterildi ki: Bir su kuyusunun başında deve kovası ile su çekiyormuşum. Derken Ebû Bekr geldi ve bir yahut iki kova su çekti. Ama zayıf bir şekilde çekti. Allah Tebâreke ve Teâlâ ona mağfiret buyursun. Sonra Ömer geldi. O da su çekti ve kova büyük kovaya döndü. Artık insanlardan onun yaptığını yapacak bir yiğit görmedim. Nihayet insanlar suya kandılar ve develeri ağıllara kapadılar.»

Sahih Muslim 6196

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رُؤْيَا رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رضى الله عنهما بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

{m-19} Bize Ahmed b. Abdillah b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bana Musa b. Ukbe, Salim b. Abdillah'dan, o da babasından naklen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ebû Bekr'le Ömer b. Hattâb (Radiyallahu anhüma) haklarındaki rüyasını yukarıdakilerin hadisi gibi rivayet etti.

Sahih Muslim 6197

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، وَابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَا جَابِرًا، يُخْبِرُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَعَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ دَخَلْتُ الْجَنَّةَ فَرَأَيْتُ فِيهَا دَارًا أَوْ قَصْرًا فَقُلْتُ لِمَنْ هَذَا فَقَالُوا لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَأَرَدْتُ أَنْ أَدْخُلَ ‏.‏ فَذَكَرْتُ غَيْرَتَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَبَكَى عُمَرُ وَقَالَ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ أَوَعَلَيْكَ يُغَارُ

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Amr'la İbni Münkedir'den rivayet etti. Bunlar Câbir'i, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verirken işitmişler. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, İbni Münkedir ile Amr'dan, onlar da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Cennete girdim; orada bir hâne yahut köşk gördüm. Bu kimin? diye sordum da, Ömer b. Hattâb'ın, dediler. Girmek istedim, fakat senin kıskançlığını hatırladım.» Bunun üzerine Ömer ağladı ve: «Ya Resûlallah! Hiç senden kıskanılır mı?» dedi.

Sahih Muslim 6198

وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، وَابْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرًا، ح وَحَدَّثَنَاهُ عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعْتُ جَابِرًا، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ وَزُهَيْرٍ ‏.‏

{m-20} Bize İshak b. İbrahim de tahdis etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Amr ve İbni Münkedir'den haber verdi; onlar da Câbir'den naklen haber verdiler. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Amr'dan rivayet etti. Amr, Câbir'den dinlemiş. H. Bize bu hadisi Amru'n-Nâkıd dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, İbni Münkedir'den rivayet etti. (Dedi ki): Ben Câbir'i, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Râvi, İbni Numeyr ile Züheyr'in hadisleri gibi rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 6199

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ، الْحُلْوَانِيُّ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنِي وَقَالَ، حَسَنٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ زَيْدٍ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ سَعْدًا قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسَاءٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ قُمْنَ يَبْتَدِرْنَ الْحِجَابَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ عُمَرُ أَىْ عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ نَعَمْ أَنْتَ أَغْلَظُ وَأَفَظُّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ قَطُّ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebî Müzahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim (yani İbni Sa'd) rivayet etti. H. Bize Hasen el-Hulvânî ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Abd: Ahberanî, Hasan ise: Haddesenâ tabirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ya'kub —bu zat İbni İbrahim b. Sa'd'dır— rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam Sâlih'ten, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Abdülhamid b. Abdirrahman b. Zeyd haber verdi. Ona da Muhammed b. Sa'd b. Ebî Vakkas haber vermiş ki, babası Sa'd şunu söylemiş: Ömer, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi. Onun yanında Kureyş'ten birtakım kadınlar vardı. Kendisi ile yüksek sesle konuşuyor ve ondan çok şeyler istiyorlardı. Ömer izin isteyince kalkarak perdeye koştular. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona izin verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülüyordu. Ömer: — Allah dişini güldürsün ya Resûlallah! dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şu benim yanımda olanlara şaştım; senin sesini işitince perdeye koştular!» dedi. Ömer: — Ya Resûlallah! Onların çekinmesine sen daha layıksın! dedi. Sonra kadınlara dönerek: — Ey nefislerinin düşmanları! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den çekinmiyorsunuz da benden mi çekiniyorsunuz? dedi. Kadınlar: — Evet! Sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha sert ve haşinsin, dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki, şeytan sana bir caddede rastlamış olsa, mutlaka senin tuttuğun caddeden başkasını tutardı.» buyurdular.

Sahih Muslim 6202

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا بِهِ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنِي سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسْوَةٌ قَدْ رَفَعْنَ أَصْوَاتَهُنَّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dedi ki): Bize bunu Abdülaziz b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): Bana Süheyl, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki, Ömer b. Hattâb, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. Onun yanında birtakım kadınlar varmış ki, seslerini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sesi üzerine yükseltmişler. Ömer izin isteyince perdeye koşmuşlar... Râvi, Zührî'nin hadisi gibi rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 6203

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، بْنِ سَعْدٍ عَنْ أَبِيهِ، سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ قَدْ كَانَ يَكُونُ فِي الأُمَمِ قَبْلَكُمْ مُحَدَّثُونَ فَإِنْ يَكُنْ فِي أُمَّتِي مِنْهُمْ أَحَدٌ فَإِنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ وَهْبٍ تَفْسِيرُ مُحَدَّثُونَ مُلْهَمُونَ ‏.‏

Bana Ebû't-Tahir Ahmed b. Amr b. Serh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb, İbrahim b. Sa'd'dan, o da babası Sa'd b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyururmuş: «Sizden önce geçen ümmetlerde bazen ilham sahipleri bulunurdu. Şayet benim ümmetimde onlardan biri bulunursa, şüphesiz Ömer b. Hattab onlardandır.» İbni Vehb: «Muhaddesûnun tefsiri: Mülhemlerdir.» demiştir.

Sahih Muslim 6204

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Amru'n-Nakıd ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Uyeyne rivayet etti. Her iki râvi İbni Aclân'dan, o da Sa'd b. İbrahim'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 6205

حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ أَخْبَرَنَا عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ وَافَقْتُ رَبِّي فِي ثَلاَثٍ فِي مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ وَفِي الْحِجَابِ وَفِي أُسَارَى بَدْرٍ ‏.‏

Bize Ukbe b. Mükrem El-Ammi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Said b. Âmir rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cüveyriye b. Esma, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi. İbni Ömer şöyle demiş: Ömer: «Rabbime üç şeyde muvafık düştüm: Makâm-ı İbrahim'de, hicapta ve Bedir esirleri hakkında!» dedi.

Sahih Muslim 6206

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ جَاءَ ابْنُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ أَنْ يُعْطِيَهُ قَمِيصَهُ أَنْ يُكَفِّنَ فِيهِ أَبَاهُ فَأَعْطَاهُ ثُمَّ سَأَلَهُ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَامَ عُمَرُ فَأَخَذَ بِثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُصَلِّي عَلَيْهِ وَقَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا خَيَّرَنِيَ اللَّهُ فَقَالَ ‏{‏ اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً‏}‏ وَسَأَزِيدُ عَلَى سَبْعِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ مُنَافِقٌ ‏.‏ فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ‏}‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Ubey b. Selûl vefat edince oğlu Abdullah b. Abdillah, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek babasını içinde kefenlemek için gömleğini vermesini istedi. O da verdi. Sonra cenaze namazını kıldırmasını istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de namazını kılmak üzere ayağa kalktı. Derken Ömer, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elbisesini tutarak: «Yâ Resûlallah! Allah sana onun namazını kılmayı yasak ettiği hâlde, onun cenaze namazını kılacak mısın?» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beni Allah sadece muhayyer bıraktı ve: ‘Onlar için ister istiğfar et, ister etme; onlar için yetmiş defa istiğfar etsen...’ [Tevbe 80] buyurdu. Ben yetmişten de ziyâde yapacağım.» dedi. Ömer: «Hiç şüphe yok ki o münafıktır!» dedi. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun cenaze namazını kıldı. Ama Allah (Azze ve Celle): «Onlardan ölen bir kimsenin üzerine ebediyyen cenaze namazı kılma. Kabrinin başında da durma!» [Tevbe 84] âyetini indirdi.

Sahih Muslim 6207

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي مَعْنَى حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ وَزَادَ قَالَ فَتَرَكَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِمْ ‏.‏

Bize bu hadisi Muhammed b. Müsennâ ile Ubeydullah b. Said de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Yahya (bu zat Kattan'dır), Ubeydullah'tan bu isnadla Ebû Usame'nin hadisi mânâsında rivayette bulundu. Şunu da ziyade etti: «Artık onların cenaze namazını kılmaktan vazgeçti, dedi.»

Sahih Muslim 6208

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي حَرْمَلَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، وَسُلَيْمَانَ، ابْنَىْ يَسَارٍ وَأَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُضْطَجِعًا فِي بَيْتِي كَاشِفًا عَنْ فَخِذَيْهِ أَوْ سَاقَيْهِ فَاسْتَأْذَنَ أَبُو بَكْرٍ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ فَتَحَدَّثَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ كَذَلِكَ فَتَحَدَّثَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُثْمَانُ فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَوَّى ثِيَابَهُ - قَالَ مُحَمَّدٌ وَلاَ أَقُولُ ذَلِكَ فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ - فَدَخَلَ فَتَحَدَّثَ فَلَمَّا خَرَجَ قَالَتْ عَائِشَةُ دَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَلَمْ تَهْتَشَّ لَهُ وَلَمْ تُبَالِهِ ثُمَّ دَخَلَ عُمَرُ فَلَمْ تَهْتَشَّ لَهُ وَلَمْ تُبَالِهِ ثُمَّ دَخَلَ عُثْمَانُ فَجَلَسْتَ وَسَوَّيْتَ ثِيَابَكَ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ أَسْتَحِي مِنْ رَجُلٍ تَسْتَحِي مِنْهُ الْمَلاَئِكَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyub, Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya: Ahberana, ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer), Muhammed b. Ebi Harmele'den, o da Yesâr'ın iki oğlu Ata' ile Süleyman'dan ve Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan naklen rivayet etti ki: Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim evimde iki uyluğunu veya iki baldırını açmış olarak yaslanmıştı. Derken Ebû Bekr (içeri girmek için) izin istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o halde iken ona izin verdi ve konuştu. Sonra Ömer izin istedi. Yine aynı halde ona da izin verdi ve konuştu. Sonra Osman izin istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen oturdu ve elbisesini düzeltti. —Râvi Muhammed: Bu bir günde oldu demiyorum, demiş.— Ve Osman girdi. Onunla da konuştu. O çıktığı zaman Âişe şunları söyledi: — Ebû Bekr girdi. Ona güler yüz göstermedin ve aldırış etmedin. Sonra Ömer girdi. Ona da güler yüz göstermedin, aldırış etmedin. Sonra Osman girdi. Hemen oturdun ve elbiseni düzelttin! Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendisinden melekler utanan bir zattan ben utanmayayım mı?» buyurdular.

Sahih Muslim 6209

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعُثْمَانَ حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ اسْتَأْذَنَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ عَلَى فِرَاشِهِ لاَبِسٌ مِرْطَ عَائِشَةَ فَأَذِنَ لأَبِي بَكْرٍ وَهُوَ كَذَلِكَ فَقَضَى إِلَيْهِ حَاجَتَهُ ثُمَّ انْصَرَفَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ فَقَضَى إِلَيْهِ حَاجَتَهُ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏ قَالَ عُثْمَانُ ثُمَّ اسْتَأْذَنْتُ عَلَيْهِ فَجَلَسَ وَقَالَ لِعَائِشَةَ ‏"‏ اجْمَعِي عَلَيْكِ ثِيَابَكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَضَيْتُ إِلَيْهِ حَاجَتِي ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لِي لَمْ أَرَكَ فَزِعْتَ لأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا كَمَا فَزِعْتَ لِعُثْمَانَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ عُثْمَانَ رَجُلٌ حَيِيٌّ وَإِنِّي خَشِيتُ إِنْ أَذِنْتُ لَهُ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ أَنْ لاَ يَبْلُغَ إِلَىَّ فِي حَاجَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdulmelik b. Şuayb b. Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, dedemden rivayet etti. Bana Ukayl b. Hâlid, İbni Şihab'dan, o da Yahya b. Said b. Âs'dan rivayet etti. Ona da Said b. Âs haber vermiş; ona da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe ile Osman rivayet etmişler ki: Ebû Bekr, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istemiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âişe'nin çarşafına bürünmüş olarak döşeğinin üzerine uzanmış imiş. Kendisi o halde iken Ebû Bekr'e izin vermiş ve onun hacetini görmüş, sonra o gitmiş. Bilâhare Ömer izin istemiş. Aynı halde ona da izin vermiş ve onun da hacetini görmüş. Sonra Ömer gitmiş. Osman demiş ki: Sonra yanına girmek için ben izin istedim. Hemen oturdu. Âişe'ye de: «Elbiseni üzerine topla!» dedi. Ben de hacetimi gördüm. Sonra ayrıldım. Bunun üzerine Âişe: — Yâ Resûlallah! Acep neden Osman'dan endişe ettiğin gibi Ebû Bekr'le Ömer'den (Radiyallahu anhuma) da endişe ettiğini görmedim! demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz Osman utangaç bir zattır. Ona bu halde girmek için izin versem hacetini bana ulaştıramayacağından korktum!» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 6210

حَدَّثَنَاهُ عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كُلُّهُمْ عَنْ يَعْقُوبَ، بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى، بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُثْمَانَ وَعَائِشَةَ حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ اسْتَأْذَنَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ عُقَيْلٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize bu hadisi Amru'n-Nâkıd ile Hasen b. Ali El-Hulvâni ve Abd b. Humeyd hep birden Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize babam Salih b. Keysan'dan, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Yahya b. Said b. Âs haber verdi. Ona da Said b. Âs haber vermiş. Ona da Osman ile Âişe rivayet etmişler ki, Ebû Bekr es-Sıddîk, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istemiş... Ve râvi, Ükayl'in Zühri'den rivayet ettiği hadis gibi nakletmiştir.

Sahih Muslim 6211

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ غِيَاثٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَائِطٍ مِنْ حَائِطِ الْمَدِينَةِ وَهُوَ مُتَّكِئٌ يَرْكُزُ بِعُودٍ مَعَهُ بَيْنَ الْمَاءِ وَالطِّينِ إِذَا اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَإِذَا أَبُو بَكْرٍ فَفَتَحْتُ لَهُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - ثُمَّ اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ عُمَرُ فَفَتَحْتُ لَهُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ ثُمَّ اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ آخَرُ - قَالَ - فَجَلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تَكُونُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ - قَالَ - فَفَتَحْتُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - وَقُلْتُ الَّذِي قَالَ فَقَالَ اللَّهُمَّ صَبْرًا أَوِ اللَّهُ الْمُسْتَعَانُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Ebi Adiy, Osman b. Gıyas'tan, o da Ebû Osman En-Nehdi'den, o da Ebû Mûsa'l-Eş'ari'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'nin bahçelerinden birinde dayanmış olduğu halde yanındaki bir değneği su ile çamur arasına dikmeye çalışırken aniden bir adam kapıyı çaldı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Aç! Ve onu cennetle müjdele!» buyurdular. Bir de baktım Ebû Bekr'miş. Ben ona kapıyı açtım. Ve kendisini cennetle müjdeledim. Sonra başka bir zat kapının açılmasını istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine: «Aç! Ve onu cennetle müjdele!» buyurdular. Ben kapıya gittim. Bir de baktım Ömer'miş. Ona da kapıyı açtım ve kendisini cennetle müjdeledim. Sonra başka bir zat kapıyı çaldı. Bu sefer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturdu. Ve: «Aç da onu başa gelecek bir musibet şartıyla cennetle müjdele!» buyurdular. Kapıya gittim. Bir de baktım gelen Osman b. Affan'mış. Ona da kapıyı açtım. Ve kendisini cennetle müjdeledim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dediğini de söyledim. Osman: «Allah'ım, sabır! Yahut yardım dilenecek merci Allah'tır.» dedi.

Sahih Muslim 6212

حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَأَمَرَنِي أَنْ أَحْفَظَ الْبَابَ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ غِيَاثٍ ‏.‏

Bize Ebû'r-Rabi' El-Ateki rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad, Eyyûb'dan, o da Ebû Osman En-Nehdi'den, o da Ebû Musa'l-Eş'ari'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir bahçeye girdi. Bana da kapıyı beklememi emir buyurdu. Râvi, Osman b. Gıyâs'ın hadisi mânâsında rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 6213

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا ‏.‏ قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ ‏.‏ وَجَّهَ هَا هُنَا - قَالَ - فَخَرَجْتُ عَلَى أَثَرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ - قَالَ - فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ وَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ قَدْ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ - قَالَ - فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ ‏.‏ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ - يُرِيدُ أَخَاهُ - خَيْرًا يَأْتِ بِهِ ‏.‏ فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ ‏.‏ ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَجِئْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ أَذِنَ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا - يَعْنِي أَخَاهُ - يَأْتِ بِهِ فَجَاءَ إِنْسَانٌ فَحَرَّكَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - وَجِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُكَ - قَالَ - فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ فَجَلَسَ وُجَاهَهُمْ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ ‏.‏ قَالَ شَرِيكٌ فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ ‏.‏

Bize Muhammed b. Miskin El-Yemâmi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Hassan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman (bu zat İbni Bilâl'dır) Şerik b. Ebi Nemr'den, o da Said b. Müseyyeb'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebû Mûsa'l-Eş'ari haber verdi. Ki kendisi evinde abdest almış, sonra (dışarı) çıkarak: Bugün mutlaka Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gideceğim. Ve onunla beraber olacağım, demiş. Ve mescide gelmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sormuş: — O çıktı; şu tarafa doğru gitti, demişler. Ebû Musa diyor ki: Ben de onu soruşturarak izinden yola çıktım. Nihayet Eriz kuyusuna girdi. Ben de kapıda oturdum. Onun kapısı hurma dalından idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hacetini görüp abdest alınca kalkarak yanına vardım. Bir de baktım. Eriz kuyusunun kenarına oturmuş, kuyunun kenarını ortalamış, baldırlarını açmış ve onları kuyunun içine sarkıtmış. Ona selâm verdim. Sonra giderek kapının yanına oturdum. (Kendi kendime) Bugün mutlaka Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kapıcısı olacağım, dedim. Az sonra Ebû Bekr geldi ve kapıyı çaldı. — Kim o? dedim. — Ebû Bekr! cevabını verdi. — Ağır ol! dedim. Sonra giderek: — Yâ Resûlallah! Bu (gelen) Ebû Bekr'dir. İzin istiyor, dedim. «Ona izin ver! Ve kendisini cennetle müjdele!» buyurdu. Ben dönüp geldim ve Ebû Bekr'e: — Gir! Hem Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni cennetle müjdeliyor, dedim. Ebû Bekr girdi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sağ tarafına onunla birlikte kuyunun kenarına oturdu. Ayaklarını da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığı gibi kuyuya sarkıttı. Ve baldırlarını açtı. Sonra ben (kapı yanına) döndüm ve oturdum. Kardeşimi abdest alırken bırakmıştım. Bana yetişecekti. (İçimden kardeşimi kastederek) Eğer Allah filâna hayır murad etti ise, onu (buraya) getirir, dedim. Bir de baktım. Bir insan kapıyı kıpırdatıyor: — Kim o? dedim. — Ömer b. Hattâb'ım! dedi. — Ağır ol! dedim. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek selâm verdim ve: — Bu (gelen) Ömer'dir, izin istiyor! dedim. «Ona izin ver; ve kendisini cennetle müjdele!» buyurdular. Hemen Ömer'e gelerek: — İzin verdi. Hem Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni cennetle müjdeliyor! dedim. O da girdi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte onun sol tarafına kuyu kenarına oturdu. Ayaklarını da kuyuya sarkıttı. Sonra (ben kapı yanına) dönerek oturdum. Ve (kardeşimi kastederek) Allah filâna hayır murad etti ise onu (buraya) getirir, dedim. Derken az sonra bir insan gelerek kapıyı salladı: — Kim o? dedim. — Osman b. Affân'ım! cevabını verdi. — Ağır ol! dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kendisine haber verdim. «Ona izin ver; ve başına gelecek bir belâ ile birlikte kendisini cennetle müjdele!» buyurdu. Hemen geldim ve: — Gir! Hem Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başına gelecek bir belâ ile birlikte seni cennetle müjdeliyor, dedim. O da girdi. Fakat kuyu kenarını dolu buldu. Ve öbür taraftan onların karşılarına oturdu. Şerik demiş ki: Said b. Müseyyeb: Ben bunu kabirlerine yordum, dedi.

Sahih Muslim 6214

حَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، هَا هُنَا - وَأَشَارَ لِي سُلَيْمَانُ إِلَى مَجْلِسِ سَعِيدٍ نَاحِيَةَ الْمَقْصُورَةِ - قَالَ أَبُو مُوسَى خَرَجْتُ أُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُهُ قَدْ سَلَكَ فِي الأَمْوَالِ فَتَبِعْتُهُ فَوَجَدْتُهُ قَدْ دَخَلَ مَالاً فَجَلَسَ فِي الْقُفِّ وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ حَسَّانَ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ سَعِيدٍ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ ‏.‏

Bana bu hadisi Ebû Bekr b. İshâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Said b. Ufeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bana Süleyman b. Bilâl rivayet etti. (Dedi ki): Bana Şerik b. Abdillah b. Ebi Nemr rivayet etti. (Dedi ki): Said b. Müseyyeb'i şunu söylerken işittim: Bana Ebû Musa'l-Eş'ari şurada rivayet etti. Süleyman bana maksûre tarafında Said'in oturduğu yeri işaret etti. Ebû Musa demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i murad ederek (evden) çıktım. Kendisini bahçeler arasında yol alırken buldum. Ve arkasından gittim. Onu bir bahçenin içerisine girmiş buldum. Kuyunun çevresine oturdu. Baldırlarını açtı ve onları kuyuya sarkıttı... Râvi hadisi Yahya b. Hassan'ın hadisi mânâsında nakletmiş, yalnız Said'in: «Ben bunu kabirlerine yordum» sözünü anmamıştır.

Sahih Muslim 6215

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا إِلَى حَائِطٍ بِالْمَدِينَةِ لِحَاجَتِهِ فَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ ‏.‏ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ وَذَكَرَ فِي الْحَدِيثِ قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ ‏.‏ فَتَأَوَّلْتُ ذَلِكَ قُبُورَهُمُ اجْتَمَعَتْ هَا هُنَا وَانْفَرَدَ عُثْمَانُ ‏.‏

Bize Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Said b. Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer b. Ebi Kesir rivayet etti. (Dedi ki): Bana Şerik b. Abdillah b. Ebi Nemr, Said b. Müseyyeb'den, o da Ebû Mûsa'l-Eş'ari'den naklen haber verdi. Ebû Musa şöyle demiş: Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir haceti için Medine'de bir bahçeye çıktı. Ben de izinden çıktım... Râvi hadisi Süleyman b. Bilâl'in hadisi mânâsında hikâye etmiştir. Bu hadiste şunu da anmıştır: «İbni Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabirlerine yordum. Üçü şurada toplanacaklar. Osman ayrılacak.»

Sahih Muslim 6216

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَعُبَيْدُ اللَّهِ الْقَوَارِيرِيُّ وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ كُلُّهُمْ عَنْ يُوسُفَ الْمَاجِشُونِ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الصَّبَّاحِ - حَدَّثَنَا يُوسُفُ، أَبُو سَلَمَةَ الْمَاجِشُونُ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعَلِيٍّ ‏ "‏ أَنْتَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أُشَافِهَ بِهَا سَعْدًا فَلَقِيتُ سَعْدًا فَحَدَّثْتُهُ بِمَا حَدَّثَنِي عَامِرٌ فَقَالَ أَنَا سَمِعْتُهُ ‏.‏ فَقُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَهُ فَوَضَعَ إِصْبَعَيْهِ عَلَى أُذُنَيْهِ فَقَالَ نَعَمْ وَإِلاَّ فَاسْتَكَّتَا ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya et-Temimî ile Ebû Cafer Muhammed b. Sabbah, Ubeydullah el-Kavârîrî ve Süreyc b. Yûnus hep birden Yûsuf el-Mâcişûn'dan naklen rivayet ettiler. Lâfız İbni Sabbah'ındır. (Dedi ki): Bize Yûsuf Ebû Seleme el-Mâcişûn rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Münkedir, Said b. Müseyyeb'den, o da Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali'ye: «Sen bana Musa'ya nispetle Harun yerindesin. Şu kadar var ki, benden sonra Nebi yoktur.» buyurdular. Said demiş ki: Bunun üzerine ben bunu Sa'd'dan şifahen işitmeyi diledim ve Sa'd'la görüşerek bana Âmir'in rivayet ettiğini kendisine anlattım. «Bunu ben işittim!» dedi. «Onu sen mi işittin?» diye sordum. İki parmağını kulaklarına koyarak: «Evet! Yoksa bunlar sağır olsunlar.» dedi.

Sahih Muslim 6217

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ خَلَّفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُخَلِّفُنِي فِي النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى غَيْرَ أَنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Mus'ab b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan, o da Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Tebûk gazasında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali b. Ebî Tâlib'i halife bıraktı. Ali: «Yâ Resûlallah! Beni kadınlarla çocukların içinde halife mi bırakıyorsun?» dedi. Bunun üzerine: «Benden Musa'ya nispetle Harun yerinde olmana razı değil misin? Şu kadar var ki, benden sonra Nebi yoktur.» buyurdular.

Sahih Muslim 6218

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla rivayet etti.

Sahih Muslim 6219

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، - وَتَقَارَبَا فِي اللَّفْظِ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ بُكَيْرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَمَرَ مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ سَعْدًا فَقَالَ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسُبَّ أَبَا التُّرَابِ فَقَالَ أَمَّا مَا ذَكَرْتُ ثَلاَثًا قَالَهُنَّ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَنْ أَسُبَّهُ لأَنْ تَكُونَ لِي وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ حُمْرِ النَّعَمِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لَهُ خَلَّفَهُ فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ فَقَالَ لَهُ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَلَّفْتَنِي مَعَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نُبُوَّةَ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَطَاوَلْنَا لَهَا فَقَالَ ‏"‏ ادْعُوا لِي عَلِيًّا ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ بِهِ أَرْمَدَ فَبَصَقَ فِي عَيْنِهِ وَدَفَعَ الرَّايَةَ إِلَيْهِ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ‏}‏ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا وَفَاطِمَةَ وَحَسَنًا وَحُسَيْنًا فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَؤُلاَءِ أَهْلِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. Lâfızda birbirlerine yakındırlar. (Dediler ki): Bize Hatim (bu zat İbni İsmail'dir) Bükeyr b. Mismar'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Muâviye b. Ebi Süfyân Sa'd'a emir verdi ve: — Ebû't-Türab'a sövmekten seni ne menetti? dedi. O da: — Benim söyleyeceğim üç şey var ki; bunları onun için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söylemiştir. Binâenaleyh ben ona asla sövemem. Bu üç şeyden birinin benim olması bence kızıl develerden daha makbuldür. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gazalarından birinde onu yerine bıraktığı, Ali de ona: — Yâ Resûlallah! Beni kadın ve çocuklarla beraber mi bıraktın? dediği zaman; «Benden Musa'ya nisbetle Harun yerinde olmana razı değil misin? Şu kadar var ki, benden sonra Nebilik yoktur.» buyururken işittim. Hayber gününde de: «Bu sancağı mutlaka Allah ve Resulünü seven, Allah ve Resulü de kendisini seven bir zata vereceğim.» buyururken işittim. Biz sancak için hepimiz uzandık. Fakat O: «Bana Ali'yi çağırın!» buyurdu. Ali gözlerinden rahatsız olduğu halde getirildi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun gözüne tükürdü ve sancağı kendisine verdi. Allah da ona fethi müyesser kıldı. Şu âyet: «De ki: Gelin, bizim ve sizin çocuklarınızı çağıralım...» [Al-i İmran 61] inince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali'yi, Fatıme'yi ve Hasan'la Hüseyin'i çağırarak: «Allahım! Benim ailem bunlardır.» buyurdu.

Sahih Muslim 6220

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، بْنَ سَعْدٍ عَنْ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ لِعَلِيٍّ ‏ "‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder Şu'be'den rivayet etti. H, Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Sa'd b. İbrahim'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbrahim b. Sa'd'dan, o da Sa'd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den nakletmiş olmak üzere dinledim ki, Ali'ye: «Benden Musa'ya nisbetle Harun yerinde olmana razı değil misin?» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 6221

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مَا أَحْبَبْتُ الإِمَارَةَ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ - قَالَ - فَتَسَاوَرْتُ لَهَا رَجَاءَ أَنْ أُدْعَى لَهَا - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فَأَعْطَاهُ إِيَّاهَا وَقَالَ ‏"‏ امْشِ وَلاَ تَلْتَفِتْ حَتَّى يَفْتَحَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَسَارَ عَلِيٌّ شَيْئًا ثُمَّ وَقَفَ وَلَمْ يَلْتَفِتْ فَصَرَخَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى مَاذَا أُقَاتِلُ النَّاسَ قَالَ ‏"‏ قَاتِلْهُمْ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ فَقَدْ مَنَعُوا مِنْكَ دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yakub (İbni Abdirrahman El-Kâri) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Hayber günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu sancağı mutlaka Allah ve Resulünü seven bir adama vereceğim. Allah onun elinde fethi müyesser kılacaktır.» buyurmuşlar. Ömer b. Hattâb: Kumandan olmayı ancak o gün diledim, demiş. Sözüne şöyle devam etmiştir: Sancak için çağrılırım ümidiyle ona uzandım. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali b. Ebi Tâlib'i çağırdı, sancağı ona verdi ve: «Yürü! Allah sana fethi müyesser kılıncaya kadar bakınma!» buyurdu. Derken Ali biraz yürüdü, sonra durdu ama bakınmadı. Ve: — Yâ Resûlallah! İnsanlarla ne üzerine harbedeceğim? diye haykırdı. «Onlarla Allah'dan başka ilâh yoktur ve Muhammed Resûlullah'dır, diye şehadet getirinceye kadar harbet! Bunu yaptılar mı, kanlarını ve mallarını senden korudular demektir. Ancak hakkıyle olursa o başka! Hesapları da Allah'a kalmıştır.» buyurdular.

Sahih Muslim 6222

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ هَذَا - حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، أَخْبَرَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ رَجُلاً يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا - قَالَ - فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلُّهُمْ يَرْجُونَ أَنْ يُعْطَاهَا فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ - قَالَ - فَأَرْسَلُوا إِلَيْهِ فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عَيْنَيْهِ وَدَعَا لَهُ فَبَرَأَ حَتَّى كَأَنْ لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ فَقَالَ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ انْفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ فَوَاللَّهِ لأَنْ يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلاً وَاحِدًا خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdu'l-Aziz (yâni İbni Ebi Hâzim) Ebû Hâzim'den, o da Sehl'den naklen rivayet etti. H. Bize yine Kuteybe b. Said rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Yâkub (yâni İbni Abdirrahman) Ebû Hâzim'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Sehl b. Sa'd haber verdi ki, Hayber günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu sancağı öyle bir adama vereceğim ki, Allah onun elinde fethi müyesser kılacak. Allah'ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever.» buyurmuşlar. Sehl demiş ki: Artık insanlar o gece sancağı kime verecek diye konuşarak gecelediler. Sabahlayınca erken erken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardılar. Her biri sancağın kendine verilmesini umuyordu. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ali b. Ebi Tâlib nerede?» diye sordu. Ashab: — Yâ Resûlallah! O gözlerinden rahatsızdır, dediler. «Hemen ona haber gönderin!» buyurdu. Arkasından Ali'yi getirdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun gözlerine tükürdü ve kendisine dua etti. Ali derhal düzeldi. Hattâ hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sancağı ona verdi. Ali: — Yâ Resûlallah! Onlarla tâ bizim gibi oluncaya kadar mı harbedeceğim? diye sordu. Şöyle buyurdular: «Yavaşça gir. Tâ onların sahasına in, sonra kendilerini İslâm'a davet et! İslâm'da kendilerine vâcib olan Allah hakkını onlara haber ver. Vallahi senin sayende Allah'ın bir adama hidâyet vermesi, senin için kırmızı develerin senin olmasından daha hayırlıdır.»

Sahih Muslim 6223

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ كَانَ عَلِيٌّ قَدْ تَخَلَّفَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي خَيْبَرَ وَكَانَ رَمِدًا فَقَالَ أَنَا أَتَخَلَّفُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَخَرَجَ عَلِيٌّ فَلَحِقَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا كَانَ مَسَاءُ اللَّيْلَةِ الَّتِي فَتَحَهَا اللَّهُ فِي صَبَاحِهَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ - أَوْ لَيَأْخُذَنَّ بِالرَّايَةِ - غَدًا رَجُلٌ يُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَوْ قَالَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَإِذَا نَحْنُ بِعَلِيٍّ وَمَا نَرْجُوهُ فَقَالُوا هَذَا عَلِيٌّ ‏.‏ فَأَعْطَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرَّايَةَ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hatim (yâni İbni İsmail), Yezid b. Ebi Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekva'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Hayber'de Ali, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den geri kalmıştı. Gözleri ağrıyordu. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den geri mi kalacağım, dedi. Ve Ali hemen yola çıkarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişti. Sabahında Allah'ın fethi müyesser kıldığı gecenin akşamı olunca Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu sancağı mutlaka vereceğim yahut bu sancağı yarın mutlaka Allah'ın ve Resulünün sevdiği bir adam alacaktır. Veya Allah'ı ve Resulünü seven bir adam alacaktır. Allah ona fethi müyesser kılacaktır.» buyurdu. Bir de ne görelim, bu zât Ali imiş. Halbuki biz onu ummuyorduk. Ashab: İşte Ali! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de sancağı ona verdi. Ve Allah fethi ona müyesser kıldı.

Sahih Muslim 6224

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَشُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَيَّانَ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ حَيَّانَ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَحُصَيْنُ بْنُ سَبْرَةَ، وَعُمَرُ بْنُ مُسْلِمٍ إِلَى زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ فَلَمَّا جَلَسْنَا إِلَيْهِ قَالَ لَهُ حُصَيْنٌ لَقَدْ لَقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْرًا كَثِيرًا رَأَيْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعْتَ حَدِيثَهُ وَغَزَوْتَ مَعَهُ وَصَلَّيْتَ خَلْفَهُ لَقَدْ لَقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْرًا كَثِيرًا حَدِّثْنَا يَا زَيْدُ مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - يَا ابْنَ أَخِي وَاللَّهِ لَقَدْ كَبِرَتْ سِنِّي وَقَدُمَ عَهْدِي وَنَسِيتُ بَعْضَ الَّذِي كُنْتُ أَعِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا حَدَّثْتُكُمْ فَاقْبَلُوا وَمَا لاَ فَلاَ تُكَلِّفُونِيهِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فِينَا خَطِيبًا بِمَاءٍ يُدْعَى خُمًّا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَوَعَظَ وَذَكَّرَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ أَلاَ أَيُّهَا النَّاسُ فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ يُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ رَسُولُ رَبِّي فَأُجِيبَ وَأَنَا تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ أَوَّلُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ فَخُذُوا بِكِتَابِ اللَّهِ وَاسْتَمْسِكُوا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَحَثَّ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ وَرَغَّبَ فِيهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَأَهْلُ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ حُصَيْنٌ وَمَنْ أَهْلُ بَيْتِهِ يَا زَيْدُ أَلَيْسَ نِسَاؤُهُ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ قَالَ نِسَاؤُهُ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ وَلَكِنْ أَهْلُ بَيْتِهِ مَنْ حُرِمَ الصَّدَقَةَ بَعْدَهُ ‏.‏ قَالَ وَمَنْ هُمْ قَالَ هُمْ آلُ عَلِيٍّ وَآلُ عَقِيلٍ وَآلُ جَعْفَرٍ وَآلُ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ كُلُّ هَؤُلاَءِ حُرِمَ الصَّدَقَةَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ile Şûca' b. Mahled hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Hayyan rivayet etti. (Dedi ki): Bana Yezid b. Hayyân rivayet etti. (Dedi ki): Ben, Husayn b. Sebrâ ve Ömer b. Müslim, Zeyd b. Erkam'a gittik. Yanına oturduğumuz vakit Husayn ona: Gerçekten yâ Zeyd, sen çok hayırla karşılaştın. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördün; hadisini dinledin; onunla beraber gaza ettin ve arkasında namaz kıldın. Gerçekten yâ Zeyd, sen çok hayırla karşılaştın. Bize yâ Zeyd! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiklerini rivayet et! dedi. Zeyd: Be kardeşim oğlu! Vallahi yaşım geçti; vaktim ilerledi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bellediklerimin bazısını unuttum. Binâenaleyh size ne rivayet etmişsem kabul edin, neyi rivayet etmemişsem onu bana teklif etmeyin! dedi. Sonra şunu söyledi: Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke ile Medine arasında Hum denilen bir suyun başında aramızda hutbe okumak üzere ayağa kalktı ve Allah'a hamdüsenâ etti. Va'z eyledi ve hatırlatma yaptı. Sonra şöyle buyurdu: «Bundan sonra, dikkat edin ey cemaat! Ben ancak bir insanım. Rabbimin resulü gelip de ona icabet etmem yakındır. Ben size iki ağır yük bırakıyorum. Bunların birincisi içinde doğru yol ve nur bulunan Kitâbullah'tır. İmdi Kitâbullah'ı alın ve ona sarılın!» Müteakiben Kitâbullah'a terğib ve teşvikte bulundu. Sonra: «Bir de ehl-i beytimi bırakıyorum... Ehl-i beytim hakkında size Allah'ı hatırlatırım!.. Ehl-i beytim hakkında size Allah'ı hatırlatırım!.. Ehl-i beytim hakkında size Allah'ı hatırlatırım!..» buyurdu. Husayn ona: — Onun ehl-i beyti kimlerdir yâ Zeyd? Kadınları ehl-i beytinden değil midir? diye sordu. Zeyd: — Kadınları ehl-i beytindendir. Lâkin onun ehl-i beyti ondan sonra sadakadan mahrum olanlardır, cevabını verdi. Husayn: — Kimdir onlar? diye sordu. — Onlar Âl-i Ali, Âl-i Akil, Âl-i Ca'fer ve Âl-i Abbâs'tır, dedi. Husayn: — Bunların hepsi sadakadan mahrum mudurlar? dedi. Zeyd: — Evet! cevabını verdi.

Sahih Muslim 6225

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِهِ بِمَعْنَى حَدِيثِ زُهَيْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Bekkâr b. Reyyân da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hassan (yani İbni İbrahim), Said b. Mesrûk'dan, o da Yezid b. Hayyan'dan, o da Zeyd b. Erkam'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Ve hadisi yukarıki hadis gibi, Züheyr'in hadisi manasında nakletti.

Sahih Muslim 6226

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي حَيَّانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ وَزَادَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ ‏ "‏ كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ مَنِ اسْتَمْسَكَ بِهِ وَأَخَذَ بِهِ كَانَ عَلَى الْهُدَى وَمَنْ أَخْطَأَهُ ضَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir haber verdi. Her iki râvi, Ebû Hayyan'dan bu isnadla İsmail'in hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadisinde şu ziyade vardır: «Allah'ın kitabı ki, onda doğru yol ve nur vardır. Her kim ona tutulur ve onunla amel ederse doğru yolda olur. Ve her kim ondan yanılırsa sapar.»

Sahih Muslim 6227

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ سَعِيدٍ، - وَهُوَ ابْنُ مَسْرُوقٍ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ لَقَدْ رَأَيْتَ خَيْرًا ‏.‏ لَقَدْ صَاحَبْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَلَّيْتَ خَلْفَهُ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِ أَبِي حَيَّانَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنِّي تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ أَحَدُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ هُوَ حَبْلُ اللَّهِ مَنِ اتَّبَعَهُ كَانَ عَلَى الْهُدَى وَمَنْ تَرَكَهُ كَانَ عَلَى ضَلاَلَةٍ ‏"‏ ‏.‏ وَفِيهِ فَقُلْنَا مَنْ أَهْلُ بَيْتِهِ نِسَاؤُهُ قَالَ لاَ وَايْمُ اللَّهِ إِنَّ الْمَرْأَةَ تَكُونُ مَعَ الرَّجُلِ الْعَصْرَ مِنَ الدَّهْرِ ثُمَّ يُطَلِّقُهَا فَتَرْجِعُ إِلَى أَبِيهَا وَقَوْمِهَا أَهْلُ بَيْتِهِ أَصْلُهُ وَعَصَبَتُهُ الَّذِينَ حُرِمُوا الصَّدَقَةَ بَعْدَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Bekkâr b. Reyyân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hassan (yani İbni İbrahim), Said'den (bu zat İbni Mesrûk'dur), o da Yezid b. Hayyan'dan, o da Zeyd b. Erkam'dan naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Onun yanına girdik ve kendisine: Gerçekten sen çok hayır gördün. Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sohbetinde bulundun ve arkasında namaz kıldın... dedik. Ve râvi hadisi, Ebû Hayyan'ın hadisi gibi nakletmiştir. Yalnız o şöyle demiştir: «Dikkat edin, ben sizin aranızda iki ağır yük bırakıyorum. Bunların biri Allah (Azze ve Celle)'nin kitabıdır. O, Allah'ın ipidir. Her kim ona tâbi olursa doğru yolda, kim terk ederse delâlette olur.» Bu hadiste şu ibare de vardır: «Bunun üzerine biz: — Onun ehl-i beyti kimlerdir? Kadınları mı? dedik. Zeyd: — Hayır! Allah'a yemin olsun! Hakikaten kadın, zamanın bir kısmında erkekle beraber olur. Sonra onu boşar da kadın babasına ve kavmine döner. Onun ehl-i beyti, aslı ve ondan sonra sadakadan mahrum olan asabesidir, dedi.»

Sahih Muslim 6228

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ اسْتُعْمِلَ عَلَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ مِنْ آلِ مَرْوَانَ - قَالَ - فَدَعَا سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ فَأَمَرَهُ أَنْ يَشْتِمَ عَلِيًّا - قَالَ - فَأَبَى سَهْلٌ فَقَالَ لَهُ أَمَّا إِذْ أَبَيْتَ فَقُلْ لَعَنَ اللَّهُ أَبَا التُّرَابِ ‏.‏ فَقَالَ سَهْلٌ مَا كَانَ لِعَلِيٍّ اسْمٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَبِي التُّرَابِ وَإِنْ كَانَ لَيَفْرَحُ إِذَا دُعِيَ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ أَخْبِرْنَا عَنْ قِصَّتِهِ لِمَ سُمِّيَ أَبَا تُرَابٍ قَالَ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ فَاطِمَةَ فَلَمْ يَجِدْ عَلِيًّا فِي الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَىْءٌ فَغَاضَبَنِي فَخَرَجَ فَلَمْ يَقِلْ عِنْدِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لإِنْسَانٍ ‏"‏ انْظُرْ أَيْنَ هُوَ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هُوَ فِي الْمَسْجِدِ رَاقِدٌ ‏.‏ فَجَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ قَدْ سَقَطَ رِدَاؤُهُ عَنْ شِقِّهِ فَأَصَابَهُ تُرَابٌ فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُهُ عَنْهُ وَيَقُولُ ‏"‏ قُمْ أَبَا التُّرَابِ قُمْ أَبَا التُّرَابِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz (yâni İbni Ebi Hâzim) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: Medine'ye Mervan hanedanından bir zât vali tâyin edildi. (Bu zat) Sehl b. Sa'd'ı çağırarak Ali'ye sövmesini emretti. Sehl buna razı olmadı. Vali ona: — Madem ki buna razı olmuyorsun, (hiç olmazsa) Allah Ebû't-Türab'a lanet etsin de! dedi. Bunun üzerine Sehl şunu söyledi: — Ali'nin kendince Ebû't-Türab'dan daha sevimli bir ismi yoktu. Bu isimle çağrıldığı vakit gerçekten sevinirdi. Bu sefer vali: — Bize onun kıssasını haber ver! Ona niçin Ebû Turab ismi verildi? dedi. Sehl şunu söyledi: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fâtıme'nin evine geldi de Ali'yi evde bulamadı. Ve (Fâtıme'ye): «Amcan oğlu nerede?» diye sordu. Fâtıma: — Aramızda bir şey oldu. Beni kızdırdı da çıktı (gitti). Yanımda kaylule yapmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir insana: «Bak şu nerede!» dedi. (Adam gitti.) Geldi ve: — Yâ Resûlallah, o mescitte uyuyor, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onun yanına geldi. Ali uzanmış; örtüsü bir tarafından düşmüş, kendisi topraklanmıştı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) toprağı ondan silmeye başladı ve: «Kalk Ebâ't-Türab! Kalk Ebâ't-Türab!» diyordu.

Sahih Muslim 6229

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَرِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقَالَ لَيْتَ رَجُلاً صَالِحًا مِنْ أَصْحَابِي يَحْرُسُنِي اللَّيْلَةَ ‏.‏ قَالَتْ وَسَمِعْنَا صَوْتَ السِّلاَحِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ أَحْرُسُكَ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سَمِعْتُ غَطِيطَهُ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den, o da Abdullah b. Amir b. Rabia'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusuz kaldı da: «Keşke benim ashabımdan yararlı bir zat bu gece beni korusa.» dedi. Ve silâh sesi işittik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kim o?» dedi. Gelen zat: — Sa'd b. Ebi Vakkâs. Yâ Resûlallah! Seni korumaya geldim, dedi. Âişe demiş ki: «Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyudu. Hattâ horultusunu işittim.»

Sahih Muslim 6230

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَهِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَقْدَمَهُ الْمَدِينَةَ لَيْلَةً فَقَالَ ‏"‏ لَيْتَ رَجُلاً صَالِحًا مِنْ أَصْحَابِي يَحْرُسُنِي اللَّيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَبَيْنَا نَحْنُ كَذَلِكَ سَمِعْنَا خَشْخَشَةَ سِلاَحٍ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا جَاءَ بِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَعَ فِي نَفْسِي خَوْفٌ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجِئْتُ أَحْرُسُهُ ‏.‏ فَدَعَا لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَامَ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ رُمْحٍ فَقُلْنَا مَنْ هَذَا

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Yahya b. Said'den, o da Abdullah b. Âmir b. Rabia'dan naklen haber verdi ki: Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelişinde bir gece uyuyamadı. Ve: «Keşke ashabımdan yararlı bir zat bu akşam beni korusa!» dedi. Biz bu halde iken bir silâh hışırtısı işittik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kim o?» dedi. Gelen zât: — Sa'd b. Ebi Vakkâs'ım! cevâbını verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Seni getiren nedir?» diye sordu. Sa'd: — İçime Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir korku düştü de onu korumaya geldim, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona dua etti. Sonra uyudu. İbni Rumh'un rivayetinde: «Biz: — Kim o? dedik...» ifadesi vardır.

Sahih Muslim 6231

حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ أَرِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ ‏.‏

Bize bu hadisi Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdu'l-Vehhab rivayet etti. (Dedi ki): Ben Yahya b. Said'i şunu söylerken işittim: Abdullah b. Âmir b. Rabîa'yı dinledim. Şöyle diyordu: Âişe dedi ki: Bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusuz kaldı... Râvi, Süleyman b. Bilâl'in hadisi gibi rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 6232

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ مَا جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ لأَحَدٍ غَيْرَ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ فَإِنَّهُ جَعَلَ يَقُولُ لَهُ يَوْمَ أُحُدٍ ‏ "‏ ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebi Müzâhim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim (yani İbni Sa'd), babasından, o da Abdullah b. Şeddâd'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Ben Ali'yi şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Sa'd b. Mâlik'ten başka hiçbir kimse için annesiyle babasının isimlerini bir araya getirmemiştir. Çünkü Uhud gününde ona: «At! Babam ve annem sana feda olsun!..» demeye başlamıştı.

Sahih Muslim 6233

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، ح حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَإِسْحَاقُ الْحَنْظَلِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، كُلُّهُمْ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb ile İshâk el-Hanzalî dahi Muhammed b. Bişr'den, o da Mis'ar'dan naklen rivayet ettiler. H. Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Mis'ar'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Sa'd b. İbrahim'den, o da Abdullah b. Şeddâd'dan, o da Ali'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 6234

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman (yani İbni Bilâl), Yahya'dan (bu zat İbni Said'dir), o da Said'den, o da Sa'd b. Ebi Vakkâs'dan naklen rivayet etti. Sa'd şöyle demiş: Gerçekten benim için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud gününde annesiyle babasını bir arada zikretti.

Sahih Muslim 6235

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، رُمْحٍ عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، كِلاَهُمَا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said ile İbni Rumh, Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize İbni Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvehhab rivayet etti. Her iki râvi Yahya b. Said'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 6236

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ بُكَيْرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ لَهُ أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ ‏.‏ قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ قَدْ أَحْرَقَ الْمُسْلِمِينَ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَنَزَعْتُ لَهُ بِسَهْمٍ لَيْسَ فِيهِ نَصْلٌ فَأَصَبْتُ جَنْبَهُ فَسَقَطَ فَانْكَشَفَتْ عَوْرَتُهُ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى نَوَاجِذِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hatim (yani İbni İsmail), Bükeyr b. Mismar'dan, o da Âmir b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud gününde onun için annesi ile babasını bir arada zikretmiş. Sa'd şöyle demiş: Müşriklerden bir adam Müslümanların canlarını yakmıştı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd'a: «At! Babam ve annem sana feda olsun!» buyurmuştu. Sa'd demiş ki: O müşrik için uçsuz bir ok attım ve yan tarafına vurdum. Derhal düştü ve avreti açıldı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Hatta yan dişlerini gördüm.

Sahih Muslim 6237

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي مُصْعَبُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ نَزَلَتْ فِيهِ آيَاتٌ مِنَ الْقُرْآنِ - قَالَ - حَلَفَتْ أُمُّ سَعْدٍ أَنْ لاَ تُكَلِّمَهُ أَبَدًا حَتَّى يَكْفُرَ بِدِينِهِ وَلاَ تَأْكُلَ وَلاَ تَشْرَبَ ‏.‏ قَالَتْ زَعَمْتَ أَنَّ اللَّهَ وَصَّاكَ بِوَالِدَيْكَ وَأَنَا أُمُّكَ وَأَنَا آمُرُكَ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ مَكَثَتْ ثَلاَثًا حَتَّى غُشِيَ عَلَيْهَا مِنَ الْجَهْدِ فَقَامَ ابْنٌ لَهَا يُقَالُ لَهُ عُمَارَةُ فَسَقَاهَا فَجَعَلَتْ تَدْعُو عَلَى سَعْدٍ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْقُرْآنِ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ وَوَصَّيْنَا الإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا‏}‏ ‏{‏ وَإِنْ جَاهَدَاكَ عَلَى أَنْ تُشْرِكَ بِي‏}‏ وَفِيهَا ‏{‏ وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا‏}‏ قَالَ وَأَصَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَنِيمَةً عَظِيمَةً فَإِذَا فِيهَا سَيْفٌ فَأَخَذْتُهُ فَأَتَيْتُ بِهِ الرَّسُولَ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ نَفِّلْنِي هَذَا السَّيْفَ فَأَنَا مَنْ قَدْ عَلِمْتَ حَالَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ رُدُّهُ مِنْ حَيْثُ أَخَذْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى إِذَا أَرَدْتُ أَنْ أُلْقِيَهُ فِي الْقَبَضِ لاَمَتْنِي نَفْسِي فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ أَعْطِنِيهِ ‏.‏ قَالَ فَشَدَّ لِي صَوْتَهُ ‏"‏ رُدُّهُ مِنْ حَيْثُ أَخَذْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنْفَالِ‏}‏ قَالَ وَمَرِضْتُ فَأَرْسَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَانِي فَقُلْتُ دَعْنِي أَقْسِمْ مَالِي حَيْثُ شِئْتُ ‏.‏ قَالَ فَأَبَى ‏.‏ قُلْتُ فَالنِّصْفَ ‏.‏ قَالَ فَأَبَى ‏.‏ قُلْتُ فَالثُّلُثَ ‏.‏ قَالَ فَسَكَتَ فَكَانَ بَعْدُ الثُّلُثُ جَائِزًا ‏.‏ قَالَ وَأَتَيْتُ عَلَى نَفَرٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرِينَ فَقَالُوا تَعَالَ نُطْعِمْكَ وَنَسْقِيكَ خَمْرًا ‏.‏ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ تُحَرَّمَ الْخَمْرُ - قَالَ - فَأَتَيْتُهُمْ فِي حَشٍّ - وَالْحَشُّ الْبُسْتَانُ - فَإِذَا رَأْسُ جَزُورٍ مَشْوِيٌّ عِنْدَهُمْ وَزِقٌّ مِنْ خَمْرٍ - قَالَ - فَأَكَلْتُ وَشَرِبْتُ مَعَهُمْ - قَالَ - فَذُكِرَتِ الأَنْصَارُ وَالْمُهَاجِرُونَ عِنْدَهُمْ فَقُلْتُ الْمُهَاجِرُونَ خَيْرٌ مِنَ الأَنْصَارِ - قَالَ - فَأَخَذَ رَجُلٌ أَحَدَ لَحْيَىِ الرَّأْسِ فَضَرَبَنِي بِهِ فَجَرَحَ بِأَنْفِي فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيَّ - يَعْنِي نَفْسَهُ - شَأْنَ الْخَمْرِ ‏{‏ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنْصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ‏}‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hasen b. Musa rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Simâk b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Mus'ab b. Sa'd, babasından rivayet etti ki Kur'an'dan bazı âyetler onun hakkında inmiş. Sa'd şöyle demiş: Sa'd'ın annesi, dininden dönmedikçe ebediyen onunla konuşmayacağına ve yiyip içmeyeceğine yemin etti. Dedi ki: — Sen Allah'ın annenle babanı sana vasiyet ettiğini söylüyorsun. Ben senin annenim, sana bunu ben emrediyorum. Sa'd devamla şunu söylemiş: Annem üç gün bekledi, hatta bitaplıktan bayıldı. Bunun üzerine Umâre denilen bir oğlu kalkarak ona su verdi. Annem Sa'd'a beddua etmeye başladı. Az sonra Allah (Azze ve Celle) Kur'an'da şu âyeti indirdi: «Biz insana annesiyle babasına güzel muamelede bulunmasını vasiyet ettik. Şayet bana şirk koşman için seninle mücahede ederlerse...» Bu âyette şu da vardır: «Ama onlarla dünyada iyi geçin.» Sa'd demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) büyük bir ganimet almıştı. Bir de baktım, ganimetin içinde bir kılıç var! Hemen onu alarak Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) getirdim ve: — Bu kılıcı bana bahşet! Ben hâlini bildiğin bir kimseyim, dedim. «Onu aldığın yere iade et!» buyurdu. Ben de gittim. Tam onu ganimet yerine koymak istediğim sırada nefsim beni ayıpladı ve tekrar ona dönerek: — Bunu bana ver! dedim. Bana karşı sesini yükselterek: «Onu aldığın yere koy!» buyurdu. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle): «Sana ganimetleri soruyorlar...» âyetini indirdi. Sa'd demiş ki: Ben hastalandım da Nebi'ye (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haber gönderdim. Hemen geldi. — Bana müsaade buyur, malımı dilediğim yere taksim edeyim, dedim. Razı olmadı. — Yarısını! dedim. Yine razı olmadı. — Öyle ise üçte birini! dedim. Ses çıkarmadı. Artık ondan sonra üçte bir vasiyet caiz oldu. Sa'd demiş ki: Ensar ve muhacirlerden müteşekkil birkaç kişinin yanına geldim de: — Gel, seni doyuralım ve sana şarap sunalım, dediler. Bu mesele şarap haram kılınmazdan önce idi. Onların yanına bir haş içinde iken vardım. Haş, bahçe demektir. Bir de baktım, yanlarında kızartılmış bir deve kellesi, bir tulum da şarap var! Onlarla beraber yedim, içtim. Derken onların yanında Ensar'la muhacirlerin sözü edildi. Ben: — Muhacirler Ensar'dan daha hayırlıdır, dedim. Bunun üzerine bir adam, kellenin iki çene kemiğinden birini aldı ve bana onunla vurarak burnumu yaraladı. Hemen Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek ona haber verdim. Müteakiben Allah (Azze ve Celle) benim hakkımda — kendisini kastediyor — şarabın hükmünü indirdi: «Şarap, kumar, dikili taşlar ve oklar şeytan işi pis şeylerdir.»

Sahih Muslim 6238

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ أُنْزِلَتْ فِيَّ أَرْبَعُ آيَاتٍ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ زُهَيْرٍ عَنْ سِمَاكٍ وَزَادَ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ قَالَ فَكَانُوا إِذَا أَرَادُوا أَنْ يُطْعِمُوهَا شَجَرُوا فَاهَا بِعَصًا ثُمَّ أَوْجَرُوهَا ‏.‏ وَفِي حَدِيثِهِ أَيْضًا فَضَرَبَ بِهِ أَنْفَ سَعْدٍ فَفَزَرَهُ وَكَانَ أَنْفُ سَعْدٍ مَفْزُورًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Benim hakkımda dört âyet indirildi... Râvi, hadisi Züheyr'in Simâk'tan rivayet ettiği hadisin mânâsında nakletmiştir. Şu'be'nin hadisinde şu ziyade de vardır: «Ona yemek vermek istedikleri zaman ağzını bir sopayla açar, sonra yiyeceği ağzına dökerlerdi.» Yine Şu'be'nin hadisinde: «O kelle kemiğiyle Sa'd'ın burnuna vurdu ve onu yardı. Sa'd'ın burnu yarık idi.» cümlesi de vardır.

Sahih Muslim 6239

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، فِيَّ نَزَلَتْ ‏{‏ وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي سِتَّةٍ أَنَا وَابْنُ مَسْعُودٍ مِنْهُمْ وَكَانَ الْمُشْرِكُونَ قَالُوا لَهُ تُدْنِي هَؤُلاَءِ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman, Süfyân'dan, o da Mikdâm b. Şureyh'den, o da babasından, o da Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sa'd: «Sabah akşam Rablerine dua eden kimseleri kovma!» âyeti benim hakkımda indi, demiş. Şunu da söylemiş: Bu âyet altı kişi hakkında inmiştir. Ben ve İbn Mes'ûd onlardanız. Müşrikler ona: «Sen bunları kendine yaklaştırıyorsun.» demişlerdi.

Sahih Muslim 6240

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَسَدِيُّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سِتَّةَ نَفَرٍ فَقَالَ الْمُشْرِكُونَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم اطْرُدْ هَؤُلاَءِ لاَ يَجْتَرِئُونَ عَلَيْنَا ‏.‏ قَالَ وَكُنْتُ أَنَا وَابْنُ مَسْعُودٍ وَرَجُلٌ مِنْ هُذَيْلٍ وَبِلاَلٌ وَرَجُلاَنِ لَسْتُ أُسَمِّيهِمَا فَوَقَعَ فِي نَفْسِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقَعَ فَحَدَّثَ نَفْسَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ‏}‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Abdillah El-Esedi, İsrail'den, o da Mikdam b. Şureyh'den, o da babasından, o da Sa'd'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte altı nefer idik. Müşrikler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: — Bunları kov! Bize karşı cüretkârlıkta bulunmasınlar, dediler. (Bu altı kişi), ben, İbni Mes'ud, Hüzeyl kabilesinden bir zat, Bilâl ve isimlerini veremiyeceğim iki adam idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kalbine Allah ne diledi ise o geldi. Ve içinden bir şeyler geçirdi. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle): «Allah'ın rızasını dileyerek akşam sabah ona dua eden kimseleri kovma.» âyet-i kerimesini indirdi.

Sahih Muslim 6241

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، وَحَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالُوا حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، - وَهُوَ ابْنُ سُلَيْمَانَ - قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ لَمْ يَبْقَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ تِلْكَ الأَيَّامِ الَّتِي قَاتَلَ فِيهِنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ طَلْحَةَ وَسَعْدٍ ‏.‏ عَنْ حَدِيثِهِمَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebi Bekr El-Mukaddemi ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'la rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Mu'temir (bu zât İbni Süleyman'dır) rivayet etti. (Dedi ki): Babamdan, o da Ebû Osman'dan naklen dinledim. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile onun harbettiği günlerin bazısında beraber bulunanlardan Talha ile Sa'd'dan başka kimse kalmadı. Bu söz onların hadislerinden alınmadır.

Sahih Muslim 6242

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ نَدَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَحَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amru'n-Nakıd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. İbni Münkedir demiş ki: Ben Câbir'i şunu söylerken işittim: Hendek günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanları (cihada) çağırdı. Ve Zübeyr buna icabet etti. Sonra tekrar çağırdı, (yine) Zübeyr icabet etti. Sonra tekrar çağırdı, (yine) Zübeyr icabet etti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her Nebinin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr'dir.» buyurdular.

Sahih Muslim 6243

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كِلاَهُمَا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏

{m-48} Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Hişâm b. Urve'den rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb ile İshâk b. İbrahim hep birden Vekî'den rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize Süfyân rivayet etti. Her iki râvi Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen İbnü Uyeyne'nin hadisi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 6244

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ الْخَلِيلِ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ مُسْهِرٍ، قَالَ إِسْمَاعِيلُ أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَعُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، يَوْمَ الْخَنْدَقِ مَعَ النِّسْوَةِ فِي أُطُمِ حَسَّانٍ فَكَانَ يُطَأْطِئُ لِي مَرَّةً فَأَنْظُرُ وَأُطَأْطِئُ لَهُ مَرَّةً فَيَنْظُرُ فَكُنْتُ أَعْرِفُ أَبِي إِذَا مَرَّ عَلَى فَرَسِهِ فِي السِّلاَحِ إِلَى بَنِي قُرَيْظَةَ ‏.‏ قَالَ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُرْوَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ قَالَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لأَبِي فَقَالَ وَرَأَيْتَنِي يَا بُنَىَّ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَمَا وَاللَّهِ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ أَبَوَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Halil ile Süveyd b. Said, ikisi birden İbni Müshir'den rivayet ettiler. İsmail dedi ki: Bize Ali b. Müshir, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Abdullah b. Zübeyr'den naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Hendek günü ben ve Ömer b. Ebî Seleme kadınlarla birlikte Hassân'ın kal'asında idik. Bazen o bana belini eğiltir, ben bakardım; bazen de ben ona belimi eğiltir, o bakardı. Babamı, atı üzerinde silâh içinde Benî Kureyza'ya geçtiği vakit tanırdım. Râvi diyor ki: Bana Abdullah b. Urve dahi Abdullah b. Zübeyr'den naklen haber verdi. Abdullah demiş ki: Ben bunu babama andım da: — Beni gördün mü oğulcuğum? dedi. — Evet! cevabını verdim. — Beri bak! Vallahi o gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim için anne ve babasını cem ederek: «Babam ve annem sana feda olsun!» buyurdular, dedi.

Sahih Muslim 6245

وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ الْخَنْدَقِ كُنْتُ أَنَا وَعُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ فِي الأُطُمِ الَّذِي فِيهِ النِّسْوَةُ يَعْنِي نِسْوَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ فِي هَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُرْوَةَ فِي الْحَدِيثِ وَلَكِنْ أَدْرَجَ الْقِصَّةَ فِي حَدِيثِ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ الزُّبَيْرِ ‏.‏

{m-49} Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Hişâm'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Zübeyr'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Hendek (harbi) günü gelince ben ve Ömer b. Ebû Seleme, kadınların, yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarının bulunduğu kal'ada idik... Râvi, hadisi İbni Müshir'in bu isnaddaki hadisi mânâsında nakletmiş. O, bu hadiste Abdullah b. Urve'yi anmamıştır. Lâkin kıssayı Hişâm'ın babasından, onun da İbni Zübeyr'den naklettiği hadise dercetmiştir.

Sahih Muslim 6246

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى حِرَاءٍ هُوَ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَطَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ فَتَحَرَّكَتِ الصَّخْرَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اهْدَأْ فَمَا عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz (yâni İbni Muhammed), Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha ve Zübeyr Hira dağının üzerinde bulunuyorlarmış. Derken kaya sarsılmış. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakin ol! Senin üzerinde ancak bir Nebi yahut sıddık yahut şehid bulunmaktadır.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 6247

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْدِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى جَبَلِ حِرَاءٍ فَتَحَرَّكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اسْكُنْ حِرَاءُ فَمَا عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏ وَعَلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَطَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ رضى الله عنهم ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muhammed b. Yezid b. Huneys ile Ahmed b. Yûsuf El-Ezdi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İsmail b. Ebi Üveys rivayet etti. (Dedi ki): Bana Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den, o da Süheyl b. Ebi Sâlih'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hira dağının üzerinde bulunuyormuş. Derken dağ sallanmış. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakin ol Hira! Senin üzerinde ancak bir Nebi yahut sıddık yahut şehid bulunmaktadır.» buyurmuşlar. Dağın üzerinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr ve Sa'd b. Ebi Vakkâs (Radiyallahu anhûm) bulunuyorlarmış.

Sahih Muslim 6248

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، وَعَبْدَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ أَبَوَاكَ وَاللَّهِ مِنَ الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Numeyr ile Abde rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hişam, babasından rivayet etti. (Demiş ki): Bana Âişe: «Vallahi senin iki baban, kendilerine yara isabet etmişken Allah ve Resulüne icabet edenlerdendir.» dedi.

Sahih Muslim 6249

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ تَعْنِي أَبَا بَكْرٍ وَالزُّبَيْرَ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Üsâme rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm bu isnadla rivayet etti. «Âişe bununla Ebû Bekr ve Zübeyr'i kastediyor.» cümlesini de ilâve etti.

Sahih Muslim 6250

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنِ الْبَهِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ كَانَ أَبَوَاكَ مِنَ الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb Muhammed b. Alâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail, Behiy'den, o da Urve'den naklen rivayet etti. Urve şöyle demiş: Bana Âişe: «Senin iki baban, kendilerine yara isabet ettikten sonra Allah'a ve Resulüne icabet eden kimselerdendir.» dedi.

Sahih Muslim 6251

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينًا وَإِنَّ أَمِينَنَا أَيَّتُهَا الأُمَّةُ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Uleyye, Hâlid'den rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid, Ebû Kılâbe'den naklen haber verdi. (Dedi ki): Enes şunları söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her ümmetin bir emini vardır. Bizim eminimiz de, ey ümmet, Ebû Ubeyde b. Cerrâh'tır.» buyurdular.

Sahih Muslim 6252

حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - وَهُوَ ابْنُ سَلَمَةَ - عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أَهْلَ الْيَمَنِ، قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ابْعَثْ مَعَنَا رَجُلاً يُعَلِّمْنَا السُّنَّةَ وَالإِسْلاَمَ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَ بِيَدِ أَبِي عُبَيْدَةَ فَقَالَ ‏ "‏ هَذَا أَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Affân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad (bu zât İbni Seleme'dir.) Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki: Yemenliler Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Bizimle birlikte bizlere sünneti ve İslâm'ı öğretecek bir zât gönder, demişler. Enes demiş ki: Hemen Ebû Ubeyde'nin elinden tuttu ve: «Bu ümmetin emini budur.» buyurdular.

Sahih Muslim 6253

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، يُحَدِّثُ عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ جَاءَ أَهْلُ نَجْرَانَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْعَثْ إِلَيْنَا رَجُلاً أَمِينًا ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ لأَبْعَثَنَّ إِلَيْكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ حَقَّ أَمِينٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَاسْتَشْرَفَ لَهَا النَّاسُ - قَالَ - فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Ebû İshâk'ı Sile b. Züfer'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet ederken dinledim. Huzeyfe şöyle demiş: Necranlılar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resûlallah! Bize emin bir zât gönder! dediler. Bunun üzerine: «Size hakkıyla emin, hakkıyla emin bir zât göndereceğim!» buyurdular. Halk bu velâyete ermek için hemen ileri atıldılar. Fakat o, Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ı gönderdi.

Sahih Muslim 6254

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvud El-Haferi haber verdi. (Dedi ki): Bize Süfyân, Ebû İshâk'dan bu isnadla bu hadisin benzerini rivayet etti.

Sahih Muslim 6255

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ لِحَسَنٍ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ وَأَحْبِبْ مَنْ يُحِبُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ubeydullah b. Ebi Yezid, Nâfi' b. Cübeyr'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: (Nebi s.a.v.) Hasan için: «Allah'ım! Ben bunu seviyorum, onu sen de sev! Onu seveni de sev!» diye duâ buyurmuşlar.

Sahih Muslim 6256

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَائِفَةٍ مِنَ النَّهَارِ لاَ يُكَلِّمُنِي وَلاَ أُكَلِّمُهُ حَتَّى جَاءَ سُوقَ بَنِي قَيْنُقَاعَ ثُمَّ انْصَرَفَ حَتَّى أَتَى خِبَاءَ فَاطِمَةَ فَقَالَ ‏"‏ أَثَمَّ لُكَعُ أَثَمَّ لُكَعُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي حَسَنًا فَظَنَنَّا أَنَّهُ إِنَّمَا تَحْبِسُهُ أُمُّهُ لأَنْ تُغَسِّلَهُ وَتُلْبِسَهُ سِخَابًا فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ جَاءَ يَسْعَى حَتَّى اعْتَنَقَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا صَاحِبَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ وَأَحْبِبْ مَنْ يُحِبُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Ubeydullah b. Ebi Yezid'den, o da Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte günün bir kısmında sokağa çıktım. O benimle konuşmuyor, ben de onunla konuşmuyordum. Nihayet Benî Kaynuka Pazarına geldi. Sonra ayrılıp gitti ve Fâtıme'nin evine gelerek: «Ufaklık burada mı? Ufaklık burada mı?» diye sordu. Hasan'ı kastediyordu. Anladık ki annesi onu tertemiz yıkayıp giydirmek ve boynuna güzel kokulu gerdanlık takmak için alıkoymuş. Çok geçmeden koşarak geldi ve birbirlerine sarmaştılar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Ben bunu seviyorum. Onu sen de sev! Onu seveni de sev!» diye dua buyurdular.

Sahih Muslim 6257

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ ثَابِتٍ - حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، قَالَ رَأَيْتُ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ عَلَى عَاتِقِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Adiy'den rivayet etti. (Bu zât İbni Sâbit'tir.) Bize Berâ' b. Âzib rivayet etti. (Dedi ki): Hasan b. Ali'yi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in omuzunda gördüm. Kendisi: «Allah'ım! Ben bunu seviyorum; onu sen de sev!» diye duâ ediyordu.

Sahih Muslim 6258

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالَ ابْنُ نَافِعٍ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ ثَابِتٍ - عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاضِعًا الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ عَلَى عَاتِقِهِ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr ile Ebû Bekr b. Nâfi' rivayet ettiler. İbnü Nâfi' dedi ki: Bize Gunder rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Adiy'den (bu zat İbni Sabit'dir.) O da Bera'dan naklen rivayet etti. Bera' şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hasan b. Ali'yi omzuna koyduğunu gördüm: «Allah'ım! Ben bunu seviyorum; onu sen de sev!» diyordu.

Sahih Muslim 6259

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الرُّومِيِّ الْيَمَامِيُّ، وَعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَمَّارٍ - حَدَّثَنَا إِيَاسٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ قُدْتُ بِنَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ حَتَّى أَدْخَلْتُهُمْ حُجْرَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا قُدَّامَهُ وَهَذَا خَلْفَهُ ‏.‏

Bana Abdullah b. Rûmi El-Yemâmi ile Abbâs b. Abdi'l-Azim El-Anberi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Nadr b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): Bize İkrime (bu zât İbni Ammâr'dır.) rivayet etti. (Dedi ki): Bize İyâs babasından rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Hasan ve Hüseyn'le birlikte Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in alaca katırını yedettim. Kendilerini ta Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hücresine götürdüm. Biri önünde, biri arkasında idi.

Sahih Muslim 6260

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، قَالَتْ قَالَتْ عَائِشَةُ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غَدَاةً وَعَلَيْهِ مِرْطٌ مُرَحَّلٌ مِنْ شَعْرٍ أَسْوَدَ فَجَاءَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ فَأَدْخَلَهُ ثُمَّ جَاءَ الْحُسَيْنُ فَدَخَلَ مَعَهُ ثُمَّ جَاءَتْ فَاطِمَةُ فَأَدْخَلَهَا ثُمَّ جَاءَ عَلِيٌّ فَأَدْخَلَهُ ثُمَّ قَالَ ‏{‏ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا‏}‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Bişr Zekeriyya'dan, o da Mus'ab b. Şeybe'den, o da Safiyye binti Şeybe'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Âişe şunları söyledi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde siyah yünden ma'mul nakışlı bir örtü olduğu hâlde sabahleyin (evden) çıktı. Derken Hasan b. Ali geldi. Onu örtünün içine aldı, sonra Hüseyn geldi, o da beraberinde girdi. Sonra Fâtime geldi. Onu da içeri aldı. Sonra Ali geldi. Onu da içeri aldı. Sonra: «Ey Ehl-i Beyt! Allah ancak ve ancak sizden ricsi gidermek ve sizi tertemiz paklamak istiyor.» [Ahzab 33] âyetini okudu.

Sahih Muslim 6261

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَا كُنَّا نَدْعُو زَيْدَ بْنَ حَارِثَةَ إِلاَّ زَيْدَ بْنَ مُحَمَّدٍ حَتَّى نَزَلَ الْقُرْآنُ ‏{‏ ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ‏}‏ قَالَ الشَّيْخُ أَبُو أَحْمَدَ مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى أَخْبَرَنَا أَبُو الْعَبَّاسِ السَّرَّاجُ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُوسُفَ الدُّوَيْرِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ya'kub b. Abdirrahman El-Kaâri, Musa b. Ukbe'den, o da Salim b. Abdillah'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Ki babası şöyle diyormuş: Biz Zeyd b. Hârise'yi, Zeyd b. Muhammed'den başka bir isimle çağırmıyorduk. Nihayet Kur'ân'da: «Onları babalarının adları ile çağırın. Allah indinde bu daha âdilâne bir harekettir.» [Ahzab 5] âyeti indi. Şeyh Ebû Ahmed Muhammed b. İsa (Dedi ki): Bize Ebû'l-Abbas Es-Serrâc ile Muhammed b. Abdillah b. Yûsuf Ed-Düveyri haber verdiler. (Dediler ki): Bize Kuteybe b. Said bu hadisi rivayet etti.

Sahih Muslim 6262

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي سَالِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bana Ahmed b. Said Ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Habbân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Musa b. Ukbe rivayet etti. (Dedi ki): Bana Salim, Abdullah'dan bu hadisin mislini rivayet etti.

Sahih Muslim 6263

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا - إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ فَطَعَنَ النَّاسُ فِي إِمْرَتِهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمْرَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمْرَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمْرَةِ وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya: Ahberanâ, ötekiler: Haddesenâ tâbirini kullandılar. (Dediler ki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer) Abdullah b. Dinar'dan naklen rivayet etti ki kendisi İbni Ömer'i şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordu gönderdi de üzerlerine Usame b. Zeyd'i kumandan tayin etti. Halk onun kumandanlığına ta'n ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak şöyle buyurdu: «Siz bunun kumandanlığına dil uzatıyorsanız, bundan önce onun babasının kumandanlığına da dil uzatıyordunuz. Allah'a yemin olsun ki, o kumandanlığa lâyık idi. Ve gerçekten benim için insanların en sevimlilerindendi. Hiç şüphe yok ki, ondan sonra bu da benim için insanların en sevimlilerindendir.»

Sahih Muslim 6264

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُمَرَ، - يَعْنِي ابْنَ حَمْزَةَ - عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏ "‏ إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ - يُرِيدُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ - فَقَدْ طَعَنْتُمْ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلِهِ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لَهَا ‏.‏ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لأَحَبَّ النَّاسِ إِلَىَّ ‏.‏ وَايْمُ اللَّهِ إِنَّ هَذَا لَهَا لَخَلِيقٌ - يُرِيدُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ - وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لأَحَبَّهُمْ إِلَىَّ مِنْ بَعْدِهِ فَأُوصِيكُمْ بِهِ فَإِنَّهُ مِنْ صَالِحِيكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Ömer'den (yani İbni Hamza'dan), o da Sâlim'den, o da babasından naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), minber üzerinde olduğu hâlde Üsâme b. Zeyd'i kastederek şöyle buyurmuşlar: «Siz onun kumandanlığına dil uzatıyorsanız, ondan evvel babasının kumandanlığına da dil uzatmıştınız. Allah'a yemin olsun ki o, bu işe lâyıktı. Allah'a yemin olsun ki benim için insanların en sevimlisi idi. Allah'a yemin olsun ki bu da kumandanlığa lâyıktır. Üsâme b. Zeyd'i kastediyor. Allah'a yemin olsun ki ondan sonra gerçekten benim için insanların en sevimlisi olmuştur. Şimdi onu size tavsiye ederim. Çünkü o sizin sâlihlerinizdendir.»

Sahih Muslim 6265

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُلَيْكَةَ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ لاِبْنِ الزُّبَيْرِ أَتَذْكُرُ إِذْ تَلَقَّيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَنْتَ وَابْنُ عَبَّاسٍ قَالَ نَعَمْ فَحَمَلَنَا وَتَرَكَكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Uleyye, Habib b. Şehid'den, o da Abdullah b. Müleyke'den naklen rivayet etti. Abdullah b. Ca'fer, İbnü'z-Zübeyr'e: «Hatırlar mısın, hani ben, sen ve İbni Abbâs Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i karşılamıştık?» demiş. O da: «Evet!» cevabını vermiş. Abdullah: «Bizi hayvanına bindirdi de seni bıraktı.» demiş.

Sahih Muslim 6266

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَإِسْنَادِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Habib b. Şehid'den naklen İbni Uleyye'nin hadisinin benzerini, onun isnadıyla haber verdi.

Sahih Muslim 6267

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ، يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مُوَرِّقٍ الْعِجْلِيِّ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ تُلُقِّيَ بِصِبْيَانِ أَهْلِ بَيْتِهِ - قَالَ - وَإِنَّهُ قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ فَسُبِقَ بِي إِلَيْهِ فَحَمَلَنِي بَيْنَ يَدَيْهِ ثُمَّ جِيءَ بِأَحَدِ ابْنَىْ فَاطِمَةَ فَأَرْدَفَهُ خَلْفَهُ - قَالَ - فَأُدْخِلْنَا الْمَدِينَةَ ثَلاَثَةً عَلَى دَابَّةٍ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Ebû Bekr: Haddesenâ, Yahya ise: Ahberanâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Muaviye, Âsim El-Âhvel'den, o da Müverrık El-İclî'den, o da Abdullah b. Ca'fer'den naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferden geldiği vakit ehl-i beytinden birtakım çocuklar tarafından karşılanırdı. Bir defa bir seferden geldi de herkesten önce beni karşılamaya götürdüler. O da beni önüne aldı. Sonra Fâtıme'nin iki oğlundan biri getirildi. Onu da arkasına aldı. Böylece Medine'ye bir hayvan üzerinde üç kişi olarak götürüldük.

Sahih Muslim 6268

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَاصِمٍ، حَدَّثَنِي مُوَرِّقٌ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ تُلُقِّيَ بِنَا - قَالَ - فَتُلُقِّيَ بِي وَبِالْحَسَنِ أَوْ بِالْحُسَيْنِ - قَالَ - فَحَمَلَ أَحَدَنَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَالآخَرَ خَلْفَهُ حَتَّى دَخَلْنَا الْمَدِينَةَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahim b. Süleyman, Âsım'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bana Müverrık rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Ca'fer rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferden geldiği vakit bizim tarafımızdan karşılanırdı. Bir defa benimle Hasan veya Hüseyn tarafından karşılandı da birimizi önüne, öbürümüzü de arkasına bindirdi. Tâ ki Medine'ye dâhil olduk.

Sahih Muslim 6269

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، أَبِي يَعْقُوبَ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، مَوْلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ أَرْدَفَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ خَلْفَهُ فَأَسَرَّ إِلَىَّ حَدِيثًا لاَ أُحَدِّثُ بِهِ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ ‏.‏

Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mehdi b. Meymûn rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Abdillah b. Ebi Ya'kub, Hasen b. Ali'nin azatlısı Hasan b. Sa'd'dan, o da Abdullah b. Ca'fer'den naklen rivayet etti. Abdullah (şöyle demiş): Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni terkisine bindirdi. Ve bana sır olarak bir şey söyledi ki onu insanlardan hiçbirine söylemem.

Sahih Muslim 6270

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ وَوَكِيعٌ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، وَاللَّفْظُ، حَدِيثُ أَبِي أُسَامَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جَعْفَرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَلِيًّا، بِالْكُوفَةِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ خَيْرُ نِسَائِهَا مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ وَخَيْرُ نِسَائِهَا خَدِيجَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ وَأَشَارَ وَكِيعٌ إِلَى السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebû Usâme rivayet ettiler. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme ile İbnü Numeyr, Veki' ve Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde b. Süleyman haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hişam b. Urve'den rivayet etmişlerdir. Lâfız Ebû Usame'nin hadisidir. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usame, Hişam'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ben Abdullah b. Ca'fer'i şunu söylerken işittim. Kufe'de Ali'yi dinledim. Şunları söylüyordu: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Bunların en hayırlı kadını Meryem binti İmran'dır. Ve bunların en hayırlı kadını Hadice binti Huveylid'dir.» buyururken işittim. Ebû Kureyb: «Veki' (bunu söylerken) yerle gökyüzüne işaret etti.» dedi.

Sahih Muslim 6271

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ غَيْرُ مَرْيَمَ بِنْتِ عِمْرَانَ وَآسِيَةَ امْرَأَةِ فِرْعَوْنَ وَإِنَّ فَضْلَ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsenna ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Bunların hepsi Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberi dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be Amr b. Mürra'dan, o da Mürra'dan, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Musa şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Kadınlardan ise Meryem binti İmran ile Fir'avn'ın karısı Âsiye'den başka kemâle eren yoktur. Kadınlar üzerine Âişe'nin üstünlüğü tiridin sâir yiyecekler üzerine üstünlüğü gibidir.» buyurdular.

Sahih Muslim 6272

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى جِبْرِيلُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذِهِ خَدِيجَةُ قَدْ أَتَتْكَ مَعَهَا إِنَاءٌ فِيهِ إِدَامٌ أَوْ طَعَامٌ أَوْ شَرَابٌ فَإِذَا هِيَ أَتَتْكَ فَاقْرَأْ عَلَيْهَا السَّلاَمَ مِنْ رَبِّهَا عَزَّ وَجَلَّ وَمِنِّي وَبَشِّرْهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ لاَ صَخَبَ فِيهِ وَلاَ نَصَبَ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِي رِوَايَتِهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَلَمْ يَقُلْ سَمِعْتُ ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ فِي الْحَدِيثِ وَمِنِّي ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb ve İbni Numeyr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Fudayl Umâra'dan, o da Ebû Zür'a'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim: Cibril, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: «Yâ Resûlallah! İşte Hatice sana yönelmiştir. Beraberinde bir kap vardır ki, içinde katık yahut yiyecek veya içecek vardır. Sana geldiği vakit ona Rabbi (Azze ve Celle)'den ve benden selâm söyle! Hem kendisini cennette (inci) kamışından bir evle müjdele! O evde ne gürültü olacak, ne de meşakkat!» dedi. Ebû Bekr kendi rivayetinde «Ebû Hureyre'den» dedi. «İşittim» demedi. Bu hadiste o: «Benden de selâm et!» cümlesini söylemedi.

Sahih Muslim 6273

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَمُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَشَّرَ خَدِيجَةَ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ قَالَ نَعَمْ بَشَّرَهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ لاَ صَخَبَ فِيهِ وَلاَ نَصَبَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam ve Muhammed b. Bişr El-Abdi, İsmail'den rivayet ettiler. (Demiş ki): Abdullah b. Ebi Evfâ'ya: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hatice'ye cennette bir ev müjdeledi mi? diye sordum. — Evet! Ona cennette kamıştan, içinde gürültü ve meşakkat olmayan bir ev müjdeledi, dedi.

Sahih Muslim 6274

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَجَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mu'temir b. Süleyman ile Cerir haber verdiler. H. Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail b. Ebi Hâlid'den, o da İbni Ebi Evfâ'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 6275

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ بَشَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَدِيجَةَ بِنْتَ خُوَيْلِدٍ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ ‏.‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hatice binti Huveylid'i cennette bir evle müjdelemiştir.

Sahih Muslim 6276

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا غِرْتُ عَلَى امْرَأَةٍ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ وَلَقَدْ هَلَكَتْ قَبْلَ أَنْ يَتَزَوَّجَنِي بِثَلاَثِ سِنِينَ لِمَا كُنْتُ أَسْمَعُهُ يَذْكُرُهَا وَلَقَدْ أَمَرَهُ رَبُّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُبَشِّرَهَا بِبَيْتٍ مِنْ قَصَبٍ فِي الْجَنَّةِ وَإِنْ كَانَ لَيَذْبَحُ الشَّاةَ ثُمَّ يُهْدِيهَا إِلَى خَلاَئِلِهَا ‏.‏

Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usame rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişam, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Hatice'yi kıskandığım kadar hiçbir kadını kıskanmamışımdır. Halbuki o, benimle evlenmesinden üç sene evvel vefat etmişti. Onu andığını işitiyordum da onun için kıskanıyordum. Filhakika Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Rabbi (Azze ve Celle), ona cennette kamıştan bir ev müjdelemesini emir buyurmuştu. Bir de koyun keser, sonra onu Hatice'nin yakınlarına hediye ederdi.

Sahih Muslim 6277

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا غِرْتُ عَلَى نِسَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ عَلَى خَدِيجَةَ وَإِنِّي لَمْ أُدْرِكْهَا ‏.‏ قَالَتْ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ذَبَحَ الشَّاةَ فَيَقُولُ ‏"‏ أَرْسِلُوا بِهَا إِلَى أَصْدِقَاءِ خَدِيجَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَأَغْضَبْتُهُ يَوْمًا فَقُلْتُ خَدِيجَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي قَدْ رُزِقْتُ حُبَّهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Osman rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs b. Gıyâs, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Hatice'den başka Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarını kıskanmadım. Halbuki ona yetişmedim. Âişe demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koyunu kesti mi: «Onu Hatice'nin dostlarına gönderin!» derdi. Bir gün onu kızdırdım: «Hatice mi?» dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana onun sevgisi bahşedildi.» buyurdular.

Sahih Muslim 6278

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ إِلَى قِصَّةِ الشَّاةِ وَلَمْ يَذْكُرِ الزِّيَادَةَ بَعْدَهَا ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb ile Ebû Kureyb hep birden Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hişam, bu isnadla koyun kıssasına kadar Ebû Usâme'nin hadisi gibi rivayette bulundu. Ondan sonraki ziyadeyi anmadı.

Sahih Muslim 6279

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا غِرْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى امْرَأَةٍ مِنْ نِسَائِهِ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ لِكَثْرَةِ ذِكْرِهِ إِيَّاهَا وَمَا رَأَيْتُهَا قَطُّ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Hatice'yi kıskandığım kadar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarından hiçbirini kıskanmamışımdır. Çünkü onu çok anardı. Hâlbuki onu hiç görmemiştim.

Sahih Muslim 6280

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمْ يَتَزَوَّجِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى خَدِيجَةَ حَتَّى مَاتَتْ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hatice vefat edinceye kadar onun üzerine evlenmedi.

Sahih Muslim 6281

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَأْذَنَتْ هَالَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ أُخْتُ خَدِيجَةَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَرَفَ اسْتِئْذَانَ خَدِيجَةَ فَارْتَاحَ لِذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ هَالَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ ‏"‏ ‏.‏ فَغِرْتُ فَقُلْتُ وَمَا تَذْكُرُ مِنْ عَجُوزٍ مِنْ عَجَائِزِ قُرَيْشٍ حَمْرَاءِ الشِّدْقَيْنِ هَلَكَتْ فِي الدَّهْرِ فَأَبْدَلَكَ اللَّهُ خَيْرًا مِنْهَا ‏.‏

Bize Süveyd b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Hatice'nin kız kardeşi Hâle binti Huveylid, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi de, Hatice'nin izin istemesini hatırladı ve bundan memnuniyet duyarak: «Allah'ım! Huveylid'in kızı Hâle!» dedi. Ben derhal kıskandım ve: «Allah sana yerine daha hayırlısını vermişken, çok zaman önce ölmüş Kureyş'in kocakarılarından, çenelerinin içi kırmızı bir kocakarıyı niye anıp duruyorsun!» dedim.

Sahih Muslim 6282

حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ، جَمِيعًا عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي الرَّبِيعِ - حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُرِيتُكِ فِي الْمَنَامِ ثَلاَثَ لَيَالٍ جَاءَنِي بِكِ الْمَلَكُ فِي سَرَقَةٍ مِنْ حَرِيرٍ فَيَقُولُ هَذِهِ امْرَأَتُكَ ‏.‏ فَأَكْشِفُ عَنْ وَجْهِكِ فَإِذَا أَنْتِ هِيَ فَأَقُولُ إِنْ يَكُ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ يُمْضِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Halef b. Hişâm ile Ebu'r-Rabi' hep birden Hammad b. Zeyd'den rivayet ettiler. Lâfız Ebu'r-Rabi'indir. (Dediler ki): Bize Hammad rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti ki (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana üç gece rüyamda gösterildin. Seni bana melek beyaz bir parça ipek içinde getirdi. Ve: İşte hanımın! dedi. Bir de yüzünü açtım, ne göreyim, senmişsin. Artık: Eğer bu Allah'dansa, onu infaz etsin, dedim.» buyurdular.

Sahih Muslim 6283

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize İbnü Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni İdris rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin ikisi birden Hişâm'dan bu isnadla bunun benzerini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 6284

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ وَجَدْتُ فِي كِتَابِي عَنْ أَبِي أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لأَعْلَمُ إِذَا كُنْتِ عَنِّي رَاضِيَةً وَإِذَا كُنْتِ عَلَىَّ غَضْبَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ وَمِنْ أَيْنَ تَعْرِفُ ذَلِكَ قَالَ ‏"‏ أَمَّا إِذَا كُنْتِ عَنِّي رَاضِيَةً فَإِنَّكِ تَقُولِينَ لاَ وَرَبِّ مُحَمَّدٍ وَإِذَا كُنْتِ غَضْبَى قُلْتِ لاَ وَرَبِّ إِبْرَاهِيمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ أَجَلْ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَهْجُرُ إِلاَّ اسْمَكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Ebû Usâme'den hadis rivayet ettiğim kitabımda şunu buldum: Bize Hişâm rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben senin benden razı olduğun ve bana dargın bulunduğun zamanı pekâlâ bilirim.» dedi. Ben: «Bunu nereden biliyorsun?» dedim. «Benden razı isen, hayır, Muhammed'in Rabbi hakkı için; dargınsan, hayır, İbrahim'in Rabbi hakkı için diyorsun.» buyurdu. Ben: «Evet! Vallahi yâ Resûlallah! Ben yalnız senin ismini bırakıyorum.» dedim.

Sahih Muslim 6285

وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلَى قَوْلِهِ لاَ وَرَبِّ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ مَا بَعْدَهُ ‏.‏

Bize bu hadisi İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde, Hişam b. Urve'den bu isnadla «Hayır, İbrahim'in Rabbi hakkı için» cümlesine kadar rivayet etti; ondan sonrasını anmadı.

Sahih Muslim 6286

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَلْعَبُ بِالْبَنَاتِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ وَكَانَتْ تَأْتِينِي صَوَاحِبِي فَكُنَّ يَنْقَمِعْنَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَرِّبُهُنَّ إِلَىَّ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz b. Muhammed, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen haber verdi ki: Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında kızlarla oynarmış. Âişe şöyle demiş: Arkadaşlarım bana gelir, fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den utanarak saklanırlardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onları bana gönderirdi.

Sahih Muslim 6287

حَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ كُنْتُ أَلْعَبُ بِالْبَنَاتِ فِي بَيْتِهِ وَهُنَّ اللُّعَبُ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usame rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize İbnü Numeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Cerir'in hadisinde: «Ben onun evinde kızlarla oynardım. Bunlar oyuncaklardı.» demiştir.

Sahih Muslim 6288

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّاسَ، كَانُوا يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ يَبْتَغُونَ بِذَلِكَ مَرْضَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Kureyb rivayet etti, (Dedi ki): Bize Abde, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki: Halk hediyeleri için Âişe'nin (Nevbet) gününü araştırırlar; bununla Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rızasını dilerlermiş.

Sahih Muslim 6289

حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالَ عَبْدٌ حَدَّثَنِي وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ أَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاطِمَةَ بِنْتَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْذَنَتْ عَلَيْهِ وَهُوَ مُضْطَجِعٌ مَعِي فِي مِرْطِي فَأَذِنَ لَهَا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَزْوَاجَكَ أَرْسَلْنَنِي إِلَيْكَ يَسْأَلْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ وَأَنَا سَاكِتَةٌ - قَالَتْ - فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَىْ بُنَيَّةُ أَلَسْتِ تُحِبِّينَ مَا أُحِبُّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَحِبِّي هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقَامَتْ فَاطِمَةُ حِينَ سَمِعَتْ ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعَتْ إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَتْهُنَّ بِالَّذِي قَالَتْ وَبِالَّذِي قَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَ لَهَا مَا نُرَاكِ أَغْنَيْتِ عَنَّا مِنْ شَىْءٍ فَارْجِعِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُولِي لَهُ إِنَّ أَزْوَاجَكَ يَنْشُدْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ ‏.‏ فَقَالَتْ فَاطِمَةُ وَاللَّهِ لاَ أُكَلِّمُهُ فِيهَا أَبَدًا ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَأَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ بِنْتَ جَحْشٍ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ الَّتِي كَانَتْ تُسَامِينِي مِنْهُنَّ فِي الْمَنْزِلَةِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ أَرَ امْرَأَةً قَطُّ خَيْرًا فِي الدِّينِ مِنْ زَيْنَبَ وَأَتْقَى لِلَّهِ وَأَصْدَقَ حَدِيثًا وَأَوْصَلَ لِلرَّحِمِ وَأَعْظَمَ صَدَقَةً وَأَشَدَّ ابْتِذَالاً لِنَفْسِهَا فِي الْعَمَلِ الَّذِي تَصَدَّقُ بِهِ وَتَقَرَّبُ بِهِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى مَا عَدَا سَوْرَةً مِنْ حَدٍّ كَانَتْ فِيهَا تُسْرِعُ مِنْهَا الْفَيْئَةَ قَالَتْ فَاسْتَأْذَنَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ عَائِشَةَ فِي مِرْطِهَا عَلَى الْحَالَةِ الَّتِي دَخَلَتْ فَاطِمَةُ عَلَيْهَا وَهُوَ بِهَا فَأَذِنَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَزْوَاجَكَ أَرْسَلْنَنِي إِلَيْكَ يَسْأَلْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ ‏.‏ قَالَتْ ثُمَّ وَقَعَتْ بِي فَاسْتَطَالَتْ عَلَىَّ وَأَنَا أَرْقُبُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَرْقُبُ طَرْفَهُ هَلْ يَأْذَنُ لِي فِيهَا - قَالَتْ - فَلَمْ تَبْرَحْ زَيْنَبُ حَتَّى عَرَفْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَكْرَهُ أَنْ أَنْتَصِرَ - قَالَتْ - فَلَمَّا وَقَعْتُ بِهَا لَمْ أَنْشَبْهَا حِينَ أَنْحَيْتُ عَلَيْهَا - قَالَتْ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَبَسَّمَ ‏"‏ إِنَّهَا ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebû Bekr b. Nadr ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd: Haddeseni, ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Muhammed b. Abdirrahman b. Haris b. Hişâm haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe şunu söylemiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri, Fâtıme binti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdiler. O da yanına girmek için izin istedi. Kendisi benimle beraber örtünün altında uzanmıştı. Ona izin verdi. Fâtıme: — Yâ Resûlallah! Zevcelerin beni sana gönderdiler. Senden Ebû Kuhafe'nin kızı hakkında müsavat istiyorlar, dedi. Ben susuyordum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Ey kızcağızım! Sen benim sevdiğimi sevmez misin?» dedi. Fâtıme: — Hay hay! (Severim), dedi. «O hâlde bunu sev!» buyurdular. Fâtıme, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunu işitince kalktı ve Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine dönerek onlara kendi söylediğini ve kendisine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediğini haber verdi. Onlar da kendisine şunu söylediler: — Bize hiçbir şey yaptığını görmüyoruz. Hemen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dön ve ona: Gerçekten zevcelerin Ebû Kuhafe'nin kızı hakkında senden müsavat istiyorlar, de! Fâtıme: — Vallahi onun hakkında ben kendisine ebediyen söz etmem, dedi. Âişe şunları söylemiş: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri onun zevcesi Zeyneb binti Cahş'ı gönderdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in katında mertebece onlardan bana rakip olan da bu idi. Din hususunda Zeyneb'den daha hayırlı hiçbir kadın görmedim. Allah'tan onun kadar korkan, onun kadar doğru söyleyen, onun kadar sılayırahim yapan, ondan çok sadaka veren, verdiği sadakada nefsini onun kadar horlayıp o amelle Allah Teâlâ'ya yakınlık gösteren yoktu. Ancak mizacındaki hiddetten nâşi bir kükremesi vardı ki, ondan da çabuk dönerdi. Zeyneb, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise Âişe ile beraber onun örtüsünün altında, Fâtıme'nin girdiği zamanki hâlde bulunuyordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona da izin verdi. Zeyneb: — Yâ Resûlallah! Zevcelerin beni sana gönderdiler; Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden müsavat istiyorlar, dedi. Sonra bana atıp tuttu ve hakkımda sözü uzattı. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gözetiyor; bana onun hakkında konuşmaya izin verecek mi diye gözüne bakıyordum. Zeyneb devam etti. Nihayet anladım ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), benim kendimi müdafaa etmemi kerih görmeyecek. Zeyneb'e ben atıp tutmaya başlayınca, ona yaptığım hücumda kendisine aman vermedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümseyerek: «Bu Ebû Bekr'in kızıdır!» buyurdular.

Sahih Muslim 6290

حَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ حَدَّثَنِيهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ فِي الْمَعْنَى غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فَلَمَّا وَقَعْتُ بِهَا لَمْ أَنْشَبْهَا أَنْ أَثْخَنْتُهَا غَلَبَةً ‏.‏

Bu hadisi bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz rivayet etti. Abdullah b. Osman demiş ki: Bana bu hadisi Abdullah b. Mübarek'den, o da Yûnus'dan, o da Zührî'den bu isnadla mânâ itibarıyla mislini rivayet etti. Yalnız o şöyle demiştir: «Ona ben atıp tutmaya başladığım vakit kendisine galebe çalarak yenmedikçe aman vermedim.»

Sahih Muslim 6291

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ وَجَدْتُ فِي كِتَابِي عَنْ أَبِي أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَتَفَقَّدُ يَقُولُ ‏ "‏ أَيْنَ أَنَا الْيَوْمَ أَيْنَ أَنَا غَدًا ‏"‏ ‏.‏ اسْتِبْطَاءً لِيَوْمِ عَائِشَةَ ‏.‏ قَالَتْ فَلَمَّا كَانَ يَوْمِي قَبَضَهُ اللَّهُ بَيْنَ سَحْرِي وَنَحْرِي ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Kitabımda Ebû Usâme'den, onun da Hişâm'dan, onun da babasından, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadisi buldum. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) araştırarak: «Bugün ben neredeyim; yarın ben nerede olacağım?» diyor, Âişe'nin nöbet gününü uzak buluyordu. Âişe demiş ki: Benim nöbet günüm gelince Allah onun ruhunu benim göğsümle boğazım arasında kabzetti.

Sahih Muslim 6292